Sır saklama yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/200 E. 2018/6359 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sır saklama yükümlülüğü↗ tbk 445↗ karşı edim↗ saklama yükümlülüğü↗ rekabet yasağı↗ kısıtlılık↗ hakkaniyet↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan hizmet sözleşmesiyle radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde rekabet yasağı şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden geçersiz olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra sır saklama yükümlülüğünün devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1.ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından rekabet yasağının başladığı tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK 445. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer olan rekabet yasağı düzenlenmesinde coğrafi alana yönelik kısıtlama belirtilmemiş ise de TBK'nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda coğrafi alan bakımından mahkemece bir sınırlama getirilmesi gerekirken, rekabet yasağı düzenlemesinin geçersiz olduğuna dair hüküm tesisi yerinde değildir. Ayrıca, rekabet yasağı düzenlenmesinin geçerli olduğu nazara alınarak yapılacak olan incelemede, davalının, davacı şirkette satış sorumlusu olarak ticari sırlara vakıf olduğunun kabulü ile rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/805 E. 2020/3314 K.
Ortak:sır saklama yükümlülüğü · saklama yükümlülüğü · rekabet yasağı · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan «hizmet sözleşmesiyle» radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde «rekabet yasağı» şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden «geçersiz» olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra «sır saklama yükümlülüğünün» devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1.ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından «rekabet yasağının» başladığı tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK 445. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Bu düzenleme doğrultusunda coğrafi alan bakımından mahkemece bir sınırlama getirilmesi gerekirken, «rekabet yasağı» düzenlemesinin «geçersiz» olduğuna dair hüküm tesisi yerinde değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan «hizmet sözleşmesiyle» radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde «rekabet yasağı» şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden «geçersiz» olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra «sır saklama yükümlülüğünün» devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12316 E. 2018/3828 K.
Ortak:karşı edim · rekabet yasağı · hakkaniyet · hizmet sözleşmesi · oy yasağı
İncelediğiniz karardaSomut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer olan «rekabet yasağı» düzenlenmesinde coğrafi alana yönelik «kısıtlama» belirtilmemiş ise de TBK'nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan «hizmet sözleşmesiyle» radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde «rekabet yasağı» şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden «geçersiz» olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra «sır saklama yükümlülüğünün» devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1.ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından «rekabet yasağının» başladığı tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK 445. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Benzer bu karardaTBK'nin 445/1 fıksarında bu tür sözleşmeler bakımından, yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, «rekabet yasağının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek şekilde sınırlayamayacağının düzenlendiği, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de hakkaniyete uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir.
2- Davacı vekilinin, davalı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nın 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer yönünden sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · çalışma özgürlüğü · husumet
Benzer bu karardaŞirketi aleyhindeki davanın «husumetten» reddine, davalı işçinin ne tür bir ticari «sırra» vakıf olduğu, bunu ne şekilde üçüncü kişilerle paylaştığı ve davacı şirketin bundan nasıl zarar gördüğü ispatlanamadığı, davacının hakim pozisyonunu kullanarak imzalattığı sözleşmeye dayanarak tazminata hükmedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olacağı gerekçesiyle davalı gerçek kişi yönündende esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nın 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer yönünden sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · kısıtlılık · hizmet sözleşmesi · oy yasağı
İncelediğiniz karardaMahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan «hizmet sözleşmesiyle» radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde «rekabet yasağı» şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden «geçersiz» olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra «sır saklama yükümlülüğünün» devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1.ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından «rekabet yasağının» başladığı tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK 445. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer olan «rekabet yasağı» düzenlenmesinde coğrafi alana yönelik «kısıtlama» belirtilmemiş ise de TBK'nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 2.1 maddesinde 1 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik «kısıtlama» ise yapılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · cezai şart · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemenin, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:karşı edim · rekabet yasağı · hakkaniyet · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer olan «rekabet yasağı» düzenlenmesinde coğrafi alana yönelik «kısıtlama» belirtilmemiş ise de TBK'nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan «hizmet sözleşmesiyle» radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde «rekabet yasağı» şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden «geçersiz» olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra «sır saklama yükümlülüğünün» devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu düzenleme doğrultusunda coğrafi alan bakımından mahkemece bir sınırlama getirilmesi gerekirken, «rekabet yasağı» düzenlemesinin «geçersiz» olduğuna dair hüküm tesisi yerinde değildir.
Benzer bu karardaAynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · cezai şart · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3977 E. 2019/990 K.
Ortak:rekabet yasağı · kısıtlılık · hakkaniyet · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan «hizmet sözleşmesiyle» radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde «rekabet yasağı» şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden «geçersiz» olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra «sır saklama yükümlülüğünün» devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer olan «rekabet yasağı» düzenlenmesinde coğrafi alana yönelik «kısıtlama» belirtilmemiş ise de TBK'nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1.ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından «rekabet yasağının» başladığı tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK 445. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420.maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu kararda1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420.maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7639 E. 2016/761 K.
Ortak:rekabet yasağı · kısıtlılık · oy yasağı
İncelediğiniz karardaSomut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer olan «rekabet yasağı» düzenlenmesinde coğrafi alana yönelik «kısıtlama» belirtilmemiş ise de TBK'nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan «hizmet sözleşmesiyle» radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde «rekabet yasağı» şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden «geçersiz» olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra «sır saklama yükümlülüğünün» devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSomut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik «kısıtlama» ise yapılmamıştır.
Dava, «rekabet yasağı» ihlalinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece 6098 SK'nın 445. maddesine göre «rekabet yasağının» 2 yıl ile sınırlandırıldığı, 06.07.2010 tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinden» itibaren iki yıllık sürenin 06.07.2012 tarihinde dolduğu, 03.12.2012 olan icra takip tarihi itibariyle yasa ile belirlenen sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece 6098 SK'nın 445. maddesine göre «rekabet yasağının» 2 yıl ile sınırlandırıldığı, 06.07.2010 tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinden» itibaren iki yıllık sürenin 06.07.2012 tarihinde dolduğu, 03.12.2012 olan icra takip tarihi itibariyle yasa ile belirlenen sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/200 E. , 2018/6359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2016 tarih ve 2014/691-2016/625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette satış müdür olarak 20/02/2012 tarihli hizmet sözleşmesiyle çalışmaya başladığını, 17/09/2012 tarihinde istifa ettiğini, istifanın üzerinden bir yıl geçmeden aynı alanda iştigal eden dava dışı şirkette çalışmaya başladığını, davalının çalıştığı konum itibari ile müvekkili şirketin ticari sırlarına da vakıf olduğunu, ayrıca iş sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlemesinin de bulunduğu, fakat davalı tarafın ticari sırlara vakıf olması nedeniyle çalıştığı dava dışı şirketin müvekkiline ait müşteri portföyüne yöneldiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkette sadece yedi ay çalıştığını, bu çalışmadan önce de sektörü bildiğini, bu nedenle müdür olarak çalıştırıldığını, ayrıca davacının müşteri portföyüne yönelme gibi bir durumunun olamayacağını, zira satılan malların tıbbı cihaz olduğunu ve ihale ile alım satım yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirkette 22/02/2012 tarihinde yapılan hizmet sözleşmesiyle radyoloji satış müdürü olarak işe başladığı ve 17/09/2012 tarihinde işten ayrıldığı hususunun çekişmesiz olduğu, hizmet sözleşmesinde rekabet yasağı şartı varsa da benimsenen raporda kapsamlı olarak belirtildiği gibi rekabet yasağı coğrafi yer sınırlaması içermediğinden geçersiz olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra sır saklama yükümlülüğünün devamını öngören hükmün ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1.ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından rekabet yasağının başladığı tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK 445. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer olan rekabet yasağı düzenlenmesinde coğrafi alana yönelik kısıtlama belirtilmemiş ise de TBK'nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda coğrafi alan bakımından mahkemece bir sınırlama getirilmesi gerekirken, rekabet yasağı düzenlemesinin geçersiz olduğuna dair hüküm tesisi yerinde değildir. Ayrıca, rekabet yasağı düzenlenmesinin geçerli olduğu nazara alınarak yapılacak olan incelemede, davalının, davacı şirkette satış sorumlusu olarak ticari sırlara vakıf olduğunun kabulü ile rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451861700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz