Şirketin feshi ve tasfiyesi | Şirkete şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/14541 E. 2018/6990 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı nedenle fesih↗ esas sözleşme↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ tasfiye memuru atanması↗ ticari defter kayıtları↗ şirket zararı↗ tasfiye memuru↗ yenileme↗ fesih↗ ticari defter↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket yönetim kurulunun 01.08.2012 tarihli kararında, hissedarlar arasında güvenin sona erdiği, ticari faaliyetin devam etmesinin bir anlamının kalmadığı tespitinin yapıldığı, şirketin işyerinin başka bir şirkete kiraya verilmesinin kararlaştırıldığı ayrıca, şubenin kapatılmasına karar verildiği, şirketin üretim faaliyetlerine son verdiği, şirket işyerinin başka bir firmaya kiralandığı, buna göre şirketin faaliyet konusunu durdurduğu, şirketin kendi yönetim kurulunun şirket faaliyetlerine son verdiği, diğer faaliyet konularıyla ilgili somut bir ticari faaliyetin varlığının kanıtlanamadığı, bilirkişi raporuna göre şirketin zarar etmeye başladığı, öz kaynaklarını önemli ölçüde yitirdiği, faaliyetlerini tamamen durdurduğu, şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin oluştuğu, gayrimenkulün satış ve değeriyle ilgili ayrı bir dava açıldığından işbu davada değerlendirme yapılmayacağı, davacının haksız olarak bankadan kredi çekilmesini engellediği ve bu nedenle şirketin üretim faaliyetini durdurmak zorunda kaldığı savunulmuş ise de, davalı vekilinin cevap dilekçesinde şirketin ticari faaliyetlerinin durdurulmasına karar verildiğini benimsediği, şirketin üretim faaliyetlerine yönetim kurulunca son verildiğine göre artık kredi alınmasının da bir gerekçesi kalmadığı, fesih ve tasfiye için haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ve şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
6102 ...'nın 531. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça şirketin diğer ortaklarının çoğunluk gücünü kötüye kullanarak yaptıkları işlemlerle kendisine ve diğer ortaklara zarar verdikleri, şirket esas sözleşmesinde öngörülen amacını ve konusunu gerçekleştirecek faaliyetlerini sonlandırmış olup, şirketin amacı ve konusunun subjektif olarak imkansız hale geldiği, mali haklarının ihlal edildiği, ortaklar arasında güven ve işbirliği kalmadığı ve aralarında husumet bulunduğu, yönetim kurulu başkan yardımcısının şirketle aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirket kurduğu ve halen o şirkette faaliyetlerde bulunduğu ileri sürülerek haklı sebeplerin varlığı iddia edilmiş, davalı tarafça da, davacının şirket aleyhine davalar açmaya başladığında denetçi olduğu, denetçilik yaptığı dönemlerde her yıl genel kurullar yapıldığı, denetçi olarak da ortak olarak da bunlara bir itirazının bulunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlara ulaşamadığı iddiasının yerinde olmadığı, 01.08.2012 tarihli yönetim kurulu kararının davacının isteği üzerine yapılan toplantı sonrası alındığı, bu toplantıda davacı ve yakınlarının imalat faaliyetinden zarar edildiği gerekçesiyle imalattan vazgeçilmesi talebinde bulundukları, bankaya kredi başvurusunda bulunulmasının sebebinin yeni sistem damper ve dorse imalatına geçilmesi, bunun için de makinelerin yenilenmesi ihtiyacı olduğu ancak, davacının girişimleri sonucu bu teşebbüsün de sonuçsuz kaldığı zira, bankadan kredi alınmasını davacının engellediği, bu nedenle şirketin yeni iş koluna geçmek için yatırım yapamadığı, üretim faaliyetlerini bunun için durdurduğu çünkü eski sistem makinelerin yeni sistem damper ve dingil yapmaya elverişli olmadığı, şirket taşınmazından hissenin davacının babasının sağlığında satıldığı ve bunun da zaruriyetten kaynaklandığı, davacının haksız rekabet yapıldığı iddialarının da yerinde olmadığı, şirketin yeni konseptte damper, dingil ve dorse imalatı konusundaki projelerinden vazgeçmediği sadece ertelediği, şirketin 3. kişi ya da kamu kurumlarına hiçbir borcunun bulunmadığı, kredibilitesinin çok yüksek olduğu, üretim faaliyetleri için elverişli fabrika bölümünün kiralama süresi dolan eski kiracıların mahalli boşaltmaları konsusunda ihtarname keşide edildiği savunulmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ancak, davalı tarafça ileri sürülen savunmalar, deliller ve rapora itirazlar değerlendirilmediği gibi, davalı şirket zarara uğramış ise bu zararın sebebinin ne olduğu ve ayrıca, davacının daha kusurlu olması halinde işbu davayı açamayacağı nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabul şekli bakımından da, ...'nın 531. maddesinde, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine veya fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği düzenlendiğinden, haklı sebeplerin varlığı halinde anılan madde kapsamındaki fesih yerine seçimlik diğer yetkilerin kullanılıp kullanılamayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmaması da doğru görülmemiş, bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2387 E. 2015/8048 K.
Ortak:şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · fesih · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda6102 ...'nın 531. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden «pay sahipleri» ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceklerdir.
2- Kabul şekli bakımından da, ...'nın 531. maddesinde, haklı sebeplerin varlığı halinde «şirketin feshine» veya «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duru …
Benzer bu karardaAncak, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, "haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Mahkeme, «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir'' Davacı tarafça anılan yasal düzenleme karşısında evvelemirde «şirketin feshi», olmadığı takdirde çıkarılmaları veya «hakim ortak» olan davalıların çıkarılmaları talep edilmiş ve bu nedenle de hem şirkete hem de çıkarılmaları istenilen ortaklara «husumet» yöneltilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ticari «şirketin feshi» istemine ilişkin olup, davanın niteliği gereği, «husumetin» sadece şirkete yöneltilmesi gerektiğinden anılan hususun gözetilmediği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak · dava şartı yokluğu · husumet yokluğu · anonim şirket · usulden reddi · feragat · havale · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ticari «şirketin feshi» istemine ilişkin olup, davanın niteliği gereği, «husumetin» sadece şirkete yöneltilmesi gerektiğinden anılan hususun gözetilmediği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
A.. tarafından da temyiz dilekçesinden daha sonraki bir tarihte, 14.01.2015 «havale» tarihli dilekçe ile temyiz isteminden «feragat» edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Y.. dışındaki davacılar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, «anonim şirketin» haklı sebeple feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Y..'a ait iki ayrı vekil tarafından vekaletname «ibraz» edildiği, vekillerden birinin vekillikten azledildiğine ya da çekildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, davacı A..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4639 E. 2017/3180 K.
Ortak:şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · pay sahipliği · fesih · dava sebebi · temsil
İncelediğiniz kararda6102 ...'nın 531. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden «pay sahipleri» ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceklerdir.
2- Kabul şekli bakımından da, ...'nın 531. maddesinde, haklı sebeplerin varlığı halinde «şirketin feshine» veya «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duru …
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden «pay sahipleri» ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceklerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin %17,16 pay sahibi olup muhik sebeplerden dolayı «şirketin feshini» talep ettiği, davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, T.T.K’da «anonim şirketlerin» haklı sebeple feshine ilişkin olarak feshe karar vermek yerine yada feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde, «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle şirketin feshi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · haklı sebep · ara karar · anonim şirket · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin %17,16 pay sahibi olup muhik sebeplerden dolayı «şirketin feshini» talep ettiği, davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, T.T.K’da «anonim şirketlerin» haklı sebeple feshine ilişkin olarak feshe karar vermek yerine yada feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde, «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle şirketin feshi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şir …
2- Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı «anonim şirketin» haklı sebeplerle feshi istemine ilişkin olup mahkemece davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle «şirketin feshi» talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin feshi talebinin reddine, davacıların pay değerinin davalıdan tahsili ile davac …
Ne var ki, «çıkma payının» hesaplanmasında payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi gereklidir.
Mahkemece 20.01.2016 tarihli karar ile ek raporda belirtilen miktara hükmedilmişse de; davalının itirazları da değerlendirilmek suretiyle «çıkma payının» karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi ve bu bedele hükmedilmesi gerekirken, bu hususlarda yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9184 E. 2023/3979 K.
Ortak:şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · fesih · eksik inceleme · temsil
İncelediğiniz kararda6102 ...'nın 531. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden «pay sahipleri» ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceklerdir.
2- Kabul şekli bakımından da, ...'nın 531. maddesinde, haklı sebeplerin varlığı halinde «şirketin feshine» veya «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duru …
Benzer bu kararda… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahiplerinin, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceği, mahkemenin, «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini düzenlediği, davacı kurumun, davalı şirkette %2 pay sahibi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca şirketin feshini talep etme hakkının sermayenin en az onda birini temsil eden hak sahiplerinde olduğu, davacının şirketin feshini de talep etmediği, şirket ortaklık «payının» ödenerek şirket ortaklığından ayrılmayı talep ettiği, davacının, davalı şirketin feshini talep etmiş olması halinde «ortaklıktan çıkma» şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin de değerlendirilebileceği ancak davacının şirketin feshi talebi olmadığından ortaklıktan çıkma şartının gerçekleşip gerçekl …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, açılmış olan davanın «şirketin feshi davası» olmadığını, dava dilekçesinde talebin davanın şirket ortaklığından ayrılma ve ortaklık «payının» tespit ve tahsiline ilişkin olduğunu, yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, açılmış olan davanın «şirketin feshi davası» olmadığını, dava dilekçesinde talebin davanın şirket ortaklığından ayrılma ve ortaklık «payının» tespit ve tahsiline ilişkin olduğunu, yerel Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi davası · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · ticari avans faizi · yargılama giderleri · ihtiyati tedbir · anonim şirket · kâr payı
Benzer bu kararda… masına izin verilmesini, fazlaya ve diğer konulara ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı kalmak kayıt ve şartıyla şimdilik 175.295,50 TL hisse bedelinin («ortaklıktan çıkma payının») 07.08.2020 tarihinden işleyecek en yüksek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesini, davalı şirkete ait olan taşınır ve taşınmazlar üzerine satış ve devrinin önlenmesi için «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini, «yargılama gideri» ile «vekalet ücretinin» davalı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahiplerinin, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceği, mahkemenin, «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini düzenlediği, davacı kurumun, davalı şirkette %2 pay sahibi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca şirketin feshini talep etme hakkının sermayenin en az onda birini temsil eden hak sahiplerinde olduğu, davacının şirketin feshini de talep etmediği, şirket ortaklık «payının» ödenerek şirket ortaklığından ayrılmayı talep ettiği, davacının, davalı şirketin feshini talep etmiş olması halinde «ortaklıktan çıkma» şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin de değerlendirilebileceği ancak davacının şirketin feshi talebi olmadığından ortaklıktan çıkma şartının gerçekleşip gerçekl …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, açılmış olan davanın «şirketin feshi davası» olmadığını, dava dilekçesinde talebin davanın şirket ortaklığından ayrılma ve ortaklık «payının» tespit ve tahsiline ilişkin olduğunu, yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, açılmış olan davanın «şirketin feshi davası» olmadığını, dava dilekçesinde talebin davanın şirket ortaklığından ayrılma ve ortaklık «payının» tespit ve tahsiline ilişkin olduğunu, yerel Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/14541 E. , 2018/6990 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/03/2016 tarih ve 2014/142-2016/268 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 13/11/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2011 yılından sonra davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketten mal kaçırmaya başladıklarını, şirketin faaliyetlerini sona erdirdiklerini ve müvekkilinin mali haklarına zarar verdiklerini, şirketin diğer ortaklarının şirketteki çoğunluklarını kötüye kullandıklarını, şirketin zarar etmeye başladığını, öz kaynaklarının azaldığını, şirket yönetim kurulunun aldığı 01/08/2012 tarihli kararla şirket hissedarları arasında güven unsurunun sona erdiği, ticari faaliyetinin devam etmesinin bir anlamının kalmadığı tespit edilerek, şirketin faaliyet gösterdiği iş yerinin kiraya verilmesine ve şubenin kapatılmasına karar verildiğini ayrıca, şirketin tek mal varlığı olan şirket merkezinin bulunduğu gayrimenkulü, şirket yönetim kurulu başkanının kayınpederine geçerli olmayan bir satış vaadi sözleşmesi ile 1975/ 7881 payının devredildiğini ancak devir karşılığında şirket kasasına herhangi bir para girmediğini ve satışın rayiç değerin de altında yapıldığını, şirketin faaliyet konusunu gerçekleştirme imkanının kalmadığını, şirket defter ve belgeleri incelenmek istenildi ise de, buna engel olunduğunu, şirkete ait makinelerin satıldığını, çalışanların işten çıkartıldığını, şirketin uzun zamandır kâr dağıtımı yapmadığını, yönetim kurulu üyelerine haksız ve yüksek miktarlarda huzur hakkı ödemesi yapıldığını, ortaklar arasında güven ve işbirliği kalmadığını, husumet oluştuğunu, özel denetçi tarafından düzenlenen raporda, şirketin kötü yönetildiğinin belirlendiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkan yardımcısının davalı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirket kurarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek, davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının özel denetçi atanmasına ilişkin davanın reddedildiğini bu nedenle anılan raporun nazara alınamayacağını, davacının davayı açtığı dönemde şirketin denetçisi olduğunu, denetçi olarak katıldığı genel kurullarda bir itirazının bulunmadığını, davacının defter ve belgeleri inceleme imkanı tanınmadığına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, 01.08.2012 tarihli yönetim kurulu kararının davacının isteği üzerine yapılan toplantı sonrası alındığını, davacının zarar edildiği gerekçesiyle imalattan vazgeçilmesini talep ettiğini, bankadan kredi alınmasına engel olduğunu, şirketin nakit sıkıntısı çekmesine sebebiyet verdiği gibi, yeni yatırım yapmasına da engel olduğunu, gayrimenkul satışının 1996 yılında 3.
kişiden alınan borç nedeniyle 2002 yılında yapıldığını, daha sonra geri alınmak üzere karar alındı ise de alınamadığını, 2012 yılında yapılan satışın işlemi resmileştirmek niteliği taşıdığını, taşınmaz üzerinde ipotek olduğundan devrin geciktiğini, taşınmaz hisse satışının zaruretten kaynaklandığını zira başka türlü borcu ödemenin mümkün olmadığını, rekabet yasağını ihlal eden bir eylemin de bulunmadığını, şirketin faaliyet konularının farklı olduğunu anılan şirketin de şubenin kapatılmasından sonra kurulduğunu, geçmişte çok yüksek montanlı işler yapan bir şirket olan müvekkili şirketin tanınmış bir marka olduğunu, yeni konsept imalat yapma amacından vazgeçmediğini, şirketin halen kimseye borcu bulunmayan ve kredibilitesi yüksek bir şirket olup, üretim faaliyetleri için elverişli fabrikayı kulllanmak üzere kiracılara da ihtarname çektiklerini, şirketin fesih ve tasfiyesini gerektir bir durumun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket yönetim kurulunun 01.08.2012 tarihli kararında, hissedarlar arasında güvenin sona erdiği, ticari faaliyetin devam etmesinin bir anlamının kalmadığı tespitinin yapıldığı, şirketin işyerinin başka bir şirkete kiraya verilmesinin kararlaştırıldığı ayrıca, şubenin kapatılmasına karar verildiği, şirketin üretim faaliyetlerine son verdiği, şirket işyerinin başka bir firmaya kiralandığı, buna göre şirketin faaliyet konusunu durdurduğu, şirketin kendi yönetim kurulunun şirket faaliyetlerine son verdiği, diğer faaliyet konularıyla ilgili somut bir ticari faaliyetin varlığının kanıtlanamadığı, bilirkişi raporuna göre şirketin zarar etmeye başladığı, öz kaynaklarını önemli ölçüde yitirdiği, faaliyetlerini tamamen durdurduğu, şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin oluştuğu, gayrimenkulün satış ve değeriyle ilgili ayrı bir dava açıldığından işbu davada değerlendirme yapılmayacağı, davacının haksız olarak bankadan kredi çekilmesini engellediği ve bu nedenle şirketin üretim faaliyetini durdurmak zorunda kaldığı savunulmuş ise de, davalı vekilinin cevap dilekçesinde şirketin ticari faaliyetlerinin durdurulmasına karar verildiğini benimsediği, şirketin üretim faaliyetlerine yönetim kurulunca son verildiğine göre artık kredi alınmasının da bir gerekçesi kalmadığı, fesih ve tasfiye için haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ve şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
6102 ...'nın 531. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir.
Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça şirketin diğer ortaklarının çoğunluk gücünü kötüye kullanarak yaptıkları işlemlerle kendisine ve diğer ortaklara zarar verdikleri, şirket esas sözleşmesinde öngörülen amacını ve konusunu gerçekleştirecek faaliyetlerini sonlandırmış olup, şirketin amacı ve konusunun subjektif olarak imkansız hale geldiği, mali haklarının ihlal edildiği, ortaklar arasında güven ve işbirliği kalmadığı ve aralarında husumet bulunduğu, yönetim kurulu başkan yardımcısının şirketle aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirket kurduğu ve halen o şirkette faaliyetlerde bulunduğu ileri sürülerek haklı sebeplerin varlığı iddia edilmiş, davalı tarafça da, davacının şirket aleyhine davalar açmaya başladığında denetçi olduğu, denetçilik yaptığı dönemlerde her yıl genel kurullar yapıldığı, denetçi olarak da ortak olarak da bunlara bir itirazının bulunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlara ulaşamadığı iddiasının yerinde olmadığı, 01.08.2012 tarihli yönetim kurulu kararının davacının isteği üzerine yapılan toplantı sonrası alındığı, bu toplantıda davacı ve yakınlarının imalat faaliyetinden zarar edildiği gerekçesiyle imalattan vazgeçilmesi talebinde bulundukları, bankaya kredi başvurusunda bulunulmasının sebebinin yeni sistem damper ve dorse imalatına geçilmesi, bunun için de makinelerin yenilenmesi ihtiyacı olduğu ancak, davacının girişimleri sonucu bu teşebbüsün de sonuçsuz kaldığı zira, bankadan kredi alınmasını davacının engellediği, bu nedenle şirketin yeni iş koluna geçmek için yatırım yapamadığı, üretim faaliyetlerini bunun için durdurduğu çünkü eski sistem makinelerin yeni sistem damper ve dingil yapmaya elverişli olmadığı, şirket taşınmazından hissenin davacının babasının sağlığında satıldığı ve bunun da zaruriyetten kaynaklandığı, davacının haksız rekabet yapıldığı iddialarının da yerinde olmadığı, şirketin yeni konseptte damper, dingil ve dorse imalatı konusundaki projelerinden vazgeçmediği sadece ertelediği, şirketin 3.
kişi ya da kamu kurumlarına hiçbir borcunun bulunmadığı, kredibilitesinin çok yüksek olduğu, üretim faaliyetleri için elverişli fabrika bölümünün kiralama süresi dolan eski kiracıların mahalli boşaltmaları konsusunda ihtarname keşide edildiği savunulmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ancak, davalı tarafça ileri sürülen savunmalar, deliller ve rapora itirazlar değerlendirilmediği gibi, davalı şirket zarara uğramış ise bu zararın sebebinin ne olduğu ve ayrıca, davacının daha kusurlu olması halinde işbu davayı açamayacağı nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabul şekli bakımından da, ...'nın 531. maddesinde, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine veya fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği düzenlendiğinden, haklı sebeplerin varlığı halinde anılan madde kapsamındaki fesih yerine seçimlik diğer yetkilerin kullanılıp kullanılamayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmaması da doğru görülmemiş, bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/464523300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz