Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13484 E. 2018/4895 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aşkın zarar↗ tbk 117↗ alacaklı temerrüdü↗ borcun ifası↗ borçlunun temerrüdü↗ munzam zarar↗ kişilik haklarına saldırı↗ kişilik hakları↗ gerçek zarar↗ muacceliyet↗ reeskont faizi↗ tbk 99↗ temerrüt faizi↗ maddi ve manevi tazminat↗ asıl alacak↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, 17.11.2011 tarihi itibariyle, banka tarafından yapılan ödemeler düşürüldüğünde, bankadan 25.406,88 TL alacaklı bulunduğu, bu alacağa 3.597,19 TL reeskont faizi eklendiğinde davacının alacağının toplam 29.004,07 TL olduğu, dava tarihinden itibaren %16 oranını geçmemek üzere, değişen oranlarda reeskont faizi uygulanması gerektiği, davalının eylemi nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.004,07 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren, %16 oranını geçmemek üzere, değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın çalışanı tarafından gerçekleştirilen usulsüz işlemler nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüş olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, davalı banka tarafından kendisine 17.11.2011 tarihinde bir miktar ödeme yapıldığını ancak yapılan ödemenin gerçek zararının altında olduğunu, davalı banka çalışanı tarafından uzun bir süre devam eden usulsüz işlemler nedeniyle davalı bankada bulunan parasının değerlendirilememesi nedeniyle uğradığı zararının da tahsilinin gerektiğini belirtmiştir. Dosya kapsamında bulunan 27.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda davacının 17.11.2011 tarihi itibariyle 25.406.88 TL bakiye alacaklı olduğu, asıl alacak olan bu miktar için dava tarihine kadar TCMB reeskont faiz oranları üzerinden faiz talep edilebileceği, 3.597.19 TL reeskont faizi ile birlikte toplam 29.004.07 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucu belirlenen miktar uygun görülerek davanın kısmen kabulü ile 29.004.07 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Davacının parasının değerlendirilememesine yönelik iddiasına istinaden mahkemece hesaplanan miktar davacının munzam zararıdır. Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır. Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2001/5381 E-2001/8432 K. sayılı kararı) TBK’nın 122. maddesinde düzenlenen munzam (aşkın) zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zararın asıl alacağın temerrüdü ile başlaması ve artarak devam etmesi hali, munzam zarar alacağının muacceliyeti ile ilgili olup, munzam zarar borçlusunun temerrüdünün gerçekleşmesi ise muacceliyetten ayrı bir durumdur ve TBK’nın 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mutemerrit olur. Somut olayda davacıya ödeme yapılan 17.11.2011 tarihinden dava tarihine kadar reeskont faizi işletilmişse de davalı banka munzam zarar bakımından bu tarihte temerrüde düşürülmemiştir. Buna göre, mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda, davalı 17.11.2011 tarihinde temerrüde düşürülmemiş olmasına rağmen bu tarihten dava tarihine kadar reeskont faizi işletilmek suretiyle belirlenen miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5385 E. 2013/5377 K.
Ortak:alacaklı temerrüdü · borcun ifası · munzam zarar · temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMunzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2001/5381 E-2001/8432 K. sayılı kararı) TBK’nın 122. maddesinde düzenlenen munzam («aşkın) zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zararın asıl alacağın «temerrüdü» ile başlaması ve artarak devam etmesi hali, «munzam zarar» alacağının «muacceliyeti» ile ilgili olup, munzam zarar «borçlusunun temerrüdünün» gerçekleşmesi ise muacceliyetten ayrı bir durumdur ve TBK’nın 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mutemerrit olur.
Benzer bu kararda… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2012/275 esas-2013/759 karar sayılı kararı) BK 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
… ece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı firma, 2008 yılında meydana gelen yangın nedeniyle açtığı davadaki talebi ile ilgili olarak 18.11.2009 tarihinde «sulh» ve «feragat» «protokolü» imzaladığı, sözleşmede belirtilen şartın (ödeme) gerçekleşmesi nedeniyle 18.11.2009 tarihi itibariyle dava konusu olayla ilgili tüm haklardan feragat ettiği, davalıyı «ibra» ettiği, bu tarihten önceki zararlar yönünden davalı ibra edildiğine, bu tarihten sonra protokol hükümlerine göre yapılması gereken ve yapılan ödemenin de geç yapıldığı iddia edilmediğine göre «munzam zararın» oluşmadığı, şirket ortaklarının üçüncü kişilerin şirkete verdiği zararlar nedeniyle doğrudan talepte bulunamayacakları, gerçek kişi davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · işyeri sigortası · ibra · protokol · taraf ehliyeti · feragat · sulh · kusur
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı firma, 2008 yılında meydana gelen yangın nedeniyle açtığı davadaki talebi ile ilgili olarak 18.11.2009 tarihinde «sulh» ve «feragat» «protokolü» imzaladığı, sözleşmede belirtilen şartın (ödeme) gerçekleşmesi nedeniyle 18.11.2009 tarihi itibariyle dava konusu olayla ilgili tüm haklardan feragat ettiği, davalıyı «ibra» ettiği, bu tarihten önceki zararlar yönünden davalı ibra edildiğine, bu tarihten sonra protokol hükümlerine göre yapılması gereken ve yapılan ödemenin de geç yapıldığı iddia edilmediğine göre «munzam zararın» oluşmadığı, şirket ortaklarının üçüncü kişilerin şirkete verdiği zararlar nedeniyle doğrudan talepte bulunamayacakları, gerçek kişi davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava, «işyeri sigortasından» kaynaklanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçesine dayanak 18.11.2009 tarihli Sulh ve Feragat Protokolü "İş bu «protokol», ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/240 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak" ifadelerini barındırmakla, söz konusu Sulh ve Feragat Protokolünün açıkca ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/140 esas sayılı dosyasına ilişkin olduğu, ilişkin olduğu dosyanın incelenmesinde ise, davacı tarafın, davalı ... şirketinden işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle tazminat ve faiz isteminde bulunduğu anlaşılmakta olup, adı geçen dava dosyasında «munzam zarar» dava konusu değildir.
… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3490 E. 2017/2140 K.
Ortak:alacaklı temerrüdü · borcun ifası · munzam zarar · gerçek zarar · temerrüt faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaMunzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2001/5381 E-2001/8432 K. sayılı kararı) TBK’nın 122. maddesinde düzenlenen munzam («aşkın) zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zararın asıl alacağın «temerrüdü» ile başlaması ve artarak devam etmesi hali, «munzam zarar» alacağının «muacceliyeti» ile ilgili olup, munzam zarar «borçlusunun temerrüdünün» gerçekleşmesi ise muacceliyetten ayrı bir durumdur ve TBK’nın 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mutemerrit olur.
Benzer bu kararda818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Bu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · ıslah · maddi tazminat · kusur · zamanaşımı
Benzer bu kararda2- Dava, «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir. ...
Otel ve Tesisleri Limited Şirketi'nin otel inşaatının davalıların kusurlu hareketleri nedeniyle tamamlanamaması nedeniyle 1977-1986 tarihleri arasındaki «yoksun kalınan» gelirin tazmini istenmiş, mahkemenin 11/03/2008 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile 14,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyası ile bozma ilamından sonra «ıslah» yapılamadığı için hüküm altına alınamayan bakiye 74,22 TL maddi zarar ile «munzam zararın» tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece, her iki talep yönünden de davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce sadece «munzam zarar» talebi yönünden bu talebin de zamanaşımına uğradığından bahisle hüküm tesisinin yerinde görülmediği gerekçesiyle mahkeme hükmü bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/275 E. 2013/759 K.
Ortak:alacaklı temerrüdü · borcun ifası · munzam zarar · temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMunzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2001/5381 E-2001/8432 K. sayılı kararı) TBK’nın 122. maddesinde düzenlenen munzam («aşkın) zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zararın asıl alacağın «temerrüdü» ile başlaması ve artarak devam etmesi hali, «munzam zarar» alacağının «muacceliyeti» ile ilgili olup, munzam zarar «borçlusunun temerrüdünün» gerçekleşmesi ise muacceliyetten ayrı bir durumdur ve TBK’nın 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mutemerrit olur.
Benzer bu kararda… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “ Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
105.maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalıya sigortalı işyerinde 19.03.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle «hasar» oluştuğunu, davalıdan 1.834.719 TL talep ettiklerini, davalının ödemede bulunmadığını, işyerinin aynı zamanda kredi kullandıkları dava dışı bankaya «dain mürtehinli» olduğunu, kredileri ödeyememeleri nedeniyle «temerrüte» düştüklerini, bankanın % 90 «temerrüt faizi» yürüttüğünü, davalı ... şirketinin bankanın dain mürtehin hakkı sahibi olduğunu bildiği halde ödemede bulunmayarak yüksek temerrüt faizi ödemesine neden olduğunu i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dain-i mürtehin · işyeri sigortası · rehin · kusur · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden «hasar» bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle «dain mürtehin» hakkı sahibine ödeneceği, varsa «munzam zarar» alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda «kusuru» bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalıya sigortalı işyerinde 19.03.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle «hasar» oluştuğunu, davalıdan 1.834.719 TL talep ettiklerini, davalının ödemede bulunmadığını, işyerinin aynı zamanda kredi kullandıkları dava dışı bankaya «dain mürtehinli» olduğunu, kredileri ödeyememeleri nedeniyle «temerrüte» düştüklerini, bankanın % 90 «temerrüt faizi» yürüttüğünü, davalı ... şirketinin bankanın dain mürtehin hakkı sahibi olduğunu bildiği halde ödemede bulunmayarak yüksek temerrüt faizi ödemesine neden olduğunu i …
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir heyetten rapor alınarak, davalı ... şirketi dava dışı «dain mürtehin» hakkı sahibi bankaya yukarıda açıklanan tarihler itibariyle «hasar» bedelini ödemiş olsaydı, davacının kredi borcundan dolayı bankaya daha az faiz ödeyip ödemeyeceği belirlenerek, eğer yapılan tespit sonucu böyle bir durumun varlığı halinde, bu miktar kadar davacının «munzam zarara» uğradığı kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozu …
Dava, «işyeri sigortasından» kaynaklanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13484 E. , 2018/4895 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.06.2016 tarih ve 2012/821-2016/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın çalışanı ... aracılığıyla 2004 yılından 16/08/2011 tarihinde kadar çeşitli bankacılık işlemleri gerçekleştirdiğini, hesaplarında usulsüz işlemler yapıldığını, imzasının taklit edildiğini, davalı bankanın usulsüzlüğü kabul ederek 17.11.2011 tarihinde 132.958.41 TL ve 2.340 USD ödeme yaptığını, ancak gerçek zararının çok altında olduğunu, toplam 144.724.76 TL zararı bulunduğunu, aradaki farkın ödenmesi gerektiğini, davalı bankanın sadece anaparanın bir kısmını ödediğini, ancak faiz yönünden de 37.517.52 TL zararının bulunduğunu, birikimlerini kaybetme korkusu yaşadığını, manevi zararının da bulunduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000.00 TL manevi zararının ve bakiye 49.283,87 TL maddi zararının 17/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, haksız fiilin failinin ... olduğunu, davalı banka tarafından davacıya mevduatın iade edildiği, davacının reeskont faizi talep ettiğini ancak yasal faiz talep edebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, 17.11.2011 tarihi itibariyle, banka tarafından yapılan ödemeler düşürüldüğünde, bankadan 25.406,88 TL alacaklı bulunduğu, bu alacağa 3.597,19 TL reeskont faizi eklendiğinde davacının alacağının toplam 29.004,07 TL olduğu, dava tarihinden itibaren %16 oranını geçmemek üzere, değişen oranlarda reeskont faizi uygulanması gerektiği, davalının eylemi nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.004,07 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren, %16 oranını geçmemek üzere, değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın çalışanı tarafından gerçekleştirilen usulsüz işlemler nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüş olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, davalı banka tarafından kendisine 17.11.2011 tarihinde bir miktar ödeme yapıldığını ancak yapılan ödemenin gerçek zararının altında olduğunu, davalı banka çalışanı tarafından uzun bir süre devam eden usulsüz işlemler nedeniyle davalı bankada bulunan parasının değerlendirilememesi nedeniyle uğradığı zararının da tahsilinin gerektiğini belirtmiştir. Dosya kapsamında bulunan 27.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda davacının 17.11.2011 tarihi itibariyle 25.406.88 TL bakiye alacaklı olduğu, asıl alacak olan bu miktar için dava tarihine kadar TCMB reeskont faiz oranları üzerinden faiz talep edilebileceği, 3.597.19 TL reeskont faizi ile birlikte toplam 29.004.07 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucu belirlenen miktar uygun görülerek davanın kısmen kabulü ile 29.004.07 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Davacının parasının değerlendirilememesine yönelik iddiasına istinaden mahkemece hesaplanan miktar davacının munzam zararıdır. Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır. Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2001/5381 E-2001/8432 K. sayılı kararı) TBK’nın 122. maddesinde düzenlenen munzam (aşkın) zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zararın asıl alacağın temerrüdü ile başlaması ve artarak devam etmesi hali, munzam zarar alacağının muacceliyeti ile ilgili olup, munzam zarar borçlusunun temerrüdünün gerçekleşmesi ise muacceliyetten ayrı bir durumdur ve TBK’nın 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mutemerrit olur. Somut olayda davacıya ödeme yapılan 17.11.2011 tarihinden dava tarihine kadar reeskont faizi işletilmişse de davalı banka munzam zarar bakımından bu tarihte temerrüde düşürülmemiştir. Buna göre, mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda, davalı 17.11.2011 tarihinde temerrüde düşürülmemiş olmasına rağmen bu tarihten dava tarihine kadar reeskont faizi işletilmek suretiyle belirlenen miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/430319500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz