Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5844 E. 2017/5490 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin mehil↗ imza inkarı↗ ek mehil↗ sahtelik↗ teamül↗ dolandırıcılık↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sahte vekaletnamedeki imza ile davacının bankada yer alan imza örneklerinin farklı ve uzmanlığı gerektirmeyecek şekilde ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olduğu, yine parayı çeken ... isimli şahsın nüfus cüzdanı talep belgesindeki imzası ile ödeme makbuzundaki imzası arasında farklılık olduğu, bu hususun ilk bakışta anlaşılabildiği, son dönemde bankacılık uygulamalarında müşterilere ait kimlik bilgileri, resim ve imza örneklerinin karşılaştırılması yapılarak hesap sahibinin haberdar edilmesinin teamül haline geldiği halde davalı bankanın söz konusu işlemler sırasında ağırlaştırılmış sorumluluk gereği göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, davalı bankanın objektif bir özen ve gözetim yükümlüsü olduğu gibi emrinde çalışan yardımcı kişilerin eylemlerinden bu kapsamda sorumlu olduğu, davalı bankanın çalışanlarının vekaletnamedeki imza ile hesap kartındaki imzayı karşılaştırması halinde imzanın farklı olduğunu tespit edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sahte olduğu iddia olunan vekaletname ile mevduat hesabından para çekilmesi sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece hesap sahibinin davacı, hesabın bulunduğu bankanın ise davalı olarak gösterildiği davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili dolandırıcılık işleminin dava dışı noterlikçe düzenlenen sahte vekaletname ile gerçekleştirildiğini iddia etmektedir. Böyle bir iddianın sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilecektir. Şu halde vekaletnamenin sahteliği iddiasının noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir. 6100 sayılı HMK'nın 208/ 4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya 2 haftalık kesin mehil verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5592 E. 2023/2230 K.
Ortak:sahtelik · teamül · dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ayı çeken ... isimli şahsın nüfus cüzdanı talep belgesindeki imzası ile ödeme makbuzundaki imzası arasında farklılık olduğu, bu hususun ilk bakışta anlaşılabildiği, «son» dönemde bankacılık uygulamalarında müşterilere ait kimlik bilgileri, resim ve imza örneklerinin karşılaştırılması yapılarak hesap sahibinin haberdar edilmesinin «teamül» haline geldiği halde davalı bankanın söz konusu işlemler sırasında ağırlaştırılmış sorumluluk gereği göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, davalı bankan …
Ancak, davalı vekili «dolandırıcılık» işleminin dava dışı noterlikçe düzenlenen sahte vekaletname ile gerçekleştirildiğini iddia etmektedir.
Şu halde vekaletnamenin «sahteliği» iddiasının noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1083 E. 2017/34 K.
Ortak:imza inkarı · ek mehil · sahtelik
İncelediğiniz karardaŞu halde vekaletnamenin «sahteliği» iddiasının noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
6100 sayılı HMK'nın 208/ 4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya «imzayı inkar» eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya 2 haftalık «kesin mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter sözleşmesinin «sahteliği» hakkında karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik iddiası · kimlik tespiti · imza sahteliği · hisse devrinin iptali · şekil şartı · pay devri · tasdik kararı · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «hisse devir sözleşmenin» davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da «temsilcinin» imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi «geçersiz» hale getirmeyeceği, noterin imza «tasdiki» yaparken davacının «kimlik tespitlerini» yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520. maddesinde öngörülen «şekil şartının» gerçekleştiği, «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan «ortaklar kurulu» kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve «pay devrinin» tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, dav …
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/178 E. 2018/6061 K.
Ortak:imza inkarı · ek mehil · sahtelik
İncelediğiniz karardaŞu halde vekaletnamenin «sahteliği» iddiasının noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
6100 sayılı HMK'nın 208/ 4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya «imzayı inkar» eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya 2 haftalık «kesin mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDavacı taraf noter imha tutanağının aksine elinde bulunan hisse senetlerinin gerçek «hisse senedi» olduğunu, noter imha tutanağının gerçeği yansıtmadığını iddia ettiğine göre, işbu davada aynı zamanda 6100 sayılı HMK’nın 208/4. (HUMK 314) maddesi anlamında bir «sahtelik» iddiasına dayanılmaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 204. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddesine göre noterlikçe belgelendirilen işlemlerin resmi işlem sayılacağı ve «sahteliği» sabit oluncaya kadar geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Böyle bir belge içeriğinin «sahteliği iddiası» belgenin diğer tarafına olduğu kadar belgeyi düzenleyen notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik iddiası · hisse senedi · yenileme · hamil · yetkisizlik kararı · ilan · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda… elirtildiği ve taraflarca kabul edildiği üzere dava konusu hisse senetlerinin değiştirilmesi nedeni ile noter huzurunda iptal edildiği, hisse senetlerinin tamamının «yenileri» ile değiştirilerek tedavülden kaldırıldığı, şirketin borsada işlem görmesi nedeni ile bu işlemin yapıldığı, senetlerin hak doğurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bulunduğu, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği, noter huzurunda iptal edilen «hisse senedi» kuponlarına dayanılarak talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu ve elinde davalı şirkete ait «hamiline» hisse senetlerinin olduğu iddiası ile açılan hisse senet bedellerinin tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu hisse senetlerinin noter huzurunda «yenileri» ile değiştirilmek suretiyle imha edildiği, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya münceratında, davalı taraf eski hisse senetlerinin getirtilerek «yenileri» ile değiştirilmesi için «ilan» yapıldığını, tüm eski hisse senetlerinin noter huzurunda imha edildiğini ve bu nedenle davacının iddiasının dinlenemeyeceğini savunmuş ve delil olarak da 16.01.1993 tarihli noter imha tutanağını sunmuştur.
Davalının «ibraz» ettiği noter imha tutanağına göre davacının hak iddiasına dayanak aldığı hisse senetlerinin imha edildiği anlaşılmakta ise de davacı tarafından hisse senetlerinin asıllarını ibraz edilmiş ve «yetkisiz» mahkemece kasaya alınarak daha sonra davacıya iade edilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12282 E. 2013/10396 K.
Ortak:imza inkarı · ek mehil · sahtelik
İncelediğiniz karardaŞu halde vekaletnamenin «sahteliği» iddiasının noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
6100 sayılı HMK'nın 208/ 4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya «imzayı inkar» eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya 2 haftalık «kesin mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaZira noterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle açılan dava aynı zamanda HUMK'nın 314. maddesi anlamında açılmış bir «sahtelik» davasıdır.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekle bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Öte yandan, HUMK'nın 295/f.I ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82/f.III maddeleri hükümlerine göre noterlikçe onaylanan «imza sahteliği» sabit oluncaya kadar geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik iddiası · hisse devir sözleşmesinin iptali · imza sahteliği · ortaklar kurulu kararının iptali · sözleşmenin iptali · tasdik kararı · ortaklar kurulu kararı · mirasçılık
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece ilgili noter hakında da ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter «sözleşmesinin iptaline» karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hisseyi devralanın/«mirasçılarının» davayı kabul beyanları da bulunmadığı gözetildiğinde devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının da hiçbir inceleme yapılmaksızın iptaline karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Noterliği'nin 10/12/2007 tarih ve 23815 Yev. nolu «hisse devir sözleşmesinin iptaline» ve dava konusu 60 payın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
1- Dava, noterde düzenlenen Limited Şirket «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada kabul kararı verilmiştir.
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5844 E. , 2017/5490 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2014/961-2015/946 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin ... Bankası ... şubesindeki mevduat hesabından ...
3. Noterliğinden tanzim edilen sahte vekaletname ile ... isimli bir şahıs tarafından müvekkilin izni ve bilgisi olmadan toplam 535.000 TL çekildiğini, müvekkiline özellikle ikinci çekilişte bankada bulunan iletişim bilgisine rağmen bilgi verilmediğini, müvekkilinin bankaya cüzdanı işletmeye gittiğinde durumu anladığını, davalı bankanın alması gereken önlem ve dikkati göstermediğini ileri sürerek 535.000 TL'nın paraların çekiliş tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesi iddia ve talep etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu işlemleri takiben davacının telefonuna hesabından para çekildiğine ilişkin mesaj iletildiğini ancak mesajların iletilemediğini öğrendiklerini bunun nedeninin davacının telefonunu mesaj alımına kapatmış olduğunu, dolandırıcılık eyleminin sahte vekaletname ile gerçekleştirildiğini, vekaletnameye esas kimlik belgesinin sahteliğini araştırma yükümünün olmadığını, bu nedenle bankaya izafe edilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sahte vekaletnamedeki imza ile davacının bankada yer alan imza örneklerinin farklı ve uzmanlığı gerektirmeyecek şekilde ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olduğu, yine parayı çeken ... isimli şahsın nüfus cüzdanı talep belgesindeki imzası ile ödeme makbuzundaki imzası arasında farklılık olduğu, bu hususun ilk bakışta anlaşılabildiği, son dönemde bankacılık uygulamalarında müşterilere ait kimlik bilgileri, resim ve imza örneklerinin karşılaştırılması yapılarak hesap sahibinin haberdar edilmesinin teamül haline geldiği halde davalı bankanın söz konusu işlemler sırasında ağırlaştırılmış sorumluluk gereği göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, davalı bankanın objektif bir özen ve gözetim yükümlüsü olduğu gibi emrinde çalışan yardımcı kişilerin eylemlerinden bu kapsamda sorumlu olduğu, davalı bankanın çalışanlarının vekaletnamedeki imza ile hesap kartındaki imzayı karşılaştırması halinde imzanın farklı olduğunu tespit edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sahte olduğu iddia olunan vekaletname ile mevduat hesabından para çekilmesi sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece hesap sahibinin davacı, hesabın bulunduğu bankanın ise davalı olarak gösterildiği davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili dolandırıcılık işleminin dava dışı noterlikçe düzenlenen sahte vekaletname ile gerçekleştirildiğini iddia etmektedir. Böyle bir iddianın sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilecektir. Şu halde vekaletnamenin sahteliği iddiasının noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
6100 sayılı HMK'nın 208/ 4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya 2 haftalık kesin mehil verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte yer alan gerekçelerle hükmün davalı taraf yararına BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/377180200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz