6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklıktan Çıkma

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7979 E. 2010/7240 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ve faiz başlangıcı çıkma payı ortaklıktan çıkma faiz başlangıç tarihi tavzih borçlu olunmadığının tespiti temerrüt tarihi maddi hata oy yasağı temerrüt faizi kâr payı ıslah ihtarname asıl alacak yasal faiz temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada davacı ...’ün davalı kooperatiften 30.04.2004 dava tarihi itibariyle (11.949,59)YTL alacaklı olduğu, bu alacağın tahsili için davalı kooperatife 19.10.2000 tarihli ihtarname keşide ettiği, dolayısıyla yasa gereği bir ay sonrası olan 20.11.2000 tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyebileceği, birleşen davada ise davacıların borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, (11.949,59)YTL’nın 20.11.2000 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacı ...’e verilmesine, birleşen davanın kabulü ile davacılar ... ve ...’in davalı kooperatife borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.

Karar kesinleştikten sonra davalı kooperatif vekilince, davacı ... vekilinin asıl davada talep ettiği alacağa 24.11.2003 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesini istediği, ayrıca (5.000)YTL tutarındaki talep miktarının da ıslah edilmediği, mahkemece verilen kararla talebin açıldığı ileri sürülerek, tavzih talebinde bulunulmuştur.

Mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, temerrüt tarihinin sehven 29.11.2003 yerine 20.11.2003 olarak yazıldığı gerekçesiyle hüküm fıkrasındaki maddi hatanın temerrüt tarihinin 24.11.2003 olarak düzeltilmesi suretiyle giderilmesine, davacı vekilince ıslah talebinde bulunulduğu ve harcın da nihai karar ile tamamlandığı gerekçesiyle diğer tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Asıl dava, davalı kooperatif ortaklığından çıkma payının tahsili, birleşen dava, davalı kooperatifçe girişilen icra takibi dolayısıyla borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece 29.04.2008 günlü karar ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildikten sonra, davalı vekilinin 14.07.2008 günlü dilekçesi üzerine mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile hüküm fıkrası tavzih edilerek, temerrüt faizinin başlangıç tarihi değiştirilmiştir.

HUMK.’nun 455 vd. maddeleri uyarınca hükmün tavzihi, hükmün müphem ve gayri vazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür. Tavzih yolu ile hüküm fıkrasında bir değişiklik yapmak ise mümkün değildir. Bu durum karşısında mahkemece, davalı vekilinin tavzih talebini içeren dilekçesi üzerine, temerrüt faiz başlangıç tarihinin tavzih yolu ile değiştirilmesi, anılan yasa maddelerine açıkça aykırı olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkemece verilen 16.07.2008 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin asıl alacak miktarının da tavzih edilmesi talebinin reddine vaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı vekilinin mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarına ilişkin olan tavzih istemi de yukarıda açıklandığı üzere hükmün değiştirilmesi yasağı kapsamında bulunduğundan, mahkemece davalı vekilinin anılan tavzih isteminin reddine karar verilmesi doğru olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin 16.07.2008 tarihli tavzih kararına vaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

3- Davalı vekilince sunulan aynı dilekçe ile tavzih kararının yanında, mahkemece verilen 29.04.2008 tarihli ilk karar da temyiz edilmiştir. Oysa yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, 29.04.2008 tarihli karar taraf vekillerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olup, temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir. Tavzih kararının temyizine ilişkin olarak süresinde sunulan dilekçe ile tavzih kararının yanında, kesinleşen önceki kararın da temyizi mümkün bulunmadığına göre, davalı vekilinin mahkemece asıl ve birleşen davalar hakkında verilen 29.04.2008 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının da reddi gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1847 E. 2019/6680 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8204 E. 2014/13020 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5987 E. 2014/10203 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/7979 E.  ,  2010/7240 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Söke Asliye 1.Hukuk Mahkemesi

BİRLEŞEN DAVA

Söke Asliye 1.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Söke Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2008 tarih ve 2004/500-2008/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı ... vekili, davalı kooperatif ortağı olan müvekkilinin 19.10.2000 tarihli ihtarname ile ortaklıktan ayrıldığını, anasözleşmenin 17. maddesi uyarınca ortaklığı sona erenlerin ortaklık payları ile diğer alacaklarının borçlarına mahsup edileceğini ileri sürerek, asıl davada müvekkiline ödenmesi gereken çıkma payının tespiti ile şimdilik (5.000.000.000)TL’nın 24.11.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş; davacı ... ve ... birleşen davada, davalı kooperatifçe girişilen icra takibi dolayısıyla borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada davacı ...’ün davalı kooperatiften 30.04.2004 dava tarihi itibariyle (11.949,59)YTL alacaklı olduğu, bu alacağın tahsili için davalı kooperatife 19.10.2000 tarihli ihtarname keşide ettiği, dolayısıyla yasa gereği bir ay sonrası olan 20.11.2000 tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyebileceği, birleşen davada ise davacıların borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, (11.949,59)YTL’nın 20.11.2000 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacı ...’e verilmesine, birleşen davanın kabulü ile davacılar ... ve ...’in davalı kooperatife borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.

Karar kesinleştikten sonra davalı kooperatif vekilince, davacı ... vekilinin asıl davada talep ettiği alacağa 24.11.2003 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesini istediği, ayrıca (5.000)YTL tutarındaki talep miktarının da ıslah edilmediği, mahkemece verilen kararla talebin açıldığı ileri sürülerek, tavzih talebinde bulunulmuştur.

Mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, temerrüt tarihinin sehven 29.11.2003 yerine 20.11.2003 olarak yazıldığı gerekçesiyle hüküm fıkrasındaki maddi hatanın temerrüt tarihinin 24.11.2003 olarak düzeltilmesi suretiyle giderilmesine, davacı vekilince ıslah talebinde bulunulduğu ve harcın da nihai karar ile tamamlandığı gerekçesiyle diğer tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Asıl dava, davalı kooperatif ortaklığından çıkma payının tahsili, birleşen dava, davalı kooperatifçe girişilen icra takibi dolayısıyla borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece 29.04.2008 günlü karar ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildikten sonra, davalı vekilinin 14.07.2008 günlü dilekçesi üzerine mahkemece 16.07.2008 tarihli karar ile hüküm fıkrası tavzih edilerek, temerrüt faizinin başlangıç tarihi değiştirilmiştir.

HUMK.’nun 455 vd. maddeleri uyarınca hükmün tavzihi, hükmün müphem ve gayri vazıh olması veya mütenakız fıkraları ihtiva etmesi halinde mümkündür. Tavzih yolu ile hüküm fıkrasında bir değişiklik yapmak ise mümkün değildir. Bu durum karşısında mahkemece, davalı vekilinin tavzih talebini içeren dilekçesi üzerine, temerrüt faiz başlangıç tarihinin tavzih yolu ile değiştirilmesi, anılan yasa maddelerine açıkça aykırı olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkemece verilen 16.07.2008 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin asıl alacak miktarının da tavzih edilmesi talebinin reddine vaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı vekilinin mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarına ilişkin olan tavzih istemi de yukarıda açıklandığı üzere hükmün değiştirilmesi yasağı kapsamında bulunduğundan, mahkemece davalı vekilinin anılan tavzih isteminin reddine karar verilmesi doğru olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin 16.07.2008 tarihli tavzih kararına vaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

3- Davalı vekilince sunulan aynı dilekçe ile tavzih kararının yanında, mahkemece verilen 29.04.2008 tarihli ilk karar da temyiz edilmiştir. Oysa yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, 29.04.2008 tarihli karar taraf vekillerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olup, temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir. Tavzih kararının temyizine ilişkin olarak süresinde sunulan dilekçe ile tavzih kararının yanında, kesinleşen önceki kararın da temyizi mümkün bulunmadığına göre, davalı vekilinin mahkemece asıl ve birleşen davalar hakkında verilen 29.04.2008 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının da reddi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemece verilen 16.07.2008 tarihli tavzih kararının davacı yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 16.07.2008 tarihli tavzih kararına ilişkin temyiz itirazlarının, (3) no’lu bentte açıklanan nedenlerle de davalı vekilinin mahkemece asıl ve birleşen davalar hakkında verilen 29.04.2008 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 1.023,53 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021494100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.