Genel kurulun devredilemez yetkileri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12312 E. 2018/5643 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurulun devredilemez yetkileri↗ vekaletname yetkisi↗ özen borcu↗ objektif özen yükümlülüğü↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ usulsüz tevdi↗ faiz başlangıç tarihi↗ güven kurumu↗ teamül↗ icazet↗ özen yükümlülüğü↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ basiretli tacir↗ zamanaşımı def'i↗ olumsuz oy↗ mahsup↗ tbk 99↗ def'i↗ vade↗ bilirkişi incelemesi↗ yetki↗ taşıyan↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tarihsiz ve imza sahteciliği yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve ... 27. Noterliği'nin vekaletnamesini ... hükümleri çerçevesinde değerlendirmesi gerektiği ayrıca, davalının dikkate aldığı ve işleme koyduğu tarihsiz talimat yazılarının da şirket yetkilisinin eli ürünü olmayan, imza sahteciliği yapılmış belgeler olduğu, sahte belgelerin hukuki sonuç doğurmayacağı, bankanın gelen talimat yazılarındaki şirket kaşesi üzerindeki
imza ile davacı şirket yetkilisinin imzalarının mukayese edip daha sonra işleme koyması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 20.04.2008 ile ....09.2008 tarihleri arasında toplam 104.400 TL olarak yapılan haksız ödemenin 07/02/2011 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin hesabından yetkisiz kişiler tarafından çekildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, ...'nın 616. maddesi uyarınca şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, müdürlerin atanması ve görevden alınmasının genel kurulun devredilmez yetkilerinden olduğu, ...'nın 625. maddesinde müdürlerin devredilemez yetki ve görevlerinin sayıldığı, şirketin yönetilmesinin genel kurulca müdür olarak tayin edilen kişinin görevi olup, şirket müdürünün de bu görevinden vazgeçemeyeceği ve görevi devredemeyeceği, işbu davada şirket müdürünün vekaletname ile vekil tayin etmiş olduğu anlaşıldığından söz konusu işlemin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, şirket yöneticisinin yetki ve görevlerini kendisinin kullanabileceği, bu yetkilerini başkalarına devredemeyeceği, davalı bankanın vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin hesaptan para çekmesine olanak sağladığı, davalının şirket genel kurul kararı olmadan şirket yetkilisinin görevlerini bir başkasına vekaletname ile devredemeyeceğini gözetmesi gerektiğine ilişkin gerekçe yerinde değil ise de, bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nın 99/... ve 6098 sayılı TBK'nın 115/... madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek özen borcu altındadırlar.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun .../4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafça şirketin tek yetkili ve temsilcisi Hükümdar Çelik olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-....9.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından yetkisiz kişelerce para çekildiği iddia edilmiş, davalı tarafından da, davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği ayrıca vekaletnamelerin bulunduğu, davacının sessiz kalarak teamül haline gelen ödemelere icazet verdiği, uzun süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan paraların şirket uhdesine geçmediğinin davacı tarafından farkedilmemiş olmasının mümkün olmadığı, şirket yetkilileri ile para çeken kişiler arasında irtibat bulunduğu savunulmuştur.
Bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir güven kurumu olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davalı tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-....9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen vekaletnamedeki yetkiler gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere icazet verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/215 E. 2023/7236 K.
Ortak:teamül · icazet · sahtecilik · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i · bilirkişi incelemesi · yetkisizlik kararı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir «güven kurumu» olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davalı tarafından süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-....9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen «vekaletnamedeki yetkiler» gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir «teamül» bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «faiz başlangıç tarihine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafça şirketin tek yetkili ve «temsilcisi» Hükümdar Çelik olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-....9.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından «yetkisiz» kişelerce para çekildiği iddia edilmiş, davalı tarafından da, davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği ayrıca vekaletnamelerin bulunduğu, davacının sessiz kalarak «teamül» haline gelen ödemelere «icazet» verdiği, uzun süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan pa …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tarihsiz ve imza «sahteciliği» yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve ...
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 25.09.2018 tarih, 2016/12312 E. ve 2018/5643 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça şirketin ... yetkili ve «temsilcisinin» Hükümdar ... olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-17.9.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından «yetkisiz» kişilerce para çekildiğinin iddia edildiği, davalı tarafından da, davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği, buna ilişkin vekâletnamelerin de bulunduğu, davacının sessiz kalarak «teamül» haline gelen ödemelere «icazet» verdiği, ... süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan paraların şirket uhdesine geçmediğinin davacı tarafından fark edilmemiş olmasının mümkün olmadığı, şirket yetkilileri ile para çeken kişiler arasında irtibat bulunduğunun savunulduğu, bu durumda, ilke olarak davalı banka ... yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir ... kurumu olması dolayısıyla en ... kusurlarından bile sorumlu ise de mahkemece davalı tarafından süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-17.9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen vekâletnamedeki yetkiler gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere icazet verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından bahisle hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece 19.04.2016 tarih, 2014/73 E. ve 2016/322 K. sayılı kararı ile davalı bankanın tarihsiz ve imza «sahteciliği» yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı, zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve İzmir 27.
… erçevesinde değerlendirmesi gerektiği, ayrıca davalının dikkate aldığı ve işleme koyduğu tarihsiz talimat yazılarının da şirket yetkilisinin ... ürünü olmayan, imza «sahteciliği» yapılmış belgeler olduğu, sahte belgelerin hukuki sonuç doğurmayacağı, bankanın gelen talimat yazılarındaki şirket kaşesi üzerindeki imza ile davacı şirket yetkili …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · havale · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda yazılı tarih ve sayılı kararı ile taraflar arasında bankacılık işleminden kaynaklanan «zamanaşımı» süresinin dolmamış bulunduğu anlaşıldığından davalı bankanın «zamanaşımı definin» reddine karar verildikten sonra mahkemece aldırılan 05.03.2020 ve 27.05.2021 «havale» tarihli raporların birbiri ile uyumlu olduğu, davaya konu işlemlerin şirket imza yetkilisi Hükümdar ... ile ...'in bilgileri dahilinde olduğu, davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlama geldiği kanaatine varıldığı, dava konusu 11 adet işlemin tamamının Turgutlu Belediye Başkanlığı tarafından gönderildiği …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, bunu ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin «geçersiz» olacağını, müvekkili şirketin hesabından para çıkışı olduğu zamanlarda haber alma hakkına sahip olduğunu, bankanın ... ve sorumluluğunu yerine getirmediğini, para çıkışı olup olmadığını şirketin kontrol etmesinin beklenemeyeceğini, ıslak imzalı talimatlar istenilmeden ve teyit alınmadan yapılan ödemeler nedeni ile bankanın sorumluluğunun bulunduğunu, üç rapordan ikisinde bankanın % 25 oranında birinde ise % 50 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiğini, bilirkişi raporlarına bakıldığında, müvekkilinin «kusuru» olduğunu kabul etmemekle birlikte eğer bir kusur varsa da ... başına kusurlu olmadığını, oranlar farklılık göstermekle birlikte davalı bankanın hafif de olsa kusur …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2017 E. 2024/3921 K.
Ortak:güven kurumu · teamül · icazet · sahtecilik · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i · bilirkişi incelemesi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir «güven kurumu» olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davalı tarafından süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-....9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen «vekaletnamedeki yetkiler» gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir «teamül» bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «faiz başlangıç tarihine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafça şirketin tek yetkili ve «temsilcisi» Hükümdar Çelik olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-....9.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından «yetkisiz» kişelerce para çekildiği iddia edilmiş, davalı tarafından da, davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği ayrıca vekaletnamelerin bulunduğu, davacının sessiz kalarak «teamül» haline gelen ödemelere «icazet» verdiği, uzun süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan pa …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tarihsiz ve imza «sahteciliği» yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8348 E. 2018/3161 K.
Ortak:özen borcu · objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · güven kurumu · teamül · icazet · özen yükümlülüğü
İncelediğiniz karardaAncak, ...'nın 616. maddesi uyarınca şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, müdürlerin atanması ve görevden alınmasının «genel kurulun devredilmez yetkilerinden» olduğu, ...'nın 625. maddesinde müdürlerin devredilemez «yetki» ve görevlerinin sayıldığı, şirketin yönetilmesinin genel kurulca müdür olarak tayin edilen kişinin görevi olup, şirket müdürünün de bu görevinden vazgeçemeyeceği ve görevi devredemeyeceği, işbu davada şirket müdürünün vekaletname ile vekil tayin etmiş olduğu anlaşıldığından söz konusu işlemin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, şirket yöneticisinin yetki ve görevlerini kendisinin kullanabileceği, bu yetkilerini başkalarına devredemeyeceği, davalı bankanın vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin hesaptan para çekmesine olanak sağladığı, davalının şirket genel kurul kararı olmadan şirket yetkilisinin görevlerini bir başkasına vekaletname ile devredemeyeceğini gözetmesi gerektiğine ilişkin gerekçe yerinde değil ise de, bir «güven kurumu» olarak, «basiretli tacir» gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nın 99/... ve 6098 sayılı TBK'nın 115/... madde ve fıkraları uyarınca «objektif özen yükümlülüğünün» yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek «özen borcu» altındadırlar.
Bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir «güven kurumu» olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davalı tarafından süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-....9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen «vekaletnamedeki yetkiler» gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir «teamül» bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «faiz başlangıç tarihine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Benzer bu karardaAncak, bir «güven kurumu» olarak, «basiretli tacir» gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nin 99/... ve 6098 sayılı TBK'nin 115/... madde ve fıkraları uyarınca «objektif özen yükümlülüğünün» yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek «özen borcu» altındadırlar.
Bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir «güven kurumu» olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davacının hesaplarından işlem yaptığı iddia edilen dava dışı kişiye verilmiş bir «vekaletname, yetki» ya da davalı bankaya verilmiş talimat bulunup bulunmadığı, hesabın hareketli hesap olup olmadığı, hesap ekstrelerinin davacıya gönderilip gönderilmediği, davacının hesap hareketlerinden haberdar olup olmadığı, davacının hesaplarında dava konusu edilen dönemde bizzat davacı tarafından yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, bunun yapılan işlemlere davacının «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında oluşmuş bir «teamülün» bulunup bulunmadığı hususları ile davacı tarafça benzer iddialarla başka bankalar aleyhine de davalar açıldığının ileri sürülmesi ve anlaşılması karşısında MK'nin .... maddesi de nazara alınarak değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken sadece «imza incelemesi» sonrası alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak davacının imzasını taşımayan para çekme dekontları nedeniyle alacağı bulunduğundan bahisle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… mza bulunmayan işlemlerle 338.359,40 TL'lik para çekme işlemi gerçekleştirildiği, bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istenildiğinde veya belirli bir «vadede» ayni veya nispi olarak iade etmekle yükümlü olduğu, mevduatın ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşme olup, BK'nin 386 ve 387. m. göre, ödünç alanın akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmış ise, faiziyle iadeye mecbur olduğu, aynı Yasa'nın 570.m. gereğince de, usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarının» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayanın bu parayı kendi yararına kullanabileceği, usulsüz işlemle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği, usulsuz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebileceği ve bankanın bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabileceği, somut olayda ATK raporuna göre alacak miktarına esas dekont altındaki imzanın davacıya ait olmadığı, yine bir kısım dekont altında da hiç …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletnamede yetki · yetkisiz temsil · çek karnesi · temsil yetkisi · iyiniyet kuralı · imza incelemesi · iyiniyet · muvafakat
Benzer bu kararda… pılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafça dava dilekçesi ile, davalı banka nezdindeki hesaplarından para çekildiği, imzası taklit edilerek «çek karnesi» «teslim» edildiği, sahte imzalarla sözleşmeler imzalandığı ve adına «taahhütnamelerde» bulunulduğu, haberi ve izni olmadan başka bankalara EFT yapıldığı, işlemler için kimseye vekaletname ya da şifai «temsil yetkisi» verilmemesine rağmen haberi, izni veya «icazeti» olmadan hesapları üzerinden işlemler yapılmasına davalı bankanın müsaade ettiği iddia edilmiş, 02.01.2009 «havale» tarihli cevaba cevap dilekçesinde de, hiçbir temsil yetkisi verilmeyen dava dışı ... tarafından hesaplardan para çekildiği, imzası taklit edilerek çek karnesi teslim edildiği, sahte imzalarla adına taahhütnamelerde bulunulduğunun tespit edildiği, «yetkisiz temsilci» dava dışı ...'ın yapmış olduğu işlemlerden doğan zararın ihtilaf konusu yapıldığı belirtilmiş, davalı tarafça da, davacının hesabının sürekli hareket gördüğü, bugüne kadar davacı tarafından herhangi bir alacak talebinde veya usulsüzlük iddiasında bulunulmadığı, tüm işlemlerin davacının bilgi ve onayı dahilinde yapıldığı, davacının hesap hareketlerinden haberdar olduğu, kendisine hesap ekstrelerinin de gönderildiği, hesap hareketlerini bilmesine rağmen bugüne kadar sessiz kalarak işlemlere zımni «muvafakat» verdiğinin kabulü gerektiği, basiretli davranma yükümlüğünü ihlal eden davacının talebinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu savunulmuştur.
Bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir «güven kurumu» olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davacının hesaplarından işlem yaptığı iddia edilen dava dışı kişiye verilmiş bir «vekaletname, yetki» ya da davalı bankaya verilmiş talimat bulunup bulunmadığı, hesabın hareketli hesap olup olmadığı, hesap ekstrelerinin davacıya gönderilip gönderilmediği, davacının hesap hareketlerinden haberdar olup olmadığı, davacının hesaplarında dava konusu edilen dönemde bizzat davacı tarafından yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, bunun yapılan işlemlere davacının «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında oluşmuş bir «teamülün» bulunup bulunmadığı hususları ile davacı tarafça benzer iddialarla başka bankalar aleyhine de davalar açıldığının ileri sürülmesi ve anlaşılması karşısında MK'nin .... maddesi de nazara alınarak değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken sadece «imza incelemesi» sonrası alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak davacının imzasını taşımayan para çekme dekontları nedeniyle alacağı bulunduğundan bahisle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12474 E. 2010/11284 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · mahsup · vade · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tarihsiz ve imza «sahteciliği» yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve ...
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · havale
Benzer bu karardaOysa, davacılara ait para, davalı bankalara karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankaları aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankalar, davacılara vermiş olduğu şifre ve parolanın davacıların kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15067 E. 2011/7693 K.
Ortak:objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · özen yükümlülüğü · kusur oranı · sahtecilik · mahsup · vade
İncelediğiniz karardaAncak, ...'nın 616. maddesi uyarınca şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, müdürlerin atanması ve görevden alınmasının «genel kurulun devredilmez yetkilerinden» olduğu, ...'nın 625. maddesinde müdürlerin devredilemez «yetki» ve görevlerinin sayıldığı, şirketin yönetilmesinin genel kurulca müdür olarak tayin edilen kişinin görevi olup, şirket müdürünün de bu görevinden vazgeçemeyeceği ve görevi devredemeyeceği, işbu davada şirket müdürünün vekaletname ile vekil tayin etmiş olduğu anlaşıldığından söz konusu işlemin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, şirket yöneticisinin yetki ve görevlerini kendisinin kullanabileceği, bu yetkilerini başkalarına devredemeyeceği, davalı bankanın vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin hesaptan para çekmesine olanak sağladığı, davalının şirket genel kurul kararı olmadan şirket yetkilisinin görevlerini bir başkasına vekaletname ile devredemeyeceğini gözetmesi gerektiğine ilişkin gerekçe yerinde değil ise de, bir «güven kurumu» olarak, «basiretli tacir» gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nın 99/... ve 6098 sayılı TBK'nın 115/... madde ve fıkraları uyarınca «objektif özen yükümlülüğünün» yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek «özen borcu» altındadırlar.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sunulan ek güvenlik hizmetlerini almamış olması nedeniyle % 25 oranında kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise «internet bankacılığı» için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden oluşan zarardan % 75 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.625,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · ispat yükü · havale
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
… bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sunulan ek güvenlik hizmetlerini almamış olması nedeniyle % 25 oranında kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise «internet bankacılığı» için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden oluşan zarardan % 75 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.625,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15736 E. 2012/4484 K.
Ortak:özen borcu · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · sahtecilik · vade · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tarihsiz ve imza «sahteciliği» yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve ...
… erçevesinde değerlendirmesi gerektiği ayrıca, davalının dikkate aldığı ve işleme koyduğu tarihsiz talimat yazılarının da şirket yetkilisinin eli ürünü olmayan, imza «sahteciliği» yapılmış belgeler olduğu, sahte belgelerin hukuki sonuç doğurmayacağı, bankanın gelen talimat yazılarındaki şirket kaşesi üzerindeki imza ile davacı şirket yetkili …
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12312 E. , 2018/5643 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../04/2016 tarih ve 2014/73-2016/322 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen .../09/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde hesabı olduğunu, şirketin tek temsilcisi ve yetkilisi Hükümdar Çelik olmasına rağmen müvekkilinin herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-....09.2008 tarihleri arasında dokuz işlemde toplam 105.000,00 TL çekildiğini, davalıya ihtar çekilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, davalının müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, 105.000 TL'nin ödeme ya da ihtar tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, ödemeler konusunda davacı şirketin müvekkili bankayı talimatlandırdığını ayrıca, uzun süre sessiz kalarak teamül haline gelmiş ödemelere icazet verdiğini savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tarihsiz ve imza sahteciliği yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve ...
27. Noterliği'nin vekaletnamesini ... hükümleri çerçevesinde değerlendirmesi gerektiği ayrıca, davalının dikkate aldığı ve işleme koyduğu tarihsiz talimat yazılarının da şirket yetkilisinin eli ürünü olmayan, imza sahteciliği yapılmış belgeler olduğu, sahte belgelerin hukuki sonuç doğurmayacağı, bankanın gelen talimat yazılarındaki şirket kaşesi üzerindeki
imza ile davacı şirket yetkilisinin imzalarının mukayese edip daha sonra işleme koyması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 20.04.2008 ile ....09.2008 tarihleri arasında toplam 104.400 TL olarak yapılan haksız ödemenin 07/02/2011 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin hesabından yetkisiz kişiler tarafından çekildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, ...'nın 616. maddesi uyarınca şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, müdürlerin atanması ve görevden alınmasının genel kurulun devredilmez yetkilerinden olduğu, ...'nın 625. maddesinde müdürlerin devredilemez yetki ve görevlerinin sayıldığı, şirketin yönetilmesinin genel kurulca müdür olarak tayin edilen kişinin görevi olup, şirket müdürünün de bu görevinden vazgeçemeyeceği ve görevi devredemeyeceği, işbu davada şirket müdürünün vekaletname ile vekil tayin etmiş olduğu anlaşıldığından söz konusu işlemin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, şirket yöneticisinin yetki ve görevlerini kendisinin kullanabileceği, bu yetkilerini başkalarına devredemeyeceği, davalı bankanın vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin hesaptan para çekmesine olanak sağladığı, davalının şirket genel kurul kararı olmadan şirket yetkilisinin görevlerini bir başkasına vekaletname ile devredemeyeceğini gözetmesi gerektiğine ilişkin gerekçe yerinde değil ise de, bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nın 99/...
ve 6098 sayılı TBK'nın 115/... madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek özen borcu altındadırlar.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun .../4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafça şirketin tek yetkili ve temsilcisi Hükümdar Çelik olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-....9.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından yetkisiz kişelerce para çekildiği iddia edilmiş, davalı tarafından da, davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği ayrıca vekaletnamelerin bulunduğu, davacının sessiz kalarak teamül haline gelen ödemelere icazet verdiği, uzun süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan paraların şirket uhdesine geçmediğinin davacı tarafından farkedilmemiş olmasının mümkün olmadığı, şirket yetkilileri ile para çeken kişiler arasında irtibat bulunduğu savunulmuştur.
Bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir güven kurumu olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davalı tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-....9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen vekaletnamedeki yetkiler gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere icazet verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, .../09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451964000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz