Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6361 E. 2012/13255 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet↗ veraset ilamı↗ tereke↗ sahtecilik↗ mirasçılık↗ muvafakat↗ sulh hukuk mahkemesi↗ sulh↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre bankaların aldıkları mevdutları sahteciliğe karşı özenle koruma yükümü altında bulundukları, banka çalışanları tarafından yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacıların murisi ...'ın terekesi kapsamında olup muris ...'ın Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı veraset ilamı gereğince mirasçıları belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır. TMK 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · veraset ilamı · tereke · mirasçılık · muvafakat · temsil · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · aktif husumet ehliyeti · ihbar olunan · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · ihbar · hukuki yarar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/195 E. 2019/7049 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · temsil · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaTMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · miras ortaklığı · eda davası · tespit davası · taraf ehliyeti · hukuki yarar · dahili dava
Benzer bu kararda… vasıyla yerine getirilmesinin mümkün olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 109-(2) fıkrasının 01/4/2015 tarihinde 6644 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, «eda davası» açılması mümkün olan hallerde «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gereçesiyle davanın 6100 sayılı HMK’nın 106/2-3 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
1-) Dava, davacıya ve davacının müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve ödenmemiş kar paylarının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4164 E. 2017/6152 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · temsil · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaAncak, murisin dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle TMK’nın 640. maddesi uyarınca, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın davalı ... dışındaki diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 maddesine göre yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun nakli · alacağın temliki · muvazaa · pay defteri · temlik · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · ilan
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, çıplak payın «alacağın temliki» hükümlerine göre devredilebileceği, bedeli ödenmemiş veya kısmen ödenmiş olan payların devrinin, devralan kişinin borç yüklenmesi niteliğinde olduğu yani, «borcun nakli» işlemi söz konusu olup, devir için «anonim şirketin» onayının gerektiği, muris ...'a ait şirket hisse senetlerinin davalı oğlu ... tarafından, babasının kendisine verdiği vekaletnameye istinaden davalılara devrine dair işlemlerin hisse devirlerinin «yönetim kurulu» kararı ile onaylanıp, «pay defterine» ayrı ayrı kaydedildiklerinden hukuken geçerli oldukları, bu pay devirlerinin «muvazaalı» olduğuna dair tanık anlatımları, mevcut bilgi ve belgeler ile taraf beyanları doğrultusunda her hangi bir emarenin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine …
1- Davacı tarafça, murisin dava dışı şirkette sahip olduğu hisse devirlerinin «muvazaalı» olduğu iddiası ile şirketin 18/08/2002, 05/09/2002 tarihli kararları ve hisse devir senetlerinin iptali ile muris adına tescil ve «ilanı» istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/6361 E. , 2012/13255 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2010 tarih ve 2009/864-2010/866 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin babası muris ...'ın davalı Bankada bulunan hesabından sahte kimlik düzenlenmek sureti ile 10.000 USD çekildiğini, davalı Banka'nın gerekli dikkat ve özeni göstermediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.363,63 USD'nin 07/11/2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ...'ın 02/11/2005 tarihinde Sultançiftliği şubesindeki vadeli USD hesabına ait hesap cüzdanını ibraz ederek hesabını kapatma talebinde bulunduğunu, ...'ın kimlik ve imza kontrolleri yapılarak 10.025,86 USD'nin Beşyüzevler şubesinde bulunan hesaba yatırıldığını, bu hesaptan 07/11/2005 tarihinde 10.000 USD nakit çektiğini, davacının iddialarının dayanaksız olduğunu davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre bankaların aldıkları mevdutları sahteciliğe karşı özenle koruma yükümü altında bulundukları, banka çalışanları tarafından yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacıların murisi ...'ın terekesi kapsamında olup muris ...'ın Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı veraset ilamı gereğince mirasçıları belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır. TMK 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
21.09.2012-Y/K
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062429500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz