Alacak | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2017 E. 2024/3921 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eft↗ güven kurumu↗ teamül↗ icazet↗ sahtecilik↗ ticari faiz↗ zamanaşımı def'i↗ olumsuz oy↗ def'i↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ geçersizlik↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, davacı şirketin hesabından yetkisiz kişiler tarafından çekildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/215 E. 2023/7236 K.
Ortak:teamül · icazet · sahtecilik · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i · bilirkişi incelemesi · havale · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 25.09.2018 tarih, 2016/12312 E. ve 2018/5643 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça şirketin ... yetkili ve «temsilcisinin» Hükümdar ... olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-17.9.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından «yetkisiz» kişilerce para çekildiğinin iddia edildiği, davalı tarafından da, davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği, buna ilişkin vekâletnamelerin de bulunduğu, davacının sessiz kalarak «teamül» haline gelen ödemelere «icazet» verdiği, ... süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan paraların şirket uhdesine geçmediğinin davacı tarafından fark edilmemiş olmasının mümkün olmadığı, şirket yetkilileri ile para çeken kişiler arasında irtibat bulunduğunun savunulduğu, bu durumda, ilke olarak davalı banka ... yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir ... kurumu olması dolayısıyla en ... kusurlarından bile sorumlu ise de mahkemece davalı tarafından süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-17.9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen vekâletnamedeki yetkiler gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere icazet verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından bahisle hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda yazılı tarih ve sayılı kararı ile taraflar arasında bankacılık işleminden kaynaklanan «zamanaşımı» süresinin dolmamış bulunduğu anlaşıldığından davalı bankanın «zamanaşımı definin» reddine karar verildikten sonra mahkemece aldırılan 05.03.2020 ve 27.05.2021 «havale» tarihli raporların birbiri ile uyumlu olduğu, davaya konu işlemlerin şirket imza yetkilisi Hükümdar ... ile ...'in bilgileri dahilinde olduğu, davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlama geldiği kanaatine varıldığı, dava konusu 11 adet işlemin tamamının Turgutlu Belediye Başkanlığı tarafından gönderildiği …
Mahkemece 19.04.2016 tarih, 2014/73 E. ve 2016/322 K. sayılı kararı ile davalı bankanın tarihsiz ve imza «sahteciliği» yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı, zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve İzmir 27.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda yazılı tarih ve sayılı kararı ile taraflar arasında bankacılık işleminden kaynaklanan «zamanaşımı» süresinin dolmamış bulunduğu anlaşıldığından davalı bankanın «zamanaşımı definin» reddine karar verildikten sonra mahkemece aldırılan 05.03.2020 ve 27.05.2021 «havale» tarihli raporların birbiri ile uyumlu olduğu, davaya konu işlemlerin şirket imza yetkilisi Hükümdar ... ile ...'in bilgileri dahilinde olduğu, davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlama geldiği kanaatine varıldığı, dava konusu 11 adet işlemin tamamının Turgutlu Belediye Başkanlığı tarafından gönderildiği …
-
Genel kurulun devredilemez yetkileri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12312 E. 2018/5643 K.
Ortak:güven kurumu · teamül · icazet · sahtecilik · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i · bilirkişi incelemesi · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir «güven kurumu» olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davalı tarafından süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-....9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen «vekaletnamedeki yetkiler» gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir «teamül» bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «faiz başlangıç tarihine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafça şirketin tek yetkili ve «temsilcisi» Hükümdar Çelik olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-....9.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından «yetkisiz» kişelerce para çekildiği iddia edilmiş, davalı tarafından da, davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği ayrıca vekaletnamelerin bulunduğu, davacının sessiz kalarak «teamül» haline gelen ödemelere «icazet» verdiği, uzun süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan pa …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tarihsiz ve imza «sahteciliği» yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı zira, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulun devredilemez yetkileri · vekaletname yetkisi · özen borcu · objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · faiz başlangıç tarihi · özen yükümlülüğü
Benzer bu karardaAncak, ...'nın 616. maddesi uyarınca şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, müdürlerin atanması ve görevden alınmasının «genel kurulun devredilmez yetkilerinden» olduğu, ...'nın 625. maddesinde müdürlerin devredilemez «yetki» ve görevlerinin sayıldığı, şirketin yönetilmesinin genel kurulca müdür olarak tayin edilen kişinin görevi olup, şirket müdürünün de bu görevinden vazgeçemeyeceği ve görevi devredemeyeceği, işbu davada şirket müdürünün vekaletname ile vekil tayin etmiş olduğu anlaşıldığından söz konusu işlemin hukuka ve kanuna aykırı olduğu, şirket yöneticisinin yetki ve görevlerini kendisinin kullanabileceği, bu yetkilerini başkalarına devredemeyeceği, davalı bankanın vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin hesaptan para çekmesine olanak sağladığı, davalının şirket genel kurul kararı olmadan şirket yetkilisinin görevlerini bir başkasına vekaletname ile devredemeyeceğini gözetmesi gerektiğine ilişkin gerekçe yerinde değil ise de, bir «güven kurumu» olarak, «basiretli tacir» gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nın 99/... ve 6098 sayılı TBK'nın 115/... madde ve fıkraları uyarınca «objektif özen yükümlülüğünün» yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek «özen borcu» altındadırlar.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir «güven kurumu» olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de, mahkemece davalı tarafından süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-....9.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen «vekaletnamedeki yetkiler» gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir «teamül» bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «faiz başlangıç tarihine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2017 E. , 2024/3921 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/228 Esas, 2022/283 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davacı vekili
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka şubesinde hesabının bulunduğunu, şirketin tek temsilcisi ve yetkilisinin ... olmasına rağmen adı geçenin herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-17.09.2008 tarihleri arasında dokuz işlemde toplam 105.000,00 TL’nin çekildiğini, davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığını, bu şekilde davalı bankanın, müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek 105.000,00 TL'nin ödeme ya da ihtar tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak, davacı şirketin ödemeler konusunda müvekkiline talimat verdiğini, davacının uzun süre sessiz kalarak teamül haline gelmiş ödemelere icazet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 19.04.2016 tarihli, 2014/73 E. ve 2016/322 K. sayılı kararı ile davalı bankanın tarihsiz ve imza sahteciliği yapılarak oluşturulmuş talimat yazılarını ve vekaletnameyi dikkate alarak şirket yöneticisi haricinde başka bir kişinin davacının hesabından para çekmesine olanak sağladığı, basiretli ve özenli davranarak genel kurul kararında yetkili kılınanların kim olduğunu araştırarak tarihsiz talimat yazılarını ve İzmir 27. Noterliğinin vekaletnamesini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hükümleri çerçevesinde değerlendirmesi gerektiği ayrıca davalının dikkate aldığı ve işleme koyduğu tarihsiz talimat yazılarının da şirket yetkilisinin eli ürünü olmayan, imza sahteciliği yapılmış belgeler olduğu, sahte belgelerin hukuki sonuç doğurmayacağı, bankanın gelen talimat yazılarındaki şirket kaşesi üzerindeki imza ile davacı şirket yetkilisinin imzalarının mukayese edip daha sonra işleme koyması gerektiği kanaatıyla davanın kısmen kabulü ile 20.04.2008 ile 17.09.2008 tarihleri arasında toplam 104.400,00 TL olarak yapılan haksız ödemenin 07.02.2011 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.09.2018 tarih, 2016/12312 E. ve 2018/5643 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça şirketin tek yetkili ve temsilcisinin ... olmasına rağmen, herhangi bir yazılı izni ve talimatı olmaksızın 29.04.2008-17.09.2008 tarihleri arasında davacı şirketin hesabından yetkisiz kişilerce para çekildiğinin iddia edildiği, davalı tarafından da davacı şirketin para ödemeleri konusunda talimat verdiği, buna ilişkin vekâletnamelerin de bulunduğu, davacının sessiz kalarak teamül haline gelen ödemelere icazet verdiği, uzun süre şirket hesaplarının kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava konusu dönemde hesaplara ilgili belediyelerden aktarılan paraların şirket uhdesine geçmediğinin davacı tarafından fark edilmemiş olmasının mümkün olmadığı, şirket yetkilileri ile para çeken kişiler arasında irtibat bulunduğunun savunulduğu, bu durumda ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir güven kurumu olması dolayısıyla en küçük kusurlarından bile sorumlu ise de mahkemece davalı tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, öncelikle davacı şirketin hesap ekstreleri ile ilgili belediyelerden davacıya ilişkin evraklar getirtilerek şirketin ticari kayıtları ve banka hesap ekstreleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi ve şirkete ait hesap ekstreleri incelenerek 29.04.2008-17.09.2008 tarihleri ve sonrasında şirket yetkililerince yapılan ya da itiraza uğramayan işlem bulunup bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen vekâletnamedeki yetkiler gözetildiğinde işbu yetkilerin davacının yapılan işlemlere icazet verdiği ya da işlemleri benimsediği anlamına gelip gelmediği, davacı ile davalı banka arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunup bulunmadığı, icazet olmadığının kabulü halinde de davacının müterafik kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda yazılı tarih ve sayılı kararı ile bozma ilamı uyarınca alınan 05.03.2020 ve 27.05.2021 havale tarihli raporların birbiri ile uyumlu olduğu, davaya konu işlemlerin şirket imza yetkilisi ... ile ...'in bilgileri dahilinde olduğu, davacının yapılan işlemlere icazet verdiği ya da işlemleri benimsediği anlama geldiği kanaatine varıldığı, dava konusu 11 adet işlemin tamamının Turgutlu Belediye Başkanlığı tarafından gönderildiği ve hesaba gelen paranın 11 adet EFT'nin 9 adedinin aynı gün, 2 adedinin ise hemen ertesi gün gelen miktar kadar çekildiği dikkate alındığında şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde işlemlerin gerçekleştirildiği görüş ve kanısına varıldığı, davaya konu işlemler dışında da aynı kişilere şirket hesabından ödemeler yapıldığı ve herhangi bir itirazın bulunmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairemizin 11.12.2023 tarihli 2023/215 E., 2023/7236 K. sayılı kararıyla Mahkeme kararı onanmıştır.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, bunu ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçersiz olacağını, müvekkili şirketin hesabından para çıkışı olduğu zamanlarda haber alma hakkına sahip olduğunu, bankanın özen ve sorumluluğunu yerine getirmediğini, para çıkışı olup olmadığını şirketin kontrol etmesinin beklenemeyeceğini, ıslak imzalı talimatlar istenilmeden ve teyit alınmadan yapılan ödemeler nedeni ile bankanın sorumluluğunun bulunduğunu, alınan üç rapordan ikisinde bankanın %25 oranında, birinde ise %50 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiğini, bilirkişi raporlarına bakıldığında, müvekkilinin kusuru olduğunu kabul etmemekle birlikte eğer bir kusur varsa da tek başına kusurlu olmadığını, oranlar farklılık göstermekle birlikte davalı bankanın hafif de olsa kusurunun bulunduğu dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin delil durumu ile uyumsuz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin hesabından yetkisiz kişiler tarafından çekildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Alınmadığı anlaşılan 891,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054232100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz