Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3131 E. 2017/7391 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ ikinci alacaklılar toplantısı↗ kayıt kabul davası↗ iflas idaresi↗ hmk 150↗ sorumluluk davası↗ kusur sorumluluğu↗ ispat külfeti↗ ticari işletme↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ tazminat davası↗ mirasçılık↗ açılmamış sayılma↗ ispat yükü↗ feragat↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının bir kısım davalılar hakkındaki davasından feragat ettiği, bir kısım davalılar hakkındaki davayı takip etmediği, davalı ... hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda İİK’nin iflasa ilişkin hükümlerine göre karar verilemeyeceği, kaldı ki davacı tarafa iflas masasına başvurması için süre verildiği, başvurunun iflas masasınca gerekçelendirilerek reddedildiği, davacının sorumluluk iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığı, sorumluluk davası maddi zarara dayalı bir tazminat davası olduğundan davalıların şahsi olarak hangi ediminin hangi zarara sebep olduğunun ve varlığının iddia edilen zararın ne kadarından davalıların her birinin sorumlu olduğunun belli olması ve bu hususun davacı tarafından ispatlamış olması gerektiği gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ..., ..., M. Murat Eryurt, ..., ..., ..., ..., ..., Mustafa Ağ Ayşan, ... (Bayraktar), ..., ... mirasçıları, Bahadır Erdem, Bahattin Erdem ve ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın HMK’nin 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalı ... hakkındaki davada, bu davalı yönünden iflas kararı verildiği ve karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nin 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nin 359. maddesinde düzenlenmiştir. Denetçiler yönünden de yönetim kurulu üyelerinde olduğu gibi ispat yükü ters çevrilmiş kusur sorumluluğu esası bulunmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, davacı tarafça genel olarak şirket zararının kötü yönetim ve denetim, 14/06/2007 tarihli dilekçe ile de, ... Finans Holding A.Ş’nin ... A.Ş’den 15/10/1999 tarihinde kullandığı kredi borcu ile 1999/09, 1999/12 ve 2000/3 tarihlerinde gerçekleşen vergi dairesi borcundan kaynaklandığının açıklandığı ve davalıların sorumlu oldukları miktarların belirtilerek kredi ve vergi borcuna ilişkin belgelerin ibraz edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının bu kredinin şirket amaçlarının dışında kullanıldığını ispatlayacak bilgi ve belgeyi sunmadığı, bu durumda sorumluluk iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de, işbu kredi ve vergi borcu ödenmemesi nedeniyle tahakkuk ettiğine göre, bu işlemler nedeniyle zararın gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durum karşısında, anılan işlemler dolayısıyla yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfetinin davalılara ait olduğu nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı vekilinin, davalı ... hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davalının ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/12/2008 tarihli kararı ile şahsi iflasına karar verildiği ve bu kararın 14/07/2010 tarihinde kesinleştiği, ikinci alacaklılar toplantısının 16/02/2012 tarihinde gerçekleştirildiği, her ne kadar mahkemece davacı tarafa iflas masasına başvurması için süre verildiği ve başvurunun iflas masasınca gerekçelendirilerek reddedildiği gerekçesine yer verilmiş ise de, dosya kapsamında bu yönde bir karar ya da bilgiye rastlanılamadığı gibi, İflas İdaresi vekilince verilen temyize cevap dilekçesinde de bu yönde bir başvuru ve red kararının bulunmadığının bildirildiğinin anlaşılması karşısında, anılan davalı yönünden davaya İİK'nin 235. maddesi uyarınca kayıt kabul davası olarak bakılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Denetçiler yönünden de «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası bulunmaktadır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ticari teamül · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teamül · kâr payı · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye «payı» bedelinin, ödeme gücü olmayan ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · feragat · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Denetçiler yönünden de «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası bulunmaktadır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, «feragat» nedeniyle davalılardan ... ve ... hakkındaki temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş olarak gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan «yönetim kurulu» üyeleri, denetçilerden ve yetkili şirket çalışanlarından tahsiline ilişkin olarak açılmış sorumluluk davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragate yetki · kimlik tespiti · kusur tespiti · sermaye taahhüdü · resen terkin · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ihya
Benzer bu karardaMahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı «temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir. (1) Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, 11/11/2015 «havale» tarihli dilekçe ile davalılardan ... ve ... hakkındaki temyiz isteminden «feragat» edildiği ve dilekçe ekinde bulunan «kimlik tespiti» uyarınca dilekçenin kararı temyiz eden davacı vekili tarafından verildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK'nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden «feragata yetki» verildiği anlaşılmıştır.
Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir.
Ayrıca, «şirket zararının» oluşması için, öncelikle «sermaye taahhüt» eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6920 E. 2014/18402 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Denetçiler yönünden de «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası bulunmaktadır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik · eksik inceleme · vekalet ücreti · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2- Bozma neden ve şekline göre «temlik» alan TMSF vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Kararı «temlik» alan TMSF vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
TTK’nun sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için bu «görevlere» göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4297 E. 2014/12955 K.
Ortak:kusur karinesi · kayıt kabul davası · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · iflas · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Denetçiler yönünden de «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası bulunmaktadır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, icra takip dosyası takip işlemlerinin sonuçlandırılmadığı, ayrıca asıl borçlu şirketin «iflasına» karar verilmiş olup, iflas masasına karşı bu alacakla ilgili «kayıt-kabul davası» bulunduğu, sözkonusu alacak ile ilgili iflas masasından tahsilat yapılıp yapılamayacağı hususunun belirgin olmadığı, davacı bankanın sözkonusu kredi nedeniyle uğra …
Ayrıca kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hafif kusur
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece anılan hükümler doğrultusunda, davalıların ağır veya «hafif kusur» ayrımına gidilmeksizin her türlü kusurlarından sorumlu olduklarının gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken, davalıların sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır kusurlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Denetçiler yönünden de «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası bulunmaktadır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · hisse senedi · temlik · kâr payı · ek tasfiye · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu zarar iddiasının soyut olduğu, davacı şirketin «defterlerinde» duran varlıklar içinde iştirak hisselerinin kayıtlı olduğu, davacının zararından bahsedilebilmek için hissesi alınan dava dışı şirketlerden hisse bedelinden daha düşük temettü gelirinin elde edilmesi veya bu şirketlerin «tasfiye» sürecine girip davacı hissesine isabet eden tasfiye «payının» tahsil edilememesinin gerektiği, oysa böyle bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiş ise de, davacı şirketin borç alarak yatırım yapmasının ticari olup olmadığı, ne …
… lüne uygun bir şekilde borçlanmak suretiyle ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri içinde yatırım yaparak kazanç getirici işler yapması gerekirken, «ticari teamüllere» uygun olmayarak basiretsiz bir şekilde her hangi bir dayanağı olmaksızın netice itibariyle yüksek bir kar elde edilmeksizin dava dışı şirketlerin hisselerini devra …
… hisse alımının tek başına zarar oluşturmadığı, buna ilişkin zararın ne olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, grup şirketlere verilen borç paranın da davacı «defterlerinde» alacak olarak göründüğü, verilen borçların tahsil edilemediğine veya borçlu şirketlerin aciz içinde olduğuna ilişkin bir delilin mevcut olmadığı, dolayısı ile buna …
Kararı, «temlik» alan TMSF vekili ve davalılardan ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18298 E. 2014/10035 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Denetçiler yönünden de «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası bulunmaktadır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
… un bulunmadığı, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise fazla ödeme yapılmış olmasında kasti bir eylemlerinin veya sorumluluk gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bir şirketin hata ve «hileye» uğratılarak fazla ödeme yapması halinde ödeme yapılan kişiye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 9.80 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · hile · şirket müdürü · anonim şirket
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
… un bulunmadığı, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise fazla ödeme yapılmış olmasında kasti bir eylemlerinin veya sorumluluk gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bir şirketin hata ve «hileye» uğratılarak fazla ödeme yapması halinde ödeme yapılan kişiye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 9.80 …
2-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürünün sorumluluklarına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı müdürün şirket borçlarından şahsen sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalıların ise kasti bir eylemlerinin veya sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8906 E. 2013/23023 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Denetçiler yönünden de «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası bulunmaktadır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · dava sebebi · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket adına denetim kurulu üyelerinin dava açma «yetkisinin» bulunduğu, «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, davalıların «yönetim kurulu» üyesi ve denetçi oldukları dönemde 2002-2003 yılı içerisinde değişik tarihlerde ticari «sebebi» açıklanamayan para aktarımlarının sözkonusu olduğu, paranın aktarıldığı dava dışı şirketlerin yönetim ve denetimine TMSF tarafından el konulduğu, bu şirketlerden A …
… ararlarına aykırı ve ticari dayanaktan yoksun olarak bazı grup firmalara fon aktarımı amacıyla ödemeler yapılması şeklinde açıklanmış olup, mahkemece de davalıların «yönetim kurulu» ve denetçi oldukları dönemde, 2002-2003 yılı içerisinde değişik tarihlerde, ticari «sebebi» açıklanmayan para aktarımlarının gerçekleştirildiğinin sabit olduğu kabul edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3131 E. , 2017/7391 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/11/2012 tarih ve 2011/13-2012/230 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirketin 22/12/1999 tarihinde TMSF’ne devredilen ... A.Ş. ve ... ile bağlantılı olduğunu ve 19/12/2001 tarihinde TMSF yönetim kurulunun 397 sayılı kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devir alındığını, yönetim ve denetimin TMSF’ye geçmesinden sonra şirketin bilgi ve dökümanlarına ulaşılmaya çalışıldığını, kanunen tutulması gereken defterlere ulaşamadıklarını, yeni yönetim kurulu üyelerince ulaşılan belgelerden de şirketin aciz içinde olduğunun anlaşıldığını, şirkette en son 1998 hesap yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığını daha sonraki toplantıların yapılmadığını, şirketin 14/3/2003 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına sunulan denetçi raporu ile şirketin trilyonlarca zarara uğratıldığı ve bu zarardan 1998-2001 tarihleri arasında görev yapmış olan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yerine getirmeleri gereken özen borcu nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 5.000,00 TL’nin faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talep miktarı arttırılmıştır.
Davalı ..., davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... ve ..., davalı ..., ..., ..., ..., ... , ... , ..., ... , ... l, ..., ..., ... ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının bir kısım davalılar hakkındaki davasından feragat ettiği, bir kısım davalılar hakkındaki davayı takip etmediği, davalı ... hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda İİK’nin iflasa ilişkin hükümlerine göre karar verilemeyeceği, kaldı ki davacı tarafa iflas masasına başvurması için süre verildiği, başvurunun iflas masasınca gerekçelendirilerek reddedildiği, davacının sorumluluk iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığı, sorumluluk davası maddi zarara dayalı bir tazminat davası olduğundan davalıların şahsi olarak hangi ediminin hangi zarara sebep olduğunun ve varlığının iddia edilen zararın ne kadarından davalıların her birinin sorumlu olduğunun belli olması ve bu hususun davacı tarafından ispatlamış olması gerektiği gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ..., ..., M.
Murat Eryurt, ..., ..., ..., ..., ..., Mustafa Ağ Ayşan, ... (Bayraktar), ..., ... mirasçıları, Bahadır Erdem, Bahattin Erdem ve ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın HMK’nin 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalı ... hakkındaki davada, bu davalı yönünden iflas kararı verildiği ve karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Nitekim TTK’nin 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nin 359. maddesinde düzenlenmiştir. Denetçiler yönünden de yönetim kurulu üyelerinde olduğu gibi ispat yükü ters çevrilmiş kusur sorumluluğu esası bulunmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, davacı tarafça genel olarak şirket zararının kötü yönetim ve denetim, 14/06/2007 tarihli dilekçe ile de, ... Finans Holding A.Ş’nin ... A.Ş’den 15/10/1999 tarihinde kullandığı kredi borcu ile 1999/09, 1999/12 ve 2000/3 tarihlerinde gerçekleşen vergi dairesi borcundan kaynaklandığının açıklandığı ve davalıların sorumlu oldukları miktarların belirtilerek kredi ve vergi borcuna ilişkin belgelerin ibraz edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının bu kredinin şirket amaçlarının dışında kullanıldığını ispatlayacak bilgi ve belgeyi sunmadığı, bu durumda sorumluluk iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de, işbu kredi ve vergi borcu ödenmemesi nedeniyle tahakkuk ettiğine göre, bu işlemler nedeniyle zararın gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durum karşısında, anılan işlemler dolayısıyla yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfetinin davalılara ait olduğu nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı vekilinin, davalı ... hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davalının ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/12/2008 tarihli kararı ile şahsi iflasına karar verildiği ve bu kararın 14/07/2010 tarihinde kesinleştiği, ikinci alacaklılar toplantısının 16/02/2012 tarihinde gerçekleştirildiği, her ne kadar mahkemece davacı tarafa iflas masasına başvurması için süre verildiği ve başvurunun iflas masasınca gerekçelendirilerek reddedildiği gerekçesine yer verilmiş ise de, dosya kapsamında bu yönde bir karar ya da bilgiye rastlanılamadığı gibi, İflas İdaresi vekilince verilen temyize cevap dilekçesinde de bu yönde bir başvuru ve red kararının bulunmadığının bildirildiğinin anlaşılması karşısında, anılan davalı yönünden davaya İİK'nin 235. maddesi uyarınca kayıt kabul davası olarak bakılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 19/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/389618700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz