Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6823 E. 2013/9240 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
peşin karar harcı↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava, davacı-karşı davalının ... ibareli markasının kullanılmaması nedenine dayalı hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle bu davanın reddine karar verilmiştir.Oysa, 556 sayılı KHK'nın 42/1-c bendinde hükümsüzlük nedenlerinden birisi olarak 14'üncü maddeye aykırılık gösterilmiş olup, 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi sahibine seçtiği markasını kullanma yükümlülüğü yüklemiştir. Anılan KHK'nın 14/II fıkrasında markanın iptalini gerektirmeyen haller tek tek sayılmış olup beş yıllık süre içerisinde markanın kullanıldığının ispatının davalı tarafa ait olduğu da kuşkusuzdur. Bu bağlamda, davacı/karşı davalıya ait tescilli ... ibareli markanın dosyaya sunulan faturalarda, belgelerde ve ürün ambalajlarında aynen kullanılmadığı, markanın ... , ... şeklinde kullanıldığı görülmekte olup, ayrıca davacı/karşı davalıya ait tanınmış ... ibaresinin anılan kullanımlarda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle karşı davaya konu ... ibaresinin kullanıldığının sunulan delillerle kanıtlanamadığı ve KHK'nın /14/2. fıkrası anlamında markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanılmasının sözkonusu olmadığı da açıktır.Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı-karşı davalının dava konusu markasını 14.01.2003 tarihinden itibaren 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi bağlamında 5 yıldır haklı bir neden olmaksızın kullanmakta olduğunu kanıtlayamadığının diğer bir deyişle tek başına ... markasının kullanımının ... markasının 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi uyarınca kullanıldığı anlamına gelmeyeceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davadaki hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalı ... Gıda San. A.Ş'den alınarak davalı-karşı davacı ...'ya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4879 E. 2020/3476 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10586 E. 2010/10859 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde kâr payına yönelik davanın reddine, diğer istemler hakkında «davanın konusu» kalmadığı gerekçesiyle kâr «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 04.05.2010 günlü ilamının 2. bendinde yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulmuş, 1. bentte açıklanan gerekçelerle sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13130 E. 2010/1299 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4537 E. 2013/8811 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… nın ... markasının 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi uyarınca kullanıldığı anlamına gelmeyeceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davadaki hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davacı-karşı davalı ...
Benzer bu karardaA.Ş.’nin borcunu üstlenen sıfatıyla .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, 02/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · akdi faiz · bilirkişi raporuna itiraz · temerrüt faizi · haksız fiil · havale · temerrüt · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda somut uyuşmazlıkta, davacının parasının davalı Bankanın «haksız fiili» sonucu hakimiyetinden çıktığı «havale» tarihi itibariyle davalının «temerrüde» düştüğü kabul edilmeli ve hükmedilecek alacağa, 16.11.1999 havale tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine uygun şekilde «temerrüt faizi» yürütülmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece davacının parasına, başlangıç tarihi de belirtilmeden, dava tarihine kadar «akdi faiz», dava tarihinden sonra da 3095 SK.’na uygun şekilde «temerrüt faizi» yürütülmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.Davalı ...
A.Ş.’nin borcunu üstlenen sıfatıyla ... vekili, mahkemece görüşüne başvurulan «bilirkişi raporuna itirazına» ilişkin 30.06.2011 tarihli dilekçesinde, davacı tarafından aynı konuda ... (...) A.Ş. aleyhine ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3315 E. 2013/9318 K.
Ortak:peşin karar harcı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… nın ... markasının 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi uyarınca kullanıldığı anlamına gelmeyeceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davadaki hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davacı-karşı davalı ...
A.Ş'den alınarak davalı-karşı davacı ...'ya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece «tenfizi» istenilen kararın davalıya hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin yukarıda açıklanan çelişkinin giderilmesi ve kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin tesbiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalı şirket'e iadesine, 08/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz
Benzer bu karardaDava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Davaya konu «tenfizi» istenen ...
Bu itibarla, mahkemece «tenfizi» istenilen kararın davalıya hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin yukarıda açıklanan çelişkinin giderilmesi ve kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin tesbiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/6823 E. , 2013/9240 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.09.2010 tarih ve 2009/25-2010/181 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.05.2013 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkil şirketin "... ibareli markasının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, anılan bu ibareyi aynı zamanda ticari unvan olarak da kullanıldığını, davaya dayanak ...
markasının ise 14.01.1993 tarih ve ... tescil no ile kayıtlı olduğunu, davalı şirketin İtalya'da kurulmuş bir şirket olup ... nezdinde ... , ... , ... nolu dava konusu ... ibareli markaları tescil ettirdiğini, davalı şirket tarafından ... ibaresinin kullanımının ve tescilinin hukuka aykırı olduğunu, bu markanın kullanımının ... markasının tanınmışlığına ve ayırt edici niteliğine zarar vereceğini, aynı emtialar açısından her iki markanın tescilinin 556 sayılı KHK 8/1-b anlamında iltibas ve karışıklığa yol açacağını, gerek anlam gerekse okunuş bakımından aynı olduğunu, davalının eyleminin markanın sulandırılması sureti ile iltibas ve marka hakkına tecavüz olup, hukuken korunamayacağını ileri sürerek, davalı markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkil şirketin ...
markalarının kullanımının davalıdan çok daha öncesine dayanmakta olduğunu, davacının uzun yıllardır ticari hayatta kullanılan dava konusu markalara karşı herhangi bir yasal müdahalede bulunmadığını, bu sebeple KHK'nın 42. maddesinde yer alan 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve MK'nın 2. maddesi uyarınca sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi gereği dava açma hakkını kaybettiğini, davacıya ait markalarda hakim unsurun ... müvekkilin markasında ise hakim unsurun "... ibaresi olması sebebiyle karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markalan bütün halinde değerlendirilmesi halinde iki marka arasında benzerlik bulunmadığını, tanınmış ... ve ... markalarına ilişkin ibarelerin markalar arasında herhangi bir suretle ilişki kurulması olasılığını ve bu suretle kanştırma ihtimalini ortadan kaldırdığını savunarak, davanın yetki ve esas yönünden reddini istemiş, karşı davasında ise, davacı-karşı davalının davaya dayanak yaptığı markasını tescil tarihinden bu yana hiç kullanmadığını iddia ederek, hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davacı-karşı davalı, karşı davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu kanıtlayamadığı, davacının iltibas iddiasının yerinde olmadığı, ... markası bir bütün olarak ele alındığında ... ibaresinin daha belirgin olduğu, davacının ... ibaresini kullandığını fatura, irsaliye vs belgelerle ıspatladığından karşı davada hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, asıl ve karşı davada davacı vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davadaki hükmün onanması gerekmiştir.
2-Davalı/karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; karşı dava, davacı-karşı davalının ... ibareli markasının kullanılmaması nedenine dayalı hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle bu davanın reddine karar verilmiştir.Oysa, 556 sayılı KHK'nın 42/1-c bendinde hükümsüzlük nedenlerinden birisi olarak 14'üncü maddeye aykırılık gösterilmiş olup, 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi sahibine seçtiği markasını kullanma yükümlülüğü yüklemiştir. Anılan KHK'nın 14/II fıkrasında markanın iptalini gerektirmeyen haller tek tek sayılmış olup beş yıllık süre içerisinde markanın kullanıldığının ispatının davalı tarafa ait olduğu da kuşkusuzdur. Bu bağlamda, davacı/karşı davalıya ait tescilli ...
ibareli markanın dosyaya sunulan faturalarda, belgelerde ve ürün ambalajlarında aynen kullanılmadığı, markanın ... , ... şeklinde kullanıldığı görülmekte olup, ayrıca davacı/karşı davalıya ait tanınmış ... ibaresinin anılan kullanımlarda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle karşı davaya konu ... ibaresinin kullanıldığının sunulan delillerle kanıtlanamadığı ve KHK'nın /14/2. fıkrası anlamında markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanılmasının sözkonusu olmadığı da açıktır.Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı-karşı davalının dava konusu markasını 14.01.2003 tarihinden itibaren 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi bağlamında 5 yıldır haklı bir neden olmaksızın kullanmakta olduğunu kanıtlayamadığının diğer bir deyişle tek başına ...
markasının kullanımının ... markasının 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi uyarınca kullanıldığı anlamına gelmeyeceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davadaki hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karşı davadaki hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalı ...
Gıda San. A.Ş'den alınarak davalı-karşı davacı ...'ya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462479000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz