Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8692 E. 2017/6679 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem şartı↗ komisyon alacağı↗ erken kapama komisyonu↗ genel işlem koşulu↗ ticari işletme↗ ipotek↗ tbk 99↗ komisyon↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ dosya masrafı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif masraflar, erken kapama komisyonu ücreti, ipotek fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması genel işlem şartına açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerektiği, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle kredi tahis ücreti ve dosya masrafı adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu kredilerden altı adedi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona
erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, komisyon ve masrafa ilişkin sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekmektedir.
01/07/2012 tarihinden sonra akdedilen kredi sözleşmeleri bakımından yazılmamış sayılan sözleşme hükmünün sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir. Ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 20. maddesi uyarınca tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Davalı banka tacir olup dava konusu kredi davalının ticari işletmesiyle ilgili işlemlerindendir. Yine, taraflar arasındaki kredi sözleşmelerinde komisyon alacağı kararlaştırıldığına göre tacir olan davalının verdiği hizmet karşılığında komisyon adı altındaki ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Ancak, sözleşmede kararlaştırılan bu hükümde hangi işlemler için ne oranda komisyon alınacağının belirlenmediği, davalı banka tarafından tek taraflı olarak komisyon ve oranının belirlenmesi durumunda bu oranın aynı tür krediler için diğer bankalarca uygulanan emsal oranlara uygun olması gerekmektedir. Banka kayıtları ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, davalının tahsil ettiği tutarın uygun olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile bilirkişi raporu alınıp, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13227 E. 2018/841 K.
Ortak:genel işlem şartı · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, «komisyon» ve «masrafa» ilişkin sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti, «ipotek» fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerekti …
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri …
Benzer bu karardaBu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmesinin» akdedildiği tarih .../... itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nin ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilenin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve masraf adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı, yaptığını iddia ettiği masrafları ispatlayıp ispatlayamadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı, kesintinin hangi ad altında yapıldığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… dosya kapsamına göre, önceden hazırlanan tip sözleşmelerde sözleşmenin diğer tarafının pazarlık gücüne sahip olmadığı, sözleşmede davacı yan aleyhine konulan dosya «masrafı» adı altında yazılan muhtelif masrafların yazılmamış sayılacağı ve yazılmamış sayılan bu kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının açıkça «genel işlem şartına» aykırı kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 100 TL'nin dava tarihinden 3.050,00 TL'nin ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmüne haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · ıslah · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, önceden hazırlanan tip sözleşmelerde sözleşmenin diğer tarafının pazarlık gücüne sahip olmadığı, sözleşmede davacı yan aleyhine konulan dosya «masrafı» adı altında yazılan muhtelif masrafların yazılmamış sayılacağı ve yazılmamış sayılan bu kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının açıkça «genel işlem şartına» aykırı kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 100 TL'nin dava tarihinden 3.050,00 TL'nin ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmesinin» akdedildiği tarih .../... itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nin ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilenin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve masraf adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı, yaptığını iddia ettiği masrafları ispatlayıp ispatlayamadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı, kesintinin hangi ad altında yapıldığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9808 E. 2016/4410 K.
Ortak:ipotek · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, «komisyon» ve «masrafa» ilişkin sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti, «ipotek» fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerekti …
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · hizmet bedeli · ticari kredi · dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1512 E. 2017/4240 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, «komisyon» ve «masrafa» ilişkin sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti, «ipotek» fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerekti …
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka şubesinden «genel kredi sözleşmesi» kapsamında 01/10/2009 tarihinde 60 ay vadeli olarak 400.000,00 TL tutarlı «taksitli ticari kredi» kullandığını, kredi kullandırım tarihinde davacıdan «kredi kullandırım komisyonu» olarak 7.619,05 TL tahsil olunduğu, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde "komisyonun" tutarı veya oranının belirlenmediği, sözleşmenin tip sözleşm …
2- Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kullandırım komisyonu · taksitli ticari kredi · ticari kredi · genel kredi sözleşmesi · dava sebebi · eksik inceleme · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka şubesinden «genel kredi sözleşmesi» kapsamında 01/10/2009 tarihinde 60 ay vadeli olarak 400.000,00 TL tutarlı «taksitli ticari kredi» kullandığını, kredi kullandırım tarihinde davacıdan «kredi kullandırım komisyonu» olarak 7.619,05 TL tahsil olunduğu, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde "komisyonun" tutarı veya oranının belirlenmediği, sözleşmenin tip sözleşm …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanmakta olup, henüz 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6872 E. 2017/4789 K.
Ortak:genel işlem şartı · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, «komisyon» ve «masrafa» ilişkin sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti, «ipotek» fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerekti …
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri …
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartlarına» açıkça aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşme olduğunu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağını, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı kabul edileceğini, davacıdan 29/12/2006 tarihinde tahsil edilen 2.000,00 TL'nin, 31/08/2008 tarihinde tahsil edilen 800,00 TL'nin ve 05/05/2014 tarih …
Dava, taraflar arasında imzalanan 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve «komisyon bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon bedeli · ticari kredi
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında imzalanan 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen «masraf» ve «komisyon bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalı bankadan «ticari kredi» kullandığını, bu krediler uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürmüştür.
Bu durumda mahkemece, dava konusu «kredi sözleşmelerinin» 29/12/2006 ve 31/01/2008 tarihli olduğu, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ve «ticari kredi» mahiyetindeki kredi sözleşmeleri hakkında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sözleşmelerin standart sözleşme niteliğinde bulunduğu, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartlarına» açıkça aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14489 E. 2017/775 K.
Ortak:kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaBu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti, «ipotek» fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerekti …
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle kredi tahis ücreti ve dosya «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAyrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine ilişkin hüküm olmakla birlikte miktar ve oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. adı altında kesilen masraf miktar yada oranları sorulup karşılaştırılarak davalı tarafından tahsil edilen dosya masrafının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gere …
Dava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · istirdat · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine ilişkin hüküm olmakla birlikte miktar ve oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. adı altında kesilen masraf miktar yada oranları sorulup karşılaştırılarak davalı tarafından tahsil edilen dosya masrafının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gere …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5626 E. 2017/3659 K.
Ortak:komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti, «ipotek» fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerekti …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, «komisyon» ve «masrafa» ilişkin sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri …
Benzer bu karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kredi sözleşmesi · dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8754 E. 2017/5189 K.
Ortak:genel işlem şartı · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, «komisyon» ve «masrafa» ilişkin sözleşme hükümlerinin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif «masraflar», «erken kapama komisyonu» ücreti, «ipotek» fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerekti …
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8692 E. , 2017/6679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/02/2016 tarih ve 2015/513-2016/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan farklı tarihlerde kullanmış olduğu kredilerinden komisyon ve kredi tahsis ücreti adı altında toplam 4.850 TL kesinti yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu ileri sürerek davalıdan faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu edilen tüm kredilerin ticari olduğunu, kesintilerin davacı ile yapılan kredi sözleşmelerine uygun olduğunu, müvekkilinin tacir olduğunu, bu nedenle uygun bir ücret talep edebileceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerin tip sözleşme olduğu, bu sözleşmelerde davacı aleyhine konulan muhtelif masraflar, erken kapama komisyonu ücreti, ipotek fek ücreti alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılacağı, bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması genel işlem şartına açıkça aykırı olduğu, davalı banka tarafından komisyon ücreti, kredi tahsisi ücreti adı altında toplam 4.850 TL'nin tahsil edildiği, bu kesintilerin iadesi gerektiği, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle kredi tahis ücreti ve dosya masrafı adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu kredilerden altı adedi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona
erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken mahkemece, komisyon ve masrafa ilişkin sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekmektedir.
01/07/2012 tarihinden sonra akdedilen kredi sözleşmeleri bakımından yazılmamış sayılan sözleşme hükmünün sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir. Ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 20. maddesi uyarınca tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Davalı banka tacir olup dava konusu kredi davalının ticari işletmesiyle ilgili işlemlerindendir. Yine, taraflar arasındaki kredi sözleşmelerinde komisyon alacağı kararlaştırıldığına göre tacir olan davalının verdiği hizmet karşılığında komisyon adı altındaki ücrete hak kazandığının kabulü gerekir.
Ancak, sözleşmede kararlaştırılan bu hükümde hangi işlemler için ne oranda komisyon alınacağının belirlenmediği, davalı banka tarafından tek taraflı olarak komisyon ve oranının belirlenmesi durumunda bu oranın aynı tür krediler için diğer bankalarca uygulanan emsal oranlara uygun olması gerekmektedir. Banka kayıtları ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, davalının tahsil ettiği tutarın uygun olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile bilirkişi raporu alınıp, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/385346300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz