YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11850 E. 2018/4241 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüniyet↗ ayırt edicilik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait işaretlerin "..." asıl unsurundan oluştuğu, davalı şirketin başvurusu kapsamında yer alan 37. sınıf bir kısım hizmetlerin davacı markalarının kapsamında da bulunduğu, başvurudaki "..." ibaresinin ve "C" şeklinin somut olarak ayırt edicilik sağlamadığı, tüketicinin markaları ilişkilendireceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK'nın 2015/M-5974 sayılı kararının, 37. sınıftaki "İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri" bakımından davacı itirazının reddi yönünden iptaline, 2014/10271 sayılı markanın sayılan hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPE YİDK kararının iptali ve davalı şirket adına başvurusu yapılan markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Dairemizin 26.11.1999 tarih 5790/9590 sayılı (...) kararında “.. tek başına ayırt ediciliği bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilmesinin yasanın düzenlenme amacına daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır ... tek başına marka olarak tescili bulunmayan İstanbul, ... gibi yer isimlerinin, “...”, “... Pazarları”, “Restaurant İstanbul” gibi bir başka sözcüğün ilavesiyle meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir” Dairemizin bu kararında da açıklandığı üzere tanımlayıcı ibarelerin, ilave sözcüklerle birlikte marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulü gerekir. Buna göre, coğrafi yer adlarının 556 sayılı KHK 7/1-c bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK hükümleri anlamında coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescili mümkündür. Bu durumda, marka koruması markanın asli ve tali unsurlarıyla bir bütün olarak sağlanıp asli unsuru oluşturan coğrafi yer adı konusunda marka sahibine inhisari hak sağlamaz. Başvurunun kötüniyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesi mümkündür. Bu bakımdan, davacının “...+ Şekil” ve “... Fortklift” ibareli markaları ile davalı şirketin “... ...” ibareli markası aynı coğrafi yer adının farklı eklerle kullanımı niteliğinde olduğundan ve dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddia ve ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye bağlı olarak yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, mümeyyiz davalı TPE yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/351 E. 2019/4740 K.
Ortak:kötüniyet · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… başvurusu kapsamında yer alan 37. sınıf bir kısım hizmetlerin davacı markalarının kapsamında da bulunduğu, başvurudaki "..." ibaresinin ve "C" şeklinin somut olarak «ayırt edicilik» sağlamadığı, tüketicinin markaları ilişkilendireceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK'nın 2015/M-5974 sayılı kararının, 37. sınıftaki "İnşaat hizmetleri, in …
Dairemizin 26.11.1999 tarih 5790/9590 sayılı (...) kararında “.. tek başına «ayırt ediciliği» bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir a …
Başvurunun «kötüniyetli» yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesi mümkündür.
Benzer bu karardaDairemizin 26.11.1999 tarih 5790/9590 sayılı kararında “.. tek başına «ayırt ediciliği» bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir a …
Başvurunun «kötüniyetli» yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesi mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Marka Tescil Reddi Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4375 E. 2019/5704 K.
Ortak:kötüniyet · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… başvurusu kapsamında yer alan 37. sınıf bir kısım hizmetlerin davacı markalarının kapsamında da bulunduğu, başvurudaki "..." ibaresinin ve "C" şeklinin somut olarak «ayırt edicilik» sağlamadığı, tüketicinin markaları ilişkilendireceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK'nın 2015/M-5974 sayılı kararının, 37. sınıftaki "İnşaat hizmetleri, in …
Dairemizin 26.11.1999 tarih 5790/9590 sayılı (...) kararında “.. tek başına «ayırt ediciliği» bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir a …
Başvurunun «kötüniyetli» yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesi mümkündür.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru markasının soyut «ayırt ediciliği» haiz olduğu ve tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a bendine aykırı olmadığı, ancak dava konusu kurum kararıyla reddedilen mal ve hizmetler bakımından coğrafi kaynak belirttiği, markanın tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Kabule göre de, Dairemizin emsal 26.11.1999 tarih 5790/9590 sayılı kararında “.. tek başına «ayırt ediciliği» bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilmesinin yasanın düzenlenme amacına daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, marka koruması, markanın asli ve tali unsurlarıyla bir bütün olarak sağlayacak olup, asli unsuru oluşturan coğrafi yer adı konusunda marka sahibine inhisari hak sağlayacak ve başvuru «kötüniyetli» yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesi mümkün olacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… ece mahkemesi kararı kaldırılarak, KHK'nın 7/1-c maddesi yanında, 7/1-a ve 7/1-f maddeleri uyarınca da davanın reddine karar verilmesi olmamış bu husus re'sen bozma «sebebi» yapılmıştır.
-
Marka Kurum kararının iptali | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5475 E. 2025/3219 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… kle marka olarak tescil ettirmek istediği, söz konusu başvurunun tesciline engel bir durumun bulunmadığı, markalar arasında görsel düzeyde farklılaşma da bulunduğu, «ortalama tüketici» kesiminin, daha sonra davacıya ait " ..." markasını aynı, aynı tür veya benzer hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, salt "..." kelimesinin ortaklığından kaynaklı olarak markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali «dahil» karıştırılma tehlikesi altında kalmayacağı, zira "..." ibaresinin tek başına kimsenin tekeline verilemeyecek coğrafi bir yer adı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü …
… da ortak olarak yer almakta ise de, bu ibarenin coğrafi yer adı olması nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibarenin ortaklığının taraf markaları arasında «iltibasa» da sebebiyet vermeyeceği, dava konusu başvurunun "MOANA" ibaresi ile itiraza mesnet markalardan yeterince farklılaştığı, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyi …
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının 43. sınıfta marka tescil başvurusunda bulunduğunu, «iltibas» değerlendirmesinde emtia listesi nazara alınarak değerlendirme yapılacağından davacı yanın tarafların farklı sektörde faaliyet gösterdikleri iddiasının yerinde olm …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12593 E. 2017/760 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ticaret unvanı
Benzer bu karardaBaşvuru konusu markayı oluşturan kelimeler davacı şirketin «ticaret unvanı» ile birebir aynı olup ayrıca şekil unsuru da içermektedir.
İlinin tescili istenen ürün bakımından «münhasıran» coğrafi kaynak belirtilen bir yer olduğuna dair bir savunma bulunmadığına ve ticaret unvanındaki ürün adı ve şekil unsuru ile birlikte tescilinin talep edildiği de …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12876 E. 2010/4172 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanıma · ziya
Benzer bu kararda… birisi olması nedeniyle Bodrum’da tatil yapan yerli ve yabancı turistlerin rakı malı üzerinde “Bodrum Rakısı” markasını görmeleri halinde sözkonusu ibareyi markadan «ziyade» coğrafi kaynak bildiren bir işaret olarak algılayacakları, bu nedenle başvurunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-a ve c bentleri kapsamında reddi gerektiği, 7/1-f bendi kap …
… n sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağı tartışılmış ve bir nevi marka «tanımını» içeren 556 sayılı KHK’nin 5. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcü …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11850 E. , 2018/4241 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2016 tarih ve 2015/311-2016/269 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2011/13660 sayılı "..." ibareli markanın 7, 12, 37. sınıf bir kısım mal ve hizmetler yönünden müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirketin 2014/10271 sayılı "..." ibareli markanın 37. sınıf hizmetlerde tescili için müracatta bulunduğunu, müvekkilince başvuruya yapılan itirazın TPE YİDK'nca nihai olarak reddedildiğini, işaretler arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, davalı şirket markası ile müvekkili arasında bağlantı kurulacağını, kapsamdaki emtia ile özgün ... ibaresi arasında bir bağlantı bulunmadığından işaretin ayırt ediciliğin yüksek olduğunu, müvekkiline ait işaretin kullanımla da ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek TPE YİDK'nın 2015-M-5974 sayılı kararının iptalini, 2014/10271 sayılı markanın 37.
sınıftaki bir kısım hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacının 2011/13660 sayılı "..." ibareli markası dışındaki diğer markalarının farklı mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu, bu nedenle işaretler arasında iltibasın doğmayacağını, yaygın olarak bilinen bir coğrafi işaret olan "..." ibaresinin zayıf bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, taraflara ait işaretlerdeki "..." ve "... Şekil" eklerinin ayırt edicilik sağladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait işaretlerin "..." asıl unsurundan oluştuğu, davalı şirketin başvurusu kapsamında yer alan 37. sınıf bir kısım hizmetlerin davacı markalarının kapsamında da bulunduğu, başvurudaki "..." ibaresinin ve "C" şeklinin somut olarak ayırt edicilik sağlamadığı, tüketicinin markaları ilişkilendireceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK'nın 2015/M-5974 sayılı kararının, 37. sınıftaki "İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri" bakımından davacı itirazının reddi yönünden iptaline, 2014/10271 sayılı markanın sayılan hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPE YİDK kararının iptali ve davalı şirket adına başvurusu yapılan markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Dairemizin 26.11.1999 tarih 5790/9590 sayılı (...) kararında “.. tek başına ayırt ediciliği bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilmesinin yasanın düzenlenme amacına daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır ... tek başına marka olarak tescili bulunmayan İstanbul, ... gibi yer isimlerinin, “...”, “... Pazarları”, “Restaurant İstanbul” gibi bir başka sözcüğün ilavesiyle meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir” Dairemizin bu kararında da açıklandığı üzere tanımlayıcı ibarelerin, ilave sözcüklerle birlikte marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulü gerekir.
Buna göre, coğrafi yer adlarının 556 sayılı KHK 7/1-c bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK hükümleri anlamında coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescili mümkündür. Bu durumda, marka koruması markanın asli ve tali unsurlarıyla bir bütün olarak sağlanıp asli unsuru oluşturan coğrafi yer adı konusunda marka sahibine inhisari hak sağlamaz. Başvurunun kötüniyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesi mümkündür. Bu bakımdan, davacının “...+ Şekil” ve “... Fortklift” ibareli markaları ile davalı şirketin “... ...” ibareli markası aynı coğrafi yer adının farklı eklerle kullanımı niteliğinde olduğundan ve dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddia ve ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye bağlı olarak yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, mümeyyiz davalı TPE yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/427659500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz