İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11904 E. 2018/3734 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlantısız bileşik ikrar↗ navlun alacağı↗ navlun↗ ticari defter kayıtları↗ ikrar↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ ispat yükü↗ ticari defter↗ fatura↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu faturaların ödendiğinin belirtildiği, davacının fatura konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği, ayrıca davacının kötü niyetle hareket ettiğine dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, ispat yükü davacıya yüklenerek yazılı şekilde davacının dava konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili, cevap dilekçesinde, dava konusu navlun alacağının banka aracılığıyla davacıya ödendiğini ve ödemelere ilişkin makbuzların mevcut olduğunu savunmuş, yargılama aşamasında ise ödemelerin davacının yükü teslim eden şoförlerine elden yapıldığını belirtmiştir. Buna göre, davalı, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesini kabul etmiş ve dava konusu alacağı ödediğini savunarak ispat yükünü üzerine almıştır. Doktrinde davalının bu savunmasına “bağlantılı bileşik ikrar” denilmektedir. Bağlantılı bileşik ikrarda bulunan taraf, diğer tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar eder, fakat ikrarına bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren ve bu vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ileri sürer. Bu durumda ikrarın bölünebileceği, dolayısıyla ispat yükünün davalıya düşeceği kabul edilmektedir. Bu itibarla, mahkemece, davalının taşıma sözleşmesini kabul ettiği ve dava konusu alacağın davacıya ödendiğini savunduğu, bu nedenle davacıya ödeme yapıldığına dair ispat yükünü üzerine aldığı, ancak dosya kapsamında davalının bu savunmasını ispatlayamadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak ispat yükünü davacıya yükleyerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13951 E. 2010/9727 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · ikrar · ispat yükü
İncelediğiniz karardaDoktrinde davalının bu savunmasına “«bağlantılı bileşik ikrar»” denilmektedir.
Bu durumda «ikrarın» bölünebileceği, dolayısıyla «ispat yükünün» davalıya düşeceği kabul edilmektedir.
1- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «navlun alacağı» için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, «ispat yükü» davacıya yüklenerek yazılı şekilde davacının dava konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDoktrinde davalının bu «ikrarına» “«bağlantılı bileşik ikrar»” denilmektedir.
Bu durumda «ikrarın» bölünebileceği, dolayısıyla «ispat yükünün» davalıya düşeceği kabul edilmektedir.
Yani «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı ikrar eden tarafta değildir. (Prof.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasıflı ikrar · kar payı alacağı · aleyhe delil · kâr payı alacağı · takas-mahsup · takas · kar payı · ifa
Benzer bu karardaDavalı bu iddiaya karşı, “davacının tüm vergi borcunu ödediğinin doğru olduğu, ancak kendisinin de şirketten «kar payı alacağının» bulunduğu ve bu alacağının davacıya olan borcundan «takas-mahsup» edilmesi gerektiği” savunmasında bulunmuştur.
O halde somut uyuşmazlıkta şirket ortaklığı nedeniyle hissesine düşen vergi borcu yönünden «takas-mahsup» savunmasını, diğer bir deyişle kendisinin de şirketten «kar payı alacağının» bulunduğunu ispatlamak yükümlülüğü davalıya düşer.
Ancak davalının bu alacağının varlığını ispatlaması halinde dahi «kar payı alacağını» davacıdan değil, dava dışı şirketten istemesi gerekmektedir.
Davalı ise “anılan meblağın kendisine borç değil, şirket ortaklığından hissesine düşen «kar payı alacağı» olarak ödendiğini” savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5496 E. 2021/6219 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · ikrar · ispat yükü
İncelediğiniz karardaDoktrinde davalının bu savunmasına “«bağlantılı bileşik ikrar»” denilmektedir.
Bu durumda «ikrarın» bölünebileceği, dolayısıyla «ispat yükünün» davalıya düşeceği kabul edilmektedir.
1- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «navlun alacağı» için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, «ispat yükü» davacıya yüklenerek yazılı şekilde davacının dava konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, «bağlantısız bileşik ikrar» dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin «ispat yükü» altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.
Bileşik «ikrar», ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, «bağlantılı bileşik ikrar» ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
Bu nedenle davalı yanın «ikrarı» «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olup, yukarıda da ifade edildiği üzere bu ikrar türü bölünebilir nitelikte olduğundan «ispat külfeti» yer değiştirmiş ve davalı ispat külfetini üzerine almıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:garanti kapsamı · ispat külfeti · garantörlük · hasar
Benzer bu kararda… dava dışı bir şirketten satın aldığını, makinelerin üreticisinin de bu şirket olduğunu, makinelerin ayıplı olup vadedilen performansı sergileyemediğini, bu sorunun «garanti kapsamında» giderilmesi için üretici şirkete başvurduklarını, üretici şirketin de garanti kapsamında yapılacak tamir için organik bağı olan davacı şirketi yönlendirdiğini, yap …
… zma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı yanın iddiasını ispat için dava dilekçesi ekinde yer alan hesap ekstresine ve sigorta şirketince hazırlanan «hasar» dosyasına dayandığı, ancak davacı yanca tek taraflı olarak hazırlanan 07/12/2006 tarihli hesap ekstresinin makinelerin davacı tarafından onarıldığını ispat noktası …
Bu nedenle davalı yanın «ikrarı» «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğinde olup, yukarıda da ifade edildiği üzere bu ikrar türü bölünebilir nitelikte olduğundan «ispat külfeti» yer değiştirmiş ve davalı ispat külfetini üzerine almıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki ikrarıyla «ispat külfetini» üzerine aldığı gözetilerek, davalının savunması üzerinde durulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken ispat külfeti hususunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13146 E. 2011/5580 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · ikrar · ispat yükü · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaDoktrinde davalının bu savunmasına “«bağlantılı bileşik ikrar»” denilmektedir.
Bu durumda «ikrarın» bölünebileceği, dolayısıyla «ispat yükünün» davalıya düşeceği kabul edilmektedir.
1- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «navlun alacağı» için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, «ispat yükü» davacıya yüklenerek yazılı şekilde davacının dava konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece davalının «bağlantılı bileşik ikrarda» bulunduğu ve «ispat yükünün» davalıda olduğu nazara alınarak inceleme yapılması gerekirken, bu husus gözetilmeden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · yemin teklifi · itirazın iptali davası · yemin · ek prim · iptal davası · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davalının hukuki ilişkiyi kabul etmediği, davacının da hukuki ilişkiyi «kesin deliller» ile kanıtlayamadığı ve «yemin teklifinde» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, İİK’nun 67. maddesi gereğince açılan «itirazın iptali davası» olup, davalı taraf aracın plaka numarası belirtilmek suretiyle girişilen takibe itirazında, belirtilen aracın sigorta «prim» borcunu ödediğini savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11904 E. , 2018/3734 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2016 tarih ve 2014/20-2016/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirket tarafından yurtdışından ithal olunan malların Türkiye'ye taşınmasının müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ancak davalıya keşide olunan toplam 10.600,00 Euro nakliye faturalarının davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 10.600,00 Euro karşılığı 26.807,40 TL üzerinden davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, oysa faturaların davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu faturaların "kapalı fatura" mahiyetinde olduğunu ve bunun da fatura bedellerinin ödendiği anlamına geldiğini, dava konusu faturaların müvekkili tarafından bankaya ödendiğini savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu faturaların ödendiğinin belirtildiği, davacının fatura konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği, ayrıca davacının kötü niyetle hareket ettiğine dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, ispat yükü davacıya yüklenerek yazılı şekilde davacının dava konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili, cevap dilekçesinde, dava konusu navlun alacağının banka aracılığıyla davacıya ödendiğini ve ödemelere ilişkin makbuzların mevcut olduğunu savunmuş, yargılama aşamasında ise ödemelerin davacının yükü teslim eden şoförlerine elden yapıldığını belirtmiştir. Buna göre, davalı, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesini kabul etmiş ve dava konusu alacağı ödediğini savunarak ispat yükünü üzerine almıştır.
Doktrinde davalının bu savunmasına “bağlantılı bileşik ikrar” denilmektedir. Bağlantılı bileşik ikrarda bulunan taraf, diğer tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar eder, fakat ikrarına bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren ve bu vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ileri sürer. Bu durumda ikrarın bölünebileceği, dolayısıyla ispat yükünün davalıya düşeceği kabul edilmektedir. Bu itibarla, mahkemece, davalının taşıma sözleşmesini kabul ettiği ve dava konusu alacağın davacıya ödendiğini savunduğu, bu nedenle davacıya ödeme yapıldığına dair ispat yükünü üzerine aldığı, ancak dosya kapsamında davalının bu savunmasını ispatlayamadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak ispat yükünü davacıya yükleyerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424912100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz