Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7579 E. 2012/164 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit↗ delil sözleşmesi↗ hesap mutabakatı↗ sigorta acenteliği↗ zeyilname↗ borç ikrarı↗ çerçeve sözleşme↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ delil değerlendirmesi↗ acentelik sözleşmesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ mutabakat↗ acente↗ sözleşmeye aykırılık↗ ikrar↗ acentelik↗ cezai şart↗ ek prim↗ komisyon↗ havale↗ taahhütname↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, acentelik sözleşmesinin 15. maddesinin (b) bendinin acente tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler çerçevesinde sözleşmeye aykırılık dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya cezayi şarta ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, ihtarnamelere cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin kaldırılmasına, icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
.../...
2010/7579
2012/164
S.2
Dava, acentelik sözleşmesine dayalı olarak sigorta şirketi tarafından başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen ve 23.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olan acentelik sözleşmesinin 9/a maddesinde, "Acente, sigorta sahipleri tarafından kabul ve imza edilmeyen her türlü poliçe ve tecditname, zeyilnamelerin bütün kopyalarını ve bunlara ait bütün evraklarını derhal şirkete iade etmiş veya iadeli taahhütlü olarak postalamış olacaktır. Bu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren sigorta acenteleri yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve zeyilnamelerin primlerini esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden komisyon düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete havale veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket defter muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir borç ikrarına veya hesap mutabakatına yahut sair herhangi bir delil ve belge ibrazına gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Mahkemece; davalı şirketin, dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının herhangi bir belge ibrazına gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde delil sözleşmesi yapıldığına göre, davalı şirketin defter ve kayıtlarının taraflar arasındaki uyuşmazlıkta delil olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 23.06.2006 tarihli bilirkişi heyetinin raporuna göre davacının icra takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL, 16.06.2008 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre ise 12.426,87 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Davacının davalı şirkete gönderdiği ve bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesine uygun olarak poliçe ve zeyilnamelerin bütün kopyaları ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacı bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmamıştır. Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin primlerinin esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile acentelik sözleşmesinin yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Acentelik sözleşmesinden borcu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8431 E. 2013/22422 K.
Ortak:delil sözleşmesi · zeyilname · acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · komisyon · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaBu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren «sigorta acenteleri» yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerini» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden «komisyon» düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete «havale» veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket «defter» muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir «borç ikrarına» veya «hesap mutabakatına» yahut sair herhangi bir delil ve belge «ibrazına» gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerinin» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile «acentelik sözleşmesinin» yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve 23.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olan «acentelik sözleşmesinin» 9/a maddesinde, "Acente, sigorta sahipleri tarafından kabul ve imza edilmeyen her türlü poliçe ve «tecditname», «zeyilnamelerin» bütün kopyalarını ve bunlara ait bütün evraklarını derhal şirkete iade etmiş veya iadeli «taahhütlü» olarak postalamış olacaktır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin «defter» ve kayıtlarının herhangi bir belge «ibrazına» gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde «delil sözleşmesi» yapıldığı, buna göre düzenlenen bilirkişi heyeti raporuna göre davacının 12.426,87 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacının davalı şirkete gönderdiği bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesi uyarınca poliçe ve «zeyilnamelerin» bütün kopyalarının ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacının bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin «primlerinin» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile «acentelik sözleşmesinin» diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeyilnameler karşılığı tahsil edilmesi gere …
Görüşüne başvurulan ve 23.06.2006 tarihli raporu «ibraz» eden bilirkişi heyeti "«mükerrer» düzenlenen poliçe için «prim» toplamının borçtan düşülmesi ile davalının takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL alacağının bulunduğu" yönünde rapor vermiş, 16.06.2008 tarihli raporu sunan bilirkişi heyeti de "davacı hesabına mükerrer verilen «komisyonun» tenzili ile davalı alacağını 12.426,87 TL" olarak hesaplamıştır.
Mahkemece, davalı ... şirketinin «defterlerine» göre bilirkişilerce hesaplanan borç miktarları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrerlik · asıl alacak · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda2-) Dava, iptali gerektiği ileri sürülen «sigorta poliçeleri» nedeniyle tahakkuk ettirilen primlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Görüşüne başvurulan ve 23.06.2006 tarihli raporu «ibraz» eden bilirkişi heyeti "«mükerrer» düzenlenen poliçe için «prim» toplamının borçtan düşülmesi ile davalının takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL alacağının bulunduğu" yönünde rapor vermiş, 16.06.2008 tarihli raporu sunan bilirkişi heyeti de "davacı hesabına mükerrer verilen «komisyonun» tenzili ile davalı alacağını 12.426,87 TL" olarak hesaplamıştır.
Davalı icra takibini 12.929,75 TL «asıl alacak» üzerinden başlatmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14127 E. 2018/2045 K.
Ortak:sigorta acenteliği · acente · acentelik · ek prim
İncelediğiniz karardaBu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren «sigorta acenteleri» yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerini» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden «komisyon» düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete «havale» veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket «defter» muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir «borç ikrarına» veya «hesap mutabakatına» yahut sair herhangi bir delil ve belge «ibrazına» gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Mahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, «acentelik sözleşmesinin» 15. maddesinin (b) bendinin «acente» tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler «çerçevesinde sözleşmeye aykırılık» dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya «cezayi şarta» ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, «ihtarnamelere» cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, «ipoteğin kaldırılmasına», icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerinin» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile «acentelik sözleşmesinin» yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaŞti.'nin ... sistemi içinde yer aldığı, davacının «prim» borcunun bir kısmını davalı sigortacı hesabına nakit olarak yatırdığı, bir kısmını da «acenteye» ... çeki vermek suretiyle ödediği, ... çekinin «acente» tarafından kabul edilip «prim alacağından» düşüldüğü anlaşılmaktadır. ... çeki ile yapılan ödemeler «ifa» yerine geçen ödeme mahiyetindedir.
Davalı ise, davacının «prim» borcunu ödemediğini, davacının «acenteye» ... çeki verdiğini, ancak sigorta poliçe bedellerinin ... çeki ile ödenmesinin mümkün olmadığını savunmuştur.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenmiş olan «sigorta poliçelerinin» iptali nedeniyle iade edilmesi gereken «prim alacağının» eksik ödendiği iddiasıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · icra takibine itiraz · ifa · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacağının davalı tarafından ödendiği, davalının davacıya borcu bulunmadığı, icra takibi yapan davacının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenmiş olan «sigorta poliçelerinin» iptali nedeniyle iade edilmesi gereken «prim alacağının» eksik ödendiği iddiasıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin ... sistemi içinde yer aldığı, davacının «prim» borcunun bir kısmını davalı sigortacı hesabına nakit olarak yatırdığı, bir kısmını da «acenteye» ... çeki vermek suretiyle ödediği, ... çekinin «acente» tarafından kabul edilip «prim alacağından» düşüldüğü anlaşılmaktadır. ... çeki ile yapılan ödemeler «ifa» yerine geçen ödeme mahiyetindedir.
-
İtirazın iptali | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10306 E. 2018/2816 K.
Ortak:zeyilname · acentelik sözleşmesi · acente · sözleşmeye aykırılık · acentelik · ek prim · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, «acentelik sözleşmesinin» 15. maddesinin (b) bendinin «acente» tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler «çerçevesinde sözleşmeye aykırılık» dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya «cezayi şarta» ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, «ihtarnamelere» cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, «ipoteğin kaldırılmasına», icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren «sigorta acenteleri» yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerini» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden «komisyon» düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete «havale» veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket «defter» muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir «borç ikrarına» veya «hesap mutabakatına» yahut sair herhangi bir delil ve belge «ibrazına» gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve «zeyilnamelerin» «primlerinin» esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile «acentelik sözleşmesinin» yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi’nin «prim» tahsili ve ...’a ödenmesine ilişkin 5.8. maddesi ile «acentenin», bir hafta boyunca tahsil ettiği primlerin, «komisyon» ve kendi tanzim ettiği poliçe, tecitname, «zeyilnamelerle» ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın «son» gününün bitimine kadar her bir poliçe belirtilerek ...’a intikal ettireceği; sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği 11.... maddesinde «acentenin sözleşme» hükümlerine uymaması halinde ...’ın herhangi bir bildirim yapmaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceği kararlaştırılmıştır.
Bu durumda somut olayda davacı «acentenin» uhdesinde tuttuğu «prim» miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi «ifa» etmediği, bu durumun «sözleşmeye aykırılık» niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin «acentelik sözleşmesini» haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının «portföy tazminatı» talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap sözleşmesi · portföy tazminatı · haksız fesih · ipoteğin paraya çevrilmesi · cari hesap · yargılama giderleri · ifa · fesih
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin «acente» kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, «haksız fesih» nedeniyle davacı «acentenin» "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki «cari hesap sözleşmesiyle» acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda somut olayda davacı «acentenin» uhdesinde tuttuğu «prim» miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi «ifa» etmediği, bu durumun «sözleşmeye aykırılık» niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin «acentelik sözleşmesini» haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının «portföy tazminatı» talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedilmesinden doğan «portföy tazminatı» istemine ilişkindir.
Oysa, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan ödemeler yönünden davanın konusuz kaldığı, davalının davanın açıldığı tarih itibariyle dava değeri kadar borçlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı lehine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7579 E. , 2012/164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2008 tarih ve 2005/442-2008/534 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Birlik Sigorta A.Ş.'nin acenteliğini yaptığını, davalıya teminat olarak gayrimenkul ipoteği verdiğini, müvekkilinin bazı poliçeleri taksitlerini ödemedikleri için iptal ettiğini ve davalıya bildirdiğini, davalının tek taraflı olarak acentelik sözleşmesini feshederek iptal edilen poliçeleri düşmeden müvekkiline borç tahakkuk ettirerek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yaptığını, davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini, ipoteğini fekkini, davalının icra takibinde haksız olması nedeniyle % 40 tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının acentelik sözleşmesi gereği poliçe iptallerini yazılı olarak ve poliçe asılları ile sigorta şirketine tebliğ etmediğini, 01.11.2004 tarihinde ulaşan tarihsiz yazı dışında bir iptal talebinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, acentelik sözleşmesinin 15. maddesinin (b) bendinin acente tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler çerçevesinde sözleşmeye aykırılık dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya cezayi şarta ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, ihtarnamelere cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ...
şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin kaldırılmasına, icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
.../...
2010/7579
2012/164
S.2
Dava, acentelik sözleşmesine dayalı olarak sigorta şirketi tarafından başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen ve 23.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olan acentelik sözleşmesinin 9/a maddesinde, "Acente, sigorta sahipleri tarafından kabul ve imza edilmeyen her türlü poliçe ve tecditname, zeyilnamelerin bütün kopyalarını ve bunlara ait bütün evraklarını derhal şirkete iade etmiş veya iadeli taahhütlü olarak postalamış olacaktır. Bu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren sigorta acenteleri yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve zeyilnamelerin primlerini esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir";
16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden komisyon düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete havale veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket defter muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir borç ikrarına veya hesap mutabakatına yahut sair herhangi bir delil ve belge ibrazına gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır.
Mahkemece; davalı şirketin, dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının herhangi bir belge ibrazına gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde delil sözleşmesi yapıldığına göre, davalı şirketin defter ve kayıtlarının taraflar arasındaki uyuşmazlıkta delil olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 23.06.2006 tarihli bilirkişi heyetinin raporuna göre davacının icra takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL, 16.06.2008 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre ise 12.426,87 TL borçlu olduğu belirlenmiştir.
Davacının davalı şirkete gönderdiği ve bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesine uygun olarak poliçe ve zeyilnamelerin bütün kopyaları ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacı bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmamıştır. Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin primlerinin esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile acentelik sözleşmesinin yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23/01/2012 KLY
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008476200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz