Tanık delili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/15094 E. 2018/1156 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanık delili↗ senetle ispat↗ yazılı delil başlangıcı↗ temel ilişki↗ delil başlangıcı↗ delil niteliği↗ yemin teklifi↗ yazılı delil↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ bono↗ vade↗ zamanaşımı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu bononun zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde bonoların yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının yemin teklifi üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının temel ilişkiye dayanarak 2006 yılında davalı şirkete ödünç para verdiğini iddia etmesine ve ayrıca davalı ...’a ödünç para verildiğinin iddia ve ispat olunmamasına göre, davacı vekilinin davalı ... aleyhine açılan davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, zamanaşımına uğrayan bonodaki alacağın temel ilişkiye dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirkete 2006 yılında borç verdiğini ve senet miktarı kadar alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalılar ise dava konusu bono ile ilgili hiçbir borçlarının olmadığını savunmuştur. 6762 sayılı TTK’nın 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda, temel
-/-
ilişkiye dayanılmak suretiyle yazılı alacağın talep edilebilmesi mümkün olup, bu isteme ilişkin davalarda, gerek temel ilişkinin varlığını ve niteliğini, gerekse o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir. Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu 01.07.2006 vade tarihli 125.000,00 TL bedelli bononun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle kambiyo senedi niteliğini kaybettiği, ancak yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Gerçektende, HMK’nın 202/2. maddesinde delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış ve HMK’nın 202/1. maddesinde ise; yazılı delil niteliğinde bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak, davalı şirket tarafından düzenlenen bononun zamanaşımına uğradığı için yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu kabul edilmiş ve temel ilişki konusunda tanık beyanları alınmış ise de, tanık beyanları yeterli görülmemiş ve eda edilen yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından, davalı şirketin davacıdan borç aldığı ve karşılığında bono verdiği, bono bedelinin ise davalı şirket tarafından ödenmediği ve nihayetinde davalı şirketin davacıya borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, tanık delili ile davacı ve davalı şirket arasındaki temel ilişki ispatlanmış olup, dava konusu bononun düzenlemesine temel teşkil eden borç ilişkisi dışında başka bir borç ilişkisinin varlığı da iddia ve ispat olunamadığına göre, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icapsız yere verilen ve eda edilen yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14186 E. 2015/612 K.
Ortak:tanık delili · senetle ispat · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · delil niteliği · yazılı delil · kambiyo senedi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» «zamanaşımına» uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde bonoların «yazılı delil başlangıcı» olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının «yemin teklifi» üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu 01.07.2006 «vade» tarihli 125.000,00 TL bedelli «bononun» «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle «kambiyo senedi» niteliğini kaybettiği, ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçektende, HMK’nın 202/2. maddesinde «delil başlangıcı», iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya «temsilcisi» tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış ve HMK’nın 202/1. maddesinde ise; «yazılı delil niteliğinde» bir belgenin bulunması halinde «senetle ispatı» gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Benzer bu kararda… dli tıp raporu ile dava konusu bonolardaki imzanın davalıların murisine ait olduğu ve bu haliyle muris tarafından düzenlenen bonoların zaman aşımına uğramış olmakla «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduklarından, yukarıda belirtilen hükümler uyarınca «temel ilişki» konusunda «tanık deliline» başvurularak uyuşmazlık çözümlenmiş ve tanık beyanları yeterli görülmemiş ise de, dinlenen tanık beyanlarından, davalıların murislerinin davacıya borçlu olduğu anl …
HMK’nun 202/2. maddesinde «delil başlangıcı», iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya «temsilcisi» tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış, HUMK’nun 202/1. maddesinde ise; «yazılı delil niteliğinde» bir belgenin bulunması halinde «senetle ispatı» gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
661. maddesi ve Yeni TTK'nın 732. maddesinde öngörülen üç yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süreden sonra «alacak davası» açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımına uğramış olan senedin varlığı tek başına alacak iddiasını kanıtlayamayacağı, zamanaşımına uğrayan senetlerin, «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde oldukları, davacının, alacaklı olduğunu tanık «dahil» her türlü delille ispatlayabileceği ancak mahkemece dinlenen tanıkların, davacılar ile davalıların murisi arasındaki temel ilişkiyi ispata yönelik somut ve inandır …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödünç sözleşmesi · imzaya itiraz · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · alacak davası · dahili dava
Benzer bu kararda2011/400 K. sayılı ilam ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği, Eski TTK.
661. maddesi ve Yeni TTK'nın 732. maddesinde öngörülen üç yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süreden sonra «alacak davası» açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımına uğramış olan senedin varlığı tek başına alacak iddiasını kanıtlayamayacağı, zamanaşımına uğrayan senetlerin, «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde oldukları, davacının, alacaklı olduğunu tanık «dahil» her türlü delille ispatlayabileceği ancak mahkemece dinlenen tanıkların, davacılar ile davalıların murisi arasındaki temel ilişkiyi ispata yönelik somut ve inandır …
Dava, «ödünç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davada davacı, senet miktarı kadar alacaklı olduğunu iddia etmiş davalılar ise senetteki «imzaya itiraz» ederek, imzanın murislerine ait olmadığını belirterek, borç ilişkisini inkar etmiş ve senetlerin «zamanaşımına» uğradığını savunmuşlardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3796 E. 2011/15045 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaGerçektende, HMK’nın 202/2. maddesinde «delil başlangıcı», iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya «temsilcisi» tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış ve HMK’nın 202/1. maddesinde ise; «yazılı delil niteliğinde» bir belgenin bulunması halinde «senetle ispatı» gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece davanın reddine karar verildiğine göre, kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · tespit davası · protokol · vekalet ücreti · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 09.04.2008 tarihli «protokol» ve 14.04.2008 tarihli ek protokole göre 75.000 ve 125.000 TL meblağlı çeklerin protokolde yer aldığı ve davalıya «teslim» edildiği, davacıların «eda davası» açması mümkünken «tespit davası» açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalıya verilen iki adet çekin taraflar arasındaki «protokol» uyarınca karşı tarafa verilen çekler olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verildiğine göre, kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/663 E. 2011/8331 K.
Ortak:yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yazılı delil · yemin · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» «zamanaşımına» uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde bonoların «yazılı delil başlangıcı» olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının «yemin teklifi» üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak, davalı şirket tarafından düzenlenen «bononun» «zamanaşımına» uğradığı için «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu kabul edilmiş ve «temel ilişki» konusunda tanık beyanları alınmış ise de, tanık beyanları yeterli görülmemiş ve eda edilen «yemine» dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu 01.07.2006 «vade» tarihli 125.000,00 TL bedelli «bononun» «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle «kambiyo senedi» niteliğini kaybettiği, ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, «zamanaşımına» uğrayan çekin «yazılı delil başlangıcı» olduğunun kabulü ile tarafların tüm delillerinin toplanıp değerlendirilmek suretiyle temel ilişkiye dayalı olarak davacının alacağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyada fotokopisi bulunan çekin «keşidecisi» olan davalı ... ...'ın, bu «çek» nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğu, diğer davalı yönünden davacının iddialarını ispat edemediği, adı geçen davalının teklif edilen «yemini» de eda ettiği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne, 20.000 TL'nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı ... ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
2-Davacı, davalı ile arasındaki temel ilişkiye dayalı olarak kendisine «çek» keşide edildiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece dava çeke dayalı «alacak davası» olarak nitelendirilip başkaca delil toplanmaksızın mümeyyiz davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş ise de, söz konusu çek «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle çek vasfını kaybetmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşideci · alacak davası · çek · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyada fotokopisi bulunan çekin «keşidecisi» olan davalı ... ...'ın, bu «çek» nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğu, diğer davalı yönünden davacının iddialarını ispat edemediği, adı geçen davalının teklif edilen «yemini» de eda ettiği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne, 20.000 TL'nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı ... ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
2-Davacı, davalı ile arasındaki temel ilişkiye dayalı olarak kendisine «çek» keşide edildiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece dava çeke dayalı «alacak davası» olarak nitelendirilip başkaca delil toplanmaksızın mümeyyiz davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş ise de, söz konusu çek «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle çek vasfını kaybetmiştir.
Bu durumda mahkemece, «zamanaşımına» uğrayan çekin «yazılı delil başlangıcı» olduğunun kabulü ile tarafların tüm delillerinin toplanıp değerlendirilmek suretiyle temel ilişkiye dayalı olarak davacının alacağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8468 E. 2013/7905 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · maktu harç · eda davası · tespit davası · tenfiz · harç · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDairemizce «tenfiz» davalarının nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle, bu davalarda «maktu harç» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi harç» ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulması gerekmiş ise de, kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen mahkeme kararının davalıya usule uygun olarak tebliğ edildiği, kararın kesinleştiği ve MÖHUK 54. maddesi uyarınca tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. ...- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/15094 E. , 2018/1156 K.
"İçtihat Metni"
.....
Taraflar arasında görülen davada .... Mahkemesi’nce verilen 18.02.2016 tarih ve 2014/191-2016/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2006 yılında davalı şirket yetkilisine şirket adına borç verdiğini ve karşılığında iki adet senet aldığını, bu senetlerden birinin davalı tarafından ödendiğini, ancak 01/07/2006 tarihli 125.000,00 TL bedelli senedin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL’nin 01/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; alacak hakkının zamanaşımına uğradığını, ayrıca dava konusu senet nedeniyle müvekkillerinin her hangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu bononun zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde bonoların yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının yemin teklifi üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının temel ilişkiye dayanarak 2006 yılında davalı şirkete ödünç para verdiğini iddia etmesine ve ayrıca davalı ...’a ödünç para verildiğinin iddia ve ispat olunmamasına göre, davacı vekilinin davalı ... aleyhine açılan davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, zamanaşımına uğrayan bonodaki alacağın temel ilişkiye dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirkete 2006 yılında borç verdiğini ve senet miktarı kadar alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalılar ise dava konusu bono ile ilgili hiçbir borçlarının olmadığını savunmuştur. 6762 sayılı TTK’nın 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda, temel
-/-
ilişkiye dayanılmak suretiyle yazılı alacağın talep edilebilmesi mümkün olup, bu isteme ilişkin davalarda, gerek temel ilişkinin varlığını ve niteliğini, gerekse o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir. Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu 01.07.2006 vade tarihli 125.000,00 TL bedelli bononun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle kambiyo senedi niteliğini kaybettiği, ancak yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Gerçektende, HMK’nın 202/2. maddesinde delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış ve HMK’nın 202/1.
maddesinde ise; yazılı delil niteliğinde bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak, davalı şirket tarafından düzenlenen bononun zamanaşımına uğradığı için yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu kabul edilmiş ve temel ilişki konusunda tanık beyanları alınmış ise de, tanık beyanları yeterli görülmemiş ve eda edilen yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından, davalı şirketin davacıdan borç aldığı ve karşılığında bono verdiği, bono bedelinin ise davalı şirket tarafından ödenmediği ve nihayetinde davalı şirketin davacıya borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, tanık delili ile davacı ve davalı şirket arasındaki temel ilişki ispatlanmış olup, dava konusu bononun düzenlemesine temel teşkil eden borç ilişkisi dışında başka bir borç ilişkisinin varlığı da iddia ve ispat olunamadığına göre, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icapsız yere verilen ve eda edilen yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... aleyhine açılan davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan davalı ... yönünden verilen hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davalı şirket yönünden verilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan (davalı ...'a yönelik) alınmasına, 19.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/407198200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz