Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12552 E. 2018/4078 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozma sonrası karar↗ tahkikat↗ içtihadı birleştirme kararı↗ havale↗ ıslah↗ sigorta poliçesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede rakım yüksekliği de dikkate alındığında kayısı ağaçlarının dona maruz kaldıkları, davacıya herhangi bir ödemenin yapıldığına ilişkin bir belgenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı tarafça, davalı ... ile arasında bitkisel ürün sigorta poliçesi kapsamında oluşan zararın tazmini istemi ile açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabülüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça dava değeri fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 7.500,00 TL olarak belirtilmiş ve bu miktar üzerinden dava harçlandırılmış, mahkemece bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.03.2013 tarih ve 2012/7458 Esas-2013/5848 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 08.12.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 8.160,00 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5146 E. 2019/7135 K.
Ortak:bozma sonrası karar · tahkikat · ıslah
İncelediğiniz karardaIslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 08.12.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle talebini 8.160,00 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaIslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmişse de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E. - 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, «bozma sonrası» «ıslahın» söz konusu olmayacağı nazara alınmadan davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen «maddi tazminat» miktarı üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak, davacı öncelikle 10.000,00 TL «maddi tazminatın» tahsilini istemiş, Dairemiz bozma ilamından sonra maddi tazminat talebini «ıslah» ile artırarak 18.551,41 TL’ye yükseltilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek değer tespiti · hisse devrinin iptali · hisse devri · reeskont faizi · infaz · kötüniyet · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «hisse devrinin iptaline» karar verilmesinin bu aşamada «infazı» mümkün olmadığından davacının diğer talebinin değerlendirildiği, hisse devir tarihi olan 07.06.2014 tarihinde hisselerin bedelinin 18.551,41 TL olduğu, birleşen davalıların «kötüniyeti» ispatlanamdığından sorumluluklar bulunmadığı, asıl davanın davalılarının davacının oluşan zararından sorumlu olduğu gerekçesi ile birleşen davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulü ile 18.551,41 TL «maddi tazminatın» 07/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte asıl davalılardan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «hisse devrinin iptali» ile hissenin davacı adına tescili, devrin iptalinin mümkün olmaması halinde hisselerin «gerçek değerinin tespiti» ile hisselere karşılık 10.000TL «maddi tazminatın» tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulü ile 18.551,44 TL «maddi tazminatın» tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, davacı öncelikle 10.000,00 TL «maddi tazminatın» tahsilini istemiş, Dairemiz bozma ilamından sonra maddi tazminat talebini «ıslah» ile artırarak 18.551,41 TL’ye yükseltilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6235 E. 2016/8013 K.
Ortak:bozma sonrası karar · tahkikat · havale · ıslah
İncelediğiniz karardaBozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 08.12.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle talebini 8.160,00 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 28/05/2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle talebini 21.041,39 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek prim · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
Benzer bu kararda1- Davacı tarafça, davalı banka ile akdedilen genel tarımsal «kredi sözleşmesi» kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle kredi «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemi ile açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
2- Kabule göre de, her ne kadar mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan krediler nedeniyle kesilen sigorta «primlerinin» de iadesine karar verilmiş ise de, işbu sigorta primlerinin davacıdan kasa fişi ile tahsil edilerek ödendiği anlaşılmakla, tahsil edilen sigorta primlerinin de iadesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/380 E. 2019/2594 K.
Ortak:bozma sonrası karar · tahkikat · ıslah
İncelediğiniz karardaIslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 08.12.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle talebini 8.160,00 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaIslah tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK 177 maddesinde, «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
04.04.2012 tarihinde açılan davada, 15.12.1999 tarihinde yatırılan 24.700,00 TL’nın «vade» sonunda 31.500,00 TL’ye baliğ olduğu iddia edilerek «akdi faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiş, Mahkemenin 04.10.2012 gün ve 2012/80 – 166 sayılı kararı ile dava «şartı yokluğundan», davanın «usulden reddine» ilişkin kararın Dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak 2014/1215 E. sayılı dosyası üzerinde yapılan yargılamada, davacı vekilince 07.07.2015 günlü «ıslah» dilekçesi ile 28.200,00 TL alacağın, 24.700.- TL kısmına 08.10.1999 tarihinden, 3.500.- TL kısmına ise 15.12.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda faiz uygula …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz · dava şartı yokluğu · vade · usulden reddi
Benzer bu kararda04.04.2012 tarihinde açılan davada, 15.12.1999 tarihinde yatırılan 24.700,00 TL’nın «vade» sonunda 31.500,00 TL’ye baliğ olduğu iddia edilerek «akdi faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiş, Mahkemenin 04.10.2012 gün ve 2012/80 – 166 sayılı kararı ile dava «şartı yokluğundan», davanın «usulden reddine» ilişkin kararın Dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak 2014/1215 E. sayılı dosyası üzerinde yapılan yargılamada, davacı vekilince 07.07.2015 günlü «ıslah» dilekçesi ile 28.200,00 TL alacağın, 24.700.- TL kısmına 08.10.1999 tarihinden, 3.500.- TL kısmına ise 15.12.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda faiz uygula …
1 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin tespiti | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4416 E. 2019/3009 K.
Ortak:bozma sonrası karar · tahkikat · havale · ıslah
İncelediğiniz karardaBozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 08.12.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle talebini 8.160,00 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAncak, davacı tarafça dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak «kaydı» ile geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespiti ve 6.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiş, «yetkisiz» mahkemede yapılan yargılama sonucunda verilen karar Dairemizin 24.5.2011 tarih, 2009/14053 E-2011/6312 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, «bozma sonrası» yetkili mahkemece yapılan yargılama sırasında davacı vekili 25/10/2016 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 29.324,00 TL'ne yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla arttırılan bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, «bozma sonrası» «ıslahın» söz konusu olmayacağı nazara alınmadan davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıda aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD’de belirtilen miktardaki parayı ödediğininkabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50. , gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticilerin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «ıslah» ile arttırılan kısım da gözetilerek kısmen kabulü ile, davacının davalı ...Ş. 'nin ortağı olmadığının tespitine, 27.114,24 TL'nin 14/08/2008 dava tarihinden değişe …
Ancak, davacı tarafça dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak «kaydı» ile geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespiti ve 6.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiş, «yetkisiz» mahkemede yapılan yargılama sonucunda verilen karar Dairemizin 24.5.2011 tarih, 2009/14053 E-2011/6312 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, «bozma sonrası» yetkili mahkemece yapılan yargılama sırasında davacı vekili 25/10/2016 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 29.324,00 TL'ne yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla arttırılan bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Holding A.Ş. 'ne devredilmesi sureti ile birleştiği anlaşıldığından karar başlığında halen davalı olarak gösterilmesi doğru değil ise de, «maddi hataya» dayalı olan bu hususun mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin ıslahla arttırılan kısım dışında kalan hususlara yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve yatırılan paranın istiradı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın «ıslah» ile arttırılan kısmı da gözetilerek kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12552 E. , 2018/4078 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/01/2016 tarih ve 2013/416-2016/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı nezdinde bitkisel ürün sigorta poliçesi kapsamında sigortalı bulunan kayısı bahçesinde don olayı sebebiyle verim kaybı yaşandığını, oluşan zararın davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek şimdilik 7.500,00 TL maddi tazminatın 01.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş, daha sonra talep sonucunu ıslah ederek 8.160,00 TL’nin 28.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hasarın don olayından kaynaklanmadığı, ürünlerde fizyolojik nedenlere bağlı dökülme meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu durumun teminat kapsamı dışında bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede rakım yüksekliği de dikkate alındığında kayısı ağaçlarının dona maruz kaldıkları, davacıya herhangi bir ödemenin yapıldığına ilişkin bir belgenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı tarafça, davalı ... ile arasında bitkisel ürün sigorta poliçesi kapsamında oluşan zararın tazmini istemi ile açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabülüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça dava değeri fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 7.500,00 TL olarak belirtilmiş ve bu miktar üzerinden dava harçlandırılmış, mahkemece bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.03.2013 tarih ve 2012/7458 Esas-2013/5848 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 08.12.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 8.160,00 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/425945600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz