Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4651 E. 2024/1951 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borçlunun temerrüdü↗ izafeten dava↗ teamül↗ başvurma harcı↗ 3095 sayılı kanun↗ davanın konusu↗ hakkın kötüye kullanılması↗ temerrüt tarihi↗ mevduat hesabı↗ oy yasağı↗ yenileme↗ sebepsiz zenginleşme↗ vade↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ ıslah↗ asıl alacak↗ taşıyan↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 30.03.2016 tarihli, 2014/730 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile asıl alacağın davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğu, davacı kurumun hesabı 62 gün vadeli olup, vadenin sonunda hesabın davalı bankada tutulmayacağı hususunun 20.10.2014 tarihinde davalı bankaya bildirildiği, dolayısıyla vadenin yenilenmeyeceği davalı tarafa bildirilmiş olmakla, davalı bankanın mudilinin talimatı doğrultusunda parayı aktarması gerekirken 22.10.2014 tarihinde vade başlattığı, vade başlatmanın davacının irade ve talimatına aykırı bir işlem olup, vade bitiminde çekilmek istenen paranın aktarılmayarak hesapta tutulup davalı banka tarafından yeniden vade başlatılmasının bankacılık uygulamalarına ve yasaya aykırı olduğu, vadeden önce paranın çekilmesi istenmesinin sözkonusu olmadığı, vade bitiminde yeni vade tanınmayarak hesabın aktarılmasının talep edildiği, dolayısıyla vadenin bitiminden paranın aktarıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde davalı bankanın tek taraflı olarak yıllık %8,68 üzerinden faiz uyguladığı, paranın banka nezdinde tutulduğu sürenin 62 gün olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı kurumun talimata rağmen aktarılmayan paranın 478.000,000 TL olduğunu ve vade sona erdiğinden %10 oranında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna (3095 sayılı Kanun) göre temerrüt faizi talep ettiğini bildirerek ıslah suretiyle temerrüt faizi talebinde bulunduğu, nitekim aynı dönemde ticari işlerdeki temerrüt faiz oranı davacının talep ettiği, temerrüt faizi oranı tutarında olup, "Faiz=Ana paraxGecikilen Gün SayısıxFaiz Oranı/360x100" formülünden hareketle yapılan hesaplamada davacının uygulanan faiz oranı farklılığı nedeniyle faiz gelirinin 6.901.534,05 TL olması gerekirken 5.990.531,73TL olduğu, dolayısıyla aradaki farkın 911.002,52TL olduğu, davacının talebinde 365 gün esası üzerinden talepte bulunduğu, talepten fazlaya hüküm verme yasağı nedeniyle 360 gün üzerinden yapılan hesaplamada daha yüksek miktar oluşmasına rağmen davacının talebi ile bağlı kalınarak ana para, gecikilen gün sayısı, faiz oranı belirli olduğundan ıslah suretiyle talep edilen 911.002,53 TL'nin tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesi ile asıl alacak davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulü ile 911.002,53TL'lik faiz alacağının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 13.12.2018 tarihli, 2017/52 E. ve 2018/7916 K. sayılı kararıyla davanın davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paradan 20.10.2014 tarihi itibariyle 478.000.000,00 TL'sinin Vakıflar Bankası Kavaklıdere Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, ıslah dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle temerrüt faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsilinin istendiğini, davalı bankanın, davacının talimatı ile birlikte temerrüde düştüğünü, talep edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte iadesinin gerektiğini, ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçların o davanın konusu yapılamayacağı ve bu durumun ıslah ile temininin de mümkün olmadığı, dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek temerrüt faizi ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde dava tarihinden alacağın davacıya ödendiği tarihe kadar oluşan faiz alacağına da hükmedilmiş olması doğru görülmediği, kararın davalı yararına bozulması gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı vekilinin yukarıda belirtilen bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından %10 faizle banka tarafından uygulanan %8,68 faiz oranı arasında farkın tahsilinin talep edildiği, dava konusu olup davadan sonra ödenen 478.000,00 TL'ye temerrüt tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre için %1,32 (davacı tarafından talep edilen %10 - banka tarafından uygulanan %8,68 ) oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği faiz miktarının 262.900,00 TL olduğu, bu miktarın ödenmesinden davalı bankanın sorumlu olduğu, dava konusu asıl alacağa ilişkin davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl alacağa ilişkin dava konusuz kaldığından asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, faiz alacağı yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile 262.900,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, faiz alacağı yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçlunun temerrüdünün gerçekleşmeye başladığı andan itibaren işlemeye başlayan temerrüt faizinin temerrüdün sona erdiği tarihe kadar devam edeceğini, mahkemece temerrüde düştüğü açık olan bankanın dava sürecinde ödeme yaptığından bahisle taleplerinin dava tarihine kadar olan kısmının değerlendirilerek kısmen kabul yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı bankanın müvekkil kurumun talimatından 62 gün, dava açıldıktan 48 gün sonra dava konusu ödemeyi yaptığını, bu süre boyunca mevduatını talimata aykırı biçimde hesabında tuttuğunu, dava açıldıktan ödemenin yapıldığı tarihe kadar bankanın 48 günlük sürenin de temerrüt faizi isteminde göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin temerrüdünden söz edilemeyeceğini, davacıya %8,68 oran üzerinden faiz ödeneceği belli olduğundan davacının uğradığı bir zararı bulunmadığını, sebepsiz zenginleşme doğuracak şekilde kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, 861.000.000,00 TL için %8,68 faiz oranı verildiğini, bu işlem yapıldıktan sonra 478.000.000,00 TL'sinin başka bankaya aktarılmasını talep etmenin ve böylece 383.000.000,00 TL'ye toplam miktar için tespit edilen faiz oranının uygulanmasını sağlamaya çalışmanın teamüllere aykırı ve bankayı zarar uğratacak bir talep olduğunu, vadeli mevduat hesabındaki tutarın vadesinden önce ancak bankaca kabul edilmesi halinde çekilebileceğini, buna rağmen davacının vadenin ilk günü hesaptaki ana paranın büyük bir bölümünü çekmek istediğini beyan ettiğini, hesabını başka bankaya taşıyacak mudilerin bu hususu önceden bildirmelerinin teamül gereği olduğunu, müvekkil bankanın aktif pasif dengesini, bilançosunu zedeleyecek bir tutarın davacı tarafından başka bankaya aktarılmasının talep edilmesinin teamüllere, bankacılık sistemine ve realiteye aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının mevduat hesabına ilişkin uygulamasının hukuka ve teamüllere uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vadeli mevduat hesabının talimata rağmen ödenmemesi nedeniyle tahsili ve vade sonunda davacının talebine rağmen talepte belirtilen bankaya paranın aktarılmaması nedeniyle meydana gelen gecikmeden kaynaklanan faiz alacağına ilişkin ıslah suretiyle artırılan miktarın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3095 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekili ile davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2112 E. 2021/1383 K.
Ortak:temerrüt faizi · ıslah · asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz kararda… 016 tarihli, 2014/730 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile asıl alacağın davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğu, davacı kurumun hesabı 62 gün vadeli olup, «vadenin» sonunda hesabın davalı bankada tutulmayacağı hususunun 20.10.2014 tarihinde davalı bankaya bildirildiği, dolayısıyla vadenin «yenilenmeyeceği» davalı tarafa bildirilmiş olmakla, davalı bankanın mudilinin talimatı doğrultusunda parayı aktarması gerekirken 22.10.2014 tarihinde vade başlattığı, vade başlatmanın davacının irade ve talimatına aykırı bir işlem olup, vade bitiminde çekilmek istenen paranın aktarılmayarak hesapta tutulup davalı banka tarafından yeniden vade başlatılmasının bankacılık uygulamalarına ve yasaya aykırı olduğu, vadeden önce paranın çekilmesi istenmesinin sözkonusu olmadığı, vade bitiminde yeni vade tanınmayarak hesabın aktarılmasının talep edildiği, dolayısıyla vadenin bitiminden paranın aktarıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde davalı bankanın tek taraflı olarak yıllık %8,68 üzerinden faiz uyguladığı, paranın banka nezdinde tutulduğu sürenin 62 gün olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı kurumun talimata rağmen aktarılmayan paranın 478.000,000 TL olduğunu ve vade sona erdiğinden %10 oranında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna (3095 sayılı Kanun) göre «temerrüt faizi» talep ettiğini bildirerek «ıslah» suretiyle temerrüt faizi talebinde bulunduğu, nitekim aynı dönemde ticari işlerdeki temerrüt faiz oranı davacının talep ettiği, temerrüt faizi oranı tutarında olup, "Faiz=Ana paraxGecikilen Gün SayısıxFaiz Oranı/360x100" formülünden hareketle yapılan hesaplamada davacının uygulanan faiz oranı farklılığı nedeniyle faiz gelirinin 6.901.534,05 TL olması gerekirken 5.990.531,73TL olduğu, dolayısıyla aradaki farkın 911.002,52TL olduğu, davacının talebinde 365 gün esası üzerinden talepte bulunduğu, talepten fazlaya hüküm verme «yasağı» nedeniyle 360 gün üzerinden yapılan hesaplamada daha yüksek miktar oluşmasına rağmen davacının talebi ile bağlı kalınarak ana para, gecikilen gün sayısı, faiz oranı belirli olduğundan ıslah suretiyle talep edilen 911.002,53 TL'nin tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesi ile «asıl alacak» davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulü ile 911.002,53TL'lik faiz alacağının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar v …
… 000.000,00 TL'sinin Vakıflar Bankası Kavaklıdere Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, «ıslah» dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle «temerrüt» faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsilinin istendiğini, davalı bankanın, davacının talimatı ile birlikte temerrüde düştüğünü, talep edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte iadesinin gerektiğini, ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçların o «davanın konusu» yapılamayacağı ve bu durumun ıslah ile temininin de mümkün olmadığı, dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek «temerrüt faizi» ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile y …
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından %10 faizle banka tarafından uygulanan %8,68 faiz oranı arasında farkın tahsilinin talep edildiği, «dava konusu» olup davadan sonra ödenen 478.000,00 TL'ye «temerrüt tarihi» ile dava tarihi arasında geçen süre için %1,32 (davacı tarafından talep edilen %10 - banka tarafından uygulanan %8,68 ) oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği faiz miktarının 262.900,00 TL olduğu, bu miktarın ödenmesinden davalı bankanın sorumlu olduğu, dava konusu asıl alacağa ilişkin davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl alacağa ilişkin dava konusuz kaldığından «asıl alacak» yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», faiz alacağı yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile 262.900,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, faiz alacağı yönünden fazlaya ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «asıl alacak» davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «ıslah» sureti ile talep ettiği «temerrüt faizi» talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/52 E. 2018/7916 K.
Ortak:davanın konusu · temerrüt faizi · ıslah · asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz kararda… 016 tarihli, 2014/730 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile asıl alacağın davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğu, davacı kurumun hesabı 62 gün vadeli olup, «vadenin» sonunda hesabın davalı bankada tutulmayacağı hususunun 20.10.2014 tarihinde davalı bankaya bildirildiği, dolayısıyla vadenin «yenilenmeyeceği» davalı tarafa bildirilmiş olmakla, davalı bankanın mudilinin talimatı doğrultusunda parayı aktarması gerekirken 22.10.2014 tarihinde vade başlattığı, vade başlatmanın davacının irade ve talimatına aykırı bir işlem olup, vade bitiminde çekilmek istenen paranın aktarılmayarak hesapta tutulup davalı banka tarafından yeniden vade başlatılmasının bankacılık uygulamalarına ve yasaya aykırı olduğu, vadeden önce paranın çekilmesi istenmesinin sözkonusu olmadığı, vade bitiminde yeni vade tanınmayarak hesabın aktarılmasının talep edildiği, dolayısıyla vadenin bitiminden paranın aktarıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde davalı bankanın tek taraflı olarak yıllık %8,68 üzerinden faiz uyguladığı, paranın banka nezdinde tutulduğu sürenin 62 gün olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı kurumun talimata rağmen aktarılmayan paranın 478.000,000 TL olduğunu ve vade sona erdiğinden %10 oranında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna (3095 sayılı Kanun) göre «temerrüt faizi» talep ettiğini bildirerek «ıslah» suretiyle temerrüt faizi talebinde bulunduğu, nitekim aynı dönemde ticari işlerdeki temerrüt faiz oranı davacının talep ettiği, temerrüt faizi oranı tutarında olup, "Faiz=Ana paraxGecikilen Gün SayısıxFaiz Oranı/360x100" formülünden hareketle yapılan hesaplamada davacının uygulanan faiz oranı farklılığı nedeniyle faiz gelirinin 6.901.534,05 TL olması gerekirken 5.990.531,73TL olduğu, dolayısıyla aradaki farkın 911.002,52TL olduğu, davacının talebinde 365 gün esası üzerinden talepte bulunduğu, talepten fazlaya hüküm verme «yasağı» nedeniyle 360 gün üzerinden yapılan hesaplamada daha yüksek miktar oluşmasına rağmen davacının talebi ile bağlı kalınarak ana para, gecikilen gün sayısı, faiz oranı belirli olduğundan ıslah suretiyle talep edilen 911.002,53 TL'nin tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesi ile «asıl alacak» davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulü ile 911.002,53TL'lik faiz alacağının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar v …
… 000.000,00 TL'sinin Vakıflar Bankası Kavaklıdere Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, «ıslah» dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle «temerrüt» faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsilinin istendiğini, davalı bankanın, davacının talimatı ile birlikte temerrüde düştüğünü, talep edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte iadesinin gerektiğini, ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçların o «davanın konusu» yapılamayacağı ve bu durumun ıslah ile temininin de mümkün olmadığı, dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek «temerrüt faizi» ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile y …
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından %10 faizle banka tarafından uygulanan %8,68 faiz oranı arasında farkın tahsilinin talep edildiği, «dava konusu» olup davadan sonra ödenen 478.000,00 TL'ye «temerrüt tarihi» ile dava tarihi arasında geçen süre için %1,32 (davacı tarafından talep edilen %10 - banka tarafından uygulanan %8,68 ) oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği faiz miktarının 262.900,00 TL olduğu, bu miktarın ödenmesinden davalı bankanın sorumlu olduğu, dava konusu asıl alacağa ilişkin davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl alacağa ilişkin dava konusuz kaldığından «asıl alacak» yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», faiz alacağı yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile 262.900,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, faiz alacağı yönünden fazlaya ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «asıl alacak» davadan sonra 22/12/2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «ıslah» sureti ile talep ettiği «temerrüt faizi» talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, «ıslah» dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle «temerrüt» faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsili istenmiştir.
Ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılması yasal zorunluluk olup dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçlar o «davanın konusu» yapılamaz ve bu durumun «ıslah» ile de temini mümkün değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/485 E. 2013/2930 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14171 E. 2011/3319 K.
Ortak:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulü ile 130.478,28 YTL’nın 27.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte ve 72,79 YTL'nin «ihtarname» «masrafının» da 27.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 12.07.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulü ile 130.478,28 YTL’nın 27.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte ve 72,79 YTL'nin «ihtarname» «masrafının» da 27.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 12.07.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4651 E. , 2024/1951 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/210 Esas, 2021/324 Karar
DAVALILAR 1.Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili
Avukat ...
2.Genel Müdürlüğe İzafeten Türkiye Halk Bankası A.Ş. Kavaklıdere Şubesi
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait mevduatın Halk Bankası Kavaklıdere Şubesi'nde değerlendirildiğini, 20.10.2014 tarihinde mevduatın bulunduğu hesabın vadesi dolduğundan ihaleye çıkıldığını, ihalede Vakıflar Bankası Kavaklıdere Şubesi ile Halk Bankası Kavaklıdere Şubesi'nin eşit faiz oranı bildirdiğini, ihale sonucunda Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanlığınca mevduatın eşit faiz oranı bildirilen her iki bankada değerlendirilmesi uygun görülerek bu yönde karar alındığını, Halk Bankası'na 20.10.2014 tarihinde yazılı olarak şubeleri nezdinde bulunan meblağın 20.10.2014 tarihi itibariyle 478.000.000 TL'sinin Vakıf Bankası'na aktarılması talimatı verildiğini, yazılan talimata rağmen paranın aktarılmadığını, 23.10.2014 tarihinde ihtar çekildiğini, buna rağmen davacının iradesine aykırı şekilde talimat gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, davalı nezdinde bulunan mevduatın 478.000.000,00 TL'sinin ödenmesini talep etmiş;
davadan sonra davaya konu mevduat hesaba 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan ıslah dilekçesi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere talimat tarihinden ödeme tarihine kadar, mevduata uygulanan 8.68 faiz oranının %50 arttırımlı olarak temerrüt faizi uygulanmasına, bu kabul edilmezse avans faizinden hesaplama yapılarak karar verilmesini talep etmiş, davalı bankanın mevduatı ödemeden önce 19.12.2014 tarihinde yeni 62 günlük dönem için paranın kendilerinde kalması talebiyle %9,5 faiz oranı teklifinde bulunduğunu, yazının sonunda faiz oranının ''istenildiğinde tekrar değerlendirilebileceği''nin ifade edildiği belirtilmiştir.
02. 12.2015 tarihli dilekçesinde, temerrüt faizi olarak %10 oranında avans faizi talep edilmiş, davalı bankanın %8,68 faiz oranı uygulayarak 5.990,531,73 TL faiz ödediğini, dava konusu meblağa %10 oranında faiz uygulansa idi bu miktarın 6.901.534,25 TL olacağını belirterek aradaki faiz farkı olan 911.002,53 TL' yi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2012 yılının Ekim ayından itibaren davacının vadeli/vadesiz mevduatının değerlendirilerek 20.10.2014 tarihi itibariyle 872.622.391,00 TL'ye ulaştığını, davacının bu tarihten 62 gün için verilebilecek en yüksek faiz oranının bildirilmesini istediğini, %8,68 faiz oranının bildirildiğini, bu miktar üzerinden oran verildikten sonra belirtilen meblağın 478.000.000,00 TL'sinin bir başka bankaya aktarılmasını talep etmenin ve şube nezdinde kalacak olan 383.000.000,00 TL'ye toplam miktar için tespit edilen faiz oranının uygulanmasını sağlamaya çalışmanın hakkın kötüye kullanımı olduğunu, bankayı da zarara uğratacağını, aralarında imzalanan sözleşme kapsamında vadeli mevduat hesabında bulunan tutarının vadesinden önce ancak bankaca kabul edilmesi halinde çekilebileceğini, hesapta bırakılacak paraya faiz talebinde bulunulamayacağını, buna rağmen davacının vadenin ilk günü hesaptaki anaparanın büyük bir miktarını çekmek istediğini bildirdiğini, bir başka bankaya gönderilmesi talep edilen 478.000.000,00 TL ile davalı bankanın Kavaklıdere Şubesinde kalacak olan 383.000.000,00 TL'ye ayrı ayrı uygulanacak faiz oranının aynı olması nedeniyle davacının herhangi bir zararının oluşmadığını, bu suretle açılan davada davacının hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 30.03.2016 tarihli, 2014/730 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile asıl alacağın davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğu, davacı kurumun hesabı 62 gün vadeli olup, vadenin sonunda hesabın davalı bankada tutulmayacağı hususunun 20.10.2014 tarihinde davalı bankaya bildirildiği, dolayısıyla vadenin yenilenmeyeceği davalı tarafa bildirilmiş olmakla, davalı bankanın mudilinin talimatı doğrultusunda parayı aktarması gerekirken 22.10.2014 tarihinde vade başlattığı, vade başlatmanın davacının irade ve talimatına aykırı bir işlem olup, vade bitiminde çekilmek istenen paranın aktarılmayarak hesapta tutulup davalı banka tarafından yeniden vade başlatılmasının bankacılık uygulamalarına ve yasaya aykırı olduğu, vadeden önce paranın çekilmesi istenmesinin sözkonusu olmadığı, vade bitiminde yeni vade tanınmayarak hesabın aktarılmasının talep edildiği, dolayısıyla vadenin bitiminden paranın aktarıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde davalı bankanın tek taraflı olarak yıllık %8,68 üzerinden faiz uyguladığı, paranın banka nezdinde tutulduğu sürenin 62 gün olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı kurumun talimata rağmen aktarılmayan paranın 478.000,000 TL olduğunu ve vade sona erdiğinden %10 oranında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna (3095 sayılı Kanun) göre temerrüt faizi talep ettiğini bildirerek ıslah suretiyle temerrüt faizi talebinde bulunduğu, nitekim aynı dönemde ticari işlerdeki temerrüt faiz oranı davacının talep ettiği, temerrüt faizi oranı tutarında olup, "Faiz=Ana paraxGecikilen Gün SayısıxFaiz Oranı/360x100" formülünden hareketle yapılan hesaplamada davacının uygulanan faiz oranı farklılığı nedeniyle faiz gelirinin 6.901.534,05 TL olması gerekirken 5.990.531,73TL olduğu, dolayısıyla aradaki farkın 911.002,52TL olduğu, davacının talebinde 365 gün esası üzerinden talepte bulunduğu, talepten fazlaya hüküm verme yasağı nedeniyle 360 gün üzerinden yapılan hesaplamada daha yüksek miktar oluşmasına rağmen davacının talebi ile bağlı kalınarak ana para, gecikilen gün sayısı, faiz oranı belirli olduğundan ıslah suretiyle talep edilen 911.002,53 TL'nin tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesi ile asıl alacak davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulü ile 911.002,53TL'lik faiz alacağının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 13.12.2018 tarihli, 2017/52 E. ve 2018/7916 K. sayılı kararıyla davanın davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paradan 20.10.2014 tarihi itibariyle 478.000.000,00 TL'sinin Vakıflar Bankası Kavaklıdere Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, ıslah dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle temerrüt faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsilinin istendiğini, davalı bankanın, davacının talimatı ile birlikte temerrüde düştüğünü, talep edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte iadesinin gerektiğini, ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçların o davanın konusu yapılamayacağı ve bu durumun ıslah ile temininin de mümkün olmadığı, dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek temerrüt faizi ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde dava tarihinden alacağın davacıya ödendiği tarihe kadar oluşan faiz alacağına da hükmedilmiş olması doğru görülmediği, kararın davalı yararına bozulması gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı vekilinin yukarıda belirtilen bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından %10 faizle banka tarafından uygulanan %8,68 faiz oranı arasında farkın tahsilinin talep edildiği, dava konusu olup davadan sonra ödenen 478.000,00 TL'ye temerrüt tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre için %1,32 (davacı tarafından talep edilen %10 - banka tarafından uygulanan %8,68 ) oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği faiz miktarının 262.900,00 TL olduğu, bu miktarın ödenmesinden davalı bankanın sorumlu olduğu, dava konusu asıl alacağa ilişkin davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl alacağa ilişkin dava konusuz kaldığından asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, faiz alacağı yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile 262.900,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, faiz alacağı yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçlunun temerrüdünün gerçekleşmeye başladığı andan itibaren işlemeye başlayan temerrüt faizinin temerrüdün sona erdiği tarihe kadar devam edeceğini, mahkemece temerrüde düştüğü açık olan bankanın dava sürecinde ödeme yaptığından bahisle taleplerinin dava tarihine kadar olan kısmının değerlendirilerek kısmen kabul yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı bankanın müvekkil kurumun talimatından 62 gün, dava açıldıktan 48 gün sonra dava konusu ödemeyi yaptığını, bu süre boyunca mevduatını talimata aykırı biçimde hesabında tuttuğunu, dava açıldıktan ödemenin yapıldığı tarihe kadar bankanın 48 günlük sürenin de temerrüt faizi isteminde göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin temerrüdünden söz edilemeyeceğini, davacıya %8,68 oran üzerinden faiz ödeneceği belli olduğundan davacının uğradığı bir zararı bulunmadığını, sebepsiz zenginleşme doğuracak şekilde kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, 861.000.000,00 TL için %8,68 faiz oranı verildiğini, bu işlem yapıldıktan sonra 478.000.000,00 TL'sinin başka bankaya aktarılmasını talep etmenin ve böylece 383.000.000,00 TL'ye toplam miktar için tespit edilen faiz oranının uygulanmasını sağlamaya çalışmanın teamüllere aykırı ve bankayı zarar uğratacak bir talep olduğunu, vadeli mevduat hesabındaki tutarın vadesinden önce ancak bankaca kabul edilmesi halinde çekilebileceğini, buna rağmen davacının vadenin ilk günü hesaptaki ana paranın büyük bir bölümünü çekmek istediğini beyan ettiğini, hesabını başka bankaya taşıyacak mudilerin bu hususu önceden bildirmelerinin teamül gereği olduğunu, müvekkil bankanın aktif pasif dengesini, bilançosunu zedeleyecek bir tutarın davacı tarafından başka bankaya aktarılmasının talep edilmesinin teamüllere, bankacılık sistemine ve realiteye aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının mevduat hesabına ilişkin uygulamasının hukuka ve teamüllere uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vadeli mevduat hesabının talimata rağmen ödenmemesi nedeniyle tahsili ve vade sonunda davacının talebine rağmen talepte belirtilen bankaya paranın aktarılmaması nedeniyle meydana gelen gecikmeden kaynaklanan faiz alacağına ilişkin ıslah suretiyle artırılan miktarın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3095 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekili ile davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'na yükletilmesine,
Davacı harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051088800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz