Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/12613 E. 2017/489 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iddianın genişletilmesi yasağı↗ kısmi kabul↗ hmk 115/3↗ belirsiz alacak davası↗ tahkikat↗ keşif↗ eş rızası↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ iş bölümü↗ oy yasağı↗ alacak davası↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iddia ettiği gibi bir zararı varsa bunu açık ve net olarak belirleyebilme imkanına sahip olmasına rağmen ve tek tek açıkça her bir meblağ ve tarihini dilekçesinde zikretmiş olmasına rağmen ve yine ... halı hisselerine ilişkin olarak da hissenin alım tarihi, alım fiyatı ve adedi belli ve eğer satılmış ise aradaki farkın çok kolay bir şekilde tespiti mümkün olmasına rağmen kısmi dava açılmış olduğu, HMK 109/2 maddesi uyarınca kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açmasında da HMK 114/1 maddesindeki hukuki yarar şartının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı ...Ş yönünden HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava şartı yokluğundan diğer davalı gösterilen şube yönünden ise hem HMK 114/1-d maddesindeki taraf ehliyeti dava şartı yokluğundan hemde HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava şartı yokluğundan davasının HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, türev işlem sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olup, davacı dava dilekçesinde, rızası veya onayı olmaksızın davalı tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarara uğradığı iddia ederek 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine dayanarak talepte bulunmuş, ancak mahkemece, davacının iddia ettiği zararının belirlenebilir olduğu ve kısmi dava açılamayacağı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan dava reddedilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir."
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınmış ve kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmıştır.
Kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olup, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Kısmi dava 6100 sayılı Kanun' un 109. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği; ikinci fıkrasında ise talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte ikinci fıkra 11.04.2015 tarih ve 6644 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırılarak alacağın taraflar arasında tartışmasız ve belirli olup olmadığına bakılmaksızın kısmi dava açılması olanağı sağlanmıştır.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya baktığımızda, davacı dava dilekçesinde açıkça uğramış olduğu zararı belirleyebilmesinin mümkün olmadığını, davalılar tarafından yapılan işlemlerin türev işlem niteliğinde olup sermaye piyasası işlemi olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak HMK'nın 107. maddesi uyarınca zararının belirlenmesini ve tahsilini talep etmiştir.
O halde davacı vekilinin talebi açıkça belirsiz alacak davası olduğundan mahkemece davanın belirsiz alacak davası olduğunun kabulü ile bu yönde inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, davanın kısmi dava kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4627 E. 2019/5930 K.
Ortak:iddianın genişletilmesi yasağı · belirsiz alacak davası · tahkikat · keşif · tespit davası · oy yasağı · alacak davası · bilirkişi incelemesi · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerin …
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmış ve kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmıştır.
Benzer bu karardaDavacı HMK’nın 107. maddesini dayanak göstererek davasını 10.000,00 TL «belirsiz alacak davası» olarak açmıştır.6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." şeklindedir.
… ı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir.Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
Davanın «belirsiz alacak davası» türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve «kesin» olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanık beyanı · havale · yetkisizlik kararı · yasal faiz · ibraz · teslim
Benzer bu karardaNoterliği huzurunda 05/06/2012 günü saat 15:02 'de düzenlediği, davacı ile «tanık beyanlarına» göre, azilnamenin aynı gün 15:00-15:10 arasında bankanın İzmit şubesine elden «teslim» edildiği, azilnamenin 15.45 'de davalı bankaya ulaştığı, sonuçta azilnamenin 05/06/2012 günü davalı bankaya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, celp ve «ibraz» edilen hesap ekstresine göre dava konusu paranın azilnamenin tesliminden bir gün sonra 06/06/2012 tarihinde davalı banka tarafından dava dışı Yurtiçi Kargo Servisi'nin hesabına «havale» yoluyla ve hukuka aykırı şekilde aktarıldığı, bu surette davacının hesabında meydana gelen azalmadan davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 59.572,44 TL'nin 05/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının bankada bulunan mevduat hesabından «yetkisiz» vekilin talimatı ile başka hesaba aktarılan paranın bankadan tahsili talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13159 E. 2016/3420 K.
Ortak:iddianın genişletilmesi yasağı · belirsiz alacak davası · tahkikat · keşif · tespit davası · iş bölümü · oy yasağı · alacak davası · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerin …
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmış ve kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmıştır.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, «iddianın genişletilmesi yasağına» tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da «keşif» incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · eda davası · ıslah · yasal faiz
Benzer bu kararda… nın çeşitli aralıklarla davalı şirkete borç para verdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 303.900,00 TL alacağın 5.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden, kalan kısma «ıslah» tarihinden, işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK ile birlikte, «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmak suretiyle belirsiz alacaklar bakımından «hak arama özgürlüğü» genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da «hukuki yarar» bulunmadan kısmi dava açma imkanı da sınırlandırılmıştır.
Çünkü «belirsiz alacak davası», zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam «eda davası» açılabilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8926 E. 2018/3127 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerin …
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmış ve kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmıştır.
Benzer bu karardaHMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; açılan davanın HMK 107/... maddesinde düzenlenen «belirsiz alacak davası» olduğu, dolar kurunun sabitlenmesi hususundaki davalı tarafın beyanının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının bu hususla ilgili olarak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname · teminat
Benzer bu kararda1-Dava, davacının şirketteki hisselerini davalıya devretmesi nedeniyle hisse karşılığı olarak tutulan «teminattan» arta kalan alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davasıdır.
Somut olayda dava dilekçesi ve ekindeki «ihtarnamelerden» davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafça bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8730 E. 2016/3427 K.
Ortak:iddianın genişletilmesi yasağı · belirsiz alacak davası · tahkikat · keşif · tespit davası · iş bölümü · oy yasağı · alacak davası · dava şartı
İncelediğiniz kararda6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerin …
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmış ve kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmıştır.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, «iddianın genişletilmesi yasağına» tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da «keşif» incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · eda davası · cezai şart · hisse devir sözleşmesi · garantörlük · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan «hisse devir sözleşmesi» ile davalının üstlendiği edimlerin bir kısmını yerine getirmediği, davalının devir bedelini sözleşmeyle yükümlendiği şekilde yerine getirmemesi durumunda oluşan veya oluşacak tüm zarar ve ziyan karaşılığı olarak 250.000,00 TL olarak öngörülüp kabullenilmiş bir miktarı ödemeyi ve bunu «garanti» altına almak için bu miktar bir senedi vermeyi «taahhüt» ettiği, davalı edimlerini yerine getirmediğinden sözleşmede öngörülen «cezai şart» koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, 250.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK ile birlikte, «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmak suretiyle belirsiz alacaklar bakımından «hak arama özgürlüğü» genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da «hukuki yarar» bulunmadan kısmi dava açma imkanı da sınırlandırılmıştır.
Çünkü «belirsiz alacak davası», zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam «eda davası» açılabilecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/12613 E. , 2017/489 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/04/2015 tarih ve 2014/1367-2015/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi ve opsiyon sözleşmesi akdedildiğini, opsiyon sözleşmesinin, türev işlemlerden olduğunu, davalı ile yapılan sözleşmelerde genel şartlara aykırılık bulunduğunu, davalının davacıya haber vermeden ve sonrasında da her hangi bir onay almadan 4 adet döviz opsiyon işlemi ve royal halı hisse senedi alımını gerçekleştirerek davacıyı zarara uğrattığını ve hile ile işlem tarihlerinden sonra imzalarını aldığını, bu hali ile davalının sözleşme ve mevzuata aykırı davrandığını ileri sürerek zararın ne kadar olduğu tespit edilemeyeceğinden HMK 107. maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL'nin reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; işlemlerin talimatlar doğrultusunda yapıldığını, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iddia ettiği gibi bir zararı varsa bunu açık ve net olarak belirleyebilme imkanına sahip olmasına rağmen ve tek tek açıkça her bir meblağ ve tarihini dilekçesinde zikretmiş olmasına rağmen ve yine ... halı hisselerine ilişkin olarak da hissenin alım tarihi, alım fiyatı ve adedi belli ve eğer satılmış ise aradaki farkın çok kolay bir şekilde tespiti mümkün olmasına rağmen kısmi dava açılmış olduğu, HMK 109/2 maddesi uyarınca kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açmasında da HMK 114/1 maddesindeki hukuki yarar şartının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı ...Ş yönünden HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava şartı yokluğundan diğer davalı gösterilen şube yönünden ise hem HMK 114/1-d maddesindeki taraf ehliyeti dava şartı yokluğundan hemde HMK 114/1-h maddesindeki hukuki yarar dava şartı yokluğundan davasının HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, türev işlem sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olup, davacı dava dilekçesinde, rızası veya onayı olmaksızın davalı tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarara uğradığı iddia ederek 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine dayanarak talepte bulunmuş, ancak mahkemece, davacının iddia ettiği zararının belirlenebilir olduğu ve kısmi dava açılamayacağı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan dava reddedilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir."
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınmış ve kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmıştır.
Kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olup, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Kısmi dava 6100 sayılı Kanun' un 109. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği;
ikinci fıkrasında ise talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte ikinci fıkra 11.04.2015 tarih ve 6644 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırılarak alacağın taraflar arasında tartışmasız ve belirli olup olmadığına bakılmaksızın kısmi dava açılması olanağı sağlanmıştır.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya baktığımızda, davacı dava dilekçesinde açıkça uğramış olduğu zararı belirleyebilmesinin mümkün olmadığını, davalılar tarafından yapılan işlemlerin türev işlem niteliğinde olup sermaye piyasası işlemi olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak HMK'nın 107. maddesi uyarınca zararının belirlenmesini ve tahsilini talep etmiştir.
O halde davacı vekilinin talebi açıkça belirsiz alacak davası olduğundan mahkemece davanın belirsiz alacak davası olduğunun kabulü ile bu yönde inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, davanın kısmi dava kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318245700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz