Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12103 E. 2017/452 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aracılık çerçeve sözleşmesi↗ çerçeve sözleşme↗ delil değerlendirmesi↗ mutabakat↗ hisse senedi↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 17.maddesinde telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma işlem yapılmaması hususunda talimat verildiği, ancak davalı aracı kurum tarafından davacının bu talimatına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74.TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacının talimatlarına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait hisse senedi portföy değeri belirlenmiş, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki fark davacının zararı olarak hesaplanmıştır. Ancak bu hesaplama yöntemi doğru değildir. Dosyada mevcut davalı kurum işlemleri hakkında düzenlenen SPK raporunda davacının talimatı olmaksızın yapılan işlemler belirlenmiştir. Bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle mutabakat tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirlenip her bir işlem nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı tespit edilerek hesaplama yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5378 E. 2023/5100 K.
Ortak:delil değerlendirmesi · mutabakat · hisse senedi · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74.TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut «deliller değerlendirilmek» suretiyle «mutabakat» tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirl …
Mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait «hisse senedi» portföy değeri belirlenmiş, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki fark davacının zararı olarak hesaplanmıştır.
Benzer bu kararda… ildiği, mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait «hisse senedi» portföy değerinin belirlendiği, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki farkın davacının zararı olarak hesaplandığı, bu hesaplama yöntemi doğru olmadığı, dosyada mevcut davalı kurum işlemleri hakkında düzenlenen SPK raporunda davacının talimatı olmaksızın yapılan işlemlerin belirlendiği, bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut «deliller değerlendirilmek» suretiyle «mutabakat» tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirl …
… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74 TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… i, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma "işlem yapılmaması" hususunda talimat verildiği, ancak davalı tarafından taraflar arasında «mutabakat» bulunan 22.05.2009 tarihi ile portföyün başka bir aracı kuruma devredildiği 02.09.2009 tarihi arasında davacının bilgi ve talimatı olmadan 6 adet işlem gerçekleştirildiği, bu işlemlerin 2 tanesinde davacının toplam 525,00 TL zarar ettiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 525,00 TL'nin 01.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda… a kararını hatalı değerlendirerek portföyün devredildiği zamana kadar oluşan zararın bulunup bulunmadığı yönünde hesaplama yaptığını, oysa Yargıtay bozma kararında "«mutabakat» tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği ana kadar gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti" gerektiğinin bildirildiğini, mutabakat tarihi ile, portföyün başka kuruma devredildiği tarih aralığının öneminin, sadece bu iki tarih arasında gerçekleşen usulsüz işlemlerin tespiti bakımından olduğunu, davacının uğradığı zararın ise, söz konusu iki tarih ile sınırlı olmayıp, iki tarih arasında gerçekleşen eylemler nedeniyle uğranılan zarar olduğunu, zararın eylemden sonra da devam etmesi durumunda, bunun uğranılan «gerçek zarar» olarak değerlendirmeye alınması gerektiğini, bozma kararına göre, mutabakat tarihi ile, portföyün devrine kadar oluşacak usulsüz satışların belirlenmesi ve zararın bu eylemler baz alınarak hesaplanması gerektiğini, TTKOM hisselerinin iki tarih aralığında usulsüz olarak elden çıkartıldığını, usulsüz olarak elden çıkarılmamış olsaydı, müvekkilinin «dağıtılan» temettüye hak kazanacağını, hükme esas alınan raporda bilirkişilerin kar ve zararı hesaplarken, usulsüz emirle alınan hisseler nedeniyle davacının kar veya zarar e …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2925 E. 2019/2635 K.
Ortak:avans faizi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz kararda… a aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74.TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12426 E. 2011/7188 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · ticari işletme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işin devir ettiği işletmenin iştigal konusu ile aynı olmadığı, aynı olsa bile devredilen «ticari işletmenin» «müşteri portföyünü» etkileyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8050 E. 2010/290 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraname · alacağın temliki · teminat kapsamı · riziko · temlik · sigorta poliçesi · hasar · teminat
Benzer bu karardaDava, davacıya sigortalı işyerinde meydana gelen zararın davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.Davacı tarafından çeşitli «rizikolara» karşı sigorta altına alınan işyerinin mahkemece de belirtildiği gibi davanın dayanağını oluşturan poliçede yazılı bulunan 179/B numaralı işyeri olduğu, poliçenin anılan işyerinde meydana gelen zararları «teminat» altına aldığı, davacının «sigortalısının poliçede» yazılı işyeri ile birleştirdiği 181 numaralı işyerinin poliçe kapsamında olmadığı anlaşılmış ise de davacı ... şirketinin sigortalısına yaptığı ödemenin poliçede kayıtlı olmayan 181 numaralı işyerinde meydana gelen zararı da kapsadığı, bu işyerindeki zararın da davacı tarafından tazmin edilmiş bulunduğu ve yapılan ödemeye ilişkin olarak düzenlenen tazminat makbuzu ve «ibranamede» davacının sigortalısının meydana gelen «hasar» nedeniyle üçüncü kişilere karşı talep ve dava haklarını ödediği tazminat kadar davacı ... şirketine devretmiş olduğu görülmüştür.Bu durumda, davacının yaptığı sözkonusu ödeme ile poliçe «teminatı kapsamında» olmayan 181 numaralı işyerinden dolayı sigortalısının uğradığı zarara ilişkin sigortalısının zarar sorumlularına karşı ileri sürebileceği tazminat ve dava haklarını «temlik» aldığının kabulü ile davacının bu işyerine yönelik isteminin «alacağın temliki» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu işyerinde meydana gelen hasara ilişkin tazminat isteminin reddedilmesi doğru görülmemiş, kar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7542 E. 2014/16209 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · portföy tazminatı · haksız fesih · ipoteğin kaldırılması · iyiniyet kuralı · acentelik sözleşmesi · kişilik hakları · iyiniyet
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Bu nedenle, sözleşmenin 19/2 maddesine göre davalının «fesih» «yetkisini» kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve «iyiniyet kurallarına» göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece işbu sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir sebep …
1-Dava, davalı sigorta şirketi tarafından «acentelik sözleşmesinin» sebepsiz feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davacının tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12103 E. , 2017/452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2015 tarih ve 2009/500-2015/1074 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.01.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av..... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Sermaye Piyasası Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden daha sonra davalı aracı kurumun müvekkilinin talimatı olmadan hukuka aykırı olarak yapmış olduğu borsa ve sermaye işlemlerinden dolayı müvekkilinin maddi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00.TL'nin temerrüt tarihi olan 30/09/2009 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 01/04/2011 tarihli dilekçe ile talep sonucunu 52.181,74.TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, davacının talimatlarına aykırı bir işlem yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 17.maddesinde telefonla veya şifahi olarak verilen talimatların işleme konulacağının belirtildiği, davacı tarafından 17.08.2009 tarihinde telefon ile davalı aracı kuruma işlem yapılmaması hususunda talimat verildiği, ancak davalı aracı kurum tarafından davacının bu talimatına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74.TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 52.181,74.TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacının talimatı dışında davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacının talimatlarına aykırı olarak işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda davacının toplam 52.181,74 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 25.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının imzası bulunan 22.05.2009 tarihli hesap ekstresi tarihi itibariyle davacıya ait hisse senedi portföy değeri belirlenmiş, hisse senedi portföy yapısının aynen korunması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği öngörülen değer hesaplanmak suretiyle bu miktar ile 22.05.2009 tarihli hisse senedi portföy değeri arasındaki fark davacının zararı olarak hesaplanmıştır.
Ancak bu hesaplama yöntemi doğru değildir. Dosyada mevcut davalı kurum işlemleri hakkında düzenlenen SPK raporunda davacının talimatı olmaksızın yapılan işlemler belirlenmiştir. Bu durumda, mahkemece dosyadaki mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle mutabakat tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile davacı portföyünün başka bir aracı kuruma devredildiği tarihe kadar davacının talimatı ve onayı olmadan yapılan işlemlerin belirlenip her bir işlem nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı tespit edilerek hesaplama yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318089200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz