Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15301 E. 2015/5709 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi itiraz↗ zeyilname↗ kefalet limiti↗ temlik sözleşmesi↗ sınırlı sorumluluk↗ tahsilde tekerrür↗ itirazın iptali davası↗ bsmv↗ sözleşmeden doğan dava↗ derdestlik↗ infaz↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ yenileme↗ ihtiyati haciz↗ iptal davası↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ haciz↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'nun asıl borçlu, diğer davalıların kefil olarak imzaladıkları genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmesi amacıyla davacının davalılar hakkında öncelikle ihtiyati haciz kararı alıp, sonrasında icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine faiz ve faiz oranı yönünden kısmi itirazda bulundukları, icra takip dosyasının 2 kez yenilendiği ve davalılar hakkında ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2000/4388 E. sayılı dosyasının yenilenmekle 2010/6089 E. üzerinden devam ettiği, yargılama sırasında alacağın ...[…]...ye alacak temlik sözleşmesi ile temlik edildiği, sözleşmede asıl borçlu olan davalı ...'nun tüm borç ve fer'ilerinden ayrıca, kredi arttırılması zeyilnamesinde imzası bulunan davalı ...'nun da aynı miktardan sorumlu olduğu, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan davalı ...'nın ilk sözleşmenin kefalet limiti dahilinde sorumluluğu bulunduğu, temerrütün ihtarla uyuşacağı, her ne kadar söz konusu alacak ile ilgili davalılar hakkında derdest bir icra takip dosyası mevcut ise de, dosyanın asıl alacak yönünden devam ettiği, faiz ve faiz oranına süresinde itiraz edilmiş olmasına rağmen itirazın iptali davası açılmadığından genel alacak hükümlerine göre icra takip tarihinden 15.10.2012 tarihine kadar işlemiş faiz miktarının davalılardan talep edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/6089 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla davalı ...'nın 500 TL asıl, 6.760,48 TL işlemiş faiz olarak 7.260,48 TL'den sınırlı sorumlu olmak üzere, davalılar ... ve ...'dan 1.211,91 TL asıl, 15.042,04 TL işlemiş temerrüt faizi ve gider vergisi olmak üzere toplam 16.253,95 TL'nin müştereken ve müteselsilen 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek %105 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan davacı vekili ile davalılar ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
1-Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 294/3 madde ve fıkrasında "Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur." aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece verilen kısa karar kanunda yazılı işbu unsurları ihtiva etmemektedir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmek suretiyle davalı ... yönünden 1.211,91 TL asıl, 15.042,04 TL işlemiş temerrüt faizi ve gider vergisi olmak üzere toplam 16.253,95 TL'nın temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte tahsiline karar verilmiş ise de, davacı tarafın dava dilekçesinde anılan davalı yönünden 15.777,33 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 1.264,94 TL'ye işletilecek temerrüt faizi ve BSMV ile tahsilini istemiş ve davayı ıslah da etmemiş olması karşısında mahkemece işbu davalı yönünden talebi de aşar ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, bu nedenlerle kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12791 E. 2016/8947 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk · tahsilde tekerrür · işlemiş faiz · temlik · temerrüt faizi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü'nün 2010/6089 E. sayılı dosyası ile «tahsilde tekerrür» etmemek kaydıyla davalı ...'nın 500 TL asıl, 6.760,48 TL «işlemiş faiz» olarak 7.260,48 TL'den «sınırlı sorumlu» olmak üzere, davalılar ... ve ...'dan 1.211,91 TL asıl, 15.042,04 TL işlemiş «temerrüt faizi» ve gider vergisi olmak üzere toplam 16.253,95 TL'nin müştereken ve müteselsilen 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek %105 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikt …
İcra Müdürlüğü'nün 2000/4388 E. sayılı dosyasının «yenilenmekle» 2010/6089 E. üzerinden devam ettiği, yargılama sırasında alacağın ...Bankası A....ye alacak «temlik sözleşmesi» ile temlik edildiği, sözleşmede asıl borçlu olan davalı ...'nun tüm borç ve fer'ilerinden ayrıca, kredi arttırılması «zeyilnamesinde» imzası bulunan davalı ...'nun da aynı miktardan sorumlu olduğu, sözleşmeyi «kefil» olarak imzalayan davalı ...'nın ilk sözleşmenin «kefalet limiti» dahilinde sorumluluğu bulunduğu, «temerrütün» ihtarla uyuşacağı, her ne kadar söz konusu alacak ile ilgili davalılar hakkında «derdest» bir icra takip dosyası mevcut ise de, dosyanın «asıl alacak» yönünden devam ettiği, faiz ve faiz oranına süresinde itiraz edilmiş olmasına rağmen «itirazın iptali davası» açılmadığından genel alacak hükümlerine göre icra takip tarihinden 15.10.2012 tarihine kadar «işlemiş faiz» miktarının davalılardan talep edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ...
… esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmek suretiyle davalı ... yönünden 1.211,91 TL asıl, 15.042,04 TL işlemiş «temerrüt faizi» ve gider vergisi olmak üzere toplam 16.253,95 TL'nın temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte tahsiline karar verilmiş ise de, davacı tarafın dava dilekçesinde anılan davalı yönünden 15.777,33 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 1.264,94 TL'ye işletilecek temerrüt faizi ve BSMV ile tahsilini istemiş ve davayı «ıslah» da etmemiş olması karşısında mahkemece işbu davalı yönünden talebi de aşar ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, …
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2010/6089 E. sayılı dosyası ile «tahsilde tekerrür» etmemek kaydıyla davalı ...'nın 500 TL asıl, ....760,48 TL «işlemiş faiz» olarak ....260,48 TL'den «sınırlı sorumlu» olmak üzere, davalılar ..... ve ...'dan ....211,91 TL asıl, ....042,04 TL işlemiş «temerrüt faizi» ve gider vergisi olmak üzere toplam ....253,95 TL'nin müştereken ve müteselsilen ........2012 tarihinden itibaren işleyecek %105 temerrüt faizi ve %... ...... ile birlikte tahsiline dair verilen kararın «temlik» alan davacı vekili ile davalılarca temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4938 E. 2015/11857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz kabiliyeti · limited şirket hisse devri · ticaret sicili tescili · hisse devri · limited şirket · ticaret sicili · ilan
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket hisse devrinin» tespiti ile, «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ifadelerine yer verilerek karar verildiğinden işbu karar, hükümde olması gereken yasal unsurları içermediği gibi, "davacının davasının kabulüne" şeklindeki kararın «infaz kabiliyeti» de bulunmadığı anlaşıldığından kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz · kefil · asıl alacak
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü'nün 2000/4388 E. sayılı dosyasının «yenilenmekle» 2010/6089 E. üzerinden devam ettiği, yargılama sırasında alacağın ...Bankası A....ye alacak «temlik sözleşmesi» ile temlik edildiği, sözleşmede asıl borçlu olan davalı ...'nun tüm borç ve fer'ilerinden ayrıca, kredi arttırılması «zeyilnamesinde» imzası bulunan davalı ...'nun da aynı miktardan sorumlu olduğu, sözleşmeyi «kefil» olarak imzalayan davalı ...'nın ilk sözleşmenin «kefalet limiti» dahilinde sorumluluğu bulunduğu, «temerrütün» ihtarla uyuşacağı, her ne kadar söz konusu alacak ile ilgili davalılar hakkında «derdest» bir icra takip dosyası mevcut ise de, dosyanın «asıl alacak» yönünden devam ettiği, faiz ve faiz oranına süresinde itiraz edilmiş olmasına rağmen «itirazın iptali davası» açılmadığından genel alacak hükümlerine göre icra takip tarihinden 15.10.2012 tarihine kadar «işlemiş faiz» miktarının davalılardan talep edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ...
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'nun asıl borçlu, diğer davalıların «kefil» olarak imzaladıkları «genel kredi sözleşmesinden doğan» borcun ödenmesi amacıyla davacının davalılar hakkında öncelikle «ihtiyati haciz» kararı alıp, sonrasında icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine faiz ve faiz oranı yönünden «kısmi itirazda» bulundukları, icra takip dosyasının 2 kez «yenilendiği» ve davalılar hakkında ...
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15301 E. , 2015/5709 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2013 tarih ve 2012/489-2013/535 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan davacı vekili ile davalılar tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların tasfiye halinde ... Bankası ... Şubesi ile 12.04.1996 tarihinde genel kredi sözleşmesi, 06.08.1997 tarihinde de zeyilname imzaladıklarını, kredinin asıl borçlusunun davalı ... olup, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, davalıların hem sözleşme hem de zeyilname gereğince borçlarını ödemediklerinden davalılara ihtarname gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların takipte faiz oranı ve tutarı ile BSMV miktarına itiraz ettiklerini oysa, kredi sözleşmesinde uygulanacak faiz oranlarının açıkça belirtildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla davalı ...
için, 18.748, 29 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 1.481,48 TL'ne 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %105 temerrüt faizi, BSMV ve fer'ileri, davalı ... için, 15.777, 33 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 1.264,94 TL'ne 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %105 temerrüt faizi, BSMV ve fer'ileri, davalı ... için, 8.917, 33 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 764,94 TL'ye 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %105 temerrüt faizi, BSMV ve fer'ileri ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, icra takibine yaptıkları itirazın yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'nun asıl borçlu, diğer davalıların kefil olarak imzaladıkları genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmesi amacıyla davacının davalılar hakkında öncelikle ihtiyati haciz kararı alıp, sonrasında icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine faiz ve faiz oranı yönünden kısmi itirazda bulundukları, icra takip dosyasının 2 kez yenilendiği ve davalılar hakkında ...
2. İcra Müdürlüğü'nün 2000/4388 E. sayılı dosyasının yenilenmekle 2010/6089 E. üzerinden devam ettiği, yargılama sırasında alacağın ...[…]...ye alacak temlik sözleşmesi ile temlik edildiği, sözleşmede asıl borçlu olan davalı ...'nun tüm borç ve fer'ilerinden ayrıca, kredi arttırılması zeyilnamesinde imzası bulunan davalı ...'nun da aynı miktardan sorumlu olduğu, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan davalı ...'nın ilk sözleşmenin kefalet limiti dahilinde sorumluluğu bulunduğu, temerrütün ihtarla uyuşacağı, her ne kadar söz konusu alacak ile ilgili davalılar hakkında derdest bir icra takip dosyası mevcut ise de, dosyanın asıl alacak yönünden devam ettiği, faiz ve faiz oranına süresinde itiraz edilmiş olmasına rağmen itirazın iptali davası açılmadığından genel alacak hükümlerine göre icra takip tarihinden 15.10.2012 tarihine kadar işlemiş faiz miktarının davalılardan talep edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ...
2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/6089 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla davalı ...'nın 500 TL asıl, 6.760,48 TL işlemiş faiz olarak 7.260,48 TL'den sınırlı sorumlu olmak üzere, davalılar ... ve ...'dan 1.211,91 TL asıl, 15.042,04 TL işlemiş temerrüt faizi ve gider vergisi olmak üzere toplam 16.253,95 TL'nin müştereken ve müteselsilen 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek %105 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan davacı vekili ile davalılar ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
1-Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 294/3 madde ve fıkrasında "Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur." aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece verilen kısa karar kanunda yazılı işbu unsurları ihtiva etmemektedir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmek suretiyle davalı ... yönünden 1.211,91 TL asıl, 15.042,04 TL işlemiş temerrüt faizi ve gider vergisi olmak üzere toplam 16.253,95 TL'nın temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte tahsiline karar verilmiş ise de, davacı tarafın dava dilekçesinde anılan davalı yönünden 15.777,33 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 1.264,94 TL'ye işletilecek temerrüt faizi ve BSMV ile tahsilini istemiş ve davayı ıslah da etmemiş olması karşısında mahkemece işbu davalı yönünden talebi de aşar ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, bu nedenlerle kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/400587300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz