6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Vekil hamil

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3699 E. 2012/10226 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekil hamil tahsil cirosu vekalet ilişkisi müddeabih vade tarihi kusur sorumluluğu illiyet bağı ciro tazminat davası hamil keşideci işlemiş faiz bono temlik vade kâr kaybı haciz ıslah asıl alacak yasal faiz kusur ibraz

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 74 · TTK — TTK 600

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında TTK'nın 600. maddesi kapsamında tahsil cirosu suretiyle vekalet ilişkisinin doğduğu, bu ilişki kapsamında bankanın ağırlaştırılmış kusur sorumluluğunun söz konusu olduğu, davada alacağın tahsil edilmediğinin ispat edildiği, keşideci ve diğer kambiyo borçlularının vadede dahi senedi ödeme kabiliyetlerinin bulunmadığının ispat olunamadığı, icra takip dosyalarından anlaşıldığı üzere vade tarihi itibariyle bono borçlusunun bir kısım malları elden çıkardığı ve kesinleşen takiple haciz tarihleri arasında bunun için yeterli sürenin doğduğu, sırf bononun kaybedilmesiyle dahi keşideci dışındaki kambiyo borçlularına başvuru imkanını yitiren davacının zararının doğacağı, bankanın eylemiyle sonuç ve zarar arasındaki illiyet bağının mevcut delillerle ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 7.508 TL asıl alacak ve 2.771 TL işlemiş faiz alacağından asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, tahsil için davalı bankaya ibraz edilen senedin banka tarafından kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği, bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bononun kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bononun kaybı sonrasında dava dışı borçluların bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bono kaybedilmemiş ve vadesi sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü doğru değildir. Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir tazminat davası olduğu dikkate alınarak, davacıya ispat imkanı tanınıp tüm kanıtlar değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, borçlularca mal kaçırıldığı ispatlanmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-Ayrıca, davacı senedi ciro yoluyla devraldığı kendi akidine karşı herhangi bir takip yapmamış, temlik ilişkisine dayanarak bu kişiye karşı dava açmamıştır. Davacı henüz kendi akidini takip etmeden zararın gerçekleşmiş olduğunun kabulü mümkün değildir.

3-Kabule göre de; dava 5.515 USD karşılığı 8.864,81 TL'nin tahsili talebiyle açılmış olup, bilirkişi raporunda davacının zararının 7.508 TL asıl alacak, 2.771 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.279 TL olduğunun belirtilmesi üzerine dava değeri 10.279 TL'ye tamamlanacak şekilde ıslah edilmiştir. Bu durumda müddeabih, 8.864,81 TL asıl alacak ve 1.414,19 TL işlemiş faizden oluştuğuna göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 74. maddesina aykırı olarak faiz yönünden talebin aşılması suretiyle karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4024 E. 2013/4159 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3111 E. 2012/9619 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7913 E. 2011/8314 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Kapak hesabı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9988 E. 2016/3243 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/3699 E.  ,  2012/10226 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.12.2010 tarih ve 2009/644-2010/1095 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ciro yoluyla müvekkiline geçen 31.05.2005 vade tarihli, 5.515 USD bedelli senedin tahsil edilmesi için davalı bankaya verildiğini, senedin 08.03.2005 tarihinde dahili evrak sirkülasyonu esnasında kaybedildiğini, senedin zayi nedeniyle iptal edilmesinden sonra bankanın müvekkilinin zararını tazmin etmemesi üzerine senedin keşidecisi ve lehdarı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak takiplerin sonuçsuz kaldığını, borçlular hakkında borç ödemeden aciz vesikası düzenlendiğini, bankanın senedi kaybederek müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek, 5.515 USD karşılığı 8.864,81 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilirkişi raporunda asıl alacağın 7.508 TL işlemiş faizinin 2.771 TL olarak belirlenmesi üzerine tazminat talebini 10.279 TL'ye tamamlayacak şekilde ıslah etmiştir.

Davalı vekili, senet hamilinin senet bedelini iptal kararına rağmen tahsil edememesine bankanın senedi kaybetmiş olmasının neden olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında TTK'nın 600. maddesi kapsamında tahsil cirosu suretiyle vekalet ilişkisinin doğduğu, bu ilişki kapsamında bankanın ağırlaştırılmış kusur sorumluluğunun söz konusu olduğu, davada alacağın tahsil edilmediğinin ispat edildiği, keşideci ve diğer kambiyo borçlularının vadede dahi senedi ödeme kabiliyetlerinin bulunmadığının ispat olunamadığı, icra takip dosyalarından anlaşıldığı üzere vade tarihi itibariyle bono borçlusunun bir kısım malları elden çıkardığı ve kesinleşen takiple haciz tarihleri arasında bunun için yeterli sürenin doğduğu, sırf bononun kaybedilmesiyle dahi keşideci dışındaki kambiyo borçlularına başvuru imkanını yitiren davacının zararının doğacağı, bankanın eylemiyle sonuç ve zarar arasındaki illiyet bağının mevcut delillerle ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 7.508 TL asıl alacak ve 2.771 TL işlemiş faiz alacağından asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, tahsil için davalı bankaya ibraz edilen senedin banka tarafından kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği, bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bononun kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bononun kaybı sonrasında dava dışı borçluların bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bono kaybedilmemiş ve vadesi sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü doğru değildir. Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir tazminat davası olduğu dikkate alınarak, davacıya ispat imkanı tanınıp tüm kanıtlar değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, borçlularca mal kaçırıldığı ispatlanmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-Ayrıca, davacı senedi ciro yoluyla devraldığı kendi akidine karşı herhangi bir takip yapmamış, temlik ilişkisine dayanarak bu kişiye karşı dava açmamıştır. Davacı henüz kendi akidini takip etmeden zararın gerçekleşmiş olduğunun kabulü mümkün değildir.

3-Kabule göre de; dava 5.515 USD karşılığı 8.864,81 TL'nin tahsili talebiyle açılmış olup, bilirkişi raporunda davacının zararının 7.508 TL asıl alacak, 2.771 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.279 TL olduğunun belirtilmesi üzerine dava değeri 10.279 TL'ye tamamlanacak şekilde ıslah edilmiştir. Bu durumda müddeabih, 8.864,81 TL asıl alacak ve 1.414,19 TL işlemiş faizden oluştuğuna göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 74. maddesina aykırı olarak faiz yönünden talebin aşılması suretiyle karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060873700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.