Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12291 E. 2018/5760 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6098/5']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet ilişkisi↗ protesto↗ temel ilişki↗ vade tarihi↗ lehtar↗ ciro↗ muacceliyet↗ tbk 99↗ keşideci↗ alacak davası↗ bono↗ vade↗ usulden reddi↗ ıslah↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davasını kamilen ıslah etmiş olduğu, söz konusu kamilen ıslah dilekçesine süresinde davalı yanın zaman aşımı definde bulunduğu, senedin vade tarihinin .../02/2008 olduğu, davanın kamilen ıslah edildiği .../01/2012 tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 392. maddesine dayalı olduğu anlaşılan davada 818 sayılı Borçlar Kanunun 114. maddesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, 6098 sayılı TBK 'nın 147/5. maddesinde de aynı sürenin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı vekilinin .../01/2012 tarihli dilekçesi içeriği de gözetildiğinde, zaman itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 392. maddesine dayalı olarak ikame edilmiş vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, .../01/2008 keşide, .../02/2008 ödeme tarihli, 150.000 USD bedelli bononun keşidesinin .... olduğu, davalı lehtar ... tarafından davacıya ciro edildiği; senet protesto edilmeden takibe konulduğu için davalının itirazı üzerine takibin iptal edildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesiyle, davalının davacıya olan borcuna karşılık söz konusu senedi davacıya verdiği, borcun nedeni ortadan kalkmadığı gibi senet bedeli ödenmediğinden alacak hakkının devam ettiği ileri sürülerek senet bedeli olan 150.000 USD nin faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, cevaba cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki temel ilişkinin taşınmaz satışına dayandığı, senedin davacıya ait taşınmazların satışından doğan alacak nedeniyle düzenlendiği, tapuda gösterilen bedelin alıcı tarafından davacıya ödendiği, bakiyesi için de dava konusu senedin verildiği açıklanmıştır. 16/.../2011 tarihli dilekçe ile davacı vekilince, davalının davacıya ait taşınmazları davacı adına vekaleten üçüncü kişilere sattığı, aldığı satış bedelinin bakiyesi karşılığında dava konusu bonoyu davacıya verdiği ifade edilerek ibraz edilen vekaletname suretinin taraflar arasındaki temel hukuki ilişki olan vekalet ilişkisinin delili olduğu bildirilmiştir. Ardından ibraz edilen .../01/2012 tarihli davanın konusunun ve dayanağının açıklanmasına yönelik ıslah talebi olduğu bildirilen dilekçe ile, taraflar arasındaki borç doğurucu temel hukuki ilişkinin davalının düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak davacıya ait taşınmazların davacı adına vekaleten üçüncü kişilere satışına dair işlem olduğu, dava konusu bononun davalı yanca satış bedelinden kalan 150.000 USD tutarındaki alacağın davacıya ödenmesi amacıyla davalı tarafından imza ve ciro edilerek davacıya verildiği, huzurdaki davanın bonoda yazılı olan bu alacağın tahsiline yönelik olduğu söylenmiş, davacı asilin duruşmadaki beyanları ile .../05/2012, .../09/2012 ve .../05/2013 tarihli davacı vekilince ibraz edilen dilekçeler nazara alındığında benzer ifadelere yer verildiği görülmüştür. Böylece, dava dilekçesinde dayanılan hukuk sebebin ve/veya talebin .../01/2012 tarihli ıslah dilekçesiyle değiştirildiği kabul edilemeyeceğinden .../01/2012 tarihli dilekçenin davanın kamilen ıslahı mahiyetinde değil, davanın bidayetinde ileri sürülen maddi vakıaların açıklanması niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte .../01/2012 tarihli dilekçenin davanın kamilen ıslahı niteliğinde bulunduğu kabul edilse bile, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olan davada borcun ödenmesi amacıyla verilen bononun vade tarihi .../02/2008 olup belirlenen vade tarihinde alacağın muaccel olduğunun kabulü gerekir. Muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek ve davada uygulanacak olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresi ise takip, dava tarihi ve .../01/2012 tarihli ıslah dilekçesi olduğu bildirilen dilekçe tarihine kadar dolmamış olup, işin esasına girilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18214 E. 2014/20401 K.
Ortak:protesto · vade tarihi · ciro · muacceliyet · alacak davası · bono · vade · ıslah · zamanaşımı ['6098/5']
İncelediğiniz karardaBununla birlikte .../01/2012 tarihli dilekçenin davanın kamilen «ıslahı» niteliğinde bulunduğu kabul edilse bile, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olan davada borcun ödenmesi amacıyla verilen «bononun» «vade tarihi» .../02/2008 olup belirlenen vade tarihinde alacağın «muaccel» olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davasını kamilen «ıslah» etmiş olduğu, söz konusu kamilen ıslah dilekçesine süresinde davalı yanın zaman aşımı definde bulunduğu, senedin «vade tarihinin» .../02/2008 olduğu, davanın kamilen ıslah edildiği .../01/2012 tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 392. maddesine dayalı olduğu anlaşılan davada 818 sayılı Borçlar Kanunun 114. maddesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, 6098 sayılı TBK 'nın 147/5. maddesinde de aynı sürenin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
… larak ikame edilmiş vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, .../01/2008 keşide, .../02/2008 ödeme tarihli, 150.000 USD bedelli «bononun» «keşidesinin» .... olduğu, davalı «lehtar» ... tarafından davacıya «ciro» edildiği; senet «protesto» edilmeden takibe konulduğu için davalının itirazı üzerine takibin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHalbuki, mahkemece, davacının 25.01.2012 tarihli dilekçesinin davanın kamilen «ıslahı» mahiyetinde mi yoksa davanın bidayetinde ileri sürülen maddi vakıaların açıklanması niteliğinde mi olduğu konusunda bir değerlendirme yapılması, burada varılacak sonuca göre, davalı vekilinin 05.03.2012 tarihli dilekçesiyle öne sürdüğü «zamanaşımı definin» savunmanın genişletilmesi mahiyetinde bulunup bulunmadığı tartışılarak davacı vekilinin 05.04.2012 «havale» tarihli dilekçesinde davalı yanca savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmediklerini bildirdiği de nazara alınmak suretiyle HMK’nın 141. maddesi göz önünde bulundurularak davalı yanın zamanaşımı definin öncelikle süresinde olup olmadığı ile ilgili bir karar verilmesi, süresinde olduğu kanısına varılması halinde ise 818 sayılı BK’nın 392. maddesine dayalı işbu davada, varlığı iddia olunan alacağın «muacceliyet» tarihi ile bu borca ilişkin olarak verildiği ileri sürülen senedin «vade tarihi» ve BK’nın 114. maddesi gözetilmek suretiyle davalının zamanaşımı defi konusunda «denetime elverişli» bir karar verilmesi gerekirken, ne 24.1.2013 tarihli oturumda verilen «ara» kararında ve ne de gerekçeli kararda tüm bu hususlarda herhangi bir inceleme, tartışma ve değerlendirme yapılmaksızın, üstelik davanın hukuki nitelendirmesinde hat …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «protesto» işleminin yapılmamış olması dava konusu «bononun kambiyo senedi vasfı» ile işlem görmesini engeller ise de, taraflar arasında «imzası inkar» edilmemiş belge niteliği olduğundan tarafları bağlayacağı, fiilen söz konusu bonoyu imza ederek «ciro» edenin davalı olduğu, taraflar arasında dava dışı N..
… 'nin davacının hesabına 19.08.2005 tarihinde satışın yapılmasından önce gönderdiği, ancak tapudaki satış işleminin daha sonra toplam 590.000 TL üzerinden yapıldığı, «bononun» düzenlendiği tarihin ise 10.01.2008 olup söz konusu satış işleminden çok daha sonra olduğu, buna göre taraflar arasında hukuki ilişkinin 2005 yılında tapudaki satış işlemi ile sonlanmadığı, taraflar arasında sonradan bononun «ciro» edilmesini gerektirecek bakiye bir alacağın bulunduğunun ve bononun tanzim tarihine kadar bu bakiye alacağın ödenmediğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki hu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bono/kambiyo senedi · kambiyo senedi vasfı · imza inkarı · zamanaşımı defi · ara karar · kambiyo senedi · denetime elverişlilik · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «protesto» işleminin yapılmamış olması dava konusu «bononun kambiyo senedi vasfı» ile işlem görmesini engeller ise de, taraflar arasında «imzası inkar» edilmemiş belge niteliği olduğundan tarafları bağlayacağı, fiilen söz konusu bonoyu imza ederek «ciro» edenin davalı olduğu, taraflar arasında dava dışı N..
Halbuki, mahkemece, davacının 25.01.2012 tarihli dilekçesinin davanın kamilen «ıslahı» mahiyetinde mi yoksa davanın bidayetinde ileri sürülen maddi vakıaların açıklanması niteliğinde mi olduğu konusunda bir değerlendirme yapılması, burada varılacak sonuca göre, davalı vekilinin 05.03.2012 tarihli dilekçesiyle öne sürdüğü «zamanaşımı definin» savunmanın genişletilmesi mahiyetinde bulunup bulunmadığı tartışılarak davacı vekilinin 05.04.2012 «havale» tarihli dilekçesinde davalı yanca savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmediklerini bildirdiği de nazara alınmak suretiyle HMK’nın 141. maddesi göz önünde bulundurularak davalı yanın zamanaşımı definin öncelikle süresinde olup olmadığı ile ilgili bir karar verilmesi, süresinde olduğu kanısına varılması halinde ise 818 sayılı BK’nın 392. maddesine dayalı işbu davada, varlığı iddia olunan alacağın «muacceliyet» tarihi ile bu borca ilişkin olarak verildiği ileri sürülen senedin «vade tarihi» ve BK’nın 114. maddesi gözetilmek suretiyle davalının zamanaşımı defi konusunda «denetime elverişli» bir karar verilmesi gerekirken, ne 24.1.2013 tarihli oturumda verilen «ara» kararında ve ne de gerekçeli kararda tüm bu hususlarda herhangi bir inceleme, tartışma ve değerlendirme yapılmaksızın, üstelik davanın hukuki nitelendirmesinde hat …
Yargılama sırasında, davacı vekilince harcı da yatırılmak suretiyle «ıslah» istemini içerir şekilde sunulan 25.1.2012 tarihli dilekçenin kendisine tebliğini takiben, davalı vekilince sunulan 05.03.2012 tarihli dilekçe ile BK'nın 126/5. maddesi uyarınca «zamanaşımı» definde bulunulmuş; mahkemece, 24.1.2013 tarihli oturumda verilen (1) nolu «ara» karar ile, davanın «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı olduğundan bahisle «zamanaşımı definin» reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise bu hususa hiç değinilmemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13105 E. 2012/5008 K.
Ortak:alacak davası · ıslah
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davasını kamilen «ıslah» etmiş olduğu, söz konusu kamilen ıslah dilekçesine süresinde davalı yanın zaman aşımı definde bulunduğu, senedin «vade tarihinin» .../02/2008 olduğu, davanın kamilen ıslah edildiği .../01/2012 tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 392. maddesine dayalı olduğu anlaşılan davada 818 sayılı Borçlar Kanunun 114. maddesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, 6098 sayılı TBK 'nın 147/5. maddesinde de aynı sürenin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ardından «ibraz» edilen .../01/2012 tarihli davanın konusunun ve dayanağının açıklanmasına yönelik «ıslah» talebi olduğu bildirilen dilekçe ile, taraflar arasındaki borç doğurucu temel hukuki ilişkinin davalının düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak davacıya ait taşınmazların davacı adına vekaleten üçüncü kişilere satışına dair işlem olduğu, dava konusu «bononun» davalı yanca satış bedelinden kalan 150.000 USD tutarındaki alacağın davacıya ödenmesi amacıyla davalı tarafından imza ve «ciro» edilerek davacıya verildiği, huzurdaki davanın bonoda yazılı olan bu alacağın tahsiline yönelik olduğu söylenmiş, davacı asilin duruşmadaki beyanları ile .../05/20 …
Böylece, dava dilekçesinde dayanılan hukuk «sebebin» ve/veya talebin .../01/2012 tarihli «ıslah» dilekçesiyle değiştirildiği kabul edilemeyeceğinden .../01/2012 tarihli dilekçenin davanın kamilen ıslahı mahiyetinde değil, davanın bidayetinde ileri sürülen maddi vakıaların açıklanması niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Benzer bu kararda2) Dava, «acentelik sözleşmesi» uyarınca davalı tarafından tahsil edilen primlerin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yargılama sırasında «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalılardan ...’den 60.000,00 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılardan ... hakkındaki davanın reddine, 60.000,00 TL’nin diğer davalıdan «ıslah» tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, «itirazın iptali davası» olarak açılan davanın aynı miktarla kamilen «ıslah» edilmiş olması nedeniyle «temerrüt faizinin» ıslah tarihinden başlatılması gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · itirazın iptali davası · acentelik · iptal davası · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, «itirazın iptali davası» olarak açılan davanın aynı miktarla kamilen «ıslah» edilmiş olması nedeniyle «temerrüt faizinin» ıslah tarihinden başlatılması gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
2) Dava, «acentelik sözleşmesi» uyarınca davalı tarafından tahsil edilen primlerin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yargılama sırasında «alacak davası» olarak «ıslah» edilmiştir.
… 1.2002 gün, E 2002/2-63, K, 23-03.07.2002 gün, E2002/9-564, K572) Bu itibarla mahkemece davacı tarafın talebi de göz önüne alınarak davalının dava tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğünün kabulü gerekirken faizin «ıslah» tarihinden hükmedilmiş bulunması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden y …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/407 E. 2015/4933 K.
Ortak:usulden reddi · ıslah · dava sebebi
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davasını kamilen «ıslah» etmiş olduğu, söz konusu kamilen ıslah dilekçesine süresinde davalı yanın zaman aşımı definde bulunduğu, senedin «vade tarihinin» .../02/2008 olduğu, davanın kamilen ıslah edildiği .../01/2012 tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 392. maddesine dayalı olduğu anlaşılan davada 818 sayılı Borçlar Kanunun 114. maddesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, 6098 sayılı TBK 'nın 147/5. maddesinde de aynı sürenin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Böylece, dava dilekçesinde dayanılan hukuk «sebebin» ve/veya talebin .../01/2012 tarihli «ıslah» dilekçesiyle değiştirildiği kabul edilemeyeceğinden .../01/2012 tarihli dilekçenin davanın kamilen ıslahı mahiyetinde değil, davanın bidayetinde ileri sürülen maddi vakıaların açıklanması niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
… şleyecek ve davada uygulanacak olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresi ise takip, dava tarihi ve .../01/2012 tarihli «ıslah» dilekçesi olduğu bildirilen dilekçe tarihine kadar dolmamış olup, işin esasına girilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın «zamanaşımı» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaHMK.'nın 180. maddesi kapsamında davanın tamamen «ıslahı» ve biçimi düzenlenmiş olup, bu kapsamda bir kısım davalılar yönünden davacının dava açarken dayanmış olduğu bir kısım dava «sebebini» ve özellikle talep sonucunu ıslah ederek davayı tazminat davasına dönüştürmesi mümkündür.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar ...,..., ... ve şirket yönünden «davadan feragat» edildiği, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın ise tamamen «ıslah» edilerek tazminat istemine çevrildiğini, davacının ıslah edilen talebinin dava dilekçesinde yer almayan yeni bir talep olduğundan ıslah talebinin reddi gerektiği, bu durumda davaya ıslah dilekçesinin sunulmasından önceki talep olan, «ortaklıktan çıkma» isteğinin değerlendirilmesi bakımından devam edildiği, ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi davasında taraf olarak gösterilmesi gereken ...
Şti. aleyhine açılan «davadan feragat» edildiği ve «husumet» eksikliği oluştuğu gerekçesiyle davalılar ...Ltd.Şti., ..., ... ve ... aleyhinde açılan davaların feragat nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... aleyhinde açılan davaların ise «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkma · delillerin toplanmaması · şirket müdürlüğü · muvazaa · davadan feragat · şirket zararı · feragat · havale
Benzer bu kararda1- Dava, davalı şirket taşınmazlarının «muvazaalı» satışının iptali ve yeniden şirket adına tescili ile «ortaklıktan çıkma» istemine ilişkin açılmış, yargılama devam ederken davacı bir kısım davalılar yönünden «davadan feragat» etmiş, tapu iptal ve tescil isteminden de feragat etmiş, sonrasında 12.06.2014 tarihli dilekçesi ile davayı kamilen «ıslah» etmiştir.
Davacı vekilince sunulan 12.06.2014 «havale» tarihli dilekçesiyle davayı kamilen «ıslah» ettiği, davayı aynı vakıalara dayanarak sorumluluk (tazminat) davasına dönüştürdüğü açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen mahkemece aksinin kabulü suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davanın «şirketi zarara» uğratan eylemleri nedeniyle «şirket müdürleri» aleyhine açılmış tazminat davasına dönüştüğü kabul edilerek tarafların «delilleri toplanması» ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar ...,..., ... ve şirket yönünden «davadan feragat» edildiği, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın ise tamamen «ıslah» edilerek tazminat istemine çevrildiğini, davacının ıslah edilen talebinin dava dilekçesinde yer almayan yeni bir talep olduğundan ıslah talebinin reddi gerektiği, bu durumda davaya ıslah dilekçesinin sunulmasından önceki talep olan, «ortaklıktan çıkma» isteğinin değerlendirilmesi bakımından devam edildiği, ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi davasında taraf olarak gösterilmesi gereken ...
Şti. aleyhine açılan «davadan feragat» edildiği ve «husumet» eksikliği oluştuğu gerekçesiyle davalılar ...Ltd.Şti., ..., ... ve ... aleyhinde açılan davaların feragat nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... aleyhinde açılan davaların ise «usulden reddine» karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1989 E. 2021/2589 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbirin kaldırılması · teminatın iadesi · tedbirin kaldırılması · teminat mektubu · ihtiyati tedbir · teminat
Benzer bu karardaDavacı vekilinin talebi üzerine 18/05/2016 tarihli ek karar ile yargılama sırasında taşınmazlar üzerine konulan «ihtiyati tedbirin kaldırılmasına», HMK'nın 392/2. maddesindeki «teminatın iadesi» koşulları oluşmadığından davacı vekilinin «teminat mektubunun» iadesine ilişkin talebinin reddine dair verilen ek kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce ek karar davacı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6379 E. 2013/9436 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu
Benzer bu karardaİl Özel İdare Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulü ile 21.392,03 TL’nin 12/01/2004 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yönünden reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/574 E. 2019/2499 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı ['6098/5'] · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davasını kamilen «ıslah» etmiş olduğu, söz konusu kamilen ıslah dilekçesine süresinde davalı yanın zaman aşımı definde bulunduğu, senedin «vade tarihinin» .../02/2008 olduğu, davanın kamilen ıslah edildiği .../01/2012 tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 392. maddesine dayalı olduğu anlaşılan davada 818 sayılı Borçlar Kanunun 114. maddesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, 6098 sayılı TBK 'nın 147/5. maddesinde de aynı sürenin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın «zamanaşımı» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
… şleyecek ve davada uygulanacak olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresi ise takip, dava tarihi ve .../01/2012 tarihli «ıslah» dilekçesi olduğu bildirilen dilekçe tarihine kadar dolmamış olup, işin esasına girilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın «zamanaşımı» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «hisse devrine» ilişkin alacağın, taraflar arasındaki «ortaklık ilişkisine» bağlı olarak TBK'nun 147.maddesi (mülga BK'nun 126.maddesi) gereğince beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 15/02/2010 tarihli olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · hisse devir sözleşmesi · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «hisse devrine» ilişkin alacağın, taraflar arasındaki «ortaklık ilişkisine» bağlı olarak TBK'nun 147.maddesi (mülga BK'nun 126.maddesi) gereğince beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 15/02/2010 tarihli olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5841 E. 2012/20268 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz kararda16/.../2011 tarihli dilekçe ile davacı vekilince, davalının davacıya ait taşınmazları davacı adına vekaleten üçüncü kişilere sattığı, aldığı satış bedelinin bakiyesi karşılığında dava konusu bonoyu davacıya verdiği ifade edilerek «ibraz» edilen vekaletname suretinin taraflar arasındaki temel hukuki ilişki olan «vekalet ilişkisinin» delili olduğu bildirilmiştir.
Ardından «ibraz» edilen .../01/2012 tarihli davanın konusunun ve dayanağının açıklanmasına yönelik «ıslah» talebi olduğu bildirilen dilekçe ile, taraflar arasındaki borç doğurucu temel hukuki ilişkinin davalının düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak davacıya ait taşınmazların davacı adına vekaleten üçüncü kişilere satışına dair işlem olduğu, dava konusu «bononun» davalı yanca satış bedelinden kalan 150.000 USD tutarındaki alacağın davacıya ödenmesi amacıyla davalı tarafından imza ve «ciro» edilerek davacıya verildiği, huzurdaki davanın bonoda yazılı olan bu alacağın tahsiline yönelik olduğu söylenmiş, davacı asilin duruşmadaki beyanları ile .../05/20 …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «ticari defterlerinin incelendiği», davacının davalıdan 3.392,28 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından tanzim edilip davalı defterlerinde yer alan faturaların davacıya «teslim» edildiğine dair belge sunulmadığından davacı alacağından «mahsup» edilmediği, icra takibinde «işlemiş faiz» talep edilmişse de takipten önce davalının «temerrüde» düşürüldüğüne dair belge «ibraz» edilmediği, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 3.392,28 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, fazla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:likit alacak · ticari defter incelemesi · mahsup · işlemiş faiz · ticari defter · fatura · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «ticari defterlerinin incelendiği», davacının davalıdan 3.392,28 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından tanzim edilip davalı defterlerinde yer alan faturaların davacıya «teslim» edildiğine dair belge sunulmadığından davacı alacağından «mahsup» edilmediği, icra takibinde «işlemiş faiz» talep edilmişse de takipten önce davalının «temerrüde» düşürüldüğüne dair belge «ibraz» edilmediği, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 3.392,28 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, fazla …
Bu durumda, taşıma ücreti «likit alacak» olup davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmetmek gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
2- Ancak, dava taşıma bedelinin tahsili istemine ilişkin olup davacı takipten önce taşıma bedeli alacağı için «fatura» düzenlemiş ve davalıya tebliğ ettirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12291 E. , 2018/5760 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../05/2016 tarih ve 2016/181-2016/278 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen .../09/2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borcuna karşılık yasal hamili bulunduğu keşidecisi ve borçlusu dava dışı kardeşi ... olan .../02/2008 vadeli 150.000 USD bedelli senedi ciro ederek davacıya verdiğini, gününde ödenmeyen senedin protesto edilmeden takibe konulduğunu, davalının itirazı üzerine takibin iptal edildiğini, borcu doğuran senedin geçerliliğini koruduğunu ve borcun ortadan kalkmadığını ileri sürerek, senet bedeli olan 150.000 USD'nin vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de davaya konu bononun düzenlenmesine neden olan taraflar arasındaki temel ilişkinin davalının müvekkili adına vekaleten üçüncü kişilere yaptığı taşınmaz satış işlemi olduğunu iddia etmiştir.
Davalı vekili, takibin iptaline ilişkin icra hukuk mahkemesi kararının kesinleştiğini, süresinde ödememe protestosu keşide etmediğinden ...'nın 642. maddesi hükmüne göre davacının müvekkiline karşı müracaat hakkını kaybettiğini, bono dışında bir hakkının bulunduğunu alacaklının kanıtlaması gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında davaya konu borcun doğumuna sebebiyet verecek hiçbir akdi ilişkinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davasını kamilen ıslah etmiş olduğu, söz konusu kamilen ıslah dilekçesine süresinde davalı yanın zaman aşımı definde bulunduğu, senedin vade tarihinin .../02/2008 olduğu, davanın kamilen ıslah edildiği .../01/2012 tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 392. maddesine dayalı olduğu anlaşılan davada 818 sayılı Borçlar Kanunun 114. maddesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, 6098 sayılı TBK 'nın 147/5. maddesinde de aynı sürenin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı vekilinin .../01/2012 tarihli dilekçesi içeriği de gözetildiğinde, zaman itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 392. maddesine dayalı olarak ikame edilmiş vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, .../01/2008 keşide, .../02/2008 ödeme tarihli, 150.000 USD bedelli bononun keşidesinin .... olduğu, davalı lehtar ... tarafından davacıya ciro edildiği; senet protesto edilmeden takibe konulduğu için davalının itirazı üzerine takibin iptal edildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesiyle, davalının davacıya olan borcuna karşılık söz konusu senedi davacıya verdiği, borcun nedeni ortadan kalkmadığı gibi senet bedeli ödenmediğinden alacak hakkının devam ettiği ileri sürülerek senet bedeli olan 150.000 USD nin faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, cevaba cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki temel ilişkinin taşınmaz satışına dayandığı, senedin davacıya ait taşınmazların satışından doğan alacak nedeniyle düzenlendiği, tapuda gösterilen bedelin alıcı tarafından davacıya ödendiği, bakiyesi için de dava konusu senedin verildiği açıklanmıştır.
16/.../2011 tarihli dilekçe ile davacı vekilince, davalının davacıya ait taşınmazları davacı adına vekaleten üçüncü kişilere sattığı, aldığı satış bedelinin bakiyesi karşılığında dava konusu bonoyu davacıya verdiği ifade edilerek ibraz edilen vekaletname suretinin taraflar arasındaki temel hukuki ilişki olan vekalet ilişkisinin delili olduğu bildirilmiştir. Ardından ibraz edilen .../01/2012 tarihli davanın konusunun ve dayanağının açıklanmasına yönelik ıslah talebi olduğu bildirilen dilekçe ile, taraflar arasındaki borç doğurucu temel hukuki ilişkinin davalının düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak davacıya ait taşınmazların davacı adına vekaleten üçüncü kişilere satışına dair işlem olduğu, dava konusu bononun davalı yanca satış bedelinden kalan 150.000 USD tutarındaki alacağın davacıya ödenmesi amacıyla davalı tarafından imza ve ciro edilerek davacıya verildiği, huzurdaki davanın bonoda yazılı olan bu alacağın tahsiline yönelik olduğu söylenmiş, davacı asilin duruşmadaki beyanları ile .../05/2012, .../09/2012 ve .../05/2013 tarihli davacı vekilince ibraz edilen dilekçeler nazara alındığında benzer ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Böylece, dava dilekçesinde dayanılan hukuk sebebin ve/veya talebin .../01/2012 tarihli ıslah dilekçesiyle değiştirildiği kabul edilemeyeceğinden .../01/2012 tarihli dilekçenin davanın kamilen ıslahı mahiyetinde değil, davanın bidayetinde ileri sürülen maddi vakıaların açıklanması niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte .../01/2012 tarihli dilekçenin davanın kamilen ıslahı niteliğinde bulunduğu kabul edilse bile, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olan davada borcun ödenmesi amacıyla verilen bononun vade tarihi .../02/2008 olup belirlenen vade tarihinde alacağın muaccel olduğunun kabulü gerekir. Muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek ve davada uygulanacak olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4.
maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresi ise takip, dava tarihi ve .../01/2012 tarihli ıslah dilekçesi olduğu bildirilen dilekçe tarihine kadar dolmamış olup, işin esasına girilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451761700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz