Istirdat davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/306 E. 2013/1712 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası↗ kâr payı dağıtımı↗ zamanaşımı def'i↗ pay defteri↗ denetime elverişlilik↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ hamil↗ komisyon↗ vade↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ kâr payı↗ yetki↗ ek tasfiye↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık pay defterinde kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı ibraz edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket tasfiye anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda davacının ...’nde bulunan toplam 700 hissesini devrettiği, devredilen bu hisse ile ilgili olarak bir diğer dava dosyasında (2010/87) değerlendirme yapıldığı, bu nedenle davacının davalı şirketlerde paydaşlığının bulunmadığı bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı dayanağı ortaklık durum belgesi, aslı sunulmadığından bahisle mahkemece kabul ve değerlendirmeye esas görülmemiş ise de, 8.12.2010 tarihli celsede belge aslının dosyaya sunulmuş olduğu belirtilmiş olduğu gibi bilirkişi raporunda daha sonra devredildiği belirtilen 700 adet hisse ile davacının ...’de paydaş olduğunun bildirilmiş olduğu gözlenmekle söz konusu belgenin davalı ... tarafından kabul gördüğü ve pay defterine de bu yolda kayıt düşülmüş olduğu açıktır. Bu durumda, mahkemenin mübrez belge ile davalı şirketler arasında ne gibi bir ilişki bulunduğunun tespit edilemediğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan, bilirkişi raporunda davacının davalı ...’n-de bulunan paylarını devrettiği belirtilmiş ve mahkemece de bir başka dava dosyasında bu hisselerle ilgili değerlendirme yapıldığı belirtilmiş ise de, bu husus Yargıtay denetimine elverişli biçimde açıklanıp belgelendirilmemiş, hamiline yazılı hisse senetlerinin devre rağmen ne sebeple davacının elinde bulunduğu hususuna açıklık getirilmemiştir.
Öte yandan, mahkemenin kararında davacının davalı şirketlere ortaklığının saptanmasi halinde dahi TTK’nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca, sermaye olarak verdiği bedelin iadesini isteyemeyeceği gerekçesine yer verilmiştir. Davacının davalı şirket ve/veya şirketlere ortaklığının sahih olması halinde hiç kuşkusuz anılan yasa maddeleri uyarınca paylarının karşılığını talep etmesi mümkün değil ise de, davacı davada, şirkete ortak olmak amacıyla para vermediğini, paranın istendiği anda iadesinin vaad edildiğini ileri sürmüş olup davacının delilleri arasında yer aldığı ve Dairemize intikal eden emsal dosyalardan da bilindiği üzere; ... Ağır Ceza Mahkemesi ve ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri davacının iddiasına dayalı eylemlerinden ötürü suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. Bu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının pay defterine kaydedilen payının gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, ibraz edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir. Tüm bu delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9380 E. 2013/9191 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · kâr payı
İncelediğiniz karardaBu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
Bu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık «pay defterinde» kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… eğerlendirilmemiştir.Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, .... ve ...
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri davacının iddiasına dayalı eylemlerinden ötürü suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · pay sahipliği · husumet yokluğu · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin «pay sahipleri» «defterine» göre 620 adet hisse ile davalı şirketin hissedarı olduğu, TTK.'nın 405. maddesinin 2. fıkrasına göre, pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak koydukları para veya ayın türü şeyleri geri isteyemeyecekleri, TTK.'nın 329. maddesindeki şirketin kendi hisselerini iktisap etmesi koşulunun da dava konusu olayda mümkün olmadığı, davacının davalı şirkete ödünç para verdiğini kanıtlayan bir belge sunmadığı, davalı şirket yönünden davasını ispatlayamadığı, davalı ...'ın ise davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olduğu ve davacı ile arasında akdi veya «haksız fiil» ilişkisinin tespit edilemediği, bu nedenle bu davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın subüt bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
… a karar vermek gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/318 E. 2013/1645 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık «pay defterinde» kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · ba formu · hisse senedi · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği "ortaklık «hisse senedi» takip «formu»" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı definin» buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/333 E. 2013/1713 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · def'i · vade · anonim şirket · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık «pay defterinde» kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... 'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nun 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · hisse senedi · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/311 E. 2013/3080 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · def'i · vade · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Benzer bu karardaTarım ve Sanayi A.Ş’de de ortaklar «pay defterinde» 44122 no’lu üye olarak toplam 100 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı 6,00 TL’den toplam 600 TL nominal değerle kayıtlı olduğu ,bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ...
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · hisse senedi · taahhütname · taşıyan · kesin hüküm
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan kanıtlara göre, ortaklık durum belgesi adını «taşıyan» altında belge fotokopisinin davalı şirketlere para verdiğini ispata yeterli olmadığı, davalı şirketlere ödünç para verildiğinin de ispat edilemediği, davacının devir yoluyla ortak olduğu, davalı «defter» kayıtlarının incelenmesine göre de davacının şirket ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ....329 ve 405. maddeleri uyarınca da paranın iadesi talebinin dinlenmesini …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/325 E. 2013/1700 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · def'i · hamil · vade · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık «pay defterinde» kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosyaya mübrez bilirkişi raporundan davacıların ... ile ...'nin ortakları olduğu, davalı Şirketlerin «pay defterlerinde» ortak olarak kayıtlı oldukları, hisselerin devren «ihtisap» yolu ile elde edilen «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğu, şirketlerin bilanço ve gelir gider tablolarına göre kâr «dağıtılmadığı», «şirketlerin zarar» ettiği, kâr dağıtımı konusunda karar bulunmadığı bildirilmiş, mahkemecede bu rapor benimsenerek, davacıların ...'ye ortaklarığının hamiline ve nama yazılı hisse se …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtisas mahkemesi · ba formu · şirket zararı · hisse senedi · ek prim · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı, ayrıca davacıların hisse senetlerinin bir kısmının nama ve bir kısmının «hamiline» yazılı hisse senetleri olduğu üzerinde durulmamıştır.
Dosyaya mübrez bilirkişi raporundan davacıların ... ile ...'nin ortakları olduğu, davalı Şirketlerin «pay defterlerinde» ortak olarak kayıtlı oldukları, hisselerin devren «ihtisap» yolu ile elde edilen «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğu, şirketlerin bilanço ve gelir gider tablolarına göre kâr «dağıtılmadığı», «şirketlerin zarar» ettiği, kâr dağıtımı konusunda karar bulunmadığı bildirilmiş, mahkemecede bu rapor benimsenerek, davacıların ...'ye ortaklarığının hamiline ve nama yazılı hisse se …
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların dosyada fotokopisi sunulan ancak aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiklerini kanıtlayamadıkları, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacıların bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadıkları, dosya kapsamına göre davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğunun çekişmesiz bulunduğu, davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının olmadığı, bu nedenle primli pay senedi ihracı sonucu ortak olup olmadığı, ortaklık şekli primli pay senedi ihracı sonrası ortak olunması halinde beher pay için değer olarak biçilen «primi» oluşturan kısma ilişkin alınmış genel kurul kararı olup olmadığı, genel kurul kararı var ise, bu miktarın şirketin yasal yedek akçesine eklenip eklenmediği hususunun önem kazanmadığı, çünkü davacıların hissesini satın aldığı kişi ile davacıların serbest iradeleri ile hisselerin bedellerini belirleyebilecekleri, ayrıca TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4959 E. 2014/10815 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · kâr payı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
Bu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık «pay defterinde» kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… zetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da dikkate alınmak, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda, şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
Ayrıca, mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de bilirkişi kurulu 1997, 1998, 1999 yılları «defterlerinde» sermaye hesabında kayıtlı kurucu ortakların belli sayıda bulunduğunu bildirmişler, mahkemece dava 2008 yılında açılmasına ve ortak olmadığının tesbiti talebini içermesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin sermayasınde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığa kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · hile · oy yasağı · fesih · hak düşürücü süre · ortaklık ilişkisi · geçersizlik · husumet
Benzer bu kararda… ndeki tarihin 06.04.2000 olduğu, bu tarihten daha önce para yatırıldığının davacı tarafça iddia edildiği, mülga 818 sayılı BK'nın 31. maddesinde düzenlenen 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde davacının bu iddiasını ileri sürmesi gerektiği, dava tarihi dikkate alındığında yaklaşık 8 sene sonra «hile» iddiasına dayanılamayacağı, yine izinsiz halka arz faaliyetinde bulunulduğu belirtilerek sözleşmenin «geçersiz» olduğu hususuna dayanılmış ise de akdin kurulmasından asgari 8 yıl sonra «fesih» hakkının kullanılmasının «çelişkili davranış yasağına» aykırılık oluşturacağı ve MK'nın 2. maddesinde yer alan iyi niyet kuralına aykırı sayılacağı, 6762 sayılı TTK'nın 329. maddesi uyarınca şirketin kendi hisselerini …
B.. hakkındaki davanın «husumetten», davalı şirketler hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6248 E. 2013/5576 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · def'i · vade · anonim şirket · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık «pay defterinde» kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Benzer bu karardaBu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalılar yöneticilerinin iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
… bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...) Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda taraflar arasındaki ilişkinin «ortaklık ilişkisi» mi, yoksa mevduat ilişkisi mi olduğunun tam olarak açıklığa kavuşturularak, davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
İnşaat Tarım A.Ş. arasında sadece «ortaklık ilişkisinin» bulunduğunu, davacının iradesi doğrultusunda bu şirkete ortak olduğunu ve paylarının ortaklık «pay defterine» kaydedildiğini, bir kısım hisse senetlerini de üçüncü şahısları devrettiğini, davacı ile diğer davalı ...Ş. arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut bulunmadığını, bu davalı yönünden davanın «husumet» nedeni ile reddi gerektiğini, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · hisse senedi · reeskont faizi · ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · temsil · husumet
Benzer bu kararda… alar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline davalı şirketlerin ...'da bulunan «temsilcileri» ve yöneticileri tarafından o tarihte ...'nın para birimi üzerinden toplam 109.550 ... markı vererek «hisse senedi» sertifikası adı altında bir satış yapıldığını, müvekkiline bugüne kadar vaat edilen «kar payı» adı altında hiç bir ödeme yapılmadığı gibi defalarca talep etmesine rağmen ödediği bedelin de kendisine iade edilmediğini, müvekkilinin sürekli olarak oyalandığını, davalıların hissedar yapıldığı gerekçesi ile müvekkilinden almış olduğu parayı ödemediklerini, haksız kazanç sağladıklarını ileri sürerek fazlaya dair talep haklarının saklı kalmak üzere 109.550 ... markı karşılığı 50.000 Euro ortaklık pay bedeli olan 95.800,00 TL'nin 02.03.2000 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İnşaat Tarım A.Ş. arasında sadece «ortaklık ilişkisinin» bulunduğunu, davacının iradesi doğrultusunda bu şirkete ortak olduğunu ve paylarının ortaklık «pay defterine» kaydedildiğini, bir kısım hisse senetlerini de üçüncü şahısları devrettiğini, davacı ile diğer davalı ...Ş. arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut bulunmadığını, bu davalı yönünden davanın «husumet» nedeni ile reddi gerektiğini, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...) Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda taraflar arasındaki ilişkinin «ortaklık ilişkisi» mi, yoksa mevduat ilişkisi mi olduğunun tam olarak açıklığa kavuşturularak, davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
1) Davacının davalı şirket ve/veya şirketlere ortaklığının sahih olması halinde hiç kuşkusuz anılan yasa maddeleri uyarınca paylarının karşılığını talep etmesi mümkün değil ise de, davacı davada, «hisse senedi» sertifikası adı altında bir satış yapıldığını, paranın istendiği anda iadesinin vaad edildiğini ileri sürmüş olup.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8061 E. 2014/1560 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · def'i · vade · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları …
Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Benzer bu karardaİnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 1.560 TL nominal değerde 260 adet hisse sahibi bulunduğu, bu kayıtlara rağmen 25.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise toplam 260 hisseye karşılık 20.345 DM değer yazılı olduğu, davacının şirket ortağı olması nedeniyle TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesini isteyemeyeceği belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emniyeti suistimal · ortaklık ilişkisi · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 1.560 TL nominal değerde 260 adet hisse sahibi bulunduğu, bu kayıtlara rağmen 25.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise toplam 260 hisseye karşılık 20.345 DM değer yazılı olduğu, davacının şirket ortağı olması nedeniyle TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesini isteyemeyeceği belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu, şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından …
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık durum belgesi” başlıklı belgede imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/306 E. , 2013/1712 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.04.2011 tarih ve 2010/486-2011/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri ...'da gurbetçi olarak çalışıp biriktirdiği paraları ... ve alt kuruluşu niteliğindeki ...'ye verdiğini, ancak parasını geri alamadığı için mağdur durumda olduğunu, müvekkili adına davalı şirket tarafından 02.08.2000 tarihli hisse durum belgesi ile 700 hisse karşılığı 28.700 Euro şirketten alacağı olduğunun gösterildiğini ileri sürerek, müvekkilinin alacağının davalının temerrüde düştüğü 24.02.2000 tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, ödemenin ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık pay defterinde kayıtlı olmadığı ve münferiden paydaşlığı bulunmadığı, ...’de bulunan 700 payını devretmiş olduğu, devredilen hisselere ilişkin başka bir dava bulunduğu, aslı ibraz edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadığı, dosya kapsamına göre davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı, kaldı ki TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirketlere ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket tasfiye anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda davacının ...’nde bulunan toplam 700 hissesini devrettiği, devredilen bu hisse ile ilgili olarak bir diğer dava dosyasında (2010/87) değerlendirme yapıldığı, bu nedenle davacının davalı şirketlerde paydaşlığının bulunmadığı bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı dayanağı ortaklık durum belgesi, aslı sunulmadığından bahisle mahkemece kabul ve değerlendirmeye esas görülmemiş ise de, 8.12.2010 tarihli celsede belge aslının dosyaya sunulmuş olduğu belirtilmiş olduğu gibi bilirkişi raporunda daha sonra devredildiği belirtilen 700 adet hisse ile davacının ...’de paydaş olduğunun bildirilmiş olduğu gözlenmekle söz konusu belgenin davalı ... tarafından kabul gördüğü ve pay defterine de bu yolda kayıt düşülmüş olduğu açıktır. Bu durumda, mahkemenin mübrez belge ile davalı şirketler arasında ne gibi bir ilişki bulunduğunun tespit edilemediğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan, bilirkişi raporunda davacının davalı ...’n-de bulunan paylarını devrettiği belirtilmiş ve mahkemece de bir başka dava dosyasında bu hisselerle ilgili değerlendirme yapıldığı belirtilmiş ise de, bu husus Yargıtay denetimine elverişli biçimde açıklanıp belgelendirilmemiş, hamiline yazılı hisse senetlerinin devre rağmen ne sebeple davacının elinde bulunduğu hususuna açıklık getirilmemiştir.
Öte yandan, mahkemenin kararında davacının davalı şirketlere ortaklığının saptanmasi halinde dahi TTK’nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca, sermaye olarak verdiği bedelin iadesini isteyemeyeceği gerekçesine yer verilmiştir. Davacının davalı şirket ve/veya şirketlere ortaklığının sahih olması halinde hiç kuşkusuz anılan yasa maddeleri uyarınca paylarının karşılığını talep etmesi mümkün değil ise de, davacı davada, şirkete ortak olmak amacıyla para vermediğini, paranın istendiği anda iadesinin vaad edildiğini ileri sürmüş olup davacının delilleri arasında yer aldığı ve Dairemize intikal eden emsal dosyalardan da bilindiği üzere; ... Ağır Ceza Mahkemesi ve ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri davacının iddiasına dayalı eylemlerinden ötürü suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır.
Bu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ...
ve ...'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının pay defterine kaydedilen payının gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, ibraz edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.
Tüm bu delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254418200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz