Re'sen terkin edilen şirketin ihyası ve hak düşürücü süre değerlendirmesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1492 E. 2024/1371 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Şirketin ihyasıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Tasfiye Memuru Atanması mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
TTK geçici 7. maddesi uyarınca re'sen terkin edilen bir şirketin ihyası istenirken, maddede öngörülen beş yıllık başvuru süresine ilişkin ibarenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması hâlinde, bu iptal kararı henüz kesin hüküm hâlini almamış derdest davalara uygulanır; dolayısıyla iptal tarihinden önce beş yıllık süre dolmuş olsa da davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerekmez. Ayrıca, terkin işlemine taraf olmayıp yalnızca terkinden önceki şirket yetkilisi sıfatıyla tasfiye memuru olarak atanan ve davaya katılan kişi, davanın açılmasına kusuruyla sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez; ancak aleyhine karar verilmiş olması nedeniyle istinaf hakkı bulunmaktadır.
Ele alınan sorunlar
İhya davasında beş yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği → ret
İddia: Tasfiye memuru vekili, şirketin 13/08/2014 tarihinde terkin edildiğini, beş yıllık hak düşürücü sürenin 13/08/2019'da dolduğunu, davanın ise 04/01/2023'te açıldığını belirterek davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Anayasa Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli, 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı kararı ile TTK geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan 'silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde' ibaresinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği ve 15/09/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı görülmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasına göre iptal kararları geriye yürümez; ancak bu ilke hukuk güvenliğini sağlamak amacıyla kesin hüküm hâllerini korumak içindir. Somut norm denetiminde Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, itiraz yoluna başvuran mahkeme bu kararı uygulamak zorundadır; aksi hâlde itiraz yoluna başvurmanın bir anlamı kalmaz. Bu nedenle, somut norm denetimi yoluyla verilen iptal kararlarının, kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunludur. Eldeki dava kesin hüküm hâlini almadığından, iptal edilen beş yıllık süre ibaresi uygulanamaz. Bu nedenle tasfiye memuru vekilinin hak düşürücü sürenin geçtiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Şirketin ihyası talebinin esastan kabulü → kabul
Gerekçe: TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce veya 01/07/2015 tarihine kadar münfesih hâle gelen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın re'sen terkin edilebileceği, ancak şirketin devam eden bir davasının bulunması hâlinde bu madde hükmünün uygulanmayacağı düzenlenmiştir. TTK 547. madde uyarınca, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin gerekli olduğu anlaşılırsa, tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahibi veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden bu işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebileceği, mahkemenin istemi yerinde görürse ek tasfiye için yeniden tescile ve tasfiye memuru atanmasına karar vereceği düzenlenmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü sicilinde kayıtlı şirketin TTK geçici 7. madde uyarınca 13/08/2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, Fethiye 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde derdest davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla şirketin ihyasının gerektiği belirlenmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Terkinden önceki şirket yetkilisinin/tasfiye memurunun istinaf hakkı ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle yargılama giderlerinden sorumluluğu → kabul
İddia: Tasfiye memuru vekili, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, buna rağmen aleyhine vekalet ücreti, harç ve yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Eldeki davada terkin işlemini yapan davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü olup, tasfiye memuru olarak atanan kişi terkinden önceki şirket yetkilisidir. Tasfiye memuru ve şirket yetkilisi sıfatıyla kendisine tebligat yapılarak davaya katılmış ve aleyhine karar verilmiş olduğundan kararı istinaf etme hakkı bulunmaktadır; bu nedenle istinaf incelemesi esastan yapılmıştır. Şirketin eski tasfiye memuru, davanın açılmasına kusuruyla sebebiyet vermediğinden, davaya katılan tasfiye memuru aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, TTK geçici 7. maddesindeki beş yıllık başvuru süresine ilişkin ibarenin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesinin, henüz kesin hüküm hâlini almamış derdest ihya davalarına uygulanacağına ilişkin somut norm denetimi ilkesini ortaya koyması yönüyle emsal niteliktedir; ayrıca terkinden önceki şirket yetkilisi sıfatıyla tasfiye memuru olarak atanan kişinin davanın açılmasına sebebiyet vermemesi hâlinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağına dair tespiti de bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- TTK geçici 7. madde uyarınca sicilden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar, silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını talep edebilir; ancak bu beş yıllık sürenin geçtiği ibare Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiğinden, iptal kararı henüz kesin hüküm hâlini almamış derdest davalara uygulanır ve bu davalarda beş yıllık süre geçmiş olsa da usulden ret sebebi oluşturmaz.
- Dava şartı
- hak düşürücü süre (TTK geçici 7. madde kapsamında beş yıllık başvuru süresi)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TTK geçici 7. madde↗ re'sen terkin↗ şirketin ihyası↗ hak düşürücü süre↗ Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürümesi↗ somut norm denetimi↗ ek tasfiye↗ tasfiye memuru↗ taraf teşkili↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1492
KARAR NO 2024/1371
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/02/2024
NUMARASI 2023/9 Esas - 2024/74 Karar
DAVA
Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/10/2024
Davanın kabulüne ilişkin kararın tasfiye memuru ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... Tic AŞ, ... Tic AŞ ile ... Kiralama AŞ'yi hasım göstererek Fethiye 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 2009/512 Esas, 2018/322 Karar sayılı dava dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açtığını, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir BAM 9. HDnce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği kararın, davalı ... A.Ş. tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. HDnin 20/09/2022 tarih ve 2021/6233 Esas, 2022/10872 Karar sayılı ilamı ile ticaret sicilinden terkin edilen davalı ... Tic AŞ şirketinin ihyası ve tasfiye memurunun atanması gerektiği bildirilerek kararın bozulduğunu ,taraf teşkilinin sağlanması için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ..
nolu sicilinde kayıtlı, ... mersis numaralı, ... Ticaret A.Ş. unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilerek tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir.
CEVAP
1-Davalı ... vekili; re’sen terkin işleminin, 6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 6102 sayılı TTK nın Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünce bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2- Tasfiye Memuru vekili; huzurdaki dava 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davanın bu sebeple usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı ... Ticaret A.Ş.'de İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından geçici 7.madde kapsamında belirtilen şirketler kapsamına alındığını 13.08.2014 tarihinde şirketin sicil kaydının resen terkin edildiğini, şirketin olağan genel kurul toplantısın da en son 2008 yılı için 27.02.2009 tarihinde yapıldığını, görüleceği üzere huzurdaki dava şirketin terkin tarihinden 8,5 yıl geçtiğini ,davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun yasal hasım konumunda bulunduğu, davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından yargılama giderleri ile sorumlu tutulmaması gerektiği, TTK'nın 547/2 maddesi gereğince tescile karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanması gerektiği, getirtilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası istenen şirketin terkinden önceki tasfiye işlemlerini ...'in yürüttüğü ve şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunduğu, ek tasfiye işlemlerinin yürütülebilmesi için yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... numaralı siciline kayıtlı ... Tic A.Ş unvanlı şirketin İzmir BAM 9.
H.D'nin 2018/2428 E sayılı dosyasına münhasır olmak üzere sicilden terkin kaydının iptali ile yeniden ihyasına, sicile kayıt, tescil ve ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Tasfiye Memuru ... vekili; müvekkilinin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı ... Tic AŞ'de İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından geçici 7. madde kapsamında belirtilen şirketler kapsamına alındığını, şirketin 13.08.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyası isteyebileceğini, ... TicAŞ'nin ihyası istenebilmesi için beş yıllık hak düşürücü sürenin bittiği tarihin 13.08.2019 olduğunu ancak huzurdaki davanın şirket terkin tarihinden sekiz buçuk yıl, beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 04.01.2023 tarihinde açıldığını, TTK nın geçici madde 7 uyarınca resen terkin işlemleri sebeplerinden sayılan durumlardan olan şirketin son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılmadığını ve iptal kararının elde açılan davadan sonra ki tarihli olduğunu ,müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasına rağmen davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkili aleyhine vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı TTK.'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen terkin edilen şirketin ihyası davasıdır.6102 sayılı TTK'nın geçici 7.maddesi gereğince; 01/07/2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacak olup anonim ve limited şirketler 559 sayılı TTK'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce veya 01/07/2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurala tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle re'sen terkin edilebilecektir.
Ticaret Sicil Müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilecek olup bu şirketler tasfiye memuru bildirmeleri halinde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirilmediği taktirde şirketlerin unvanı ise ticaret sicilden re'sen silineceği, ancak şirketin devam eden davasının bulunması halinde bu madde hükmünün uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını talep edebilecektir. TTK'nın 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı TTK’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline dair, 15/09/2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı ve 22/06/2023 tarihli "İptal" kararının eldeki uyuşmazlığa etkisi incelenmelidir. Anayasanın 153. maddesinin 5. fıkrasına göre iptal kararları geriye yürümez. İptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin hükmün temel amacı iptal edilen kanuna veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmüne dayanılarak daha önce yapılan işlemlerin geçerliliklerinin korunmasını sağlamaktır.
Bununla birlikte, somut norm denetiminde, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse itiraz yoluna başvuran mahkeme iptal kararını uygulamak zorunda olup bu durumda iptal kararı geriye yürüyecektir; aksinin kabulü hâlinde ise mahkemeler açısından itiraz yoluna başvurulmasının bir anlamı olmayacaktır.Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almış yargı ve idare kararları saklı kalmak şartıyla geriye yürüdüğünü kabul etmek gerekmektedir. İptal kararlarının geriye yürümemesi “hukuk güvenliğini sağlamak” amacı ile konulduğuna göre, bu ilke yalnızca kesin hüküm hâllerinde ifade eder. [Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku (Genel Esaslar), 23.
Bası, İstanbul 2019, s.264-265]Yapılan bu açıklamalara göre somut norm denetimi yoluyla verilen Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunludur.29/5/2024 tarihli ve 32560 sayılı Resmi Gazete’de 7511 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. TTK'nın geçici 7. maddesine (15) fıkradan sonra eklenen, (Ek cümle:23/5/2024-7511/16 madde) Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." cümlesi ilave edilerek, kanun hükmünün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...
sicil numarası ile sicile kayıtlı ... Tic AŞ'nin geçici 7. Maddesi uyarınca 5174 sayılı kanun 10.md uyarınca re'sen 13/08/2014 tarihinde terkin edildiği, Fethiye 1 Asliye (iş) Hukuk Mahkemesinde derdest davada taraf teşkili sağlanmak üzere şirketin ihyası gerektiği belirlenmektedir.Tasfiye memuru vekilinin hakdüşürücü sürenin geçtiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.Ancak ;elde ki davada davalı ... tarafından terkin yapılması sözkonusu olup ; tasfiye memuru olarak atanan ... terkinden evvel ki şirket yetkilisidir.Tasfiye memuru ve şirket yetkilisi olarak tarafına tebligat yapılarak davaya katılmış olup ;aleyhine karar verildiğinden kararı istinaf hakkı bulunduğundan istinaf incelemesi esastan yapılmıştır.
Şirketin eski tasfiye memuru olmadığından kusuruyla davanın açılmasına da sebeb olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davalı tasfiye memuru ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davaya katılan tasfiye memuru dava açılmasına sebebiyet vermediğinden tasfiye memuru aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Tasfiye memuru ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2024 Tarih 2023/9 Esas 2024/75 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; Davanın Kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... numaralı siciline kayıtlı ... Tic A.Ş ünvanlı şirketin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. H.D'nin 2018/2428 E sayılı ( evveliyeti Fethiye 1 Asliye Hukuk 2009/512 - 2018/322 E-K ) dosyasına münhasır olmak üzere sicilden terkin kaydının iptali ile yeniden ihyasına, sicile kayıt, tescil ve ilanına, Tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 427,60-TL karar harcından davacı tarafından yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile eksik olan 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye ödenmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Tasfiye Memuru tarafından yatırılan 427,60-TL istinaf karar harcının talep halinde tasfiye memuruna iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/10/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/38826 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi