Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15736 E. 2012/4484 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen borcu↗ güven kuruluşu↗ mevduat sözleşmesi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ usulsüz tevdi↗ sahtecilik↗ dolandırıcılık↗ vade↗ taşıyan↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, davalı bankanın hesabında bulunan 1.950,00-TL’nin ATM cihazından ve kredi kart kullanılarak çekildiği, parayı çeken kişilerin banka kameraları tarafından görüntülendikleri ancak yakalanamadıkları, bankanın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi). Buna göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Güven kuruluşları olan bankalar, aldıkları mevduatları özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Bu durumda mahkemece sahtecilik işleminin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiği ve olayda davacının herhangi bir kusurunun varlığının kanıtlanamadığı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın, reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14920 E. 2011/7160 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · sahtecilik · dolandırıcılık · vade · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacıların bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur oranı · mirasçılık · zamanaşımı def'i · mahsup · def'i · haksız fiil · kusur · zamanaşımı
Benzer bu kararda… ın kardeşi olan dava dışı ... tarafından davaya konu hesaptan çekildiği iddia edildiğine göre yukarıda yapılan genel açıklamalardan da anlaşılacağı üzere söz konusu «haksız fiil» eylemi davalı bankaya karşı gerçekleştirilmiş olup davacıların murisinden intikal eden hesap üzerindeki «mirasçılık» hakları dolayısı ile sözleşme ilişkisi devam etmekte olduğundan, «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi ...’un «mirasçılarından» ...’un 1997 yılı Şubat ayında davaya konu hesaptan para çektiği, «haksız fiil» tarihi ile dava tarihi arasında «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16513 E. 2012/6009 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · vade · taşıyan · hasar · Alacak
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · husumet
Benzer bu karardaBu itibarla, davacı hesap sahibinin davaya konu «havale» işlemini gerçekleştiren üçüncü kişilere karşı «husumet» yöneltmesi yerinde değildir.
Kaldı ki mahkeme kabulünün aksine, dosya kapsamında davalılardan ...’nın işbu «havale» işlemini gerçekleştirdiğine yönelik hiçbir delil ve tespit de mevcut değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/774 E. 2014/8209 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · sahtecilik · dolandırıcılık · vade · taşıyan · hasar · Alacak
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur oranı · üçüncü kişi · mahsup · uyuşmazlık konusu · havale · kusur · dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davaya konu internet yolu ile yapılan işlemlerle, davacı hesabından «uyuşmazlık konusu» paranın dava dışı kimliği belirli kişiler adına «havale» edildiğini iddia etmiştir.
Davaya konu para, davalı bankaya ait olup esasen «üçüncü kişiler» tarafından gerçekleştirilen eylemin bankaya karşı işlendiğinin ve davalı bankanın, hesaptan çekilen tüm paradan sorumlu olduğunun ilke olarak kabulü gerekir.
Ancak dosya kapsamı itibari ile olayın ne şekilde gerçekleştiği, davacının hesabından paranın ne şekilde ve hangi usullerle çekildiği, işlem «sebebi» ile davacının kusurunun bulunup bulunmadığı hususları araştırılmış değildir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12474 E. 2010/11284 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · sahtecilik · vade · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur oranı · ispat yükü · mahsup · havale · kusur
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa, davacılara ait para, davalı bankalara karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankaları aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankalar, davacılara vermiş olduğu şifre ve parolanın davacıların kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu itibarla, somut olayda davacılara atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankalarda olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8156 E. 2011/874 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · vade · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur oranı · emredici hüküm · mahsup · işlemiş faiz · uyuşmazlık konusu · kusur · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
O halde, salt asıl alacağın dava tarihinden itibaren «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, «emredici» hüküm niteliğindeki BK.nun 104/«son» maddesi dikkate alınmadan «işlemiş faiz» alacağına faiz uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesaplarından «uyuşmazlık konusu» paranın internet yoluyla çekildiği, davalının gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, hafif kusurundan bile sorumlu olacağı, objektif sorumluluk uyarınca parayı hesap sahibine ödemek durumunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 7.549.78 TL’nin 11.08.2008 tarihinden işleyecek reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde davaya konu internet yolu ile yapılan işlemlerle davacı hesaplarından para çekildiği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11848 E. 2011/4195 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · sahtecilik · dolandırıcılık · vade · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · bilirkişi ücreti · ispat külfeti · kusur oranı · kesin süre · ispat yükü · mahsup · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaDeğinilen hususların incelenip değerlendirilebilmesi ise uzman «bilirkişi incelemesini» gerektirmekte olup, bu aşamada «bilirkişi ücreti» ve istinabe işleminin gerektirdiği diğer giderlerin toplamından oluşan «masrafın» davalı banka tarafından karşılanmasına karar verilmesi gerekirken «ispat külfeti» kendisinde olmayan davacıya yüklenmesi ve «kesin süre» içinde yatırılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekiline 24.06.2008 tarihli oturumda, «bilirkişi incelemesinin» gerektirdiği giderlerini mahkeme veznesine yatırması konusunda 20 gün «kesin süre» verildiği; uyuşmazlığın çözümünün bilirkişi incelemesini zorunlu kıldığı ancak, verilen kesin süre içersinde «bilirkişi ücreti» ve talimat giderinin yatırılmadığı, davacı iddialarının somut bir delil ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
İnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik «bankacılık işlemlerinin» güvenle yapılabilmesini sağlamaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5529 E. 2010/11538 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · sahtecilik · vade · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi).
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · kusur oranı · ispat yükü · mahsup · havale · kusur
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… ak çekilen paradan davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilerek «internet bankacılığı» ile hesabından para çekilmesinde davalının bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, somut olayda davacıya atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3870 E. 2010/10166 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · sahtecilik · vade · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi).
Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi).
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · kusur oranı · ispat yükü · mahsup · havale · kusur
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… ak çekilen paradan davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilerek «internet bankacılığı» ile hesabından para çekilmesinde davalının bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, somut olayda davacıya atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15736 E. , 2012/4484 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/02/2009 tarih ve 2008/1298-2009/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankadaki hesabından faili meçhul kişiler tarafından 1.950,00-TL’nin çekildiğini, bu durumdan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 1.950,00-TL alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararın davacı tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamasından dolayı oluştuğunu, bu nedenle müvekkili bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, davalı bankanın hesabında bulunan 1.950,00-TL’nin ATM cihazından ve kredi kart kullanılarak çekildiği, parayı çeken kişilerin banka kameraları tarafından görüntülendikleri ancak yakalanamadıkları, bankanın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi). Buna göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Güven kuruluşları olan bankalar, aldıkları mevduatları özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Bu durumda mahkemece sahtecilik işleminin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiği ve olayda davacının herhangi bir kusurunun varlığının kanıtlanamadığı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın, reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049234600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz