İtirazın iptali | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10306 E. 2018/2816 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap sözleşmesi↗ portföy tazminatı↗ zeyilname↗ haksız fesih↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ acente↗ cari hesap↗ sözleşmeye aykırılık↗ acentelik↗ ek prim↗ yargılama giderleri↗ ifa↗ fesih↗ komisyon↗ yargılama gideri↗ tacir↗ yasal faiz↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin acente kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, haksız fesih nedeniyle davacı acentenin "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesiyle acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshedilmesinden doğan portföy tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi’nin prim tahsili ve ...’a ödenmesine ilişkin 5.8. maddesi ile acentenin, bir hafta boyunca tahsil ettiği primlerin, komisyon ve kendi tanzim ettiği poliçe, tecitname, zeyilnamelerle ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın son gününün bitimine kadar her bir poliçe belirtilerek ...’a intikal ettireceği; sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği 11.... maddesinde acentenin sözleşme hükümlerine uymaması halinde ...’ın herhangi bir bildirim yapmaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda somut olayda davacı acentenin uhdesinde tuttuğu prim miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi ifa etmediği, bu durumun sözleşmeye aykırılık niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin acentelik sözleşmesini haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının portföy tazminatı talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir. Mahkemece birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurularak, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan ödemeler yönünden davanın konusuz kaldığı, davalının davanın açıldığı tarih itibariyle dava değeri kadar borçlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca tarafların tacir sıfatları ve aralarındaki ilişkinin niteliği gözetilerek hükmedilen alacağa avans faizi uygulanması gerekirken; yasal faize hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7361 E. 2021/613 K.
Ortak:cari hesap sözleşmesi · portföy tazminatı · haksız fesih · acente · cari hesap · acentelik · fesih · İtirazın iptali, Sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedilmesinden doğan «portföy tazminatı» istemine ilişkindir.
Bu durumda somut olayda davacı «acentenin» uhdesinde tuttuğu «prim» miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi «ifa» etmediği, bu durumun «sözleşmeye aykırılık» niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin «acentelik sözleşmesini» haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının «portföy tazminatı» talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir.
Benzer bu karardaMahkemece asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline dair verilen kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7579 E. 2012/164 K.
Ortak:zeyilname · acentelik sözleşmesi · acente · sözleşmeye aykırılık · acentelik · ek prim · komisyon
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi’nin «prim» tahsili ve ...’a ödenmesine ilişkin 5.8. maddesi ile «acentenin», bir hafta boyunca tahsil ettiği primlerin, «komisyon» ve kendi tanzim ettiği poliçe, tecitname, «zeyilnamelerle» ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın «son» gününün bitimine kadar her bir poliçe belirtilerek ...’a intikal ettireceği; sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği 11.... maddesinde «acentenin sözleşme» hükümlerine uymaması halinde ...’ın herhangi bir bildirim yapmaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceği kararlaştırılmıştır.
Bu durumda somut olayda davacı «acentenin» uhdesinde tuttuğu «prim» miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi «ifa» etmediği, bu durumun «sözleşmeye aykırılık» niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin «acentelik sözleşmesini» haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının «portföy tazminatı» talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, «acentelik sözleşmesinin» 15. maddesinin (b) bendinin «acente» tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler «çerçevesinde sözleşmeye aykırılık» dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya «cezayi şarta» ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, «ihtarnamelere» cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, «ipoteğin kaldırılmasına», icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren «sigorta acenteleri» yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerini» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden «komisyon» düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete «havale» veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket «defter» muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir «borç ikrarına» veya «hesap mutabakatına» yahut sair herhangi bir delil ve belge «ibrazına» gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerinin» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile «acentelik sözleşmesinin» yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tecdit · delil sözleşmesi · hesap mutabakatı · sigorta acenteliği · borç ikrarı · çerçeve sözleşme · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki
Benzer bu karardaBu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren «sigorta acenteleri» yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerini» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden «komisyon» düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete «havale» veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket «defter» muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir «borç ikrarına» veya «hesap mutabakatına» yahut sair herhangi bir delil ve belge «ibrazına» gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Mahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, «acentelik sözleşmesinin» 15. maddesinin (b) bendinin «acente» tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler «çerçevesinde sözleşmeye aykırılık» dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya «cezayi şarta» ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, «ihtarnamelere» cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, «ipoteğin kaldırılmasına», icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2010/7579 2012/164 S.2 Dava, «acentelik sözleşmesine» dayalı olarak sigorta şirketi tarafından başlatılan icra takibinde «borçlu olunmadığının tespiti» ve «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen ve 23.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olan «acentelik sözleşmesinin» 9/a maddesinde, "Acente, sigorta sahipleri tarafından kabul ve imza edilmeyen her türlü poliçe ve «tecditname», «zeyilnamelerin» bütün kopyalarını ve bunlara ait bütün evraklarını derhal şirkete iade etmiş veya iadeli «taahhütlü» olarak postalamış olacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13835 E. 2013/20077 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaAyrıca tarafların «tacir» sıfatları ve aralarındaki ilişkinin niteliği gözetilerek hükmedilen alacağa «avans faizi» uygulanması gerekirken; «yasal faize» hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 83.662,00 TL'nin 09.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/216 E. 2018/7125 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaAyrıca tarafların «tacir» sıfatları ve aralarındaki ilişkinin niteliği gözetilerek hükmedilen alacağa «avans faizi» uygulanması gerekirken; «yasal faize» hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, 16.486,30 TL'nin 26.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce asıl davanın davacısı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12103 E. 2017/452 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaAyrıca tarafların «tacir» sıfatları ve aralarındaki ilişkinin niteliği gözetilerek hükmedilen alacağa «avans faizi» uygulanması gerekirken; «yasal faize» hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74.TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · mutabakat · hisse senedi · temerrüt
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut «deliller değerlendirilmek» suretiyle «mutabakat» tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirl …
… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74.TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait «hisse senedi» portföy değeri belirlenmiş, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki fark davacının zararı olarak hesaplanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10306 E. , 2018/2816 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.06.2016 tarih ve 2009/746-2016/603 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada, davalı ile müvekkili arasında 06.03.2000 tarihli Acentelik Sözleşmesi yapıldığını, ancak davalı ... şirketinin tek taraflı ve sebepsiz olarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, 30.000.00 TL manevi, ....000.00 TL prim komisyon alacağı, ....000.00 TL işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğranılan zarar, ....000,00 TL portföy tazminatı olmak üzere toplam 60.000.00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; daha sonra ıslah dilekçesi ile, portföy tazminatı dışındaki alacak taleplerini saklı tutarak atiye bıraktıklarını, portföy tazminatı alacaklarının 163.541,27 TL olarak ıslah ettiklerini belirtmiş; birleşen davada, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde sözleşmenin feshedildiğini, davacı tarafından haksız yere icra takibi başlatıldığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, asıl davada portföy tazminatı talep şartlarının mevcut olmadığını, cevap dilekçesinde de belirtildiği gibi fesih sebebinin davacı acentenin ihlallerinin olduğunu, davacı tarafından verilen tüm beyanların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada, acentenin sözleşmeden kaynaklanan borç ve taahhütlerine aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle Acentelik Sözleşmesi’nin müvekkil tarafından haklı sebeple feshedildiğini, müvekkil şirkete iletmediği prim tutarı nedeniyle müvekkil şirkete borcunun bulunduğunu, yapılan ihtarlara rağmen davalı tarafın müvekkil şirkete olan borcunu ödemediğini ileri sürerek itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin acente kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, haksız fesih nedeniyle davacı acentenin "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesiyle acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshedilmesinden doğan portföy tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi’nin prim tahsili ve ...’a ödenmesine ilişkin 5.8. maddesi ile acentenin, bir hafta boyunca tahsil ettiği primlerin, komisyon ve kendi tanzim ettiği poliçe, tecitname, zeyilnamelerle ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın son gününün bitimine kadar her bir poliçe belirtilerek ...’a intikal ettireceği; sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği 11.... maddesinde acentenin sözleşme hükümlerine uymaması halinde ...’ın herhangi bir bildirim yapmaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceği kararlaştırılmıştır.
Bu durumda somut olayda davacı acentenin uhdesinde tuttuğu prim miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi ifa etmediği, bu durumun sözleşmeye aykırılık niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin acentelik sözleşmesini haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının portföy tazminatı talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir. Mahkemece birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurularak, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan ödemeler yönünden davanın konusuz kaldığı, davalının davanın açıldığı tarih itibariyle dava değeri kadar borçlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca tarafların tacir sıfatları ve aralarındaki ilişkinin niteliği gözetilerek hükmedilen alacağa avans faizi uygulanması gerekirken; yasal faize hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davaya ilişkin kararın yararına BOZULMASINA, (...) asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile birleşen davaya ilişkin kararın yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, ....04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/420734100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz