6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13105 E. 2012/5008 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi itirazın iptali davası acentelik iptal davası alacak davası temerrüt faizi ıslah temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalılardan ...’den 60.000,00 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılardan ... hakkındaki davanın reddine, 60.000,00 TL’nin diğer davalıdan ıslah tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca davalı tarafından tahsil edilen primlerin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yargılama sırasında alacak davası olarak ıslah edilmiştir.

Mahkemece, itirazın iptali davası olarak açılan davanın aynı miktarla kamilen ıslah edilmiş olması nedeniyle temerrüt faizinin ıslah tarihinden başlatılması gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa; Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda tamamen (kamilen) ıslahta, yeni bir dava açılmış sayılmayacağı, ıslah edilen davanın ilk acılan davanın devamı niteliğinde olduğu öteden beri yerleşik görüştür. (Y. HGK. 30.01.2002 gün, E 2002/2-63, K, 23-03.07.2002 gün, E2002/9-564, K572)

Bu itibarla mahkemece davacı tarafın talebi de göz önüne alınarak davalının dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken faizin ıslah tarihinden hükmedilmiş bulunması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün,aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12291 E. 2018/5760 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tapu İptali Ve Tescil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/407 E. 2015/4933 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklıktan Çıkma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11193 E. 2010/609 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

1 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10540 E. 2011/11547 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/13105 E.  ,  2012/5008 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.03.2010 tarih ve 2002/688 - 2010/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketinin acentesi olan davalılardan ...’in tahsil ettiği primlerden oluşan hesap bakiyesini ödemediğini, diğer davalının da ipotek vermek suretiyle bu borçtan sorumlu olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi için başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 12.01.2010 tarihinde verdiği ıslah dilekçesiyle de davayı tamamen ıslah ettiklerini, 60.000,00 TL alacağın davalılardan faiziyle tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini ve icra takibindeki kötüniyet nedeniyle tazminata karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalılardan ...’den 60.000,00 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılardan ... hakkındaki davanın reddine, 60.000,00 TL’nin diğer davalıdan ıslah tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca davalı tarafından tahsil edilen primlerin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yargılama sırasında alacak davası olarak ıslah edilmiştir.

Mahkemece, itirazın iptali davası olarak açılan davanın aynı miktarla kamilen ıslah edilmiş olması nedeniyle temerrüt faizinin ıslah tarihinden başlatılması gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa; Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda tamamen (kamilen) ıslahta, yeni bir dava açılmış sayılmayacağı, ıslah edilen davanın ilk acılan davanın devamı niteliğinde olduğu öteden beri yerleşik görüştür. (Y. HGK.

30. 01.2002 gün, E 2002/2-63, K, 23-03.07.2002 gün, E2002/9-564, K572)

Bu itibarla mahkemece davacı tarafın talebi de göz önüne alınarak davalının dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken faizin ıslah tarihinden hükmedilmiş bulunması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün,aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünün iki nolu paragrafında yer alan “12.01.2010 tarihi olan ıslah tarihinden” kelimelerinin hükümden çıkartılmasına, yerine “16.12.2002 dava tarihinden” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1011931300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.