Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3432 E. 2017/5597 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefaletin kapsamı↗ acentelik sözleşmesi↗ işlemden kaldırma↗ davanın açılmamış sayılması↗ acentelik↗ açılmamış sayılma↗ kefalet↗ yenileme↗ geçersizlik↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu acentelik sözleşmesinde davalı ...’in şahsi kefaleti bulunduğu, bu kefaletin davalı ...’ya verilen vekalet yoluyla oluşturulduğu, davalı tarafından verilen vekaletnamenin şahsi kefaleti kapsamadığı, halin icabından da davalı ...’in şahsi kefalet amacı ile hareket etmediği, bu nedenle davalı ...’in kefaletinin geçersiz olduğu, diğer davalılar aleyhine açılan davanın işlemden kaldırıldığı ve yasal süresinde yenileme talep edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davalı ... aleyhine açılan davanın esastan reddine ve diğer tüm davalılar yönünden ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından verilen ilk karar davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce temyiz edenler yararına bozulmuştur. Başka bir deyişle, mahkemenin 26.04.2007 tarihli ilk kararı, bu kararı temyiz etmeyen davalılar ... Hizmetleri A.Ş., ..., ... ve ... yönünden kesinleşmiştir. Bu durumda, mahkemece, tüm bu hususlar gözetilerek davalılar ... Hizmetleri A.Ş., ..., ... ve ... yönünden kararın kesinleşmesi sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken, bu davalıları da kapsar şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14587 E. 2016/63 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz sebepleri · i̇i̇k 258 · ihtiyati tedbir · hamil · ihtiyati haciz · bono · haciz · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, talebin dayanağı olan «ibraz» edilen belgenin «bono» vasfında olduğu, borcun rehinle temin edilmediği, vadesinin geçtiği ve borcun ödenmediği gerekçesiyle, aleyhine «ihtiyati haciz» kararı verilmesi istenen borçlu B..
A Mahkemesi'nin 2014/102 Esas sayılı dosyasının 30/04/2013 tarihli İhtiyati Tedbir kararında «ihtiyati haciz» açılmasının «ihtiyati tedbir» yoluyla önlenmesine karar verildiğinden Ç..
İİK'nın «258». maddesine alacaklı alacağı ve icabında «haciz sebepleri» hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13848 E. 2012/16062 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz sebepleri · para alacağı · i̇i̇k 258 · i̇i̇k 257 · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz · ihtarname
Benzer bu karardaİİK'nun «257»/1. maddesine göre, «ihtiyati haciz» isteyebilmenin ilk şartı, alacağın «muaccel» olması ve ardından rehinle temin edilmemiş olmasıdır.
Bu hükme göre, rehinle temin edilmemiş bir «para alacağının» «muaccel» hale gelmesi durumunda, alacaklı «ihtiyati haciz» talep edebilecektir.
Anılan kanunun «258»/1. maddesi hükmüne göre «ihtiyati haciz» kararı verilebilmesi için, alacaklı tarafından alacağı ve icabında «haciz sebepleri» hakkında mahkemeye sunulan delillerle, alacağın varlığı hakkında mahkemece kanaat edinilmiş olması yeterlidir.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca, «ihtiyati haciz» isteyen/alacaklı vekilince, karşı taraf/borçluya, hesabın kat'ına ilişkin «ihtarname» keşide edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1849 E. 2013/3523 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz sebepleri · para alacağı · i̇i̇k 258 · i̇i̇k 257 · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz · ihtarname
Benzer bu karardaİİK'nun «257»/1. maddesine göre, «ihtiyati haciz» isteyebilmenin ilk şartı, alacağın «muaccel» olması ve ardından rehinle temin edilmemiş olmasıdır.
Bu hükme göre, rehinle temin edilmemiş bir «para alacağının» «muaccel» hale gelmesi durumunda, alacaklı «ihtiyati haciz» talep edebilecektir.
Anılan kanunun «258»/1. maddesi hükmüne göre «ihtiyati haciz» kararı verilebilmesi için, alacaklı tarafından alacağı ve icabında «haciz sebepleri» hakkında mahkemeye sunulan delillerle, alacağın varlığı hakkında mahkemece kanaat edinilmiş olması yeterlidir.
Mahkemece, «ihtiyati haciz» isteyen tarafından dilekçeye eklenen belge alacağın varlığı ve ihtiyati «haciz sebepleri» hakkında kanaat uyandırmaya yeterli delil olarak kabul edilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2173 E. 2016/2752 K.
Ortak:kefalet
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu «acentelik sözleşmesinde» davalı ...’in şahsi «kefaleti» bulunduğu, bu kefaletin davalı ...’ya verilen vekalet yoluyla oluşturulduğu, davalı tarafından verilen vekaletnamenin şahsi «kefaleti kapsamadığı», halin icabından da davalı ...’in şahsi kefalet amacı ile hareket etmediği, bu nedenle davalı ...’in kefaletinin «geçersiz» olduğu, diğer davalılar aleyhine açılan davanın «işlemden kaldırıldığı» ve yasal süresinde «yenileme» talep edilmediğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda «ihtiyati haciz» talep eden banka vekili, kredi ve «kefalet sözleşmesine» dayanarak ihtiyati haciz talep etmiş, muteriz ise, 28.05.2013 tarihli sözleşme uyarınca kullandırılan kredinin tamamen kapandığını, borç ilişkisinin sona erdiğini, bankanın borçlu şirketle imzaladığı 02.09.2014 tarihli sözleşmede ise imzasının bulunmadığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz sebepleri · i̇i̇k 258 · kefalet sözleşmesi · ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · ihtiyati haciz · ihtar · haciz
Benzer bu karardaİİK'nın «258»/1 maddesinde, «ihtiyati haciz» kararı verilebilmesi için alacaklının alacağı ve icabında «haciz sebepleri» hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» talep eden banka vekili, kredi ve «kefalet sözleşmesine» dayanarak ihtiyati haciz talep etmiş, muteriz ise, 28.05.2013 tarihli sözleşme uyarınca kullandırılan kredinin tamamen kapandığını, borç ilişkisinin sona erdiğini, bankanın borçlu şirketle imzaladığı 02.09.2014 tarihli sözleşmede ise imzasının bulunmadığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın «265». maddesinde gösterilen koşulların oluşmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3432 E. , 2017/5597 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/04/2015 tarih ve 2014/518-2015/287 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 29.05.1998 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalıların sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğunu, acentenin sözleşmenin 22. maddesinde düzenlenen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden sözleşmenin 02.05.2003 tarihinde feshedildiğini, ileri sürerek 65.213,52 TL’nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkili tarafından davalı ...’ya verilen vekaletname gereğince acentelik sözleşmesinin imzalandığını, bu vekaletin sadece şirket işleri için verildiğini ve şahsi kefalet için vekalet verilmediğini, dolayısıyla acentelik sözleşmesine atılan müvekkilinin şahsi kefil olarak yer aldığı imzanın geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu acentelik sözleşmesinde davalı ...’in şahsi kefaleti bulunduğu, bu kefaletin davalı ...’ya verilen vekalet yoluyla oluşturulduğu, davalı tarafından verilen vekaletnamenin şahsi kefaleti kapsamadığı, halin icabından da davalı ...’in şahsi kefalet amacı ile hareket etmediği, bu nedenle davalı ...’in kefaletinin geçersiz olduğu, diğer davalılar aleyhine açılan davanın işlemden kaldırıldığı ve yasal süresinde yenileme talep edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davalı ... aleyhine açılan davanın esastan reddine ve diğer tüm davalılar yönünden ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ancak, mahkeme tarafından verilen ilk karar davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce temyiz edenler yararına bozulmuştur. Başka bir deyişle, mahkemenin 26.04.2007 tarihli ilk kararı, bu kararı temyiz etmeyen davalılar ... Hizmetleri A.Ş., ..., ... ve ... yönünden kesinleşmiştir. Bu durumda, mahkemece, tüm bu hususlar gözetilerek davalılar ... Hizmetleri A.Ş., ..., ... ve ... yönünden kararın kesinleşmesi sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken, bu davalıları da kapsar şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/377677100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz