Kaynak kullanımı destekleme fonu (kkdf)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13006 E. 2018/4273 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaynak kullanımı destekleme fonu (kkdf)↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ kesin hükümsüzlük↗ genel işlem koşulları↗ genel işlem koşulu↗ ipoteğin fekki↗ emredici hüküm↗ ipotek↗ dürüstlük kuralı↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ bilirkişi incelemesi↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ tacir↗ eksik inceleme↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde açıkça ipotek fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince genel işlem koşulu teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, tacir de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerektiği, davalı bankanın tacir olup verdiği hizmetlerin karşılığını talep etme hakkı mevcut ise de sözleşmede yer almayan, önceden bilinmesi ve belirlenmesi mümkün olmayan ipotek fek ücreti adı altında alınan bedelin davacıdan tahsilinin mümkün olmadığı, uygulamada diğer bankaların benzer konularda müşterilerine uyguladığı yöntemlerin araştırılarak tahsil edilen ücretin makul olup olmadığının tespiti yoluna gidilmekte ise de somut olayda davalı bankanın ipotek fek ücreti adı altında herhangi bir ücret talep edebileceğine dair saklı tutmuş olduğu bir hakkı bulunmadığından buna gerek görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 26.050,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı en yüksek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsil edilen ipotek fek ücretinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarda özetlendiği gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 27.09.2013 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı ve sözleşmenin 12.3 maddesinde ‘‘Müşterinin işbu sözleşme uyarınca kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle komisyon, fon, ücret, kaynak kullanımı destekleme fonu gibi sair teferruat ve yasalarca yetkilendirilmiş mercilerce tayin edilen miktar ve oranlarda gider vergisi, sair vergi, resim ve harçları nakden veya hesaben ödemeyi taahhüt eder.’’ hükmünün düzenlendiği ve davacıdan 26.050,00 TL ipotek fek ücretinin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu sayılması için, o sözleşmenin çok sayıda benzer sözleşmelerde de kullanımı için düzenleyen tarafından önceden hazırlanmış olması gerekir. Sözleşme metninde kullanılan ifadelerin özdeş olmaması, o sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu sayılmasına engel değildir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin genel işlem koşulu taşıdığının kabulü halinde genel işlem koşulları bakımından yürürlük (kapsam), yorum ve içerik denetimine tabi tutulması gerekir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş ve müzakere imkanı sağlanmamış olan hükümler, diğer denetim aşamalarına gerek kalmaksızın, yazılmamış sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir.
Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi
boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa TMK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir. Yani, davalı tarafından talep edilen ücretlerin işin niteliğine uygun ve makul olup olmadığının mahkemece, diğer bankalardan benzer türdeki kredi sözleşmelerinden kaynaklanan ipotek fek ücreti oranları sorulmak, kredinin teminatı olan ipoteğin fekki için banka tarafından yapılması gereken giderler araştırılmak ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulu'nun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin 4. maddesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle davalı banka tarafından tahsil edilen ücretin fahiş olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece taraflar arasında ipotek fek ücreti alınacağına dair bir düzenleme olmadığı, sözleşmede yer almayan bedelin davacıdan tahsil edilemeyeceği ve davalının ipotek fek ücreti isteyebileceğine dair saklı tuttuğu bir hakkı bulunmadığından emsal araştırmasına gerek olmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, yukarda belirtilen hususlar değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmeyip kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12093 E. 2018/4272 K.
Ortak:genel işlem koşulları · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulu · emredici hüküm · ipotek · dürüstlük kuralı · genel kredi sözleşmesi · komisyon · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında tahsil edilen «ipotek» fek ücretinin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
… ddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmede davacı yan aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti ve «ipotek» fek ücretinin yazılmamış sayılması gerektiği ve sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı kabul edilerek iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.000,00 TL’nin «haksız fiil» tarihinden, bakiye 1.594,64 TL’nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında tahsil edilen «erken kapama komisyonunun» iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartı · erken kapama komisyonu · haksız fiil · ıslah · dosya masrafı
Benzer bu kararda… ddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmede davacı yan aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti ve «ipotek» fek ücretinin yazılmamış sayılması gerektiği ve sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı kabul edilerek iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.000,00 TL’nin «haksız fiil» tarihinden, bakiye 1.594,64 TL’nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında tahsil edilen «erken kapama komisyonunun» iadesi istemine ilişkindir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen «erken kapama komisyonu» alınacağına dair hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen yukarda belirtilen hususlar tam olarak değerlendirilmeden «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9857 E. 2018/2589 K.
Ortak:genel işlem koşulları · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulu · emredici hüküm · ipotek · dürüstlük kuralı · genel kredi sözleşmesi · komisyon · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında tahsil edilen «ipotek» fek ücretinin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında imzalanan 01/10/2013 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» davalı tarafça önceden düzenlendiği ve aynı mahiyette birçok sözleşme ile aynı olup genel ve soyut nitelikte olduğu, sözleşmenin «genel işlem şartlarının» tartışılarak kabul edilmesinin onları «genel işlem koşulu» olmaktan çıkarmayacağı, davacıdan alınan «ekspertiz ücreti» ve «ipotek» tesis ücretinin gereği olarak hizmet alındığı ve ödeme yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu durumda genel kredi sözleşmesinin içerisinde yer alan genel işlem koşulu niteliğinde olan ekpertiz ücreti ve ipotek tesis ücreti alınmasına ilişkin hükümler yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.800,00 TL «masrafın» dava tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», ekspertiz «masrafı» ve «ipotek» tesis ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu denetimi · kredi tahsis ücreti · ekspertiz ücreti · genel işlem şartı · ba formu · dosya masrafı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında imzalanan 01/10/2013 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» davalı tarafça önceden düzenlendiği ve aynı mahiyette birçok sözleşme ile aynı olup genel ve soyut nitelikte olduğu, sözleşmenin «genel işlem şartlarının» tartışılarak kabul edilmesinin onları «genel işlem koşulu» olmaktan çıkarmayacağı, davacıdan alınan «ekspertiz ücreti» ve «ipotek» tesis ücretinin gereği olarak hizmet alındığı ve ödeme yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu durumda genel kredi sözleşmesinin içerisinde yer alan genel işlem koşulu niteliğinde olan ekpertiz ücreti ve ipotek tesis ücreti alınmasına ilişkin hükümler yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.800,00 TL «masrafın» dava tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Somut olaya baktığımızda, taraflar arasında öncelikle 27.09.2013 tarihli kredi bilgilendirme formunun, akabinde ise 01.10.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, bu «formda» müşteriden alınacak olan «masraf» ve «komisyon» miktarlarının gösterildiği anlaşılmıştır.
… desi uyarınca yapılacak içerik denetimi yönünden de davacının davalı bankadan çektiği kredinin özellikleri değerlendirildiğinde, 175.000 TL kredi yönünden, 2.500 TL «kredi tahsis ücreti», 135 TL ekspertiz ve 165 TL «ipotek» tesis ücreti olmak üzere 2.800 TL «masraf» ve «komisyon» oranı üzerinden anlaşılmasında «dürüstlük kuralına» aykırı bir sözleşme hükmünün varlığından söz edilemeyeceğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın karar verilmesi doğr …
Dava, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», ekspertiz «masrafı» ve «ipotek» tesis ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8375 E. 2018/509 K.
Ortak:kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · komisyon · kredi sözleşmesi · eksik inceleme · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
Taraflar arasında 27.09.2013 tarihli «kredi sözleşmesinin» imzalandığı ve sözleşmenin 12.3 maddesinde ‘‘Müşterinin işbu sözleşme uyarınca kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle «komisyon», fon, ücret, kaynak kullanımı destekleme fonu gibi sair teferruat ve yasalarca yetkilendirilmiş mercilerce tayin edilen miktar ve oranlarda gider vergisi, sair vergi, resim ve harçları nakden veya hesaben ödemeyi «taahhüt» eder.’’ hükmünün düzenlendiği ve davacıdan 26.050,00 TL «ipotek» fek ücretinin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;taraflar arasındaki «kredi sözleşmesinin» «ticari nitelikte» olduğu, davalı bankanın 12/08/2013 tarihinde 1.034,25 TL, 10/08/2012 tarihinde 2.205,00 TL «masraf» ve «komisyon» adı altında davacıdan kesinti yaptığı, davalı bankanın davacıdan toplamda 6.239,25 TL tahsil ettiği, davalı bankanın davacıdan aldığı masraf bedellerine yönelik sunulan herhangi bir dayanak kayıt, «fatura», belge vs. sunamadığı, taraflar arasındaki sözleşmede genel ifadeler kullanılarak davacıdan kesilecek masraf kalemleri ayrıca ve net bir rakam olarak belirlenmediği, karşılıklı müzakere edilmediğinin anlaşıldığı, «genel işlem şartlarının» açık ve anlaşılır olmaması durumunda ilke olarak ekonomik açıdan güçsüz taraf aleyhine «haksız şart» olarak kabul edilmesinin gerektiği, davacıdan alınan masraf bedelinin «genel işlem koşulu» olduğu, kredi sözleşme tarihi itibariyle BK'nın yürürlükte bulunduğu ve davacının talebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.085,00 TL'nin …
Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle davalı banka tarafından tahsil edilen haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan kesintilerin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu denetimi · haksız şart · genel işlem şartı · ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ticari dava niteliği · geçersizlik · fatura
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;taraflar arasındaki «kredi sözleşmesinin» «ticari nitelikte» olduğu, davalı bankanın 12/08/2013 tarihinde 1.034,25 TL, 10/08/2012 tarihinde 2.205,00 TL «masraf» ve «komisyon» adı altında davacıdan kesinti yaptığı, davalı bankanın davacıdan toplamda 6.239,25 TL tahsil ettiği, davalı bankanın davacıdan aldığı masraf bedellerine yönelik sunulan herhangi bir dayanak kayıt, «fatura», belge vs. sunamadığı, taraflar arasındaki sözleşmede genel ifadeler kullanılarak davacıdan kesilecek masraf kalemleri ayrıca ve net bir rakam olarak belirlenmediği, karşılıklı müzakere edilmediğinin anlaşıldığı, «genel işlem şartlarının» açık ve anlaşılır olmaması durumunda ilke olarak ekonomik açıdan güçsüz taraf aleyhine «haksız şart» olarak kabul edilmesinin gerektiği, davacıdan alınan masraf bedelinin «genel işlem koşulu» olduğu, kredi sözleşme tarihi itibariyle BK'nın yürürlükte bulunduğu ve davacının talebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.085,00 TL'nin …
Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle davalı banka tarafından tahsil edilen haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan kesintilerin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önceden müşteriye bildirilmemiş ve müşterilerinin bilgilendirilmediği hükümler, diğer «genel işlem koşulu denetimine» gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.
Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan «genel işlem koşulu» niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin «geçersiz» olduğunu ileri süremez.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4676 E. 2017/3160 K.
Ortak:kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · komisyon · kredi sözleşmesi · tacir · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
Taraflar arasında 27.09.2013 tarihli «kredi sözleşmesinin» imzalandığı ve sözleşmenin 12.3 maddesinde ‘‘Müşterinin işbu sözleşme uyarınca kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle «komisyon», fon, ücret, kaynak kullanımı destekleme fonu gibi sair teferruat ve yasalarca yetkilendirilmiş mercilerce tayin edilen miktar ve oranlarda gider vergisi, sair vergi, resim ve harçları nakden veya hesaben ödemeyi «taahhüt» eder.’’ hükmünün düzenlendiği ve davacıdan 26.050,00 TL «ipotek» fek ücretinin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasında birden fazla ticari taşıt kredisi ve «rehin sözleşmesi» imzalandığı, kesintilerin bir kısmının 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde, bir kısmının da 6098 sayılı TBK döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · emsal banka uygulaması · rehin sözleşmesi · sözleşme serbestisi · genel işlem şartı · ticari kredi sözleşmesi · çerçeve sözleşme
Benzer bu kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasında birden fazla ticari taşıt kredisi ve «rehin sözleşmesi» imzalandığı, kesintilerin bir kısmının 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde, bir kısmının da 6098 sayılı TBK döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, «sözleşme özgürlüğü» «çerçevesinde, sözleşmede» yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin olup, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacıdan alınan 3455,00 TL’nin 30/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… belirlenerek, sözleşme 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış ise, somut olaya uygulanacak 818 sayılı BK hükümleri çerçevesinde ve ayrıca davaya konu kredi yönünden «emsal banka uygulamaları» araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı ve varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı Banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7629 E. 2018/1541 K.
Ortak:kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · genel kredi sözleşmesi · komisyon · kredi sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında tahsil edilen «ipotek» fek ücretinin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «erken kapama komisyonunun», kredi tahsis ve fazladan tahsil edilen «temerrüt» faizinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
O halde davacı Sutaş A.Ş. ile davalı arasında imzalanan 16.08.2012 tarihli «kredi sözleşmesi» dosyaya getirilerek, «genel işlem koşulu» taşıdığının kabulü halinde «genel işlem koşulları» bakımından yürürlük (kapsam), yorum ve içerik denetimine tabi tutulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis komisyonu · genel işlem şartları · erken kapama komisyonu · virman · sözleşmeye aykırılık · işlemiş faiz · vade · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın uyguladığı «temerrüt faizi» oranlarının ödeme planında imzalanan «sözleşmelere aykırılık» teşkil etmediği, davalı bankaca davacıdan Kredi Açılışı ve Tahsis Komisyonu adı altında tahsil edilen toplam 31.983,50 TL’nin iadesinin gerektiği, bankacılık uygulamasında kredinin «vadesi» uzatılmak istendiğinde yeni bir kredi açılıp, eski krediye «virman» yapılabildiği, bu durumda da eski kredi kapanmış gözükse de aslında yapılanın kapama işlemi değil sadece vade uzatımı ya da krediyi yeniden yapılandırma adı altında muhasebesel bir işlem olduğu, dava konusu olayın erken kapama olarak değerlendirilmediği, taraflar arasındaki bu ilişkinin «erken kapama komisyonu» gerektirecek mahiyette ve davalı bankaya ciddi bir külfet oluşturmadığı, davacıdan kredi erken kapama cezası adı altında tahsil edilen ve kredi açılış ve tahsis komisyonu olarak toplam 112.283,50 TL’nin dava tarihine kadar «işlemiş faizi» olan 30.709,32 TL olmak üzere toplam 142.992,82 TL'nin davalıdan «istirdatına», asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda TCMB «avans faizinin» uygulanmasına, diğer davacıların davasının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «temerrüt faizi» oranlarının imzalanan «sözleşmelere aykırılık» teşkil etmediği, «kredi tahsis komisyonu» yönünden sözleşmede açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle «genel işlem şartları» uyarınca geri alınabileceği, kredi «erken kapama komisyonu» bakımından da yapılan işlemin erken kapama işlemi değil yeniden yapılandırma niteliğinde olması nedeniyle iade edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca bilirkişi raporunda «kredi sözleşmelerinin» yeniden yapılandırılması için davacılardan Sutaş A.Ş. ile 16.08.2012 tarihli yeni bir sözleşmenin imzalandığı ve kredi «erken kapama komisyonu» ile «kredi tahsis komisyonunun» bu davacının kredi hesabından tahsil edildiği belirtilmiştir.
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «erken kapama komisyonunun», kredi tahsis ve fazladan tahsil edilen «temerrüt» faizinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
-
Haksız tahsil edilen ücretin iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13425 E. 2018/4484 K.
Ortak:kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · genel kredi sözleşmesi · komisyon · kredi sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında tahsil edilen «ipotek» fek ücretinin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, bu sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının belirtildiği, komisyonlara ilişkin Merkez Bankasına bildirilen listede %3 fon kullandırım komisyonu alınacağının yazılı olduğu, bu «forma» göre davalının 18.000 TL komisyon alması gerekirken 6.300 TL tahsil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinin» «ticari kredi sözleşmesi» niteliğinde olduğu, sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının kararlaştırıldığı, davalı banka tarafından komisyon oranlarının TCMB'na bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de taraflar arasında aktedilen Genel Kredi Sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde sonra 15.10.2012 tarihinde imzalanmış olup kredi sözleşmesinin ticari kredi sözleşmesi mahiyeti taşıması «genel işlem koşullarının» uygulanmasına engel değildir.
Dava, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan kredi nedeniyle «komisyon» adı altında tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkin olup davacı vekili, müvekkilinden komisyon alınmasına ilişkin sözleşme hükümlerinin 6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddeleri uyarınca «genel işlem koşullarına» aykırılık taşıdığını da ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · çerçeve sözleşme · ticari kredi · ba formu · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinin» «ticari kredi sözleşmesi» niteliğinde olduğu, sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının kararlaştırıldığı, davalı banka tarafından komisyon oranlarının TCMB'na bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de taraflar arasında aktedilen Genel Kredi Sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde sonra 15.10.2012 tarihinde imzalanmış olup kredi sözleşmesinin ticari kredi sözleşmesi mahiyeti taşıması «genel işlem koşullarının» uygulanmasına engel değildir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, «sözleşme özgürlüğü» «çerçevesinde, sözleşmede» yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, bu sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının belirtildiği, komisyonlara ilişkin Merkez Bankasına bildirilen listede %3 fon kullandırım komisyonu alınacağının yazılı olduğu, bu «forma» göre davalının 18.000 TL komisyon alması gerekirken 6.300 TL tahsil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12618 E. 2018/4080 K.
Ortak:kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · komisyon · kredi sözleşmesi · tacir · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
Taraflar arasında 27.09.2013 tarihli «kredi sözleşmesinin» imzalandığı ve sözleşmenin 12.3 maddesinde ‘‘Müşterinin işbu sözleşme uyarınca kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle «komisyon», fon, ücret, kaynak kullanımı destekleme fonu gibi sair teferruat ve yasalarca yetkilendirilmiş mercilerce tayin edilen miktar ve oranlarda gider vergisi, sair vergi, resim ve harçları nakden veya hesaben ödemeyi «taahhüt» eder.’’ hükmünün düzenlendiği ve davacıdan 26.050,00 TL «ipotek» fek ücretinin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · çerçeve sözleşme · ticari kredi · ba formu · olumsuz oy
Benzer bu kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle farklı adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, Mahkemece, banka tarafından alınan «masrafların» verilen bir hizmet karşılığı olmadığı, bu nedenle iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, «sözleşme özgürlüğü» «çerçevesinde, sözleşmede» yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13015 E. 2018/4858 K.
Ortak:kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · genel işlem koşulu · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · kredi sözleşmesi · tacir · eksik inceleme · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinde» açıkça «ipotek» fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince «genel işlem koşulu» teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, «tacir» de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerek …
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin «genel işlem koşulu» taşıdığının kabulü halinde «genel işlem koşulları» bakımından yürürlük (kapsam), yorum ve içerik denetimine tabi tutulması gerekir.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Hem tüketiciler hem de «tacirler» için geçerli olan «genel işlem koşulları» denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha «olumsuz» durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu denetimi · hesap işletim ücreti · sözleşme özgürlüğü · sözleşme serbestisi · çerçeve sözleşme · hizmet bedeli · olumsuz oy · istirdat
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında 20.07.2012 tarihinde imzalanan ticari müşteri sözleşmesi uyarınca davalı yanca kredi tahsis ve değerlendirme ücreti, işyeri «hizmet bedeli» ve sair adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkindir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, «sözleşme özgürlüğü» «çerçevesinde, sözleşmede» yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «tacir» olan bankanın yapmış olduğu iş ile vermiş olduğu hizmetler nedeniyle bir takım «masraflar» talep etme hak ve «yetkisinin» bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7, 11 ve 15. maddelerinde «hesap işletim ücreti», üye işyeri ücreti vb tutarlarının alınacağı ve bunun müşteriye ait olacağının düzenlendiği, ancak tutarların açıkça ve ayrıca yazılı olmadığı, bu durumda emsal bankaların bu yöndeki uygulamalarının esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.441,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda özetlendiği üzere davalı yanca “üye işyeri «hizmet bedeli»” ve “kredi tahsis ve değerlendirme ücreti” adı altında yapılan kesintiler bakımından davanın kısmen kabulüne sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13006 E. , 2018/4273 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2016 tarih ve 2015/107-2016/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kullandığı krediyi erken kapattığını ve şirket hesabından ipotek fekki ücreti adı altında 26.050,00 TL tahsil edildiğini, müvekkilinin ipoteğin fekki ile ilgili herhangi bir ücret ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, tahsil edilen 26.050,00 TL nin neye göre hesaplandığının belirtilmediğini, bu bedelin fahis olduğunu, davalı bankanın herhanği bir hukuki dayanağı olmaksızın müvekkilinin onay ve bilgisi dışında para çekmesinin mümkün olamayacağını ileri sürerek, 26.050,00 TL’nin hesaptan çekim tarihi tarihi olan 10.02.2015 tarihinden işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uygulamış olduğu en yüksek reeskont faizi tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tahsil edilen ipotek fek ücretinin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğunu, sözleşmenin 8. sayfasına davacı tarafça metni daha evvel okunup bilgilendirildiğine dair kendi el yazısı ile yazı yazılıp imza atıldığını, 2006/1 sayılı Tebliğ’e uygun komisyon ve masraf listelerinin T.C. Merkez Bankasına bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde açıkça ipotek fek ücretinin alınacağına dair bir düzenleme yer almadığı, 6098 sayılı TBK 20 ve devamı maddeleri gereğince genel işlem koşulu teşkil eden hususlarda itiraz ve defilerde bulunulabileceği, tacir de olsa banka müşterisinin kredi çektiği esnada ileride hangi ödeme kalemleri ile karşılaşacağını öngörebilmesi ve sözleşmede bu hususta düzenleme yer alması gerektiği, davalı bankanın tacir olup verdiği hizmetlerin karşılığını talep etme hakkı mevcut ise de sözleşmede yer almayan, önceden bilinmesi ve belirlenmesi mümkün olmayan ipotek fek ücreti adı altında alınan bedelin davacıdan tahsilinin mümkün olmadığı, uygulamada diğer bankaların benzer konularda müşterilerine uyguladığı yöntemlerin araştırılarak tahsil edilen ücretin makul olup olmadığının tespiti yoluna gidilmekte ise de somut olayda davalı bankanın ipotek fek ücreti adı altında herhangi bir ücret talep edebileceğine dair saklı tutmuş olduğu bir hakkı bulunmadığından buna gerek görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 26.050,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı en yüksek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsil edilen ipotek fek ücretinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarda özetlendiği gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 27.09.2013 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı ve sözleşmenin 12.3 maddesinde ‘‘Müşterinin işbu sözleşme uyarınca kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle komisyon, fon, ücret, kaynak kullanımı destekleme fonu gibi sair teferruat ve yasalarca yetkilendirilmiş mercilerce tayin edilen miktar ve oranlarda gider vergisi, sair vergi, resim ve harçları nakden veya hesaben ödemeyi taahhüt eder.’’ hükmünün düzenlendiği ve davacıdan 26.050,00 TL ipotek fek ücretinin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu sayılması için, o sözleşmenin çok sayıda benzer sözleşmelerde de kullanımı için düzenleyen tarafından önceden hazırlanmış olması gerekir. Sözleşme metninde kullanılan ifadelerin özdeş olmaması, o sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu sayılmasına engel değildir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin genel işlem koşulu taşıdığının kabulü halinde genel işlem koşulları bakımından yürürlük (kapsam), yorum ve içerik denetimine tabi tutulması gerekir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş ve müzakere imkanı sağlanmamış olan hükümler, diğer denetim aşamalarına gerek kalmaksızın, yazılmamış sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir.
Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi
boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa TMK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir. Yani, davalı tarafından talep edilen ücretlerin işin niteliğine uygun ve makul olup olmadığının mahkemece, diğer bankalardan benzer türdeki kredi sözleşmelerinden kaynaklanan ipotek fek ücreti oranları sorulmak, kredinin teminatı olan ipoteğin fekki için banka tarafından yapılması gereken giderler araştırılmak ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulu'nun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin 4. maddesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle davalı banka tarafından tahsil edilen ücretin fahiş olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece taraflar arasında ipotek fek ücreti alınacağına dair bir düzenleme olmadığı, sözleşmede yer almayan bedelin davacıdan tahsil edilemeyeceği ve davalının ipotek fek ücreti isteyebileceğine dair saklı tuttuğu bir hakkı bulunmadığından emsal araştırmasına gerek olmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, yukarda belirtilen hususlar değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmeyip kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/427762500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz