Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4164 E. 2017/6152 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun nakli↗ iştirak halinde mülkiyet↗ tereke↗ alacağın temliki↗ muvazaa↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ muvafakat↗ temlik↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, çıplak payın alacağın temliki hükümlerine göre devredilebileceği, bedeli ödenmemiş veya kısmen ödenmiş olan payların devrinin, devralan kişinin borç yüklenmesi niteliğinde olduğu yani, borcun nakli işlemi söz konusu olup, devir için anonim şirketin onayının gerektiği, muris ...'a ait şirket hisse senetlerinin davalı oğlu ... tarafından, babasının kendisine verdiği vekaletnameye istinaden davalılara devrine dair işlemlerin hisse devirlerinin yönetim kurulu kararı ile onaylanıp, pay defterine ayrı ayrı kaydedildiklerinden hukuken geçerli oldukları, bu pay devirlerinin muvazaalı olduğuna dair tanık anlatımları, mevcut bilgi ve belgeler ile taraf beyanları doğrultusunda her hangi bir emarenin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, murisin dava dışı şirkette sahip olduğu hisse devirlerinin muvazaalı olduğu iddiası ile şirketin 18/08/2002, 05/09/2002 tarihli kararları ve hisse devir senetlerinin iptali ile muris adına tescil ve ilanı istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, murisin dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle TMK’nın 640. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın davalı ... dışındaki diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nın 640/3 maddesine göre yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca, davacı tarafça dava dışı şirketin hisse devirlerine yönelik 18/08/2002 tarih, 3 ve 4 sayılı, 05/09/2002 tarih ve 5 sayılı kararlarının iptali ve hisselerin muris adına kaydının talep edilmesi karşısında husumetin dava dışı şirkete de yöneltilmesi, bu itibarla davacı tarafa dava dışı şirkete husumet yöneltmek sureti ile dava açmak üzere süre verilmesi ve açılan davanın da işbu dava ile birleştirilmesi gerekirken bu hususta da bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/195 E. 2019/7049 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · temsil · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAncak, murisin dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle TMK’nın 640. maddesi uyarınca, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın davalı ... dışındaki diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 maddesine göre yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · miras ortaklığı · eda davası · tespit davası · taraf ehliyeti · hukuki yarar · dahili dava
Benzer bu kararda… vasıyla yerine getirilmesinin mümkün olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 109-(2) fıkrasının 01/4/2015 tarihinde 6644 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, «eda davası» açılması mümkün olan hallerde «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gereçesiyle davanın 6100 sayılı HMK’nın 106/2-3 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
1-) Dava, davacıya ve davacının müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve ödenmemiş kar paylarının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/674 E. 2022/4484 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · temsil · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAncak, murisin dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle TMK’nın 640. maddesi uyarınca, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın davalı ... dışındaki diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 maddesine göre yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · miras ortaklığı · ibra sözleşmesi · sözleşmenin feshi · ibra · ciro · hisse devir sözleşmesi · fesih
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «protokole» göre devredilecek taşınmaz ... adına kayıtlı ise de davalı, bu taşınmazın bedeline karşılık gelen 80.000.-TL bedelli senedi ...'a vermiş ve «bonoda» "«hisse devir sözleşmesine» göre devredilecek arsaya karşılık «teminat» olarak verildiğinin ve «ciro» edilemeyeceğinin" belirtilmiş olduğu, ... tarafından noter «ihtarnamesi» ile taşınmaz devredilmediği takdirde bonoyu takibe koyacağını belirtilerek icra takibi başlatıldığı, miras bırakanın tercihini «sözleşmenin feshi» yerine alacağını tahsil yönünde kullandığından protokolün kandırılmak suretiyle imzalatıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, k …
Bölge Adliye Mahkemesince; «protokolde» belirtilen taşınmazın müteveffa adına kayıtlı olması nedeniyle devri mümkün olmadığından sözleşme «geçersiz» sayılabilecek ise de, müteveffanın sözleşmede devir bedeli olarak kararlaştırılan 80.000,00 TL'nın «teminatı» olan senedi icraya koymakla iradesini «fesih» yönünde kullanmadığı, davalı da sözleşmede devir bedeli olarak gösterilen tutardaki bonoyu ...'a vermekle sözleşmenin bu hükmüne göre edimi yerine getirmiş olduğundan, müteveffa ...'un aldatıldığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersiz olduğundan bahsedilemeyeceği, «sulh» ve «ibra sözleşmesinde» hisse devir bedeline karşılık alınan diğer senetlerin ödenmemesi ise alacak davasının konusu olup protokolün geçersiz sayılmasını gerektirmeyeceği gerekçesiyle dav …
1- Dava, «geçersiz» «limited şirket» «hisse devir sözleşmesiyle» devredilen hisselerin miras «payı» oranında tescili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ile davacının babası arasında yapılan «hisse devir sözleşmesinin» batıl olduğunu, davacının babasının sözleşmenin ifasından sonra vefat ettiğini, sözleşmenin «geçersizliği» nedeniyle iptali ile murisin davalıya devrettiği «limited şirket» hisselerinin miras «payı» oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · temsil · husumet · e-defter · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAncak, murisin dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle TMK’nın 640. maddesi uyarınca, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın davalı ... dışındaki diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 maddesine göre yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, çıplak payın «alacağın temliki» hükümlerine göre devredilebileceği, bedeli ödenmemiş veya kısmen ödenmiş olan payların devrinin, devralan kişinin borç yüklenmesi niteliğinde olduğu yani, «borcun nakli» işlemi söz konusu olup, devir için «anonim şirketin» onayının gerektiği, muris ...'a ait şirket hisse senetlerinin davalı oğlu ... tarafından, babasının kendisine verdiği vekaletnameye istinaden davalılara devrine dair işlemlerin hisse devirlerinin «yönetim kurulu» kararı ile onaylanıp, «pay defterine» ayrı ayrı kaydedildiklerinden hukuken geçerli oldukları, bu pay devirlerinin «muvazaalı» olduğuna dair tanık anlatımları, mevcut bilgi ve belgeler ile taraf beyanları doğrultusunda her hangi bir emarenin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine …
… acı tarafça dava dışı şirketin hisse devirlerine yönelik 18/08/2002 tarih, 3 ve 4 sayılı, 05/09/2002 tarih ve 5 sayılı kararlarının iptali ve hisselerin muris adına «kaydının» talep edilmesi karşısında «husumetin» dava dışı şirkete de yöneltilmesi, bu itibarla davacı tarafa dava dışı şirkete husumet yöneltmek sureti ile dava açmak üzere süre verilmesi ve açılan davanın da iş …
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · veraset ilamı · aktif husumet ehliyeti · ihbar olunan · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · ihbar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
Kararı, davacı vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6361 E. 2012/13255 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · temsil · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAncak, murisin dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle TMK’nın 640. maddesi uyarınca, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın davalı ... dışındaki diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 maddesine göre yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:veraset ilamı · sahtecilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre bankaların aldıkları mevdutları «sahteciliğe» karşı özenle koruma yükümü altında bulundukları, banka çalışanları tarafından yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3658 E. 2015/11650 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4164 E. , 2017/6152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2015 tarih ve 2012/551-2015/727 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilimin babası ...’un 03/11/2010 tarihinde vefat ettiği ve müvekkili ile beraber 3 kardeşin mirasçı olduğunu, murisin ... ... Sanayi ve Ticaret İthalat İhracat A.Ş’nin 175 payının sahibi iken, yaşlı olduğu için, oğlu olan davalı ...’un de ısrarları ile hissedarı olduğu şirketteki işlerin yürütülmesi amacıyla 16/02/2001 tarihli vekaletname ile davalı ...’u vekil tayin ettiğini, davalının bu vekaletname ile 12/03/2001 tarihli hisse devir senediyle babasının şirketteki hissesini gizlice ve muvazaalı olarak yakın arkadaşı davalı ...’a devrettiğini, 06/04/2001 tarihli taahhütname ile de ...’tan devraldığı hisseyi sadece kendisine satabileceği yönünde taahhüt aldığını, murisin anonim şirketteki hisse devir yöntemini bilmediğinden, davalının noterden hisse devri işleminin iptali için dava açtığını ancak, hisse devrinin geçersiz olduğunu öğrenince davasından feragat ettiğini ve 04/05/2001 tarihli azilname ile davalıyı vekillikten azlettiğini, davalının vekillikten azledilmiş olmasına rağmen, bu kez şirketin 18/08/2002 tarih ve 3 sayılı kararı ile babasının hissesini vekaleten ...’a muvazaalı olarak devrettiğini, 18/08/2002 tarih ve 4 sayılı kararla da, hisseyi devraldığını, daha sonra da üzerine geçirdiği hisseyi yine muvazaalı olarak 05/09/2002 tarih ve 5 sayılı kararla şirketin hissedarları olan diğer davalılar ...
ve ...’a devrettiğini, hisse devirlerinin muvazaalı olup, bütün davalıların da murisin davalıyı vekillikten azlettiğini bildiklerini ileri sürerek, şirketin 18/08/2002 tarih, 3 ve 4 sayılı, 05/09/2002 tarih ve 5 sayılı kararı ile ... Noterliğinin 05/09/2002 tarih, 5823 ve 5824 sayılı hisse devir senetlerinin iptalini, iptal kararları sonucunda boşta kalan 175 hissenin muris adına şirket defterine tescili ile ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, müvekkillerinin iyiniyetli üçüncü kişi olduklarını, bedeli karşılığında hisseyi aldıklarından muvazaanın söz konusu olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, çıplak payın alacağın temliki hükümlerine göre devredilebileceği, bedeli ödenmemiş veya kısmen ödenmiş olan payların devrinin, devralan kişinin borç yüklenmesi niteliğinde olduğu yani, borcun nakli işlemi söz konusu olup, devir için anonim şirketin onayının gerektiği, muris ...'a ait şirket hisse senetlerinin davalı oğlu ... tarafından, babasının kendisine verdiği vekaletnameye istinaden davalılara devrine dair işlemlerin hisse devirlerinin yönetim kurulu kararı ile onaylanıp, pay defterine ayrı ayrı kaydedildiklerinden hukuken geçerli oldukları, bu pay devirlerinin muvazaalı olduğuna dair tanık anlatımları, mevcut bilgi ve belgeler ile taraf beyanları doğrultusunda her hangi bir emarenin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, murisin dava dışı şirkette sahip olduğu hisse devirlerinin muvazaalı olduğu iddiası ile şirketin 18/08/2002, 05/09/2002 tarihli kararları ve hisse devir senetlerinin iptali ile muris adına tescil ve ilanı istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, murisin dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle TMK’nın 640. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın davalı ... dışındaki diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nın 640/3 maddesine göre yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca, davacı tarafça dava dışı şirketin hisse devirlerine yönelik 18/08/2002 tarih, 3 ve 4 sayılı, 05/09/2002 tarih ve 5 sayılı kararlarının iptali ve hisselerin muris adına kaydının talep edilmesi karşısında husumetin dava dışı şirkete de yöneltilmesi, bu itibarla davacı tarafa dava dışı şirkete husumet yöneltmek sureti ile dava açmak üzere süre verilmesi ve açılan davanın da işbu dava ile birleştirilmesi gerekirken bu hususta da bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/382981900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz