Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6235 E. 2016/8013 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozma sonrası karar↗ tahkikat↗ ek prim↗ içtihadı birleştirme kararı↗ havale↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan 21.041,39 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 4728,00 TL, 236,40 TL, 120,10 TL, 540 TL, 27 TL, 14,86 TL'nin 15/12/2010, 671,42 TL'nin 06/12/2011, 2479,67 TL ve 350,77 TL'nin 04/12/2012, 11.873,17 TL'nin ise, 04/01/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, davalı banka ile akdedilen genel tarımsal kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle kredi masrafı adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemi ile açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabülüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça dava değeri fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 2.000,00 TL olarak belirtilmiş ve bu miktar üzerinden dava harçlandırılmış, mahkemece bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07/04/2014 tarih, 2014/50 E- 2014/6729 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 28/05/2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 21.041,39 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, her ne kadar mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan krediler nedeniyle kesilen sigorta primlerinin de iadesine karar verilmiş ise de, işbu sigorta primlerinin davacıdan kasa fişi ile tahsil edilerek ödendiği anlaşılmakla, tahsil edilen sigorta primlerinin de iadesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5146 E. 2019/7135 K.
Ortak:bozma sonrası karar · tahkikat · ıslah
İncelediğiniz karardaIslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 28/05/2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle talebini 21.041,39 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaIslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmişse de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E. - 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, «bozma sonrası» «ıslahın» söz konusu olmayacağı nazara alınmadan davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen «maddi tazminat» miktarı üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak, davacı öncelikle 10.000,00 TL «maddi tazminatın» tahsilini istemiş, Dairemiz bozma ilamından sonra maddi tazminat talebini «ıslah» ile artırarak 18.551,41 TL’ye yükseltilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek değer tespiti · hisse devrinin iptali · hisse devri · reeskont faizi · infaz · kötüniyet · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «hisse devrinin iptaline» karar verilmesinin bu aşamada «infazı» mümkün olmadığından davacının diğer talebinin değerlendirildiği, hisse devir tarihi olan 07.06.2014 tarihinde hisselerin bedelinin 18.551,41 TL olduğu, birleşen davalıların «kötüniyeti» ispatlanamdığından sorumluluklar bulunmadığı, asıl davanın davalılarının davacının oluşan zararından sorumlu olduğu gerekçesi ile birleşen davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulü ile 18.551,41 TL «maddi tazminatın» 07/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte asıl davalılardan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «hisse devrinin iptali» ile hissenin davacı adına tescili, devrin iptalinin mümkün olmaması halinde hisselerin «gerçek değerinin tespiti» ile hisselere karşılık 10.000TL «maddi tazminatın» tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulü ile 18.551,44 TL «maddi tazminatın» tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, davacı öncelikle 10.000,00 TL «maddi tazminatın» tahsilini istemiş, Dairemiz bozma ilamından sonra maddi tazminat talebini «ıslah» ile artırarak 18.551,41 TL’ye yükseltilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15964 E. 2015/5203 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:resmi şekil · güven ilişkisi · çıkma payı · ortaklıktan çıkarılma · muacceliyet · kötü niyet tazminatı · protokol · kötü niyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen «protokolün» kanunda öngörüldüğü gibi «resmi şekilde» yapılmadığı, taraflar yönünden bağlayıcı olmadığı gibi hukuken de geçerli olmadığı, geçerli olmayan sözleşmeye dayalı davacı-karşı davada davalı tarafın alacak isteminin haklı olmadığı, taraflar arasındaki karşılıklı «güven ilişkisinin» ortadan kalktığı, davacı-karşı davada davalının şirket ortağı olarak kalmasının diğer ortaklar ve şirket açısından sıkıntı yaratacağı gerekçesiyle; asıl davanın reddine, koşulları oluşmadığından «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına, karşı davanın kabulüne, davacı-karşı davada davalı ...'ın...Ltd.
2- Ortaklıktan «çıkma payı» karar tarihine en yakın değerlere göre belirlendiğine ve karşı davanın açıldığı tarihte bu alacak «muaccel» olmadığına göre karşı davada hükmedilen çıkma payının karar tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmesi gerekirken, 526.041,00 TL ortaklık payının 400.000,00 TL'lik kısmına karşı dava tarihi olan 25/10/2010 tarihinden itibaren, 126.041,00 TL'lik kısmına karar tarihinden itibaren «temerrüd faizi» uygulanmak suretiyle tahsile karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını …
Şti. «ortaklığından çıkarılmasına», hissesine isabet eden 526.041,00 TL ortaklık «payının» 400.000,00 TL'lik kısmına karşı dava tarihi olan 25/10/2010 tarihinden itibaren, 126.041,00 TL'lik kısmına karar tarihinden itibaren «temerrüd faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/6235 E. , 2016/8013 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2015 tarih ve 2014/372-2015/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 236.400,00 TL büyükbaş hayvan besiciliği, 27.000,00 TL tarımsal mekanizasyon kredisi kullandığını ancak, davalının kredi sözleşmesinde bulunmayan, kredi masrafı adı altında kendisine daha önce bildirilmeyen ve sözleşmeye göre müvekkilinin ödemek zorunda olmadığı masraf adı altında yaklaşık 19.000,00 TL haksız tahsilat yaptığını, müvekkilinin anılan bedeli ödemek zorunda olmamasına rağmen ödediğini ileri sürerek, masraf adı altında haksız olarak tahsil edilen 19.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davacı dava değerini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 2.000,00 TL olarak belirtmiş ve bu miktar üzerinden davasını harçlandırmış, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 21.041,39 TL'ne yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan işlemin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan 21.041,39 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 4728,00 TL, 236,40 TL, 120,10 TL, 540 TL, 27 TL, 14,86 TL'nin 15/12/2010, 671,42 TL'nin 06/12/2011, 2479,67 TL ve 350,77 TL'nin 04/12/2012, 11.873,17 TL'nin ise, 04/01/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, davalı banka ile akdedilen genel tarımsal kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle kredi masrafı adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemi ile açılan işbu davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabülüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça dava değeri fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 2.000,00 TL olarak belirtilmiş ve bu miktar üzerinden dava harçlandırılmış, mahkemece bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07/04/2014 tarih, 2014/50 E- 2014/6729 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 28/05/2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 21.041,39 TL'ye yükseltmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, her ne kadar mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan krediler nedeniyle kesilen sigorta primlerinin de iadesine karar verilmiş ise de, işbu sigorta primlerinin davacıdan kasa fişi ile tahsil edilerek ödendiği anlaşılmakla, tahsil edilen sigorta primlerinin de iadesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273597200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz