Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2870 E. 2018/6490 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
parasal sınır↗ iddianın genişletilmesi yasağı↗ nemalandırma↗ tüketici hakem heyeti kararı↗ hmk 115/3↗ belirsiz alacak davası↗ hayat sigortası↗ tahkikat↗ hakem kararı↗ tespit davası↗ ek prim↗ dava şartı yokluğu↗ oy yasağı↗ alacak davası↗ hukuki yarar↗ sigorta poliçesi↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, kısmi dava olarak açılması halinde dahi dava konusu edilen miktarın 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesinde belirtilen hakem heyetine zorunlu başvuru sınırının üstünde olması gerektiği, talep edilen miktarın dava tarihi itibari ile hakem heyetine zorunlu başvuru sınırı olan 3.480,00 TL'nin altında bulunduğu tüketici hakem heyetine başvuru yapılmadan tüketici mahkemesi nezdinde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, birikimli hayat sigortası poliçesine dayalı olarak ödenen primler ve nemaların tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı sigorta şirketine ödediği prim tutarın 6.000 TL olduğunu, buna değişen oranlarda nemaların da ilave edilmesi gerektiğini, bu sebeple iade edilmesi gereken meblağın tam olarak bilinmediğini ileri sürerek ve fazlaya dair haklarını saklı tutarak belirsiz alacak davasına ilişkin HMK 107. maddesi çerçevesinde işbu davayı ikame etmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı
tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Alacağın hangi hallerde belirsiz, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir. Belirsiz alacak davasında bir miktarın tahsili yanında, kalan tutarın tespiti istenebilecek ve yargılama sırasında belirlendiğinde kalan miktar da talep edilebilecektir. Buna göre somut olayda; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olup dava konusu alacak, açısından miktarın belirsiz nitelikte olduğu gözönüne alındığında davanın 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine göre açılabileceği ve davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Davanın açıldığı tarihte 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinde "(1) Tüketici hakem heyetlerinin, uyuşmazlıklara bakmakla görevli olmalarına ilişkin parasal sınırlar;
a) İlçe tüketici hakem heyetlerine başvuru için üst parasal sınır, 2.320 Türk Lirası,
b) Büyükşehir statüsünde olan illerdeki il tüketici hakem heyetlerine başvuru için parasal sınır, 2.320 Türk Lirası ile 3.480 Türk Lirası arası,
c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerindeki il tüketici hakem heyetlerine başvuru için üst parasal sınır, 3.480 Türk Lirası,
ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde, il tüketici hakem heyetlerine başvuru için parasal sınır, 2.320 Türk Lirası ile 3.480 Türk Lirası arası" olarak tespit edilmiştir.
Davacının ... olduğu toplam prim tutarının dahi dava tarihi itibariyle tüketici hakem heyetlerine başvurulması gereken tutarın üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8926 E. 2018/3127 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Davanın «belirsiz alacak davası» türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve «kesin» olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir.
Buna göre somut olayda; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açıldığı dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olup dava konusu alacak, açısından miktarın belirsiz nitelikte olduğu gözönüne alındığında davanın 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine göre açılabileceği ve davacının «hukuki yararının» bulunduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu karardaHMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; açılan davanın HMK 107/... maddesinde düzenlenen «belirsiz alacak davası» olduğu, dolar kurunun sabitlenmesi hususundaki davalı tarafın beyanının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının bu hususla ilgili olarak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname · teminat
Benzer bu kararda1-Dava, davacının şirketteki hisselerini davalıya devretmesi nedeniyle hisse karşılığı olarak tutulan «teminattan» arta kalan alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davasıdır.
Somut olayda dava dilekçesi ve ekindeki «ihtarnamelerden» davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafça bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/931 E. 2017/1499 K.
Ortak:parasal sınır · tüketici hakem heyeti kararı · hakem kararı · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaDavanın açıldığı tarihte 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinde "(1) Tüketici «hakem» heyetlerinin, uyuşmazlıklara bakmakla «görevli» olmalarına ilişkin «parasal sınırlar»; a) İlçe «tüketici hakem heyetlerine» başvuru için üst parasal sınır, 2.320 Türk Lirası, b) Büyükşehir statüsünde olan illerdeki il tüketici hakem heyetlerine başvuru için parasal sınır, 2.320 Türk Lir …
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açıldığını, kısmi dava olarak açılması halinde dahi dava konusu edilen miktarın 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesinde belirtilen «hakem» heyetine zorunlu başvuru sınırının üstünde olması gerektiği, talep edilen miktarın dava tarihi itibari ile hakem heyetine zorunlu başvuru sınırı olan 3.480,00 TL'nin altında bulunduğu «tüketici hakem heyetine» başvuru yapılmadan tüketici mahkemesi nezdinde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davacının ... olduğu toplam «prim» tutarının dahi dava tarihi itibariyle «tüketici hakem heyetlerine» başvurulması gereken tutarın üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaTüketici «hakem» heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvuruların nerelere yapılacağı ve bu başvuruların hangi tüketici hakem heyetince karara bağlanacağı yönetmelikle belirlenir.'' hükmü ve anılan maddenin 4. fıkrası uyarınca çıkarılan Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin 6. maddesi ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 6502 sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 68. ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin 6. maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Arttırılmasına İlişkin 01/01/2015 tarihinde yürürülüğe giren 2014/2 sayılı Tebliğ'in 1-a maddesi uyarınca İlçe Tüketici Hakem Heyetleri için üst «parasal sınır» 2.200,00 TL olup, davacının ikametgahı ve «tüketici işleminin» yapıldığı yer nazara alındığında 2.491,50 TL'lik alacak istemine dayanan somut uyuşmazlıkta İlçe Hakem Heyeti'nin «görevli» olduğu üst sınır olan 2.200,00 TL'ni aştığı anlaşılmakla yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68. maddesinde ''Değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe «tüketici hakem heyetlerine», üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.
Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için «tüketici hakem heyetlerine» başvuru yapılamaz.'' aynı maddenin 3. fıkrasında da ''Başvurular, tüketicinin «yerleşim yerinin» bulunduğu veya «tüketici işleminin» yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · tüketici işlemi · yerleşim yeri · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, EFT işleminin bir «bankacılık işlemi» olduğu, 6502 sayılı Tüketici Kanunu'nun 3/l m. «tüketici işleminin» tanımlandığı, EFT işlemi bankanın tüketiciye sunduğu bir hizmet olduğu için, tüketici tarafından ticari ya da ticari olmayan amaçla alıcıya para gönderilmesinin önemli olmadığı, dava tarihi itibariyle 3,000.00 TL «dahil» ve bu miktarın altındaki her türlü tüketici uyuşmazlarına, Tüketici Hakem Heyeti tarafından bakılacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için «tüketici hakem heyetlerine» başvuru yapılamaz.'' aynı maddenin 3. fıkrasında da ''Başvurular, tüketicinin «yerleşim yerinin» bulunduğu veya «tüketici işleminin» yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir.
Mahkemece dava tarihi itibari ile 3.000,00 TL «dahil» ve bu miktarın altındaki her türlü tüketici uyuşmazlıklarına Tüketici Hakem Heyeti tarafından bakılacağı ve bu itibarla somut uyuşmazlığa da Tüketici Hakem Heyeti tarafından bakılması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüketici «hakem» heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvuruların nerelere yapılacağı ve bu başvuruların hangi tüketici hakem heyetince karara bağlanacağı yönetmelikle belirlenir.'' hükmü ve anılan maddenin 4. fıkrası uyarınca çıkarılan Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin 6. maddesi ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 6502 sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 68. ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin 6. maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Arttırılmasına İlişkin 01/01/2015 tarihinde yürürülüğe giren 2014/2 sayılı Tebliğ'in 1-a maddesi uyarınca İlçe Tüketici Hakem Heyetleri için üst «parasal sınır» 2.200,00 TL olup, davacının ikametgahı ve «tüketici işleminin» yapıldığı yer nazara alındığında 2.491,50 TL'lik alacak istemine dayanan somut uyuşmazlıkta İlçe Hakem Heyeti'nin «görevli» olduğu üst sınır olan 2.200,00 TL'ni aştığı anlaşılmakla yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9966 E. 2015/8462 K.
Ortak:iddianın genişletilmesi yasağı · nemalandırma · belirsiz alacak davası · tahkikat · tespit davası · dava şartı yokluğu · oy yasağı · alacak davası · dava şartı
İncelediğiniz kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açıldığını, kısmi dava olarak açılması halinde dahi dava konusu edilen miktarın 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesinde belirtilen «hakem» heyetine zorunlu başvuru sınırının üstünde olması gerektiği, talep edilen miktarın dava tarihi itibari ile hakem heyetine zorunlu başvuru sınırı olan 3.480,00 TL'nin altında bulunduğu «tüketici hakem heyetine» başvuru yapılmadan tüketici mahkemesi nezdinde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davanın «belirsiz alacak davası» türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve «kesin» olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar tarafından davadan önce davalılara gönderilen «ihtarnamede» alacağın 1.778.000.000,00 TL olarak belirlendiği halde davacılar tarafından davanın 50.000,00 TL bedel ile kısmi-«belirsiz alacak davası» açmasında «hukuki yararlarının» bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115. maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacıların murisine ödenen nemanın eksik olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacıların «belirsiz alacak davası» açmada «hukuki yararlarının» bulunmadığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · eda davası · keşif · bilirkişi incelemesi · ihtarname
Benzer bu karardaAlacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar tarafından davadan önce davalılara gönderilen «ihtarnamede» alacağın 1.778.000.000,00 TL olarak belirlendiği halde davacılar tarafından davanın 50.000,00 TL bedel ile kısmi-«belirsiz alacak davası» açmasında «hukuki yararlarının» bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115. maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, «iddianın genişletilmesi yasağına» tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da «keşif» incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır.
Ne var ki, bir davada «bilirkişi incelemesine» gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12613 E. 2017/489 K.
Ortak:iddianın genişletilmesi yasağı · belirsiz alacak davası · tahkikat · tespit davası · dava şartı yokluğu · oy yasağı · alacak davası · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açıldığını, kısmi dava olarak açılması halinde dahi dava konusu edilen miktarın 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesinde belirtilen «hakem» heyetine zorunlu başvuru sınırının üstünde olması gerektiği, talep edilen miktarın dava tarihi itibari ile hakem heyetine zorunlu başvuru sınırı olan 3.480,00 TL'nin altında bulunduğu «tüketici hakem heyetine» başvuru yapılmadan tüketici mahkemesi nezdinde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Buna göre somut olayda; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açıldığı dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olup dava konusu alacak, açısından miktarın belirsiz nitelikte olduğu gözönüne alındığında davanın 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine göre açılabileceği ve davacının «hukuki yararının» bulunduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu kararda6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerin …
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
… ekilde tespiti mümkün olmasına rağmen kısmi dava açılmış olduğu, HMK 109/2 maddesi uyarınca kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açmasında da HMK 114/1 maddesindeki «hukuki yarar» şartının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı ...Ş yönünden HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava «şartı yokluğundan» diğer davalı gösterilen şube yönünden ise hem HMK 114/1-d maddesindeki taraf «ehliyeti» dava şartı yokluğundan hemde HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava şartı yokluğundan davasının HMK 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşif · eş rızası · iş bölümü · taraf ehliyeti · usulden reddi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… ekilde tespiti mümkün olmasına rağmen kısmi dava açılmış olduğu, HMK 109/2 maddesi uyarınca kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açmasında da HMK 114/1 maddesindeki «hukuki yarar» şartının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı ...Ş yönünden HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava «şartı yokluğundan» diğer davalı gösterilen şube yönünden ise hem HMK 114/1-d maddesindeki taraf «ehliyeti» dava şartı yokluğundan hemde HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava şartı yokluğundan davasının HMK 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
Dava, türev işlem sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olup, davacı dava dilekçesinde, «rızası» veya onayı olmaksızın davalı tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarara uğradığı iddia ederek 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine dayanarak talepte bulunmuş, ancak mahkemece, davacının iddia ettiği zararının belirlenebilir olduğu ve kısmi dava açılamayacağı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» dava reddedilmiştir.
Kısmi dava, alacağın yalnızca bir «bölümü» için açılan dava olup, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2870 E. , 2018/6490 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
12. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 08.04.2016 tarih ve 2016/426-2016/983 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında 25.07.2012 başlangıç tarihli birikimli hayat sigortası poliçesinin düzenlendiğini, davacının poliçe gereğince davalıya 6.000 TL civarı ödeme yaptığını, davacının ekonomik sebepler ile bir süre sonra sistemden çıkıp o güne kadar yaptığı ödemenin iadesini talep ettiğini, davalının sadece 570,00 TL ödeme yapabileceğini belirttiğini, ancak bu meblağı dahi ödemediğini, davalının %2 ile %10 arasında değişen oranlarda ek kazanç vaadinde bulunduğunu dolayısıyla elde edilen ek kazanç ile beraber iadesi gereken rakamın tam olarak bilinmediğini, sigorta poliçesinin matbu olarak hazırlandığını, müzakere edilmediğini, hükümlerinin haksız şart mahiyetinde olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Ön inceleme aşamasında duruşma yapılmaksızın karar verildiğinden davalıya tebligat yapılmamıştır.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, kısmi dava olarak açılması halinde dahi dava konusu edilen miktarın 6502 sayılı Kanun'un 68. maddesinde belirtilen hakem heyetine zorunlu başvuru sınırının üstünde olması gerektiği, talep edilen miktarın dava tarihi itibari ile hakem heyetine zorunlu başvuru sınırı olan 3.480,00 TL'nin altında bulunduğu tüketici hakem heyetine başvuru yapılmadan tüketici mahkemesi nezdinde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, birikimli hayat sigortası poliçesine dayalı olarak ödenen primler ve nemaların tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı sigorta şirketine ödediği prim tutarın 6.000 TL olduğunu, buna değişen oranlarda nemaların da ilave edilmesi gerektiğini, bu sebeple iade edilmesi gereken meblağın tam olarak bilinmediğini ileri sürerek ve fazlaya dair haklarını saklı tutarak belirsiz alacak davasına ilişkin HMK 107. maddesi çerçevesinde işbu davayı ikame etmiştir.
01. 10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı
tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Alacağın hangi hallerde belirsiz, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir. Belirsiz alacak davasında bir miktarın tahsili yanında, kalan tutarın tespiti istenebilecek ve yargılama sırasında belirlendiğinde kalan miktar da talep edilebilecektir. Buna göre somut olayda; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olup dava konusu alacak, açısından miktarın belirsiz nitelikte olduğu gözönüne alındığında davanın 6100 sayılı HMK'nın 107.
maddesine göre açılabileceği ve davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Davanın açıldığı tarihte 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinde "(1) Tüketici hakem heyetlerinin, uyuşmazlıklara bakmakla görevli olmalarına ilişkin parasal sınırlar;
a) İlçe tüketici hakem heyetlerine başvuru için üst parasal sınır, 2.320 Türk Lirası,
b) Büyükşehir statüsünde olan illerdeki il tüketici hakem heyetlerine başvuru için parasal sınır, 2.320 Türk Lirası ile 3.480 Türk Lirası arası,
c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerindeki il tüketici hakem heyetlerine başvuru için üst parasal sınır, 3.480 Türk Lirası,
ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde, il tüketici hakem heyetlerine başvuru için parasal sınır, 2.320 Türk Lirası ile 3.480 Türk Lirası arası" olarak tespit edilmiştir.
Davacının ... olduğu toplam prim tutarının dahi dava tarihi itibariyle tüketici hakem heyetlerine başvurulması gereken tutarın üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 18/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/454942600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz