Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1032 E. 2018/3558 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basın özgürlüğü↗ erişimin engellenmesi↗ haklı sebep↗ sözleşmenin feshi↗ şikayet↗ oy yasağı↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ sulh↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın sözleşme yaptığı kurumun genel başkanı hakkında mahkeme kararı ile henüz ispat edilmeyen hususlarla ilgili olarak kabul edilmesi mümkün olmayan yayımlar yaptığı, bazı suçlamalar ve isnatlar nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa'nın ilgili hükümlerinde suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimsenin suçlanamayacağı, bu hususla ilgili olarak ... Sulh Ceza Mahkemesinin erişimin engellenmesine ve içeriğinin yayından kaldırılmasına karar verildiği, buna yapılan itirazında Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesince reddedildiği dolayısıyla davalının yapmış olduğu haberlerin haber verme sınırını aştığı, hakkında haber yapılan kişinin ise sözleşme yapan davacının genel başkanı olduğu dikkate alındığında davacının davalı ile bu şekilde bir hukuki ilişki ve ticaretin sürdürmesinin beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirketin taraflar arasında kurulan reklam sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiği hususunun tespitine, davacı şirketin davalı şirkete ödediği fesih nedeniyle bakiye kalan 54.842,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu sözleşmenin feshi için haklı sebep oluşturduğu iddia edilen yayınların içeriğinde, davacı kurum yöneticisinin eylemleri nedeniyle kurumu zarara uğrattığı iddia edilmiştir. Nitekim, bu hususta kurum genel müdürünün şikayeti ile söz konusu haberlerin yazarı aleyhine açılan ceza davasında mahkemece eleştiri özgürlüğü kapsamında kaldığından bahisle yazar hakkında beraat kararı verilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davalı tarafın basın yoluyla doğrudan davacı kurumu hedef alan ve basın özgürlüğünü aşacak derecede bir yayın yapıldığından söz edilemez. Ayrıca da, söz konusu yayınlar nedeniyle yayın yasağı talebi kurum yöneticisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durumda, davacı kuruma yönelik matufiyet içeren bir yayından söz edilemeyeceğinden bu yayınlar nedeniyle taraflar arasındaki reklam sözleşmesinin haklı nedenle feshedileceğinden söz edilmeyeceği halde mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile bakiye sözleşme bedelinin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/452 E. 2015/1127 K.
Ortak:basın özgürlüğü · uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaBu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davalı tarafın basın yoluyla doğrudan davacı kurumu hedef alan ve «basın özgürlüğünü» aşacak derecede bir yayın yapıldığından söz edilemez.
Benzer bu karardaDavacılar, dava dilekçesinde «uyuşmazlık konusu» köşe yazılarında geçen ifadelerin «basın özgürlüğünü» aşan gerçek dışı suçlama niteliğinde bulunduğunu, ifade ve eleştiri özgürlüğünü aştığını ve bu niteliği itibariyle «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde olduğunu ileri sürmek suretiyle, TMK 24, BK 58. maddelerine dayalı olarak manevi tazminat talebinde bulunduğuna ve bu yazılar sebebiyle davalılar tarafından «haksız rekabet» yaratıldığına yönelik bir iddia ileri sürmediğine göre, uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı hususu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · görevsizlik kararı · haksız rekabet
Benzer bu karardaDavacılar, dava dilekçesinde «uyuşmazlık konusu» köşe yazılarında geçen ifadelerin «basın özgürlüğünü» aşan gerçek dışı suçlama niteliğinde bulunduğunu, ifade ve eleştiri özgürlüğünü aştığını ve bu niteliği itibariyle «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde olduğunu ileri sürmek suretiyle, TMK 24, BK 58. maddelerine dayalı olarak manevi tazminat talebinde bulunduğuna ve bu yazılar sebebiyle davalılar tarafından «haksız rekabet» yaratıldığına yönelik bir iddia ileri sürmediğine göre, uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı hususu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, 6102 sayılı Yasa'nın 56, 58. maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 57/2. maddesine ve 6102 sayılı Yasa'nın 4 ve 5. maddelerine göre «görevsizlik», kararı verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4130 E. 2020/2386 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · infazda tereddüt · ticari itibar · kişilik hakları · infaz · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ürlüğü olarak ya da bir eleştiri olarak kabul edilemeyeceği, haber yapanların haberin kaynağını ve doğruluğunu araştırmakla yükümlü olup, gerçek dışı haberden ötürü «ticari itibarı» sarsılan davacı kurumun zararlarını karşılamakla sorumlu olduğu, davacı kurumun anılan haberden ötürü rakipleri karşısında TTK 56 ve devamı maddeleri uyarınca zarara uğrayacağı, maddi zararın ne kadar olduğunun tespiti mümkün olmadığından TBK 50. maddesi uyarınca uygun bir «maddi tazminata» karar verilebileceği, davacının «kişilik haklarının» da haberle zedelendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TTK.56/1-e maddesi ve TBK.58. maddesi uyarınca 2.000,00 TL manevi tazminatın ve 2.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, TTK 56 1-b maddesi uyarınca «haksız rekabete» yol açan davalıların eylemlerinin men'ine, TTK 59. maddesi gereğince gideri davalılardan alınarak hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece «hükmün kesinleşmesinden» sonra kararın «ilanına» karar verilmişse de, TTK 59. maddedeki hükmün hilafına ilanın şekli ve kapsamı belirlenmeksizin ilana karar verilmiş olup, bu husus «infazda tereddüt» oluşturacağı gibi anılan yasa hükmüne aykırı olmakla kararın re’sen bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17232 E. 2014/6509 K.
Ortak:basın özgürlüğü
İncelediğiniz karardaBu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davalı tarafın basın yoluyla doğrudan davacı kurumu hedef alan ve «basın özgürlüğünü» aşacak derecede bir yayın yapıldığından söz edilemez.
Benzer bu karardaGazetesinin yayın politikasının eleştirilmesi ve iktidar yanlısı gazete olarak imada bulunulması eleştiri sınırları dahilinde kabul edilerek yapılan yayında «basın özgürlüğü» sınırlarının aşılarak «kişilik haklarına saldırı» boyutuna ulaşmadığı, toplumun haber alma özgürlüğü kapsamında kaldığı, «haksız rekabetin» unsurlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu ücret · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · haksız rekabet
Benzer bu karardaGazetesinin yayın politikasının eleştirilmesi ve iktidar yanlısı gazete olarak imada bulunulması eleştiri sınırları dahilinde kabul edilerek yapılan yayında «basın özgürlüğü» sınırlarının aşılarak «kişilik haklarına saldırı» boyutuna ulaşmadığı, toplumun haber alma özgürlüğü kapsamında kaldığı, «haksız rekabetin» unsurlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde karar tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3.maddesi uyarınca davalılar yararına «maktu ücreti» vekalete karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde nisbi ücreti vekalete karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş is …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1032 E. , 2018/3558 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/04/2016 tarih ve 2014/500-2016/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin reklamlarının davalıya ait internet sitesinde yayımlanması konusunda davalı ile müvekkilinin sözlü reklam anlaşması yaptığını, anlaşma karşılığında 82.600,00 TL ödeme yapıldığını, reklam anlaşmasının devamı sırasında davalıya ait internet sitesinde müvekkilinin genel başkanı olan Osman Yıldırım hakkında gerçeğe aykırı haberler yapıldığını, bu nedenle reklam anlaşmasının feshedildiğini, anlaşma gereği ödenen bedelin bakiye kalan kısmının 54.842,00 TL olduğunu ileri sürerek bu 54.842,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı ile yapılan reklam anlaşmasının ihlal edilmediğini, zira halkın haber alma hakkına istinaden bu haberlerin yapıldığını, bu durumun aksinin söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın sözleşme yaptığı kurumun genel başkanı hakkında mahkeme kararı ile henüz ispat edilmeyen hususlarla ilgili olarak kabul edilmesi mümkün olmayan yayımlar yaptığı, bazı suçlamalar ve isnatlar nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa'nın ilgili hükümlerinde suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimsenin suçlanamayacağı, bu hususla ilgili olarak ... Sulh Ceza Mahkemesinin erişimin engellenmesine ve içeriğinin yayından kaldırılmasına karar verildiği, buna yapılan itirazında Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesince reddedildiği dolayısıyla davalının yapmış olduğu haberlerin haber verme sınırını aştığı, hakkında haber yapılan kişinin ise sözleşme yapan davacının genel başkanı olduğu dikkate alındığında davacının davalı ile bu şekilde bir hukuki ilişki ve ticaretin sürdürmesinin beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirketin taraflar arasında kurulan reklam sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiği hususunun tespitine, davacı şirketin davalı şirkete ödediği fesih nedeniyle bakiye kalan 54.842,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu sözleşmenin feshi için haklı sebep oluşturduğu iddia edilen yayınların içeriğinde, davacı kurum yöneticisinin eylemleri nedeniyle kurumu zarara uğrattığı iddia edilmiştir. Nitekim, bu hususta kurum genel müdürünün şikayeti ile söz konusu haberlerin yazarı aleyhine açılan ceza davasında mahkemece eleştiri özgürlüğü kapsamında kaldığından bahisle yazar hakkında beraat kararı verilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davalı tarafın basın yoluyla doğrudan davacı kurumu hedef alan ve basın özgürlüğünü aşacak derecede bir yayın yapıldığından söz edilemez. Ayrıca da, söz konusu yayınlar nedeniyle yayın yasağı talebi kurum yöneticisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durumda, davacı kuruma yönelik matufiyet içeren bir yayından söz edilemeyeceğinden bu yayınlar nedeniyle taraflar arasındaki reklam sözleşmesinin haklı nedenle feshedileceğinden söz edilmeyeceği halde mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile bakiye sözleşme bedelinin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424507600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz