Şirketten çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4217 E. 2017/6360 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tavzih↗ şirketin feshi↗ i̇i̇k 265↗ fesih↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ iflas↗ ıslah↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket hakkında ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/278 E.-265 sayılı kararında iflas davasının reddine karar verildiği, yine şirket hakkında ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/582 E. ile 2014/40 K. sayılı dosyasında davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, iflas kararı verilinceye kadar iflastan önce davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilse dahi dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin talebinde hukuki yararı bulunduğu, davacının ortaklık payının ve ödeme inkar payının ödenmesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerinden şirketin feshi ve tasfiye kararının dosyamıza etkisi olmadığı gerekçesiyle davacının dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine, ortaklık payı ve kâr payı ödenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının Dairemizin uyulan bozma ilamı dışında kalmış olmasına göre aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirketten çıkmaya izin verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Tavzih yolu, bir hükmün anlaşılmayacak biçimde müphem bulunması veya açıklıkla anlaşılamaz (gayri vazıh) ve çelişik (mütenakız) fıkraları taşıması durumunda hükümdeki gerçek anlamı meydana çıkarması amacıyla başvurulan bir yasal yoldur. 6100 sayılı HMK'nın 304. ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde tavzihinin istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir. Mahkeme, hükmü yalnız tavzih etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Bu nedenle de mahkeme, hüküm kurmadığı bir konuda, hükümde unutmuş olduğu gerekçesiyle tavzih yolu ile karar verip, bu hususu da hükme ekleyemez, miktarları da değiştiremez.
Somut olayda, davacı, dava dilekçesinde hangi tarihten itibaren davalı şirketten çıkmasına izin verilmesini istediğini belirtmediği gibi davacı tarafından bu konuda ıslah da yapılmamıştır. Uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere mahkemenin hüküm kurmadığı bir konuda tavzih yolu ile hükme ekleme yapamayacak olmasına ve davacının çıkmasına izin verilmesine ilişkin asıl kararın Dairemizin 2015/611 esas – 2015/5481 karar sayılı ilamında tavzih kararına dair bozmanın kapsamı dışında kalmış olmasına göre, mahkemece davacının hüküm fıkrasına ''dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren'' ibaresinin eklenmesine yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/611 E. 2015/5481 K.
Ortak:tavzih · kâr payı · dava şartı · Şirketten çıkma
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/582 E. ile 2014/40 K. sayılı dosyasında davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, «iflas» kararı verilinceye kadar iflastan önce davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilse dahi dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin talebinde hukuki yararı bulunduğu, davacının ortaklık «payının» ve ödeme inkar payının ödenmesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerinden «şirketin feshi» ve «tasfiye» kararının dosyamıza etkisi olmadığı gerekçesiyle davacının dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine, ortaklık payı ve kâr payı öd …
6100 sayılı HMK'nın 304. ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Mahkeme, hükmü yalnız «tavzih» etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, davacının ortaklık «payının» ve ödeme inkar payından «feragat» etmesi sebebiyle bu taleplerin reddi ile bilirkişi raporundaki değerlendirme doğrultusunda ortaklıktan çıkmakta haklı sebepleri olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekilinin «tavzih» talebi üzerine mahkemece talep kabul edilerek, hüküm fıkrasının 1. maddesinin “....Davacının ...
Şti'nden dava tarihi olan 02.12.2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine...” şeklinde «tavzihine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · feragat
Benzer bu karardaMahkemece dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının temyizi üzerine karar, Dairemizin 2012/9419 esas- 2013/8579 karar sayılı ilamı ile, davacının vekaletnamesinde adresinin belli olduğu, dava şartı yokluğu bulunmadığı, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacının ortaklık «payının» ve ödeme inkar payından «feragat» etmesi sebebiyle bu taleplerin reddi ile bilirkişi raporundaki değerlendirme doğrultusunda ortaklıktan çıkmakta haklı sebepleri olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12513 E. 2010/3817 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda6100 sayılı HMK'nın 304. ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Mahkeme, hükmü yalnız «tavzih» etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Bu nedenle de mahkeme, hüküm kurmadığı bir konuda, hükümde unutmuş olduğu gerekçesiyle «tavzih» yolu ile karar verip, bu hususu da hükme ekleyemez, miktarları da değiştiremez.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı vekilinin «tavzih» talebine ilişkin evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen karar Dairemizce “HUMK.nun 456 ve 457. maddelerinde tavzih isteminde uyulması gereken usul kurallarının düzenlendiği, buna göre tavzih dilekçesinin bir nüshasının karşı tarafa tebliği gerektiği, somut olayda anılan hususa uyulmadan tavzihe karar verilmesi suretiyle davacı tarafın tavzih istemine karşı beyanda bulunma hakkından yoksun bırakılmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davacı vekilinin tavzih talebine ilişkin beyanları alındıktan sonra, kesinleşen mahkeme kararının «uyuşmazlık konusu» “...” kelimesinin kullanımı ile ilgili olduğu, “...” kelimesinin tamamen kullanımının yasaklanmış olmayıp iş bu karar ekindeki fotoğraflarda gösterilen ve anılan ilamda «haksız rekabet» olarak nitelendirilen biçimde kullanılmasının yasaklandığı belirtilmiştir.
İstem, kesinleşerek «infazına» başlanmış bulunan mahkeme hükmünün infazında yaşanan sıkıntı ve tereddüdün giderilmesi amacıyla «tavzihine» ilişkindir.
HUMK'nın 455 ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · uyuşmazlık konusu · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, davalı vekilinin «tavzih» talebine ilişkin evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen karar Dairemizce “HUMK.nun 456 ve 457. maddelerinde tavzih isteminde uyulması gereken usul kurallarının düzenlendiği, buna göre tavzih dilekçesinin bir nüshasının karşı tarafa tebliği gerektiği, somut olayda anılan hususa uyulmadan tavzihe karar verilmesi suretiyle davacı tarafın tavzih istemine karşı beyanda bulunma hakkından yoksun bırakılmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davacı vekilinin tavzih talebine ilişkin beyanları alındıktan sonra, kesinleşen mahkeme kararının «uyuşmazlık konusu» “...” kelimesinin kullanımı ile ilgili olduğu, “...” kelimesinin tamamen kullanımının yasaklanmış olmayıp iş bu karar ekindeki fotoğraflarda gösterilen ve anılan ilamda «haksız rekabet» olarak nitelendirilen biçimde kullanılmasının yasaklandığı belirtilmiştir.
İstem, kesinleşerek «infazına» başlanmış bulunan mahkeme hükmünün infazında yaşanan sıkıntı ve tereddüdün giderilmesi amacıyla «tavzihine» ilişkindir.
Somut olayda, davalı vekilinin verdiği «tavzih» dilekçesinde, kesinleşen mahkeme kararının icrasında problemler oluştuğu, mahkeme kararında ... kelimesinin tamamen yasaklanıp yasaklanmadığının açıklanması gerektiği ileri sürülmüş, mahkemece tavzih kararında, kesinleşen hükümde, “...” kelimesinin tamamen kullanımının yasaklanmadığı, karar ekindeki fotoğraflarda gösterilen şekilde «haksız rekabet» doğuracak biçimde kullanılmasının yasaklandığı belirtilmiş ise de, mahkemece hükmün gerekçesi tavzih edilecek şekilde ve daha önce hüküm kurmadığı şekilde hükme ye …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3863 E. 2019/7395 K.
Ortak:tavzih · kâr payı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/582 E. ile 2014/40 K. sayılı dosyasında davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, «iflas» kararı verilinceye kadar iflastan önce davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilse dahi dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin talebinde hukuki yararı bulunduğu, davacının ortaklık «payının» ve ödeme inkar payının ödenmesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerinden «şirketin feshi» ve «tasfiye» kararının dosyamıza etkisi olmadığı gerekçesiyle davacının dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine, ortaklık payı ve kâr payı öd …
6100 sayılı HMK'nın 304. ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Mahkeme, hükmü yalnız «tavzih» etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıyı aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraf arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD'de belirtilen miktardaki parayı ödediğinin kabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50., gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticinin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 42.439,29 TL'nin 28/12/2007 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş, davacı vekili 11/09/2017 tarihli dilekçesi ile «tashih», davalı şirket vekili 19/06/2017 tarihli dilekçe ile «tavzih» isteminde bulunmuş, mahkemece 12/06/2019 tarihli kararla davacı vekilinin talebinin kabulüne ve ayrıca karar başlığındaki, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ile Kom …
6100 sayılı HMK'nın 304 ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Mahkeme, hükmü yalnız «tavzih» etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tashih · hisse devri · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · def'i · ortaklık ilişkisi · haksız fiil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıyı aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraf arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD'de belirtilen miktardaki parayı ödediğinin kabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50., gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticinin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 42.439,29 TL'nin 28/12/2007 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş, davacı vekili 11/09/2017 tarihli dilekçesi ile «tashih», davalı şirket vekili 19/06/2017 tarihli dilekçe ile «tavzih» isteminde bulunmuş, mahkemece 12/06/2019 tarihli kararla davacı vekilinin talebinin kabulüne ve ayrıca karar başlığındaki, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ile Kom …
Davacı vekili, davalıların yüksek kâr «payı» verileceği ve yatırılan paraların istenildiği zaman iade edileceği vaatleriyle para topladığını, bu şekilde müvekkilinin «dolandırıldığını» ve müvekkilinden 30/03/2000 tarihli, ''Ortaklık Durum Belgesi'' adlı belge ile 57.905 DM alındığını ileri sürerek, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitini ve 57.905 DM (29.606,36 Euro)'nun karşılığı olan 50.579,50 TL'nin tahsilini talep etmiş, mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı şek …
3- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, davalı şirketlerin birleşmesi ve «kayda» alınması amacıyla SPK’ya kendilerinin verdikleri 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazıların ekine ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiş ve daha sonra davalı şirketler ise, hissedarlar arası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirke …
3 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3868 E. 2019/7396 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda6100 sayılı HMK'nın 304. ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Mahkeme, hükmü yalnız «tavzih» etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Bu nedenle de mahkeme, hüküm kurmadığı bir konuda, hükümde unutmuş olduğu gerekçesiyle «tavzih» yolu ile karar verip, bu hususu da hükme ekleyemez, miktarları da değiştiremez.
Benzer bu kararda1-Mahkemece verilen 12/06/2019 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; «tavzih» yolu, bir hükmün anlaşılmayacak biçimde müphem bulunması veya açıklıkla anlaşılamaz (gayri vazıh) ve çelişik (mütenakız) fıkraları taşıması durumunda hükümdeki gerçek anlamı meydana çıkarması amacıyla başvurulan bir yasal yoldur.
6100 sayılı HMK'nın 304 ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Mahkeme, hükmü yalnız «tavzih» etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tashih · faiz başlangıç tarihi · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… e bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıyı aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD’de belirtilen miktardaki parayı ödediğinin kabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50., gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticinin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı Kombassan Holding A.Ş.'nin ortağı olmadığının tespitine, 102.670,04 TL'nin 02/05/2010 dava tarihinden değişen oranlarda avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin 12/09/2017 tarihli dilekçesi ile «tashih» isteminde bulunulmuş, mahkemece 12/06/2019 tarihli kararla talebin kabulüne karar verilmiştir.
3-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Inc. arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, ancak bu yabancı şirketten temin edilen kredilerin kredi niteliği taşımadığı, Kombassan Grubu şirketlere sermaye olarak konulması planlanan tutarlar olduğu şüphesini uyandırdığı, bu nedenle davalının anılan belgeye dayalı olarak ödemede bulunulduğu savunmasının nazara alınamayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.
4-Ayrıca, mahkemece «faiz başlangıç tarihinin» dava tarihi olduğu belirtilerek hükmedilen alacağın 02/05/2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, dava tarihinin 03/05/2010 olduğu nazara alınmaksızın, faiz başlangıcının 02/05/2010 tarihi olarak esas alınması da doğru olmamış, bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3087 E. 2019/7898 K.
Ortak:şirketin feshi · i̇i̇k 265 · fesih · hukuki yarar · kâr payı · ek tasfiye · iflas · dava şartı · Şirketten çıkma
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/582 E. ile 2014/40 K. sayılı dosyasında davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, «iflas» kararı verilinceye kadar iflastan önce davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilse dahi dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin talebinde hukuki yararı bulunduğu, davacının ortaklık «payının» ve ödeme inkar payının ödenmesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerinden «şirketin feshi» ve «tasfiye» kararının dosyamıza etkisi olmadığı gerekçesiyle davacının dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine, ortaklık payı ve kâr payı öd …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/278 E.-«265» sayılı kararında «iflas» davasının reddine karar verildiği, yine şirket hakkında ...
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/582 E. ile 2014/40 K. sayılı dosyasında davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, «iflas» kararı verilinceye kadar iflastan önce davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilse dahi dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin talebinde hukuki yararı bulunduğu, davacının ortaklık «payının» ve ödeme inkar payının ödenmesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerinden «şirketin feshi» ve «tasfiye» kararının dosyamıza etkisi olmadığı gerekçesiyle, davacının dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine, ortaklık payı ve kâr payı ö …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/278 E.-«265» sayılı kararında «iflas» davasının reddine karar verildiği, yine şirket hakkında İzmir 13.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7979 E. 2010/7240 K.
Ortak:tavzih · kâr payı · ıslah
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/582 E. ile 2014/40 K. sayılı dosyasında davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, «iflas» kararı verilinceye kadar iflastan önce davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilse dahi dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin talebinde hukuki yararı bulunduğu, davacının ortaklık «payının» ve ödeme inkar payının ödenmesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerinden «şirketin feshi» ve «tasfiye» kararının dosyamıza etkisi olmadığı gerekçesiyle davacının dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine, ortaklık payı ve kâr payı öd …
6100 sayılı HMK'nın 304. ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde «tavzihinin» istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir.
Mahkeme, hükmü yalnız «tavzih» etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Benzer bu karardaKarar kesinleştikten sonra davalı kooperatif vekilince, davacı ... vekilinin asıl davada talep ettiği alacağa 24.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesini istediği, ayrıca (5.000)YTL tutarındaki talep miktarının da «ıslah» edilmediği, mahkemece verilen kararla talebin açıldığı ileri sürülerek, «tavzih» talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, «temerrüt tarihinin» sehven 29.11.2003 yerine 20.11.2003 olarak yazıldığı gerekçesiyle hüküm fıkrasındaki «maddi hatanın» temerrüt tarihinin 24.11.2003 olarak düzeltilmesi suretiyle giderilmesine, davacı vekilince «ıslah» talebinde bulunulduğu ve harcın da nihai karar ile tamamlandığı gerekçesiyle diğer «tavzih» talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Asıl dava, davalı kooperatif «ortaklığından çıkma payının» tahsili, birleşen dava, davalı kooperatifçe girişilen icra takibi dolayısıyla «borçlu olunmadığının tespiti» istemlerine ilişkin olup, mahkemece 29.04.2008 günlü karar ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildikten sonra, davalı vekilinin 14.07.2008 günlü dilekçesi üzerine mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile hüküm fıkrası «tavzih» edilerek, «temerrüt faizinin başlangıç tarihi» değiştirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · faiz başlangıç tarihi · borçlu olunmadığının tespiti · temerrüt tarihi · maddi hata · oy yasağı
Benzer bu kararda1- Asıl dava, davalı kooperatif «ortaklığından çıkma payının» tahsili, birleşen dava, davalı kooperatifçe girişilen icra takibi dolayısıyla «borçlu olunmadığının tespiti» istemlerine ilişkin olup, mahkemece 29.04.2008 günlü karar ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildikten sonra, davalı vekilinin 14.07.2008 günlü dilekçesi üzerine mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile hüküm fıkrası «tavzih» edilerek, «temerrüt faizinin başlangıç tarihi» değiştirilmiştir.
Mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, «temerrüt tarihinin» sehven 29.11.2003 yerine 20.11.2003 olarak yazıldığı gerekçesiyle hüküm fıkrasındaki «maddi hatanın» temerrüt tarihinin 24.11.2003 olarak düzeltilmesi suretiyle giderilmesine, davacı vekilince «ıslah» talebinde bulunulduğu ve harcın da nihai karar ile tamamlandığı gerekçesiyle diğer «tavzih» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı vekilinin «tavzih» talebini içeren dilekçesi üzerine, «temerrüt faiz başlangıç tarihinin» tavzih yolu ile değiştirilmesi, anılan yasa maddelerine açıkça aykırı olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkemece verilen 16.07.2008 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin «asıl alacak» miktarının da «tavzih» edilmesi talebinin reddine vaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı vekilinin mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarına ilişkin olan tavzih istemi de yukarıda açıklandığı üzere hükmün değiştirilmesi «yasağı» kapsamında bulunduğundan, mahkemece davalı vekilinin anılan tavzih isteminin reddine karar verilmesi doğru olmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4217 E. , 2017/6360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/02/2016 tarih ve 2015/1094-2016/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketten çıkmakta haklı sebepler bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketten çıkmasına izin verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirket ortaklığından çıkma gerekçesi olarak sunduğu sebeplerin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket hakkında ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/278 E.-265 sayılı kararında iflas davasının reddine karar verildiği, yine şirket hakkında ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/582 E. ile 2014/40 K. sayılı dosyasında davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, iflas kararı verilinceye kadar iflastan önce davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilse dahi dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin talebinde hukuki yararı bulunduğu, davacının ortaklık payının ve ödeme inkar payının ödenmesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerinden şirketin feshi ve tasfiye kararının dosyamıza etkisi olmadığı gerekçesiyle davacının dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren çıkmasına izin verilmesine, ortaklık payı ve kâr payı ödenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının Dairemizin uyulan bozma ilamı dışında kalmış olmasına göre aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirketten çıkmaya izin verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Tavzih yolu, bir hükmün anlaşılmayacak biçimde müphem bulunması veya açıklıkla anlaşılamaz (gayri vazıh) ve çelişik (mütenakız) fıkraları taşıması durumunda hükümdeki gerçek anlamı meydana çıkarması amacıyla başvurulan bir yasal yoldur. 6100 sayılı HMK'nın 304. ve devamı maddelerinde hükümlerin hangi hallerde tavzihinin istenebileceği ve tavzih usulü gösterilmiştir. Mahkeme, hükmü yalnız tavzih etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Bu nedenle de mahkeme, hüküm kurmadığı bir konuda, hükümde unutmuş olduğu gerekçesiyle tavzih yolu ile karar verip, bu hususu da hükme ekleyemez, miktarları da değiştiremez.
Somut olayda, davacı, dava dilekçesinde hangi tarihten itibaren davalı şirketten çıkmasına izin verilmesini istediğini belirtmediği gibi davacı tarafından bu konuda ıslah da yapılmamıştır. Uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere mahkemenin hüküm kurmadığı bir konuda tavzih yolu ile hükme ekleme yapamayacak olmasına ve davacının çıkmasına izin verilmesine ilişkin asıl kararın Dairemizin 2015/611 esas – 2015/5481 karar sayılı ilamında tavzih kararına dair bozmanın kapsamı dışında kalmış olmasına göre, mahkemece davacının hüküm fıkrasına ''dava tarihi olan 02/12/2011 tarihinden itibaren'' ibaresinin eklenmesine yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/383705800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz