Ttk 531
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/2387 E. 2015/8048 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 531↗ hakim ortak↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ hmk 307↗ dava şartı yokluğu↗ fesih↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ feragat↗ havale↗ ibraz↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ticari şirketin feshi istemine ilişkin olup, davanın niteliği gereği, husumetin sadece şirkete yöneltilmesi gerektiğinden anılan hususun gözetilmediği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacılar vekili tarafından tüm davacılar için temyiz dilekçesi verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinde, davacı A.. Y..'a ait iki ayrı vekil tarafından vekaletname ibraz edildiği, vekillerden birinin vekillikten azledildiğine ya da çekildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, davacı A.. Y..'ın diğer vekili Av. D.. A.. tarafından da temyiz dilekçesinden daha sonraki bir tarihte, 14.01.2015 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Feragat, HMK’nın 307. maddesi uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK’nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden vazgeçmeye yetkili olduğu gözlenmiş olup, 14.01.2015 tarihli dilekçesi temyiz talebinden feragat mahiyetinde ve sonuç doğurucu nitelikte olduğundan davacılar vekilinin davacı A.. Y.. yönünden temyiz isteminin feragat nedeniyle HUMK’nın 432/4 maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin davacı A.. Y.. dışındaki davacılar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, anonim şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, "haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir'' Davacı tarafça anılan yasal düzenleme karşısında evvelemirde şirketin feshi, olmadığı takdirde çıkarılmaları veya hakim ortak olan davalıların çıkarılmaları talep edilmiş ve bu nedenle de hem şirkete hem de çıkarılmaları istenilen ortaklara husumet yöneltilmiştir. Bu itibarla, davacı taraf iddiasının ileri sürülüş biçimine göre husumet şirkete ve davalı ortaklara da düşmektedir. Kaldı ki, davalı ortaklara husumet düşmediği kabul edilse dahi, bu husus davalı safhında şirketin de yer aldığı gözetildiğinde şirket aleyhine açılan davanın esastan görülmesi için bir engel de oluşturmamaktadır. Bu nedenle, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4639 E. 2017/3180 K.
Ortak:şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · fesih · anonim şirket · temsil
İncelediğiniz karardaAncak, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, "haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Mahkeme, «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir'' Davacı tarafça anılan yasal düzenleme karşısında evvelemirde «şirketin feshi», olmadığı takdirde çıkarılmaları veya «hakim ortak» olan davalıların çıkarılmaları talep edilmiş ve bu nedenle de hem şirkete hem de çıkarılmaları istenilen ortaklara «husumet» yöneltilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ticari «şirketin feshi» istemine ilişkin olup, davanın niteliği gereği, «husumetin» sadece şirkete yöneltilmesi gerektiğinden anılan hususun gözetilmediği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin %17,16 pay sahibi olup muhik sebeplerden dolayı «şirketin feshini» talep ettiği, davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, T.T.K’da «anonim şirketlerin» haklı sebeple feshine ilişkin olarak feshe karar vermek yerine yada feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde, «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle şirketin feshi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şir …
2- Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı «anonim şirketin» haklı sebeplerle feshi istemine ilişkin olup mahkemece davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle «şirketin feshi» talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin feshi talebinin reddine, davacıların pay değerinin davalıdan tahsili ile davac …
6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · haklı sebep · pay sahipliği · ara karar · kâr payı · dava sebebi
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemenin “davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği,’’ne yönelik gerekçesi yerinde değil ise de, bu hususun taraflarca temyize konu edilmemesi nedeniyle bozma «sebebi» yapılmamıştır.
Ne var ki, «çıkma payının» hesaplanmasında payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi gereklidir.
Mahkemece 20.01.2016 tarihli karar ile ek raporda belirtilen miktara hükmedilmişse de; davalının itirazları da değerlendirilmek suretiyle «çıkma payının» karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi ve bu bedele hükmedilmesi gerekirken, bu hususlarda yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin %17,16 pay sahibi olup muhik sebeplerden dolayı «şirketin feshini» talep ettiği, davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, T.T.K’da «anonim şirketlerin» haklı sebeple feshine ilişkin olarak feshe karar vermek yerine yada feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde, «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle şirketin feshi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9184 E. 2023/3979 K.
Ortak:şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · fesih · anonim şirket · temsil
İncelediğiniz karardaAncak, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, "haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Mahkeme, «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir'' Davacı tarafça anılan yasal düzenleme karşısında evvelemirde «şirketin feshi», olmadığı takdirde çıkarılmaları veya «hakim ortak» olan davalıların çıkarılmaları talep edilmiş ve bu nedenle de hem şirkete hem de çıkarılmaları istenilen ortaklara «husumet» yöneltilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ticari «şirketin feshi» istemine ilişkin olup, davanın niteliği gereği, «husumetin» sadece şirkete yöneltilmesi gerektiğinden anılan hususun gözetilmediği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahiplerinin, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceği, mahkemenin, «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini düzenlediği, davacı kurumun, davalı şirkette %2 pay sahibi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca şirketin feshini talep etme hakkının sermayenin en az onda birini temsil eden hak sahiplerinde olduğu, davacının şirketin feshini de talep etmediği, şirket ortaklık «payının» ödenerek şirket ortaklığından ayrılmayı talep ettiği, davacının, davalı şirketin feshini talep etmiş olması halinde «ortaklıktan çıkma» şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin de değerlendirilebileceği ancak davacının şirketin feshi talebi olmadığından ortaklıktan çıkma şartının gerçekleşip gerçekl …
Taraflar arasındaki «anonim şirket» ortaklık payından kaynaklı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, açılmış olan davanın «şirketin feshi davası» olmadığını, dava dilekçesinde talebin davanın şirket ortaklığından ayrılma ve ortaklık «payının» tespit ve tahsiline ilişkin olduğunu, yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi davası · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · ticari avans faizi · yargılama giderleri · ihtiyati tedbir · kâr payı · yargılama gideri
Benzer bu kararda… masına izin verilmesini, fazlaya ve diğer konulara ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı kalmak kayıt ve şartıyla şimdilik 175.295,50 TL hisse bedelinin («ortaklıktan çıkma payının») 07.08.2020 tarihinden işleyecek en yüksek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesini, davalı şirkete ait olan taşınır ve taşınmazlar üzerine satış ve devrinin önlenmesi için «ihtiyati tedbir» kararı verilmesini, «yargılama gideri» ile «vekalet ücretinin» davalı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahiplerinin, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceği, mahkemenin, «fesih» yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini düzenlediği, davacı kurumun, davalı şirkette %2 pay sahibi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca şirketin feshini talep etme hakkının sermayenin en az onda birini temsil eden hak sahiplerinde olduğu, davacının şirketin feshini de talep etmediği, şirket ortaklık «payının» ödenerek şirket ortaklığından ayrılmayı talep ettiği, davacının, davalı şirketin feshini talep etmiş olması halinde «ortaklıktan çıkma» şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin de değerlendirilebileceği ancak davacının şirketin feshi talebi olmadığından ortaklıktan çıkma şartının gerçekleşip gerçekl …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, açılmış olan davanın «şirketin feshi davası» olmadığını, dava dilekçesinde talebin davanın şirket ortaklığından ayrılma ve ortaklık «payının» tespit ve tahsiline ilişkin olduğunu, yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, açılmış olan davanın «şirketin feshi davası» olmadığını, dava dilekçesinde talebin davanın şirket ortaklığından ayrılma ve ortaklık «payının» tespit ve tahsiline ilişkin olduğunu, yerel Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/2387 E. , 2015/8048 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ CİHANBEYLİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 11/09/2014
NUMARASI 2013/169-2014/387
Taraflar arasında görülen davada Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/09/2014 tarih ve 2013/169-2014/387 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı C. İnşaat San. ve Tic. A.Ş'nin 1999 yılından beri şirketin ortakları olan davalılar H.. A.., N.. A.., M.. G.., L.M. A., B.. A.., K.. G.., H. Ltd. Şti. ile C.. T...'nin sahip olduğu oyları ile şirket ortaklarından davalılar T.. Ç.., Ç.. K.., H.. K.., İ.M. Ö.'ü ile de birlikte hareket ederek, şirketin genel kurullarında kendilerini yönetime ve denetime seçerek şirketi kendileri dışındaki ortaklar aleyhine olacak şekilde sevk ve idare ettiklerini, müvekkillerinin sahip oldukları pay adedi toplamı 19.617,344 olup, şirket sermayesinin %39,234'ünü oluşturduğunu, davalı şirketin 2001-2002-2003-2004 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarına şirketin küçük ortaklarından kısmen katılan varken, hakim ortakların şirketi kötü yöneterek sürekli zarar ettirmelerine bağlı olarak hiç kar payı dağıtmamaları, ortakların genel kurula geliş için yol parasını dahi alamamaları nedeniyle sonraki yıllardaki toplantılara hakim ortaklar ve müvekkilleri dışında küçük ortak olarak katılan 3-5 kişiyi geçmediğini, davalı şirketin hakim ortakları konumunda olan davalılar H..
A.., L. M. A., B.. A.., N.. A.. ve T.. Ç..'in şirketin genel kurullarında sürekli kendilerini değişmez yönetim kurulu üyesi olarak seçtiklerini, 11 yıllık sürede, kendileri ile birlikte hareket etmek üzere yönetim kuruluna sayıyı tamamlamak üzere uygun buldukları kişileri seçerek, yönetim görevlerini basiretli bir tacir gibi idare etmeyip, şirketin gelirlerini, miktar ve içeriği itibariyle fazla harcama faturalarıyla tüketecek şekilde idare etmek suretiyle kendileri dışındaki tüm ortakları zarara uğrattıklarını, davalı H.. K..'nın 1.derece imza yetkisi verilen şirketin değişmez genel müdürü, İ. M.Ö.'ün de hakim ortakların çalışanları olduğunu, hakim ortaklarca seçilen yönetim kurulu üyelerinin, müvekkilleri tarafından seçilen yönetim kurulu üyelerini şirketin temsil ve ilzamı konusunda yapılan toplantılar da dahil olmak üzere, ticari faaliyetiyle ilgili esas konularda yaptıkları hiçbir toplantıya çağırmadıklarını, çağırdıkları yönetim kurulu toplantılarının da genel kurul kararı alınması gibi, çağırmış olmak için yapılan yönetim kurulu toplantıları olduğunu, hakim ortakların oylarıyla 14.07.2012 tarihli genel kurulda seçilen 6 kişilik yönetim kurulunun, 16.07.2012 tarihinde müvekkillerince seçilen yönetim kurulu üyelerine hiç haber vermeden toplantı yaparak karar aldıklarını, davalı C.
A.Ş'nin hakim ortakları durumunda olan diğer davalıların 2000 yılından itibaren müvekkillerini şirketin yönetimi ve denetiminin dışında tutarak şirketi sürekli zarar ettirecek şekilde yönetim ve denetim faaliyeti sürdürdüklerini, hakim ortakların şirketin genel kurullarında sahip oldukları payların mülkiyetinden doğan oy hakkını objektif ve dürüstlük kuralına uygun kullanmayarak, kendileri dışındaki tüm ortakları zarara uğrattıklarını ileri sürerek, davalı C.İnşaat San. ve Tic. A.Ş:'nin haklı nedenlerle feshini, fesih yerine şirketin faaliyetinin devamının daha uygun olacağına kanaat getirilmesi ve davalılarca kabul edilmesi halinde müvekkillerinin davalı şirkette sahip oldukları paylarının karar tarihine en yakın tarihe göre belirlenecek gerçek değerleri üzerinden pay satın almayı kabul eden ortaklara satılması ve müvekkillerinin şirket ortaklığından çıkarılması, davalıların satın almayı kabul etmemeleri halinde ise, davalı şirketin ortağı olan diğer davalıların paylarının gerçek değeri üzerinden müvekkillerine satılarak davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ticari şirketin feshi istemine ilişkin olup, davanın niteliği gereği, husumetin sadece şirkete yöneltilmesi gerektiğinden anılan hususun gözetilmediği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacılar vekili tarafından tüm davacılar için temyiz dilekçesi verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinde, davacı A.. Y..'a ait iki ayrı vekil tarafından vekaletname ibraz edildiği, vekillerden birinin vekillikten azledildiğine ya da çekildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, davacı A.. Y..'ın diğer vekili Av. D.. A.. tarafından da temyiz dilekçesinden daha sonraki bir tarihte, 14.01.2015 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Feragat, HMK’nın 307. maddesi uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK’nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden vazgeçmeye yetkili olduğu gözlenmiş olup, 14.01.2015 tarihli dilekçesi temyiz talebinden feragat mahiyetinde ve sonuç doğurucu nitelikte olduğundan davacılar vekilinin davacı A..
Y.. yönünden temyiz isteminin feragat nedeniyle HUMK’nın 432/4 maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin davacı A.. Y.. dışındaki davacılar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, anonim şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, "haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir'' Davacı tarafça anılan yasal düzenleme karşısında evvelemirde şirketin feshi, olmadığı takdirde çıkarılmaları veya hakim ortak olan davalıların çıkarılmaları talep edilmiş ve bu nedenle de hem şirkete hem de çıkarılmaları istenilen ortaklara husumet yöneltilmiştir.
Bu itibarla, davacı taraf iddiasının ileri sürülüş biçimine göre husumet şirkete ve davalı ortaklara da düşmektedir. Kaldı ki, davalı ortaklara husumet düşmediği kabul edilse dahi, bu husus davalı safhında şirketin de yer aldığı gözetildiğinde şirket aleyhine açılan davanın esastan görülmesi için bir engel de oluşturmamaktadır. Bu nedenle, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin davacı A.. Y.. yönünden temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz A.. Y.. dışındaki diğer davacılar yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 27.70 TL temyiz ilama harcı ile 123,60 TL başvuru harcının davacı A.. Y..'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı A.. Y.. dışındaki davacılara iadesine, 10/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133319600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz