6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12876 E. 2010/4172 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma ziya

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başvuruda bulunduğu markadaki BODRUM ifadesinin rakının üretim yapıldığı yer olarak algılanacağı, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi gereğince ayırt edici niteliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacı tarafından “BODRUM RAKISI” ibaresi rakı emtiası için marka olarak tescil ettirilmek istenilmiş, davalı şirket tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı’na yapılan itirazın reddi üzerine davalı şirketin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a,c,f bentleri gerekçe gösterilerek YİDK’ya yaptığı itiraz “Bodrum İlçesi’nin rakı üretimi ile ilgili bir bilinirliğinin

olmadığı, ancak en önemli turistik merkezlerden birisi olması nedeniyle Bodrum’da tatil yapan yerli ve yabancı turistlerin rakı malı üzerinde “Bodrum Rakısı” markasını görmeleri halinde sözkonusu ibareyi markadan ziyade coğrafi kaynak bildiren bir işaret olarak algılayacakları, bu nedenle başvurunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-a ve c bentleri kapsamında reddi gerektiği, 7/1-f bendi kapsamında yapılan itirazın ise isabetli bulunmadığı” gerekçesiyle anılan kurul tarafından kısmen kabul edilmiştir.

Uyuşmazlık Muğla İli’nin ilçesi olarak herkesçe bilinen Bodrum adının marka olarak tescil edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Dairemizin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 Esas, 1999/9590 Karar sayılı ve 13.04.2000 tarih ve 1999/9575 Esas 2000/2998 Karar sayılı kararlarında da, tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan bir sözcüğün yanına, (hatta tek başına tescili mümkün olmayan sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağı tartışılmış ve bir nevi marka tanımını içeren 556 sayılı KHK’nin 5. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcükler ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı ve bu itibarla, KHK'nin 7/1-f bendi gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan İstanbul, Ankara, İzmir gibi coğrafi yer isimlerinin “İstanbul Şarabı”, “Ankara Pazarları”, “Restaurant İstanbul”, “İzmir Rakısı” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir. Doktrinde de bölge veya şehir adlarının marka olarak tesciline ilke olarak bir engel bulunmadığı kabul edilmektedir.

Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, davacının başvurusunu yaptığı rakı emtiasına ilişkin “BODRUM RAKISI” ibaresinin marka olarak tesciline yasal olarak engel bir durumun sözkonusu olmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik ve hatalı yorum ile davaya konu başvurudaki rakı ibaresinin marka kapsamındaki emtianın kendisi olmasından dolayı ayırt edici gücünün bulunmadığı, Bodrum ibaresinin ise tanınmış bir ilçe olması nedeniyle marka olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kurum kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5822 E. 2023/327 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10232 E. 2010/11244 K.

    Ortak:YİDK kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11850 E. 2018/4241 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/12876 E.  ,  2010/4172 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2007/336 - 2008/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin “BODRUM RAKISI” ibareli Marka başvurusuna davalı şirketin yaptığı itirazın davalı idarenin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kabul edilerek müvekkilinin marka başvurusunun reddedildiğini, oysa anılan markanın ayırt edici niteliğinin bulunduğunu ileri sürerek, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2007-M–3230 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başvuruda bulunduğu markadaki BODRUM ifadesinin rakının üretim yapıldığı yer olarak algılanacağı, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi gereğince ayırt edici niteliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacı tarafından “BODRUM RAKISI” ibaresi rakı emtiası için marka olarak tescil ettirilmek istenilmiş, davalı şirket tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı’na yapılan itirazın reddi üzerine davalı şirketin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a,c,f bentleri gerekçe gösterilerek YİDK’ya yaptığı itiraz “Bodrum İlçesi’nin rakı üretimi ile ilgili bir bilinirliğinin

olmadığı, ancak en önemli turistik merkezlerden birisi olması nedeniyle Bodrum’da tatil yapan yerli ve yabancı turistlerin rakı malı üzerinde “Bodrum Rakısı” markasını görmeleri halinde sözkonusu ibareyi markadan ziyade coğrafi kaynak bildiren bir işaret olarak algılayacakları, bu nedenle başvurunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-a ve c bentleri kapsamında reddi gerektiği, 7/1-f bendi kapsamında yapılan itirazın ise isabetli bulunmadığı” gerekçesiyle anılan kurul tarafından kısmen kabul edilmiştir.

Uyuşmazlık Muğla İli’nin ilçesi olarak herkesçe bilinen Bodrum adının marka olarak tescil edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Dairemizin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 Esas, 1999/9590 Karar sayılı ve 13.04.2000 tarih ve 1999/9575 Esas 2000/2998 Karar sayılı kararlarında da, tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan bir sözcüğün yanına, (hatta tek başına tescili mümkün olmayan sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağı tartışılmış ve bir nevi marka tanımını içeren 556 sayılı KHK’nin 5. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcükler ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı ve bu itibarla, KHK'nin 7/1-f bendi gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan İstanbul, Ankara, İzmir gibi coğrafi yer isimlerinin “İstanbul Şarabı”, “Ankara Pazarları”, “Restaurant İstanbul”, “İzmir Rakısı” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir.

Doktrinde de bölge veya şehir adlarının marka olarak tesciline ilke olarak bir engel bulunmadığı kabul edilmektedir.

Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, davacının başvurusunu yaptığı rakı emtiasına ilişkin “BODRUM RAKISI” ibaresinin marka olarak tesciline yasal olarak engel bir durumun sözkonusu olmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik ve hatalı yorum ile davaya konu başvurudaki rakı ibaresinin marka kapsamındaki emtianın kendisi olmasından dolayı ayırt edici gücünün bulunmadığı, Bodrum ibaresinin ise tanınmış bir ilçe olması nedeniyle marka olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu benrtt açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 13.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016317600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.