Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/652 E. 2018/6837 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasiyetname↗ rayiç bedel↗ kişilik hakları↗ tazminat davası↗ mirasçılık↗ reeskont faizi↗ tenfiz↗ feragat↗ maddi ve manevi tazminat↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla, davacı murisine ait ... tangosunun izinsiz olarak Türkiye'de yayınlanan CD de kullanıldığı, ayrıca davalının davacı tarafından dosyaya sunulan ses kayıtlarında ... tangosunu konserlerinde çalacağını belirterek akabinde söz konusu tangoyu seslendirdiği, davalının parçayı izinsiz kullanımının gerçekleştiği de bilirkişi tarafından belirlenen 4.500 TL rayiç bedelin uygun olacağı tecavüzün niteliği kusurun varlığı ve ağırlığı göz önüne alınarak takdiren üç katı olan 13.500.00 TL'nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, ayrıca eserin kamuya sunulması yer ve zamanını belirlemesi yetkisinin de davacıya ait olması ve bu manevi hakkının da ihlal edilmesi ve CD içeriğindeki parçanın kullanım süresi dikkate alınarak toplam 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, elde edilen kazancın tespit edilememesi nedeniyle buna ilişkin talebin ve arada doğan sözleşmesel ilişki nedeniyle ref talebinin yerinde olmadığı ve diğer davalı hakkındaki vaki feragat nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı şahıs vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, FSEK’den kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda davacının murisine ait olan eserin davalılar tarafından izinsiz olarak kullanılması sonucunda davacı tarafça 13.500 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat talep edilmiş mahkemece maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden 5.000 TL'nin kabulüne karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK’in 19. maddesine göre, bu Yasa’nın tanıdığı mali haklar eser sahibinin mirasçılarına intikal ettiği halde, manevi haklar açısından aynı durum söz konusu değildir. Ancak, eser sahibinin ölümünden sonra manevi hakları kullanabilecek kimseler FSEK’in 19. maddesinde belirtilmiştir. FSEK’in 19/1 maddesine göre, eser sahibi 14/1 ve 15/1 maddesi ile tanınan yetkilerinin kullanılış tarzlarını tespit etmemişse yahut bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa bu yetkilerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna, bu tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana - babasına, kardeşlerine aittir.
Aynı Yasa’nın 19/2 maddesine göre de eser sahibinin ölümünden sonra yukarıdaki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16. maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları hak sahibinin ölümünden itibaren 70 yıl kendi namlarına kullanabilirler.Somut olayda mirasçının manevi tazminat talep edebilme koşullarının varlığı için öncelikle FSEK'in 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının mirasçısına sağladığı hak ve yetkilerin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
5846 sayılı FSEK’in 19. maddesinin düzenleme biçimi göz önüne alındığında, anılan maddenin birinci fıkrasında sayılan kişilere “sırasıyla” FSEK’in 14/1 ve 15/1 maddelerinde düzenlenen manevi hakların “kullanım tarzını tespit etme yetkisinin” verildiği, ikinci fıkrada ise aynı yasanın 14, 15 ve 16. maddelerinin üçüncü fıkrasında sayılan manevi hakları 70 yıl için “kendi namlarına kullanma hakkının” verildiği anlaşılmaktadır. Böylece, 19. maddede ayrı ayrı hak ve yetkilerin niteliği, bu hakları kullanabilecek kimseler ve sınırları belirtilerek eser sahibinin ölümünden sonra da bu maddede sayılan manevi haklar koruma altına alınmıştır.
Manevi hakların eser sahibine sıkı sıkıya bağlı olmaları ve mirasla intikal etmemeleri, bazı hallerde bizzat eser sahibinin zararına sonuçlar doğurabilir. Bu yetkilerin eser sahibinin talimat ve istekleri doğrultusunda bile, başkaları tarafından kullanılamaması, çözümü güç sorunlar ortaya çıkarabilir. Oysa, eserin korunması amacıyla, eser sahibinin yakınları ile bazı kurumlara ve mali
hak sahiplerine bir kısım manevi hakları kullanma yetkileri tanınması gereklidir (... , Fikri Mülkiyet Hukuku, Uçüncü Bası, Shf.163). Bu amaçla, FSEK’ in 19. maddesindeki düzenleme ile eser sahibinin anılan maddede belirtilen manevi haklarını kullanabilecek kişi ve kurumlar ve yetkileri belirtilmek suretiyle, eserin ve eser sahibinin ölümünden sonra da korunması amaçlanmıştır.
Öğretide de belirtildiği üzere, Türk Hukuku’nda mirasçılara sadece, esere saldırı halinde manevi tazminat davası açma hakkı tanınmıştır (Ü.Tekinalp, age, Shf. 163).
Medeni hukuk sahasında kişilik haklarının manevi menfaatleri ihlal edilenden başka kimseler tarafından kullanılmasına izin verilmemiştir. Gerçi, zarar görenin mirasçılarına da bazı hallerde kendi namlarına tazminat istemek hakkı tanınmışsa da, bu hakkın doğumu murise zarar veren eylemin aynı zamanda mirasçılara da zarar verici vasıfta olmasına bağlı olup ana kuraldan ayrılınmış değildir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda da aynı sistemden ilham alınmıştır. Bu Kanuna göre eser sahibinin şeref ve itibarı ile ilgili olmaları bakımından sırf eser sahibinin şahsına bağlı olan manevi hakların ölümünden sonra yetkili şahıslar tarafından kendi namlarına kullanılması keyfiyeti de, bu şahısların eserin hususiyet ve mahiyetinin muhafazasındaki menfaatleri bakımından kabul edilmiştir. Kanun nazarında eser sahibinin şeref ve itibarını ihlal eden her hareket eserin korunması ile yetkili şahısların da muhik menfaatlerini ihlal etmiş olmaktadır.
Somut olayda davacının eser sahibinin şeref ve itibarını ihlal eden bir hareket iddiası olmadığı gibi bu konuyu ispat eder bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Mahkemece bu bu değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3228 E. 2017/6398 K.
Ortak:rayiç bedel · mirasçılık · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… de çalacağını belirterek akabinde söz konusu tangoyu seslendirdiği, davalının parçayı izinsiz kullanımının gerçekleştiği de bilirkişi tarafından belirlenen 4.500 TL «rayiç bedelin» uygun olacağı tecavüzün niteliği «kusurun» varlığı ve ağırlığı göz önüne alınarak takdiren üç katı olan 13.500.00 TL'nin «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınmasına, ayrıca eserin kamuya sunulması yer ve zamanını belirlemesi «yetkisinin» de davacıya ait olması ve bu manevi hakkının da ihlal edilmesi ve CD içeriğindeki parçanın kullanım süresi dikkate alınarak toplam 5.000 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, elde edilen kazancın tespit edilememesi nedeniyle buna ilişkin talebin ve arada doğan sözleşmesel ilişki nedeniyle ref talebinin yerinde olmadığı ve diğer davalı hakkındaki vaki «feragat» nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacının murisine ait olan eserin davalılar tarafından izinsiz olarak kullanılması sonucunda davacı tarafça 13.500 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat talep edilmiş mahkemece «maddi tazminat» talebi yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden 5.000 TL'nin kabulüne karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK’in 19. maddesine göre, bu Yasa’nın tanıdığı mali haklar eser sahibinin «mirasçılarına» intikal ettiği halde, manevi haklar açısından aynı durum söz konusu değildir.
Benzer bu kararda… ğı, bu basım sayesinde kitabın değer kazandığı, eserin yeniden kültür hayatına kazandırıldığı, kitapların bir kısmının ticari amaçlı olmadan üniversitedeki hocalara «dağıtıldığı» gerekçeleriyle «rayiç bedelin» iki katı olacak şekilde «maddi tazminata», davacının haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Bu durumda FSEK 19/2 maddesi kapsamında aynı kanunun 14, 15 ve 16/3 maddelerinde belirtilen bir ihlal bulunmadığı halde (HGK 28.05.2008 tarih ve 368/393 sayılı karar) «mirasçı» olan davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras yoluyla intikal · kâr dağıtımı · ilan
Benzer bu kararda… ğı, bu basım sayesinde kitabın değer kazandığı, eserin yeniden kültür hayatına kazandırıldığı, kitapların bir kısmının ticari amaçlı olmadan üniversitedeki hocalara «dağıtıldığı» gerekçeleriyle «rayiç bedelin» iki katı olacak şekilde «maddi tazminata», davacının haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Ancak, eser sahibine tanınan manevi haklar «miras yoluyla intikal» etmez.
Öte yandan 5846 sayılı FSEK 19/2 fıkrası uyarınca “Eser sahibinin ölümünden sonra yukarıdaki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl kendi namlarına kullanabilirler.” Başka bir deyişle manevi haklar «miras yoluyla intikal» etmemekle birlikte FSEK 19. maddesinde sayılan kimseler, eser sahibinin ölümü üzerine 14, 15 ve 16.
… katkısı olduğuna dair olumlu görüş açıklanmasına karşın bu gerekçeye aykırılık oluşturacak şekilde ve muhik bir neden açıklanmadan FSEK 78. maddesi uyarınca kararın «ilanına» hükmedilmesi de doğru görülmediğinden kararın davalılar yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15206 E. 2013/14158 K.
Ortak:mirasçılık · maddi tazminat · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda davacının murisine ait olan eserin davalılar tarafından izinsiz olarak kullanılması sonucunda davacı tarafça 13.500 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat talep edilmiş mahkemece «maddi tazminat» talebi yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden 5.000 TL'nin kabulüne karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK’in 19. maddesine göre, bu Yasa’nın tanıdığı mali haklar eser sahibinin «mirasçılarına» intikal ettiği halde, manevi haklar açısından aynı durum söz konusu değildir.
FSEK’in 19/1 maddesine göre, eser sahibi 14/1 ve 15/1 maddesi ile tanınan yetkilerinin kullanılış tarzlarını tespit etmemişse yahut bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa bu yetkilerin ölümünden sonra kullanılması, «vasiyeti» «tenfiz» memuruna, bu tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup «mirasçılarına», ana - babasına, kardeşlerine aittir.
Benzer bu karardaBu nedenle de mali haklara ilişkin talep haklarını ileri sürmeleri açısından «mirasçılar» arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut olup, eser sahibi murisin davacılar dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşıldığından mahkemece dava dışı mirasçıların tespit edilerek açılan davaya «muvafakatlerinin» alınması veya miras şirketine bir «temsilci» tayininin sağlanarak yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gereken taraf teşkiline ilişkin eksiklik giderildikten sonra mali haklara ilişkin istemle ilgili olarak yargılamaya devam olunması gerekirken, mirasçıların haklarını kendi namlarına kullanabilecekleri yönündeki manevi hakların kullanımı bakımından geçerli olan kanuni düzenlemenin kapsamı dışı bulunan mali haklara da teşmil edilmesi suretiyle yazılı şekilde FSEK 68. maddesi uyarınca «maddi tazminata» karar verilmesi yerinde görülmeyip, maddi tazminata ilişkin olarak verilen kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… er sahibine ait müzik eserini izin almaksızın “Efsaneler” adlı albümde kullanmak suretiyle mali haklara tecavüz eylemlerinin ref’ine, her bir davacı için hesaplanan «maddi tazminatın» «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline, her bir davacı için 500’er TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline hüküm kesinleştiğinde, özetinin «ilanına» karar verilmiştir. .../...
Davaya konu eserin sahibi Aşık...'ın (...) davayı açan «mirasçılar» dışında başka mirasçılarının da bulunduğu dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iştirak halinde mülkiyet · muvafakat · kâr payı · ilan · temerrüt · temsil
Benzer bu kararda… er sahibine ait müzik eserini izin almaksızın “Efsaneler” adlı albümde kullanmak suretiyle mali haklara tecavüz eylemlerinin ref’ine, her bir davacı için hesaplanan «maddi tazminatın» «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline, her bir davacı için 500’er TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline hüküm kesinleştiğinde, özetinin «ilanına» karar verilmiştir. .../...
Bu nedenle de mali haklara ilişkin talep haklarını ileri sürmeleri açısından «mirasçılar» arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut olup, eser sahibi murisin davacılar dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşıldığından mahkemece dava dışı mirasçıların tespit edilerek açılan davaya «muvafakatlerinin» alınması veya miras şirketine bir «temsilci» tayininin sağlanarak yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gereken taraf teşkiline ilişkin eksiklik giderildikten sonra mali haklara ilişkin istemle ilgili olarak yargılamaya devam olunması gerekirken, mirasçıların haklarını kendi namlarına kullanabilecekleri yönündeki manevi hakların kullanımı bakımından geçerli olan kanuni düzenlemenin kapsamı dışı bulunan mali haklara da teşmil edilmesi suretiyle yazılı şekilde FSEK 68. maddesi uyarınca «maddi tazminata» karar verilmesi yerinde görülmeyip, maddi tazminata ilişkin olarak verilen kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, eser sahibine FSEK kapsamında tanınan hakların kullanılması yönünden her bir «mirasçının» miras «payı» oranına isabet eden mali haklar tazminatına da hükmedilmiştir.
Buna göre, somut olayda davacıların murisi... (...) 1981 yılında ölmüş olup, ölüm tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanun hükümlerine göre «mirasçılar» arasında murisin mal varlığı, hak ve borçları yönünden «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerlidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7163 E. 2012/15346 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9924 E. 2011/14357 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gerekçenin düzeltilmesi · hak düşürücü süre · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaKırman, Hava Yolu ile Yapılan Uluslararası Yolcu Taşımacılığında Taşıyıcının Sorumluluğu, Ankara, Shf.172 vd), Bu durumda mahkemece değinilen sürenin «hak düşürücü süre» niteliğinde olduğu değerlendirilmeksizin, «zamanaşımı» süresi olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın HUMK'nun 438/«son» maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Anılan maddedeki iki yıllık sürenin bir «zamanaşımı» süresi olmayıp, «hak düşürücü süre» olduğu madde metninden açıkça anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davaya konu uyuşmazlıkta 2920 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, adı geçen Yasa'nın 131. maddesine göre kaza raporunun resmi gazetede yayınlandığı tarih ile dava tarihi arasında geçen sürede «zamanaşımının» dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/652 E. , 2018/6837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/10/2016 tarih ve 2016/127-2016/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı ve davalı şahıs vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 22.420 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." isimli tangonun söz yazarı ve bestecisi olan ... ' ün mirasçısı olduğunu, davalı ...'ın şefliğini yaptığı ... grubunun ... adlı CD'sinde “...” adlı tangonun izin alınmadan kullanıldığını, söz konusu CD'nin 1999 yılında Viyana'da faaliyet gösteren .... şirketince yayınladığını, davalı ... firmasınca CD'sinin Türkiye'de de piyasaya sürüldüğünü, ayrıca davalının müvekkilinden izin almadan ... içi ve ... dışı konserlerinde papatya isimli tangoyu icra ettiğini, konserlerinde eserin orjinalliğini bozup, izinsiz işleyerek müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, dağıtım faaliyetinin sürmesi nedeniyle tecavüzün menine ve mevcut CD'lerin toplatılarak imhasına, davalının CD satışı nedeniyle elde ettiği kazancın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline, ıslahla FSEK'nın 68 maddesi uyarınca üç kat tazminat talebine karşılık 13.500,00 TL'nin ve FSEK'nın 70.
maddesi uyarınca ihlal edilen manevi haklar için 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yönetici ve şefi olduğu ... çalınmak suretiyle 1999 yılında Viyana'da faaliyet gösteren .... şirketi ile anlaşarak Avusturya yasalarına uygun işlemlerle ... adlı CD'nin yayınlandığını, 2000 yılında ... . ile anlaşan Universal Müzik firmasının aynı CD'yi içinde ... tangosu olmadan Türkiye'de yasaların öngördüğü koşullara uygun olarak bandrol ve barkotlu şekilde ürettiğini, ... Tangosunun yer almayacağı CD için müvekkilinin muvafakat verdiğini, davacının dayandığı ve içinde ... Tangosunun olduğu albümün müvekkili ile ilgisi olmayıp
korsan CD olduğunu, nerede, kim tarafından basıldığının müvekkilince bilinmediğini, Kültür Bakanlığı Telif Hakları Müdürlüğü'nün yazılarından bandrol usulsüzlüğü yapan kişiler hakkında ceza soruşturması bulunduğu da nazara alındığında müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla, davacı murisine ait ... tangosunun izinsiz olarak Türkiye'de yayınlanan CD de kullanıldığı, ayrıca davalının davacı tarafından dosyaya sunulan ses kayıtlarında ... tangosunu konserlerinde çalacağını belirterek akabinde söz konusu tangoyu seslendirdiği, davalının parçayı izinsiz kullanımının gerçekleştiği de bilirkişi tarafından belirlenen 4.500 TL rayiç bedelin uygun olacağı tecavüzün niteliği kusurun varlığı ve ağırlığı göz önüne alınarak takdiren üç katı olan 13.500.00 TL'nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, ayrıca eserin kamuya sunulması yer ve zamanını belirlemesi yetkisinin de davacıya ait olması ve bu manevi hakkının da ihlal edilmesi ve CD içeriğindeki parçanın kullanım süresi dikkate alınarak toplam 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, elde edilen kazancın tespit edilememesi nedeniyle buna ilişkin talebin ve arada doğan sözleşmesel ilişki nedeniyle ref talebinin yerinde olmadığı ve diğer davalı hakkındaki vaki feragat nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı şahıs vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, FSEK’den kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda davacının murisine ait olan eserin davalılar tarafından izinsiz olarak kullanılması sonucunda davacı tarafça 13.500 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat talep edilmiş mahkemece maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden 5.000 TL'nin kabulüne karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK’in 19. maddesine göre, bu Yasa’nın tanıdığı mali haklar eser sahibinin mirasçılarına intikal ettiği halde, manevi haklar açısından aynı durum söz konusu değildir. Ancak, eser sahibinin ölümünden sonra manevi hakları kullanabilecek kimseler FSEK’in 19. maddesinde belirtilmiştir. FSEK’in 19/1 maddesine göre, eser sahibi 14/1 ve 15/1 maddesi ile tanınan yetkilerinin kullanılış tarzlarını tespit etmemişse yahut bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa bu yetkilerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna, bu tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana - babasına, kardeşlerine aittir.
Aynı Yasa’nın 19/2 maddesine göre de eser sahibinin ölümünden sonra yukarıdaki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16. maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları hak sahibinin ölümünden itibaren 70 yıl kendi namlarına kullanabilirler.Somut olayda mirasçının manevi tazminat talep edebilme koşullarının varlığı için öncelikle FSEK'in 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının mirasçısına sağladığı hak ve yetkilerin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
5846 sayılı FSEK’in 19. maddesinin düzenleme biçimi göz önüne alındığında, anılan maddenin birinci fıkrasında sayılan kişilere “sırasıyla” FSEK’in 14/1 ve 15/1 maddelerinde düzenlenen manevi hakların “kullanım tarzını tespit etme yetkisinin” verildiği, ikinci fıkrada ise aynı yasanın 14, 15 ve 16. maddelerinin üçüncü fıkrasında sayılan manevi hakları 70 yıl için “kendi namlarına kullanma hakkının” verildiği anlaşılmaktadır. Böylece, 19. maddede ayrı ayrı hak ve yetkilerin niteliği, bu hakları kullanabilecek kimseler ve sınırları belirtilerek eser sahibinin ölümünden sonra da bu maddede sayılan manevi haklar koruma altına alınmıştır.
Manevi hakların eser sahibine sıkı sıkıya bağlı olmaları ve mirasla intikal etmemeleri, bazı hallerde bizzat eser sahibinin zararına sonuçlar doğurabilir. Bu yetkilerin eser sahibinin talimat ve istekleri doğrultusunda bile, başkaları tarafından kullanılamaması, çözümü güç sorunlar ortaya çıkarabilir. Oysa, eserin korunması amacıyla, eser sahibinin yakınları ile bazı kurumlara ve mali
hak sahiplerine bir kısım manevi hakları kullanma yetkileri tanınması gereklidir (... , Fikri Mülkiyet Hukuku, Uçüncü Bası, Shf.163). Bu amaçla, FSEK’ in 19. maddesindeki düzenleme ile eser sahibinin anılan maddede belirtilen manevi haklarını kullanabilecek kişi ve kurumlar ve yetkileri belirtilmek suretiyle, eserin ve eser sahibinin ölümünden sonra da korunması amaçlanmıştır.
Öğretide de belirtildiği üzere, Türk Hukuku’nda mirasçılara sadece, esere saldırı halinde manevi tazminat davası açma hakkı tanınmıştır (Ü.Tekinalp, age, Shf. 163).
Medeni hukuk sahasında kişilik haklarının manevi menfaatleri ihlal edilenden başka kimseler tarafından kullanılmasına izin verilmemiştir. Gerçi, zarar görenin mirasçılarına da bazı hallerde kendi namlarına tazminat istemek hakkı tanınmışsa da, bu hakkın doğumu murise zarar veren eylemin aynı zamanda mirasçılara da zarar verici vasıfta olmasına bağlı olup ana kuraldan ayrılınmış değildir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda da aynı sistemden ilham alınmıştır. Bu Kanuna göre eser sahibinin şeref ve itibarı ile ilgili olmaları bakımından sırf eser sahibinin şahsına bağlı olan manevi hakların ölümünden sonra yetkili şahıslar tarafından kendi namlarına kullanılması keyfiyeti de, bu şahısların eserin hususiyet ve mahiyetinin muhafazasındaki menfaatleri bakımından kabul edilmiştir. Kanun nazarında eser sahibinin şeref ve itibarını ihlal eden her hareket eserin korunması ile yetkili şahısların da muhik menfaatlerini ihlal etmiş olmaktadır.
Somut olayda davacının eser sahibinin şeref ve itibarını ihlal eden bir hareket iddiası olmadığı gibi bu konuyu ispat eder bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Mahkemece bu bu değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı şahıs vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şahıs vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı ... yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, 07/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/461725700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz