Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14186 E. 2015/612 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- üç yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 732↗ tanık delili↗ ödünç sözleşmesi↗ senetle ispat↗ yazılı delil başlangıcı↗ temel ilişki↗ delil başlangıcı↗ imzaya itiraz↗ delil niteliği↗ icra hukuk mahkemesi↗ yazılı delil↗ davanın açılmamış sayılması↗ kambiyo senedi↗ açılmamış sayılma↗ alacak davası↗ bono↗ sulh hukuk mahkemesi↗ vade↗ sulh↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu bonoların ödeme tarihlerinin 12/05/2006 ve 15/04/2007 tarihleri olduğu, ...... İcra Müdürlüğü 2009/4977 E. sayılı takip dosyası ile dava konusu bonolara dayalı olarak davacı -alacaklı ... tarafından borçlu-davalılar aleyhine 01/12/2009 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. İcra Hukuk Mahkemesi 25/05/2010 tarih ve 2010/222-123 E.K. sayılı kararı ile takip durmasına karar verildiği, takibin devamı için davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda......Sulh Hukuk Mahkemesi'nce, 2010/1772 E. 2011/400 K. sayılı ilam ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Eski TTK. 661. maddesi ve Yeni TTK'nın 732. maddesinde öngörülen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süreden sonra alacak davası açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımına uğramış olan senedin varlığı tek başına alacak iddiasını kanıtlayamayacağı, zamanaşımına uğrayan senetlerin, yazılı delil
başlangıcı niteliğinde oldukları, davacının, alacaklı olduğunu tanık dahil her türlü delille ispatlayabileceği ancak mahkemece dinlenen tanıkların, davacılar ile davalıların murisi arasındaki temel ilişkiyi ispata yönelik somut ve inandırıcı anlatımda bulunmadıkları gerekçesiyle, sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davada davacı, senet miktarı kadar alacaklı olduğunu iddia etmiş davalılar ise senetteki imzaya itiraz ederek, imzanın murislerine ait olmadığını belirterek, borç ilişkisini inkar etmiş ve senetlerin zamanaşımına uğradığını savunmuşlardır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. bu isteme ilişikin davalarda, gerek temel ilişkinin varlığını ve niteliğini, gerekse o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, dava konusu olan 12.05.2006 vade tarihli 4.500,00 TL bedelli bono ile 15/07/2007 vade tarihli 1.125,00 TL bedelli bono, zaman aşımına uğramış olmaları nedeniyle kambiyo senedi niteliğini kaybetmişlerdir. HMK’nun 202/2. maddesinde delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış, HUMK’nun 202/1. maddesinde ise; yazılı delil niteliğinde bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece tüm bu hususlar gözönünde bulundurularak, dosya kapsamındaki adli tıp raporu ile dava konusu bonolardaki imzanın davalıların murisine ait olduğu ve bu haliyle muris tarafından düzenlenen bonoların zaman aşımına uğramış olmakla yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduklarından, yukarıda belirtilen hükümler uyarınca temel ilişki konusunda tanık deliline başvurularak uyuşmazlık çözümlenmiş ve tanık beyanları yeterli görülmemiş ise de, dinlenen tanık beyanlarından, davalıların murislerinin davacıya borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, tanık delili ile davacı ve davalıların murisi arasındaki temel ilişki ispatlanmış olup, dava konusu bonoların düzenlemesine temel teşkil eden borç ilişkisi dışında başka bir borç ilişkisinin varlığı da iddia ve ispat olunamadığına göre, uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, aksi yönde değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15094 E. 2018/1156 K.
Ortak:tanık delili · senetle ispat · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · delil niteliği · yazılı delil · kambiyo senedi · zamanaşımı üç yıllık
İncelediğiniz kararda… dli tıp raporu ile dava konusu bonolardaki imzanın davalıların murisine ait olduğu ve bu haliyle muris tarafından düzenlenen bonoların zaman aşımına uğramış olmakla «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduklarından, yukarıda belirtilen hükümler uyarınca «temel ilişki» konusunda «tanık deliline» başvurularak uyuşmazlık çözümlenmiş ve tanık beyanları yeterli görülmemiş ise de, dinlenen tanık beyanlarından, davalıların murislerinin davacıya borçlu olduğu anl …
HMK’nun 202/2. maddesinde «delil başlangıcı», iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya «temsilcisi» tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış, HUMK’nun 202/1. maddesinde ise; «yazılı delil niteliğinde» bir belgenin bulunması halinde «senetle ispatı» gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
661. maddesi ve Yeni TTK'nın 732. maddesinde öngörülen üç yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süreden sonra «alacak davası» açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımına uğramış olan senedin varlığı tek başına alacak iddiasını kanıtlayamayacağı, zamanaşımına uğrayan senetlerin, «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde oldukları, davacının, alacaklı olduğunu tanık «dahil» her türlü delille ispatlayabileceği ancak mahkemece dinlenen tanıkların, davacılar ile davalıların murisi arasındaki temel ilişkiyi ispata yönelik somut ve inandır …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» «zamanaşımına» uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde bonoların «yazılı delil başlangıcı» olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının «yemin teklifi» üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu 01.07.2006 «vade» tarihli 125.000,00 TL bedelli «bononun» «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle «kambiyo senedi» niteliğini kaybettiği, ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçektende, HMK’nın 202/2. maddesinde «delil başlangıcı», iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya «temsilcisi» tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış ve HMK’nın 202/1. maddesinde ise; «yazılı delil niteliğinde» bir belgenin bulunması halinde «senetle ispatı» gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklifi · yemin
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu «bononun» «zamanaşımına» uğradığı, zamanaşımına uğrayan bonolar nedeni ile kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de, taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde bonoların «yazılı delil başlangıcı» olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının alacağın varlığını dinlene tanıklar ile ispatlayamadığı, aynı zamanda davalı şirket yetkilisinin davacının «yemin teklifi» üzerine davacıya borçlu olmadıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak, davalı şirket tarafından düzenlenen «bononun» «zamanaşımına» uğradığı için «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu kabul edilmiş ve «temel ilişki» konusunda tanık beyanları alınmış ise de, tanık beyanları yeterli görülmemiş ve eda edilen «yemine» dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, «tanık delili» ile davacı ve davalı şirket arasındaki «temel ilişki» ispatlanmış olup, dava konusu «bononun» düzenlemesine temel teşkil eden borç ilişkisi dışında başka bir borç ilişkisinin varlığı da iddia ve ispat olunamadığına göre, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icapsız yere verilen ve eda edilen «yemine» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8050 E. 2013/7219 K.
Ortak:yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yazılı delil · bono · zamanaşımı · zamanaşımı üç yıllık · Alacak
İncelediğiniz kararda661. maddesi ve Yeni TTK'nın 732. maddesinde öngörülen üç yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süreden sonra «alacak davası» açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımına uğramış olan senedin varlığı tek başına alacak iddiasını kanıtlayamayacağı, zamanaşımına uğrayan senetlerin, «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde oldukları, davacının, alacaklı olduğunu tanık «dahil» her türlü delille ispatlayabileceği ancak mahkemece dinlenen tanıkların, davacılar ile davalıların murisi arasındaki temel ilişkiyi ispata yönelik somut ve inandır …
… dli tıp raporu ile dava konusu bonolardaki imzanın davalıların murisine ait olduğu ve bu haliyle muris tarafından düzenlenen bonoların zaman aşımına uğramış olmakla «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduklarından, yukarıda belirtilen hükümler uyarınca «temel ilişki» konusunda «tanık deliline» başvurularak uyuşmazlık çözümlenmiş ve tanık beyanları yeterli görülmemiş ise de, dinlenen tanık beyanlarından, davalıların murislerinin davacıya borçlu olduğu anl …
Türk Ticaret Kanunu'nun 661. maddesi uyarınca «zamanaşımına» uğramış bir «bonoda» yazılı alacak temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. bu isteme ilişikin davalarda, gerek «temel ilişkinin» varlığını ve niteliğini, gerekse o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.
Benzer bu karardaMahkemece, «zamanaşımına» uğramış «bono» «yazılı delil başlangıcı» kabul edilerek taraflardan temel ilişkiye dair diğer delilleri sorulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece bonoların zamanaşımına uğradığından bahisle ve salt bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «zamanaşımına» uğramış «bonoya» ilişkin alacak istemidir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu senetler bakımından kanunda öngörülen ... yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12631 E. 2010/12716 K.
Ortak:temel ilişki · bono · zamanaşımı · zamanaşımı üç yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaTürk Ticaret Kanunu'nun 661. maddesi uyarınca «zamanaşımına» uğramış bir «bonoda» yazılı alacak temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. bu isteme ilişikin davalarda, gerek «temel ilişkinin» varlığını ve niteliğini, gerekse o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.
661. maddesi ve Yeni TTK'nın 732. maddesinde öngörülen üç yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süreden sonra «alacak davası» açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımına uğramış olan senedin varlığı tek başına alacak iddiasını kanıtlayamayacağı, zamanaşımına uğrayan senetlerin, «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde oldukları, davacının, alacaklı olduğunu tanık «dahil» her türlü delille ispatlayabileceği ancak mahkemece dinlenen tanıkların, davacılar ile davalıların murisi arasındaki temel ilişkiyi ispata yönelik somut ve inandır …
Davada davacı, senet miktarı kadar alacaklı olduğunu iddia etmiş davalılar ise senetteki «imzaya itiraz» ederek, imzanın murislerine ait olmadığını belirterek, borç ilişkisini inkar etmiş ve senetlerin «zamanaşımına» uğradığını savunmuşlardır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibariyle «bonolarda» uygulanan «zamanaşımı» sürelerinin geçtiği, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ı davasını bonolara dayandırmayıp, temel ilişkiye dayandırmış olmasına göre davacının iddiası, davalıların savunması ve tarafların dayandıkları delillerin dayanılan «temel ilişki» göz önüne alınarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının dayandığı temel ilişki üzerinde durulmadan yazılı şekilde bonoların «zamanaşımına» uğradığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Davacı, davalı şahıslara yaptığı satım nedeniyle düzenlenen bonoların karşılığının ödenmediğini, bonoların «zamanaşımına» uğramış olduğunu da belirterek aralarındaki temel ilişkiye dayalı olarak davalılardan alacak isteminde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14186 E. , 2015/612 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada..... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/04/2014 tarih ve 2012/341-2014/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisi......'in, müvekkilinden borç aldığını, borcuna teminat olarak, 12/05/2006 vade tarihli 4.500 TL bedelli ve 15/07/2007 vade tarihli 1.125 TL bedelli bono türündeki senetlerin düzenlendiğini, ancak müteveffanın borcunu ödemediğini, 18/12/2008 tarihinde ölümü üzerine..... İcra Müdürlüğü 2009/4977 nolu takip dosyası ile mirasçı-davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine duran takibin devamı için açılan davada HUMK 193/4 md uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davalılar aleyhine yeniden takip başlattıklarını, davalıların ....... ...... no'lu takip dosyası ile başlatılan takibe de itiraz ettiklerini, itiraz üzerine takibin durduğunu, ancak müvekkilince süresinde itirazın iptali davası açılmamış olduğundan dava konusu bonoların zamanaşımına uğradığını, ancak senetlerin yazılı delil başlangıcı sayılmaları gerektiğini ileri sürerek, 5.625,00 TL'nin, senetler üzerindeki vade tarihleri nden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu edilen bonolarda yer alan imzaların müvekkillerinin murisine ait olmadığını, müvekkillerinin murisinin davacıya her ne nam altında olursa olsun hiçbir borcu bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, temelsiz alacak iddiasına ilişkin tanık dinletme taleplerine muvafakat etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu bonoların ödeme tarihlerinin 12/05/2006 ve 15/04/2007 tarihleri olduğu, ...... İcra Müdürlüğü 2009/4977 E. sayılı takip dosyası ile dava konusu bonolara dayalı olarak davacı -alacaklı ... tarafından borçlu-davalılar aleyhine 01/12/2009 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. İcra Hukuk Mahkemesi 25/05/2010 tarih ve 2010/222-123 E.K. sayılı kararı ile takip durmasına karar verildiği, takibin devamı için davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda......Sulh Hukuk Mahkemesi'nce, 2010/1772 E. 2011/400 K. sayılı ilam ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Eski TTK. 661. maddesi ve Yeni TTK'nın 732.
maddesinde öngörülen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süreden sonra alacak davası açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımına uğramış olan senedin varlığı tek başına alacak iddiasını kanıtlayamayacağı, zamanaşımına uğrayan senetlerin, yazılı delil
başlangıcı niteliğinde oldukları, davacının, alacaklı olduğunu tanık dahil her türlü delille ispatlayabileceği ancak mahkemece dinlenen tanıkların, davacılar ile davalıların murisi arasındaki temel ilişkiyi ispata yönelik somut ve inandırıcı anlatımda bulunmadıkları gerekçesiyle, sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davada davacı, senet miktarı kadar alacaklı olduğunu iddia etmiş davalılar ise senetteki imzaya itiraz ederek, imzanın murislerine ait olmadığını belirterek, borç ilişkisini inkar etmiş ve senetlerin zamanaşımına uğradığını savunmuşlardır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. bu isteme ilişikin davalarda, gerek temel ilişkinin varlığını ve niteliğini, gerekse o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, dava konusu olan 12.05.2006 vade tarihli 4.500,00 TL bedelli bono ile 15/07/2007 vade tarihli 1.125,00 TL bedelli bono, zaman aşımına uğramış olmaları nedeniyle kambiyo senedi niteliğini kaybetmişlerdir. HMK’nun 202/2. maddesinde delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış, HUMK’nun 202/1. maddesinde ise; yazılı delil niteliğinde bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece tüm bu hususlar gözönünde bulundurularak, dosya kapsamındaki adli tıp raporu ile dava konusu bonolardaki imzanın davalıların murisine ait olduğu ve bu haliyle muris tarafından düzenlenen bonoların zaman aşımına uğramış olmakla yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduklarından, yukarıda belirtilen hükümler uyarınca temel ilişki konusunda tanık deliline başvurularak uyuşmazlık çözümlenmiş ve tanık beyanları yeterli görülmemiş ise de, dinlenen tanık beyanlarından, davalıların murislerinin davacıya borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, tanık delili ile davacı ve davalıların murisi arasındaki temel ilişki ispatlanmış olup, dava konusu bonoların düzenlemesine temel teşkil eden borç ilişkisi dışında başka bir borç ilişkisinin varlığı da iddia ve ispat olunamadığına göre, uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, aksi yönde değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166402100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz