Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5791 E. 2018/153 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklık sözleşmesi↗ sözleşmeden doğan dava↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse senedi↗ pasif husumet↗ tbk 99↗ husumet yokluğu↗ protokol↗ taahhütname↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan protokol hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak hisse senedi bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir taahhüdünün bulunmadığı bu nedenle pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin, davalı vekilinin aşağıdaki (3) numaralı bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
.../...
2-Dava, taraflar arasında imzalanan protokol hükümleri uyarınca açılan alacak davasıdır. Her ne kadar mahkemece taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir taahhüdünün bulunmadığı bu nedenle pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan 13 Haziran 2000 tarihli protokol ve eklerinde diğer şahısların yanında davacı ve davalının da imzalarının bulunması ve bu protokol kapsamında ve protokolun tarafları arasında uyuşmazlık bulunmaması karşısında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 10/01/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, dava dışı şirkette davacıya ait payların davalıya devri nedeniyle ödenmeyen devir bedelinin tahsili ile ifası artık mümkün olmayan protokol hükümleri sebebiyle davacı tarafından davadışı ... A.Ş'ye devredilen taşınmazın güncel bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece devir bedelinin tahsili istemine ilişkin davada TBK 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gerekçesiyle bu kalem talep yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz istemi sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda reddedilmiştir.
Çoğunluğun red gerekçesine katılamıyoruz.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir.
Bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığı ahvalde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu halde zamanaşımı süresinin taraflar arasındaki hukuksal ilişkiye göre tayini gerekmektedir.
Diğer taraftan, taraflar arasında ortaklık sözleşmesinin varlığı yeterli olmayıp, alacak "ortaklar arasında ya da ortakların ortaklıktan" doğması ya da "ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık ve ortakları arasında" doğmuş olmalıdır. ([…] Kılıçoğlu-Borçlar Hukuk-Genel Hükümler Sh. 1094)
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tapu iptali ve tesciline karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10848 E. 2018/3671 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · sözleşmeden doğan dava · zamanaşımı · temsil · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, taraflar arasında «ortaklık sözleşmesinin» varlığı yeterli olmayıp, alacak "ortaklar arasında ya da ortakların ortaklıktan" doğması ya da "ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetçileri ile ortaklık ve ortakları arasında" doğmuş olmalıdır. (Ahmet M.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan «protokol» hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak «hisse senedi» bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir «taahhüdünün» bulunmadığı bu nedenle «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık «zamanaşımına»" tabi olduğu, Yasa'nın 146. maddesinde de "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu" düzenlenmiştir.
TBK 147/4. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir «ortaklık sözleşmesinin» bulunması ve uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması gerekmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın «ortaklık sözleşmesinden» kaynaklanmadığı ahvalde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi · anonim şirket
Benzer bu karardaKARŞI OY Dava, «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinde» kararlaştırılan edimlerin ifası istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4267 E. 2020/1822 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan «protokol» hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak «hisse senedi» bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir «taahhüdünün» bulunmadığı bu nedenle «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece devir bedelinin tahsili istemine ilişkin davada TBK 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin gerçekleştiği gerekçesiyle bu kalem talep yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın «zamanaşımı» nedeni ile reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Noterliğinin 28/05/2002 gün ve 08017 yevmiye nolu hisse devir senedi ile davalıya devretmesi nedeniyle, devir bedeline karşılık davacıya verildiği, davanın mülga 818 sayılı BK 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, davada zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK 126/4. maddesinde "ticari olsun olmasın, bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün davalar"ın 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, Yasa'nın 125. maddesinde de "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu" düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10374 E. 2018/3951 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan «protokol» hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak «hisse senedi» bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir «taahhüdünün» bulunmadığı bu nedenle «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece devir bedelinin tahsili istemine ilişkin davada TBK 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin gerçekleştiği gerekçesiyle bu kalem talep yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2008/2132 esas sayılı dosyasında, takipten sonraki «zamanaşımı» itirazının kabulü ile borçlu Kadir Yiğit hakkındaki «icranın geri bırakılmasına» karar verildiği, davacının bu kez ...
İcra Müdürlüğünün 2011/2356 esas sayılı dosyasında davalı hakkında «ilamsız takip» yaptığı, borçlu davalının süresinde itirazı ile takibin durduğu, «temel ilişkinin» ispatı için davacı tanıklarının dinlendiği, davacı vekilince, çeklerin ödünç amacıyla davalıya verildiği belirtilmiş ise de, çeklerin davacının şirket hisselerini davalıya devretmesi nedeniyle, davalı tarafından davacıya verildiği, uyuşmazlığın «limited şirket» paylarının devrinden kaynaklandığı, alacağın BK'nın 126/4 maddesi (TBK 147/4) uyarınca 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Noterliğinin 28/05/2002 gün ve 08017 yevmiye nolu hisse devir senedi ile davalıya devretmesi nedeniyle, devir bedeline karşılık davacıya verildiği, davanın mülga 818 sayılı BK 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, davada zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senetlerine mahsus takip · icranın geri bırakılması · ilamsız takip · takibin kesinleşmesi · temel ilişki · ciro · keşideci · limited şirket
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2011/2356 esas sayılı dosyasında davalı hakkında «ilamsız takip» yaptığı, borçlu davalının süresinde itirazı ile takibin durduğu, «temel ilişkinin» ispatı için davacı tanıklarının dinlendiği, davacı vekilince, çeklerin ödünç amacıyla davalıya verildiği belirtilmiş ise de, çeklerin davacının şirket hisselerini davalıya devretmesi nedeniyle, davalı tarafından davacıya verildiği, uyuşmazlığın «limited şirket» paylarının devrinden kaynaklandığı, alacağın BK'nın 126/4 maddesi (TBK 147/4) uyarınca 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2003/581 esas sayılı dosyasında «kambiyo senetlerine mahsus takip» yaptığı, «takibin kesinleştiği», ...
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; «keşidecisi» ...
Şti. olup, davalı tarafından davacıya «ciro» edilen bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı anlaşılan çeklere dayalı olarak davacının davalı aleyhine ....
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6059 E. 2023/1396 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · sözleşmeden doğan dava · zamanaşımı · temsil · dava şartı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, taraflar arasında «ortaklık sözleşmesinin» varlığı yeterli olmayıp, alacak "ortaklar arasında ya da ortakların ortaklıktan" doğması ya da "ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetçileri ile ortaklık ve ortakları arasında" doğmuş olmalıdır. (Ahmet M.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan «protokol» hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak «hisse senedi» bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir «taahhüdünün» bulunmadığı bu nedenle «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bağıtlanan ve «imzası inkar» edilmeyen 05.07.2006 tarihli şirket «hisse devri sözleşme» konusunun davacı ...'in Tek Yem Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki 25 adet hissesini, davalı ...'na 200.000,00 USD bedel karşılığı satması işlemine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 147/4 maddesi göre bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık «zamanaşamı» süresine tabi olduğu, takipte ve davada davalı yanın usulüne uygun şekilde zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… rıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 818 sayılı Borçlar Kanunu 126/4 ve 6098 sayılı Kanun'un 147/4 maddelerinin benzer bir düzenleme içerdiği, bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki bir ortağın müdürleri, «temsilcileri», denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, davacı yanın taraflar arasındaki sözleşmeye dayanarak ödenmeyen sözleşme bedelinin tahsilini istediği ancak takibin haksız olmasına rağmen kö …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan bir alacağın bulunmadığını, alacak bulunsa dahi «zamanaşımına» uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri sözleşmesi · imza inkarı · ilamsız icra takibi · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · kötü niyet tazminatı · anonim şirket · kötü niyet
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 25.07.2006 tarihli «anonim şirket» «hisse devri sözleşmesi» ile müvekkilinin Tekyem Gıda San. ve Tic.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bağıtlanan ve «imzası inkar» edilmeyen 05.07.2006 tarihli şirket «hisse devri sözleşme» konusunun davacı ...'in Tek Yem Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki 25 adet hissesini, davalı ...'na 200.000,00 USD bedel karşılığı satması işlemine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 147/4 maddesi göre bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık «zamanaşamı» süresine tabi olduğu, takipte ve davada davalı yanın usulüne uygun şekilde zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen 25.07.2006 tarihli «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan bir alacağın bulunmadığını, alacak bulunsa dahi «zamanaşımına» uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Hisse devrinden doğan alacakta beş yıllık zamanaşımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5860 E. 2024/105 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan «protokol» hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak «hisse senedi» bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir «taahhüdünün» bulunmadığı bu nedenle «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece devir bedelinin tahsili istemine ilişkin davada TBK 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin gerçekleştiği gerekçesiyle bu kalem talep yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; «pay devri» işleminin basit bir devirden «ziyade» şirketler hukuku eksenine girdiği durumlarda, devre ilişkin uyuşmazlıklarda «zamanaşımı» süresinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesi uyarınca 5 yıl olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 05.02.2014 tarihinde yapıldığı, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan «alacakların davaya» konu edilmesinin beş yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, zamanaşımı süresinin 05.02.2019 tarihinde dolduğu, davacının bu süreden sonra 04.10.2019 tarihinde yasal zamanaşımı süresi dolduktan sonra işbu davayı …
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusunun «ortaklık sözleşmesi» ile bir ilgisinin olmadığını, uyuşmazlığın devredilen «hamiline» yazılı «anonim şirket» paylarının ve gerçek bedellerinin ödenmemesinden kaynaklandığını, hisse devir işlemini menkul alım «satım sözleşmesinden» çıkararak ortaklık sözleşmesine dayandırmanın mümkün olmadığını, davanın 5 yıllık değil 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğunu, hisselerin gerçek değerinin ancak tüm kayıtlar toplandıktan sonra yaptırılacak «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilebileceğini, bu nedenle belirsiz olan alacağın «muaccel» olduğundan söz edilemeyeceğinden zamanaşımı süresinin işlemesinin de mümkün olmadığını, zamanaşımının kesildiğini, senede bağlanmamış «çıplak pay» hamiline ve nama yazılı payların devrinin «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğunu, tarafların arasında düzenlenen belgenin de alacağın temliki belgesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 05.02.2014 tarihinde yapıldığı, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan «alacakların davaya» konu edilmesinin beş yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu, zamanaşımı süresinin 05.02.2019 tarihinde dolduğu, davacının bu süreden sonra 04.10.2019 tarihinde yasal zamanaşımı süresi dolduktan sonra işbu davayı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/574 E. 2019/2499 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan «protokol» hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak «hisse senedi» bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir «taahhüdünün» bulunmadığı bu nedenle «pasif husumetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece devir bedelinin tahsili istemine ilişkin davada TBK 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin gerçekleştiği gerekçesiyle bu kalem talep yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, «ortaklık sözleşmesinden doğan» ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, «temsilcileri», denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «hisse devrine» ilişkin alacağın, taraflar arasındaki «ortaklık ilişkisine» bağlı olarak TBK'nun 147.maddesi (mülga BK'nun 126.maddesi) gereğince beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 15/02/2010 tarihli olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · hisse devir sözleşmesi · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «hisse devrine» ilişkin alacağın, taraflar arasındaki «ortaklık ilişkisine» bağlı olarak TBK'nun 147.maddesi (mülga BK'nun 126.maddesi) gereğince beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 15/02/2010 tarihli olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5791 E. , 2018/153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/12/2015 tarih ve 2015/1244-2015/568 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... ... (eski ...) 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/405 esas dosyası ve birleşen dosyasında, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıya devretmiş olduğu hisse devirlerinin iptali ile hisse senedi mülkiyetinin tekrar müvekkili adına tespit ve tesciline karar verilmesi talepli dava açıldığını, talebin mahkemece reddedildiğini, bu kararın Yargıtay 11. HD tarafından “818 sayılı BK’nin 106. maddesi uyarınca satılanın istirdadı için bu hakkın ayrıca saklı tutulmasının gerektiği, aksi halde ancak satılanın bedelinin istenmesinin mümkün olduğu" gerekçesiyle onandığını, artık iadesi talep olunamayacak menkul mal niteliğindeki %25'lik devredilen hisse senetlerinin ödenmeyen bedeli ile ifası artık mümkün olmayan davaya konu protokol hükümleri sebebiyle müvekkili tarafından dava dışı ...
A.Ş’ye devredilen gayrimenkulün güncel değerinin tespiti ile bedelinin davalıdan dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada öncelikle zamanaşımı itirazları olduğunu, davacının ... A.Ş'ye devrettiğini iddia ettiği taşınmazı, şirketin 3. kişiden satın aldığını, şirketin satın aldığı taşınmazın bedelinin müvekkilinden istemesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketteki hisselerinin taraflar arasında imzalanan protokol hükümleri uyarınca davalıya devredilmiş olduğu, davacının kendi edimlerini yerine getirdiği halde davalının edimlerini yerine getirmediği, ancak hisse senedi bedelinin tahsiline yönelik talebin BK'nin 126/4 (TBK 147/4) 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir taahhüdünün bulunmadığı bu nedenle pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin, davalı vekilinin aşağıdaki (3) numaralı bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
.../...
2-Dava, taraflar arasında imzalanan protokol hükümleri uyarınca açılan alacak davasıdır. Her ne kadar mahkemece taraflar arasında imzalanan protokole göre taşınmazın devrine yönelik davalının bir taahhüdünün bulunmadığı bu nedenle pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan 13 Haziran 2000 tarihli protokol ve eklerinde diğer şahısların yanında davacı ve davalının da imzalarının bulunması ve bu protokol kapsamında ve protokolun tarafları arasında uyuşmazlık bulunmaması karşısında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 10/01/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, dava dışı şirkette davacıya ait payların davalıya devri nedeniyle ödenmeyen devir bedelinin tahsili ile ifası artık mümkün olmayan protokol hükümleri sebebiyle davacı tarafından davadışı ... A.Ş'ye devredilen taşınmazın güncel bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece devir bedelinin tahsili istemine ilişkin davada TBK 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gerekçesiyle bu kalem talep yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz istemi sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda reddedilmiştir.
Çoğunluğun red gerekçesine katılamıyoruz.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 147/4. maddesinde "Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetcileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar"ın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir.
Bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığı ahvalde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu halde zamanaşımı süresinin taraflar arasındaki hukuksal ilişkiye göre tayini gerekmektedir.
Diğer taraftan, taraflar arasında ortaklık sözleşmesinin varlığı yeterli olmayıp, alacak "ortaklar arasında ya da ortakların ortaklıktan" doğması ya da "ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık ve ortakları arasında" doğmuş olmalıdır. ([…] Kılıçoğlu-Borçlar Hukuk-Genel Hükümler Sh. 1094)
Sonuç olarak, 6098 sayılı TBK 147. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasında bir uyuşmazlık olmalı ve bunlar arasındaki bu uyuşmazlığında "ortaklık sözleşmesinden" kaynaklanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar davadışı şirketin ortakları olmakla birlikte, ihtilaf TBK 147/4. maddesinde ifade edildiği şekilde ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmayıp, 16.02.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
TBK 147/4. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımının uygulanabilmesi için uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden doğmuş olmasına ilişkin şart gerçekleşmediğinden olayda 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün değildir.
Bu halde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği itibari ile dava 6098 sayılı Yasa'nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. (Yargı 11. Hukuk Dairesi 2007/3311 E. 2008/5022 K. sayı ve 15.04.2008 tarihli kararı)
Davayı 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi kılan yerel mahkeme kararının bu nedenle de bozulması gerekirken bu yöne ilişkin davacının temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/403384400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz