İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12283 E. 2018/6020 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi↗ cari hesap alacağı↗ borca itiraz↗ hizmet bedeli↗ cari hesap↗ ikrar↗ taşıma sözleşmesi↗ infaz↗ taşıyıcı↗ taşıyan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı tarafın itiraz dilekçesinde 20,000,00 USD miktarlı depozitonun davacı tarafından ödendiğinin ikrar edildiği, bu paranın cari hesaba kaydedileceği hususunun sözleşmede belirlendiği, bu nedenle davacının 20.000,00 USD depozito alacağını cari hesap alacağı şeklinde istemesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği, davalının yer hizmetlerini aldığı, davacının karşı davalı- karşı davacıya karşı borcu değil bilakis alacağı bulunduğu, davalının belirlenen tarihlerde uçuşları yaptığı, davacının ise davalı tarafa 10.341,90 USD fazla ödeme yaptığı, bozma ilamındaki eksikliklerin giderildiği gerekçesi ile asıl davada, bir önceki hüküm onanmadığı gibi bozma konusu da yapılmadığından davanın kabulü ile davalının icra takip dosyasında borca itirazının iptaline, takibin devamına, takipten itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince faiz yürütülmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı- karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki hava taşıma sözleşmesi çerçevesinde, davalı taşıyıcı tarafından gerekli hizmetin verilmediği ve davacı tarafından bu amaçla yapılan avans ödemesinin karşılıksız kaldığı iddiasına dayalı itirazın iptali, birleşen dava ise taşıyıcı davacı (asıl davada davalı) tarafından verilen taşıma hizmet bedellerinin ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine dair verilen ilk karar, ''.. asıl dava davalısı, taşıyan ... Kule Havayolları A.Ş’nin işletme ruhsatının, Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 21.03.2008 tarihli kararı ile iptal edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim değinilen konuda taraflar arasında çekişme bulunmadığı gibi esasen mahkemece verilen kararda da bu yöne temas edilmiştir. Ancak davalı karşı davacı tarafından verilen cevap ve karşılık dava dilekçesine ekli uçuş listesinde, karşılık davaya konu uçuşların 2007 yılı içinde yapıldığının iddia edildiği anlaşılmaktadır. Buna karşın, yapıldığı iddia edilen uçuşlara ilişkin olarak, mahkemece bir incelemeye gidilmemiş, davalı karşı davacının edimini gereği gibi yerine getirdiğini kanıtlayamadığı gerekçesine yer verilmiştir. Oysa ki, dosya kapsamı itibari ile davacı karşı davalı tarafından açılan dava ve yargılama sırasında yapılan savunma kurgusu kapsamında, taşıyan konumundaki davalı ... Kule Havayolları A.Ş’nin uçuş lisansının iptali olgusundan hareketle, adı geçen şirketin edimini yerine getirmediği hususuna değinilmiş, ayrıca ifaya ilişkin başkaca bir eksiklik ya da kusurdan bahsedilmemiştir. Bu durumda, davalı karşı davacının, davaya konu
edilen uçuşları gerçekleştirip gerçekleştirmediği, eldeki uyuşmazlığın çözümünde önem taşımakta olup, mahkemece söz konusu husus üzerinde durulmaksızın, davalı karşı davacının edimini gereği gibi yerine getirmediği yönündeki gerekçe, dosya içeriği ile bağdaşmamaktadır. O halde, öncelikle ... Kule Havayolları A.Ş’nin davaya konu edilen uçuş hizmetlerini yerine getirip getirmediği hususu Ulaştırma Bakanlığı’ndan sorulup, bu yöndeki tereddütler giderildikten sonra uçuşların yapıldığının anlaşılması halinde, taraflar arasındaki ödeme ve tahsilâta ilişkin kayıtlar üzerinde durularak sonuca gidilmesi ...'' gerekçesi ile bozulmuştur. Dairemiz bozma ilamının hem asıl hem de karşı davaya yönelik olduğu açıktır.
Mahkemece kararının gerekçe kısmında, asıl dava yönünden ''...davacının 20.000,00 USD depozito alacağını cari hesap alacağı şeklinde istemesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği, davalının yer hizmetlerini aldığı, davacının karşı davacıya karşı borçlu değil bilakis alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının belirlenen tarihlerde uçuşları yaptığı, davacının ise davalı tarafa 10. 341,90 USD fazla ödeme yaptığı tespit edilmiş olmakla bozma ilamındaki eksiklikler giderildiğinden...'' şeklinde değerlendirme yapıldıktan sonra, hüküm kısmında ''asıl davada; bir önceki hüküm onanmadığı gibi bozma konusu da yapılmadığından davanın kabulü ile ..'' şeklinde yanılgılı ve gerekçe ile çelişkili şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre, yapılan inceleme sonunda davacının (karşı davalı) 10.341,90 USD alacaklı olduğu anlaşıldığına göre, asıl davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın bu miktar üzerinden iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile takibe konu tüm alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5461 E. 2014/11380 K.
Ortak:borca itiraz · hizmet bedeli · cari hesap · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · taşıyan · İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda1- Asıl dava, taraflar arasındaki hava «taşıma sözleşmesi» çerçevesinde, davalı «taşıyıcı» tarafından gerekli hizmetin verilmediği ve davacı tarafından bu amaçla yapılan avans ödemesinin karşılıksız kaldığı iddiasına dayalı itirazın iptali, birleşen dava ise taşıyıcı davacı (asıl davada davalı) tarafından verilen taşıma «hizmet bedellerinin» ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemlerine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı tarafın itiraz dilekçesinde 20,000,00 USD miktarlı depozitonun davacı tarafından ödendiğinin «ikrar» edildiği, bu paranın cari hesaba kaydedileceği hususunun sözleşmede belirlendiği, bu nedenle davacının 20.000,00 USD depozito alacağını «cari hesap alacağı» şeklinde istemesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği, davalının yer hizmetlerini aldığı, davacının karşı davalı- karşı davacıya karşı borcu değil bilakis alacağı bulunduğu, davalının belirlenen tarihlerde uçuşları yaptığı, davacının ise davalı tarafa 10.341,90 USD fazla ödeme yaptığı, bozma ilamındaki eksikliklerin giderildiği gerekçesi ile asıl davada, bir önceki hüküm onanmadığı gibi bozma konusu da yapılmadığından davanın kabulü ile davalının icra takip dosyasında «borca itirazının» iptaline, takibin devamına, takipten itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince faiz yürütülmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine dair verilen ilk karar, ''.. asıl dava davalısı, «taşıyan» ...
Benzer bu kararda2- Asıl dava, taraflar arasındaki hava «taşıma sözleşmesi» çerçevesinde, davalı «taşıyıcı» tarafından gerekli hizmetin verilmediği ve davacı tarafından bu amaçla yapılan avans ödemesinin karşılıksız kaldığı iddiasına dayalı itirazın iptali, birleşen dava ise taşıyıcı davacı (asıl davada davalı) tarafından verilen taşıma «hizmet bedellerinin» ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemlerine ilişkindir.
Asıl davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında mevcut olan sözleşme gereğince taraflar arasında «cari hesap ilişkisi» oluştuğunu, bu ticari ilişkiden davalıdan 20.000,00 USD cari hesap bakiye alacağı doğduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine borçlunun itiraz ettiğini ileri sürmüş, karşılık davada ise davacı «taşıyan» (asıl davada davalı) vermiş olduğu taşıma hizmetine karşın taşıma bedelinin ödenmediğini iddia etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacı ile olan «cari hesap ilişkisinde» üzerine düşen edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ispatlayamadığı, Sivil Havacılık Kurumu tarafından davalının uçuş lisanslarının iptal edilmiş olduğu, bu iptal «sebebi» ile taraflar arasındaki borç ilişkisinin davalının «kusuru» sebebiyle imkansız hale geldiği ve 20.000 USD tutarındaki depozitonun davacıya iadesinin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, davalının Kadıköy 2.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık teminatı · cari hesap ilişkisi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · kusur · dava sebebi · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacı ile olan «cari hesap ilişkisinde» üzerine düşen edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ispatlayamadığı, Sivil Havacılık Kurumu tarafından davalının uçuş lisanslarının iptal edilmiş olduğu, bu iptal «sebebi» ile taraflar arasındaki borç ilişkisinin davalının «kusuru» sebebiyle imkansız hale geldiği ve 20.000 USD tutarındaki depozitonun davacıya iadesinin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, davalının Kadıköy 2.
İcra Müdürlüğü'nün 2008/627 Esas sayılı dosyasında «borca itirazının» iptaline, takibin devamına, takipten itibaren alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmesine, alacak cari hesaba dayanıp likit olduğundan alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı - karşı davacı vekilinin «yabancılık teminatına» ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Asıl davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında mevcut olan sözleşme gereğince taraflar arasında «cari hesap ilişkisi» oluştuğunu, bu ticari ilişkiden davalıdan 20.000,00 USD cari hesap bakiye alacağı doğduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine borçlunun itiraz ettiğini ileri sürmüş, karşılık davada ise davacı «taşıyan» (asıl davada davalı) vermiş olduğu taşıma hizmetine karşın taşıma bedelinin ödenmediğini iddia etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:gerekçe-hüküm çelişkisi · infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · infaz · İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda1- Asıl dava, taraflar arasındaki hava «taşıma sözleşmesi» çerçevesinde, davalı «taşıyıcı» tarafından gerekli hizmetin verilmediği ve davacı tarafından bu amaçla yapılan avans ödemesinin karşılıksız kaldığı iddiasına dayalı itirazın iptali, birleşen dava ise taşıyıcı davacı (asıl davada davalı) tarafından verilen taşıma «hizmet bedellerinin» ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemlerine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli» ...
Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği kararın gerekçe kısmında belirtilmiş, ancak hüküm kısmında itirazın iptali davasında davaya dayanak olan icra müdürlüğünün yetkisi bakımından takibin «yetkisiz» icra müdürlüğünde usulsüz yapılan takibe dayalı olduğu anlaşılamadığından davanın bu nedenle reddine karar verildiği belirtilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9090 E. 2023/55 K.
Ortak:borca itiraz · cari hesap · ikrar
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı tarafın itiraz dilekçesinde 20,000,00 USD miktarlı depozitonun davacı tarafından ödendiğinin «ikrar» edildiği, bu paranın cari hesaba kaydedileceği hususunun sözleşmede belirlendiği, bu nedenle davacının 20.000,00 USD depozito alacağını «cari hesap alacağı» şeklinde istemesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği, davalının yer hizmetlerini aldığı, davacının karşı davalı- karşı davacıya karşı borcu değil bilakis alacağı bulunduğu, davalının belirlenen tarihlerde uçuşları yaptığı, davacının ise davalı tarafa 10.341,90 USD fazla ödeme yaptığı, bozma ilamındaki eksikliklerin giderildiği gerekçesi ile asıl davada, bir önceki hüküm onanmadığı gibi bozma konusu da yapılmadığından davanın kabulü ile davalının icra takip dosyasında «borca itirazının» iptaline, takibin devamına, takipten itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince faiz yürütülmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece kararının gerekçe kısmında, asıl dava yönünden ''...davacının 20.000,00 USD depozito alacağını «cari hesap alacağı» şeklinde istemesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği, davalının yer hizmetlerini aldığı, davacının karşı davacıya karşı borçlu değil bilakis alacağı bulunduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12283 E. , 2018/6020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12/04/2016 tarih ve 2014/395-2016/375 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25/09/2018 günü hazır bulunan davalı-karşı davacı vekili Av. ... ile davacı-karşı davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında mevcut olan ticari ilişki gereği taraflar arasında cari hesap ilişkisi oluştuğunu, bu ticari ilişkiden davalıdan 20.000,00 USD cari hesap bakiye alacağı doğduğunu, alacağın tahsili amacıyla ...
2. İcra Müdürlüğünün 2008/627 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçlunun bu takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, bu itirazın iptaline, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle davalının % 40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği gibi taraflar arasında var olan ticari ilişki sebebiyle bir cari hesap ilişkisinin doğduğunu, davalı şirket kayıtlarına göre davacı şirketin herhangi bir alacağı olmadığı gibi müvekkili tarafından yapılan havayolu taşımacılığı nedeniyle davacının müvekkili şirkete 68.826,61 TL borcu olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuş, ayrıca haksız ve kötü niyetli olarak cari hesap alacağı adı altında yürütülmekte olan takip sebebiyle davacı şirketin %40'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiş, karşı davasında ise davacının davalı şirkete bakiye 68.826,61 TL borcu bulunduğunu, ileri sürerek, bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı tarafın itiraz dilekçesinde 20,000,00 USD miktarlı depozitonun davacı tarafından ödendiğinin ikrar edildiği, bu paranın cari hesaba kaydedileceği hususunun sözleşmede belirlendiği, bu nedenle davacının 20.000,00 USD depozito alacağını cari hesap alacağı şeklinde istemesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği, davalının yer hizmetlerini aldığı, davacının karşı davalı- karşı davacıya karşı borcu değil bilakis alacağı bulunduğu, davalının belirlenen tarihlerde uçuşları yaptığı, davacının ise davalı tarafa 10.341,90 USD fazla ödeme yaptığı, bozma ilamındaki eksikliklerin giderildiği gerekçesi ile asıl davada, bir önceki hüküm onanmadığı gibi bozma konusu da yapılmadığından davanın kabulü ile davalının icra takip dosyasında borca itirazının iptaline, takibin devamına, takipten itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince faiz yürütülmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı- karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki hava taşıma sözleşmesi çerçevesinde, davalı taşıyıcı tarafından gerekli hizmetin verilmediği ve davacı tarafından bu amaçla yapılan avans ödemesinin karşılıksız kaldığı iddiasına dayalı itirazın iptali, birleşen dava ise taşıyıcı davacı (asıl davada davalı) tarafından verilen taşıma hizmet bedellerinin ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine dair verilen ilk karar, ''.. asıl dava davalısı, taşıyan ... Kule Havayolları A.Ş’nin işletme ruhsatının, Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 21.03.2008 tarihli kararı ile iptal edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim değinilen konuda taraflar arasında çekişme bulunmadığı gibi esasen mahkemece verilen kararda da bu yöne temas edilmiştir. Ancak davalı karşı davacı tarafından verilen cevap ve karşılık dava dilekçesine ekli uçuş listesinde, karşılık davaya konu uçuşların 2007 yılı içinde yapıldığının iddia edildiği anlaşılmaktadır. Buna karşın, yapıldığı iddia edilen uçuşlara ilişkin olarak, mahkemece bir incelemeye gidilmemiş, davalı karşı davacının edimini gereği gibi yerine getirdiğini kanıtlayamadığı gerekçesine yer verilmiştir.
Oysa ki, dosya kapsamı itibari ile davacı karşı davalı tarafından açılan dava ve yargılama sırasında yapılan savunma kurgusu kapsamında, taşıyan konumundaki davalı ... Kule Havayolları A.Ş’nin uçuş lisansının iptali olgusundan hareketle, adı geçen şirketin edimini yerine getirmediği hususuna değinilmiş, ayrıca ifaya ilişkin başkaca bir eksiklik ya da kusurdan bahsedilmemiştir. Bu durumda, davalı karşı davacının, davaya konu
edilen uçuşları gerçekleştirip gerçekleştirmediği, eldeki uyuşmazlığın çözümünde önem taşımakta olup, mahkemece söz konusu husus üzerinde durulmaksızın, davalı karşı davacının edimini gereği gibi yerine getirmediği yönündeki gerekçe, dosya içeriği ile bağdaşmamaktadır. O halde, öncelikle ... Kule Havayolları A.Ş’nin davaya konu edilen uçuş hizmetlerini yerine getirip getirmediği hususu Ulaştırma Bakanlığı’ndan sorulup, bu yöndeki tereddütler giderildikten sonra uçuşların yapıldığının anlaşılması halinde, taraflar arasındaki ödeme ve tahsilâta ilişkin kayıtlar üzerinde durularak sonuca gidilmesi ...'' gerekçesi ile bozulmuştur. Dairemiz bozma ilamının hem asıl hem de karşı davaya yönelik olduğu açıktır.
Mahkemece kararının gerekçe kısmında, asıl dava yönünden ''...davacının 20.000,00 USD depozito alacağını cari hesap alacağı şeklinde istemesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği, davalının yer hizmetlerini aldığı, davacının karşı davacıya karşı borçlu değil bilakis alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının belirlenen tarihlerde uçuşları yaptığı, davacının ise davalı tarafa 10. 341,90 USD fazla ödeme yaptığı tespit edilmiş olmakla bozma ilamındaki eksiklikler giderildiğinden...'' şeklinde değerlendirme yapıldıktan sonra, hüküm kısmında ''asıl davada; bir önceki hüküm onanmadığı gibi bozma konusu da yapılmadığından davanın kabulü ile ..'' şeklinde yanılgılı ve gerekçe ile çelişkili şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre, yapılan inceleme sonunda davacının (karşı davalı) 10.341,90 USD alacaklı olduğu anlaşıldığına göre, asıl davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın bu miktar üzerinden iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile takibe konu tüm alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı(karşı davacı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451859800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz