İtirazın iptali | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7361 E. 2021/613 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap sözleşmesi↗ portföy tazminatı↗ haksız fesih↗ acente↗ cari hesap↗ acentelik↗ fesih↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece asıl davada feshin acente kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, haksız fesih nedeniyle davacı acentenin "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesiyle acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline dair verilen kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10306 E. 2018/2816 K.
Ortak:cari hesap sözleşmesi · portföy tazminatı · haksız fesih · acente · cari hesap · acentelik · fesih · İtirazın iptali, Sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaMahkemece asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline dair verilen kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vek …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedilmesinden doğan «portföy tazminatı» istemine ilişkindir.
Bu durumda somut olayda davacı «acentenin» uhdesinde tuttuğu «prim» miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi «ifa» etmediği, bu durumun «sözleşmeye aykırılık» niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin «acentelik sözleşmesini» haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının «portföy tazminatı» talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname · acentelik sözleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · sözleşmeye aykırılık · ek prim · yargılama giderleri · ifa · komisyon
Benzer bu karardaBu durumda somut olayda davacı «acentenin» uhdesinde tuttuğu «prim» miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi «ifa» etmediği, bu durumun «sözleşmeye aykırılık» niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin «acentelik sözleşmesini» haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının «portföy tazminatı» talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir.
Taraflar arasındaki Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi’nin «prim» tahsili ve ...’a ödenmesine ilişkin 5.8. maddesi ile «acentenin», bir hafta boyunca tahsil ettiği primlerin, «komisyon» ve kendi tanzim ettiği poliçe, tecitname, «zeyilnamelerle» ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın «son» gününün bitimine kadar her bir poliçe belirtilerek ...’a intikal ettireceği; sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği 11.... maddesinde «acentenin sözleşme» hükümlerine uymaması halinde ...’ın herhangi bir bildirim yapmaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceği kararlaştırılmıştır.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedilmesinden doğan «portföy tazminatı» istemine ilişkindir.
Oysa, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan ödemeler yönünden davanın konusuz kaldığı, davalının davanın açıldığı tarih itibariyle dava değeri kadar borçlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı lehine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13835 E. 2013/20077 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 83.662,00 TL'nin 09.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/216 E. 2018/7125 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, 16.486,30 TL'nin 26.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce asıl davanın davacısı yararına bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3085 E. 2011/14828 K.
Ortak:acente
İncelediğiniz karardaMahkemece asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline dair verilen kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vek …
Benzer bu karardaDava dilekçesinde davalı bankanın, hem «acente» hem de krediyi kullandıran sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · kredi sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu karardaDava, «hasar» nedeniyle «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
O halde, davalı bankanın kredi kullandıran sıfatıyla, «kredi sözleşmesi» ve «sigorta poliçesi» hükümlerine göre zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7361 E. , 2021/613 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.06.2016 gün ve 2009/746 - 2016/603 sayılı kararı bozan Daire'nin 17.04.2018 gün ve 2016/10306 - 2018/2816 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada, davalı ile müvekkili arasında 06.03.2000 tarihli Acentelik Sözleşmesi yapıldığını, ancak davalı ... şirketinin tek taraflı ve sebepsiz olarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, 30.000.00 TL manevi, 10.000.00 TL prim komisyon alacağı, 10.000.00 TL işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğranılan zarar, 10.000,00 TL portföy tazminatı olmak üzere toplam 60.000.00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; daha sonra ıslah dilekçesi ile, portföy tazminatı dışındaki alacak taleplerini saklı tutarak atiye bıraktıklarını, portföy tazminatı alacaklarının 163.541,27 TL olarak ıslah ettiklerini belirtmiş; birleşen davada, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde sözleşmenin feshedildiğini, davacı tarafından haksız yere icra takibi başlatıldığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, asıl davada portföy tazminatı talep şartlarının mevcut olmadığını, cevap dilekçesinde de belirtildiği gibi fesih sebebinin davacı acentenin ihlallerinin olduğunu, davacı tarafından verilen tüm beyanların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada, acentenin sözleşmeden kaynaklanan borç ve taahhütlerine aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle Acentelik Sözleşmesi’nin müvekkil tarafından haklı sebeple feshedildiğini, müvekkil şirkete iletmediği prim tutarı nedeniyle müvekkil şirkete borcunun bulunduğunu, yapılan ihtarlara rağmen davalı tarafın müvekkil şirkete olan borcunu ödemediğini ileri sürerek itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece asıl davada feshin acente kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, haksız fesih nedeniyle davacı acentenin "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesiyle acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline dair verilen kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 48,80 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl davada davalı - birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 01.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/637326600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz