Ttk 638/2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5132 E. 2017/6908 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 638/2↗ imza yetkisi↗ haklı sebep↗ şirket müdürü↗ fesih↗ ortaklık ilişkisi↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ teminat↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile diğer ortak arasında anlaşmazlıkların bulunduğu, bu anlaşmazlıkların zaman zaman hakaret ve küfürleşme düzeyine ulaştığı, davacının şirkete sokulmadığı, şirketin hiçbir faaliyetine katılmasının mümkün olmadığı hatta şirket defterlerinin incelenmesine de izin verilmediği, şirketi temsil yetkisinin elinden alındığı ve aralarındaki mevcut anlaşmazlıklar nedeniyle tarafların bir araya gelerek ortaklık ilişkisini devam etmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça, davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde şirketin fesih ve tasfiyesi istemleri ile açılan işbu davada, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesine göre “ Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.”
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça haklı sebep olarak, şirketin ortağı olduğu halde imza yetkisinin verilmediği, imza yetkisi olacağı zannı ile ortaklığa katılmayı kabul ettiği ancak daha sonra imza yetkisinin bulunmadığını öğrendiği, yapılan incelemede davalı şirket yetkilisi olan diğer ortağın kendisini 20 yıllık süre için münferiden yetkili olarak atadığı bilgisine ulaştığı, kuruluştan kısa bir süre sonra taraflar arasında uyuşmazlık başladığı, diğer ortağın davacının babasına olan borçlarını ödememesi nedeniyle aleyhinde icra takibi başlatıldığı, borç ödenmesine rağmen taraflar arasındaki husumet ve daha önceki uyuşmazlıklar nedeniyle şirket ortaklarının bir araya gelemedikleri ileri sürülmüştür. Ancak, davalı şirketin, davacı ve diğer ortak dava dışı Adil Akdemir tarafından 22/02/2008 tarihinde kurulduğu, Adil Akdemir’in şirket anasözleşmesi ile ilk 20 yıl münferiden yetkili şirket müdürü olarak seçildiği nazara alındığında, davacının imza yetkisinin bulunmadığı ve diğer ortağın kendisini müdür olarak atadığını sonradan öğrendiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacının babasının davalı aleyhine alacağından dolayı icra takibi başlatmasının da haklı sebep teşkil etmeyeceği, davacı tanık anlatımlarının da mahkemece haklı sebep olarak kabul edilen hususları ispata elverişli olmadığı ve bu itibarla, davacı tarafça haklı sebebin varlığının ispatlanamadığı nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5449 E. 2013/10908 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15047 E. 2015/1168 K.
Ortak:fesih · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça, davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemleri ile açılan işbu davada, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun «teminat» altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça «haklı sebep» olarak, şirketin ortağı olduğu halde imza «yetkisinin» verilmediği, «imza yetkisi» olacağı zannı ile ortaklığa katılmayı kabul ettiği ancak daha sonra imza yetkisinin bulunmadığını öğrendiği, yapılan incelemede davalı şirket yetkilisi olan diğer ortağın kendisini 20 yıllık süre için münferiden yetkili olarak atadığı bilgisine ulaştığı, kuruluştan kısa bir süre sonra taraflar arasında uyuşmazlık başladığı, diğer ortağın davacının babasına olan borçlarını ödememesi nedeniyle aleyhinde icra takibi başlatıldığı, borç ödenmesine rağmen taraflar arasındaki «husumet» ve daha önceki uyuşmazlıklar nedeniyle şirket ortaklarının bir araya gelemedikleri ileri sürülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosaya kapsamına göre, vergi dairesi kayıtlarına göre davalı şirket adına 2007 yılı kurumlar vergisi «beyannamesi» ve 2008 yılı Haziran ayına kadar KDV beyannameleri dışında başka beyanname verilmemesi üzerine vergi dairesince yapılan yoklamada şirketin adresinde bulunmadığı saptanarak 11/03/2009 tarihinde «resen terk» işlemi yapılarak vergi «kaydının» silindiği, «ticaret siciline» adres değişikliği yönünde bir bildirim yapılmadığı, şirket fiilen mevcut olmadığından davacı ve davalının şirket ortağı olmakta zorlanmalarına hukuki ve ekonomik açıdan yarar bulunmadığı, davacı ortağın sermaye dışında 90.000,00 TL'lik ödeme ile 11.500,00 TL tutarındaki şirket giderinin yarısının iadesi yönündeki talebinin mevcut delil durumu itibariyle mümkün olmadığı, «şirketin tasfiyesiz» feshi talep edilmiş ise de davalı şirketin ortaklarınca ödenmemiş sermaye alacağı olması ve davacının da alacak talebi bulunduğundan bu taleplerin yerine getirilmesi için şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile ...’nin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacı tarafın diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun «teminat» altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir” hükmünü haizdir.
Bu çerçevede, mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun «teminat» altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · limited şirket ortaklığı · resen terkin · ba beyannamesi · şirketin tasfiyesi · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosaya kapsamına göre, vergi dairesi kayıtlarına göre davalı şirket adına 2007 yılı kurumlar vergisi «beyannamesi» ve 2008 yılı Haziran ayına kadar KDV beyannameleri dışında başka beyanname verilmemesi üzerine vergi dairesince yapılan yoklamada şirketin adresinde bulunmadığı saptanarak 11/03/2009 tarihinde «resen terk» işlemi yapılarak vergi «kaydının» silindiği, «ticaret siciline» adres değişikliği yönünde bir bildirim yapılmadığı, şirket fiilen mevcut olmadığından davacı ve davalının şirket ortağı olmakta zorlanmalarına hukuki ve ekonomik açıdan yarar bulunmadığı, davacı ortağın sermaye dışında 90.000,00 TL'lik ödeme ile 11.500,00 TL tutarındaki şirket giderinin yarısının iadesi yönündeki talebinin mevcut delil durumu itibariyle mümkün olmadığı, «şirketin tasfiyesiz» feshi talep edilmiş ise de davalı şirketin ortaklarınca ödenmemiş sermaye alacağı olması ve davacının da alacak talebi bulunduğundan bu taleplerin yerine getirilmesi için şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile ...’nin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacı tarafın diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK’nun 638/2. maddesi uyarınca «limited şirket ortaklığından» haklı nedenle çıkma, «çıkma payı» ve davacı tarafça davalı şirkete ödendiği iddia olunan paraların tahsili istemine ilişkindir.
… de ve anılan yasa hükmü de nazara alınmak suretiyle hukuki değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, talepten farklı olarak davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» ve davacının dayandığı dekontlar ve deliller üzerinde durulmadan diğer taleplerin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5132 E. , 2017/6908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2015 tarih ve 2015/135-2015/880 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin diğer ortak tarafından şirketin işlemlerinden kasıtlı olarak uzak tutulduğunu, müvekkiline bilgi vermediğini, ortaklar arasında uyuşmazlık başladığını, diğer ortağın müvekkilinin babasına olan borçlarını uzun süredir ödemediği için aleyhine icra takibi başlatıldığını, ortaklar arasındaki husumet nedeniyle bir araya gelemediklerini, diğer ortakla yapılmaya çalışılan görüşmelerin de sonuçsuz kaldığını, ortaklık ilişkisinin devamının müvekkil açısından imkansız hale geldiğini ileri sürerek, ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine aksi takdirde davalı şirketin mevcut durumunun incelenerek gereğinde fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile diğer ortak arasında anlaşmazlıkların bulunduğu, bu anlaşmazlıkların zaman zaman hakaret ve küfürleşme düzeyine ulaştığı, davacının şirkete sokulmadığı, şirketin hiçbir faaliyetine katılmasının mümkün olmadığı hatta şirket defterlerinin incelenmesine de izin verilmediği, şirketi temsil yetkisinin elinden alındığı ve aralarındaki mevcut anlaşmazlıklar nedeniyle tarafların bir araya gelerek ortaklık ilişkisini devam etmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça, davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde şirketin fesih ve tasfiyesi istemleri ile açılan işbu davada, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesine göre “ Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.”
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça haklı sebep olarak, şirketin ortağı olduğu halde imza yetkisinin verilmediği, imza yetkisi olacağı zannı ile ortaklığa katılmayı kabul ettiği ancak daha sonra imza yetkisinin bulunmadığını öğrendiği, yapılan incelemede davalı şirket yetkilisi olan diğer ortağın kendisini 20 yıllık süre için münferiden yetkili olarak atadığı bilgisine ulaştığı, kuruluştan kısa bir süre sonra taraflar arasında uyuşmazlık başladığı, diğer ortağın davacının babasına olan borçlarını ödememesi nedeniyle aleyhinde icra takibi başlatıldığı, borç ödenmesine rağmen taraflar arasındaki husumet ve daha önceki uyuşmazlıklar nedeniyle şirket ortaklarının bir araya gelemedikleri ileri sürülmüştür.
Ancak, davalı şirketin, davacı ve diğer ortak dava dışı Adil Akdemir tarafından 22/02/2008 tarihinde kurulduğu, Adil Akdemir’in şirket anasözleşmesi ile ilk 20 yıl münferiden yetkili şirket müdürü olarak seçildiği nazara alındığında, davacının imza yetkisinin bulunmadığı ve diğer ortağın kendisini müdür olarak atadığını sonradan öğrendiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacının babasının davalı aleyhine alacağından dolayı icra takibi başlatmasının da haklı sebep teşkil etmeyeceği, davacı tanık anlatımlarının da mahkemece haklı sebep olarak kabul edilen hususları ispata elverişli olmadığı ve bu itibarla, davacı tarafça haklı sebebin varlığının ispatlanamadığı nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/389134800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz