Sahtelik iddiası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1083 E. 2017/34 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ sözleşmenin devri↗ kimlik tespiti↗ imza sahteliği↗ hisse devrinin iptali↗ imza inkarı↗ şekil şartı↗ ek mehil↗ sahtelik↗ pay devri↗ tasdik kararı↗ ortaklar kurulu kararı↗ hisse devri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ limited şirket↗ geçersizlik↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu hisse devir sözleşmenin davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da temsilcinin imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceği, noterin imza tasdiki yaparken davacının kimlik tespitlerini yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520. maddesinde öngörülen şekil şartının gerçekleştiği, hisse devrinin pay defterine işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan ortaklar kurulu kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve pay devrinin tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, davacının ekonomik olarak zor durumda olup sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığına dair subjektif unsurları kanıtlayamadığı, dava konusu olayda gabinin varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesi ile bu devre onay veren ortaklar kurulu kararının sahteliği sebebiyle hisse devrinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe tasdik olunan limited şirket hisse devir sözleşmesinde yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan imzanın sahteliğini iddia etmektedir. Dairemizce daha önce verilen 2012/12282 E. - 2013/10936 K. sayılı ve 20.05.2013 tarihli ilamda da ifade olunduğu üzere hisse devrinin dayanağı olan noter sözleşmesinde yer alan imzanın inkarı nedeniyle açılan dava aynı zamanda 6100 s. HMK 208/4 (HUMK'nın 314) maddesi anlamında açılmış bir sahtelik davasıdır. Öte yandan, 6100 s. HMK 204 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82/f. III maddeleri uyarınca noterlikçe onaylanan imza sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir. Böyle bir imzanın sahteliği iddiası ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir. Şu halde onaylı imzanın sahteliği iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir. 6100 s. HMK'nın 208/4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya mehil verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter sözleşmesinin sahteliği hakkında karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12282 E. 2013/10396 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza sahteliği · imza inkarı · ek mehil · sahtelik · tasdik kararı · ortaklar kurulu kararı · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz karardaAncak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «hisse devir sözleşmenin» davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da «temsilcinin» imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi «geçersiz» hale getirmeyeceği, noterin imza «tasdiki» yaparken davacının «kimlik tespitlerini» yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520. maddesinde öngörülen «şekil şartının» gerçekleştiği, «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan «ortaklar kurulu» kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve «pay devrinin» tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, dav …
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekle bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Zira noterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle açılan dava aynı zamanda HUMK'nın 314. maddesi anlamında açılmış bir «sahtelik» davasıdır.
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · ortaklar kurulu kararının iptali · sözleşmenin iptali · mirasçılık
Benzer bu karardaNoterliği'nin 10/12/2007 tarih ve 23815 Yev. nolu «hisse devir sözleşmesinin iptaline» ve dava konusu 60 payın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakında da ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter «sözleşmesinin iptaline» karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hisseyi devralanın/«mirasçılarının» davayı kabul beyanları da bulunmadığı gözetildiğinde devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının da hiçbir inceleme yapılmaksızın iptaline karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava, noterde düzenlenen Limited Şirket «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada kabul kararı verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/178 E. 2018/6061 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza inkarı · ek mehil · sahtelik
İncelediğiniz karardaBöyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter sözleşmesinin «sahteliği» hakkında karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBöyle bir belge içeriğinin «sahteliği iddiası» belgenin diğer tarafına olduğu kadar belgeyi düzenleyen notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Davacı taraf noter imha tutanağının aksine elinde bulunan hisse senetlerinin gerçek «hisse senedi» olduğunu, noter imha tutanağının gerçeği yansıtmadığını iddia ettiğine göre, işbu davada aynı zamanda 6100 sayılı HMK’nın 208/4. (HUMK 314) maddesi anlamında bir «sahtelik» iddiasına dayanılmaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 204. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddesine göre noterlikçe belgelendirilen işlemlerin resmi işlem sayılacağı ve «sahteliği» sabit oluncaya kadar geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse senedi · yenileme · hamil · yetkisizlik kararı · ilan · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda… elirtildiği ve taraflarca kabul edildiği üzere dava konusu hisse senetlerinin değiştirilmesi nedeni ile noter huzurunda iptal edildiği, hisse senetlerinin tamamının «yenileri» ile değiştirilerek tedavülden kaldırıldığı, şirketin borsada işlem görmesi nedeni ile bu işlemin yapıldığı, senetlerin hak doğurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bulunduğu, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği, noter huzurunda iptal edilen «hisse senedi» kuponlarına dayanılarak talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu ve elinde davalı şirkete ait «hamiline» hisse senetlerinin olduğu iddiası ile açılan hisse senet bedellerinin tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu hisse senetlerinin noter huzurunda «yenileri» ile değiştirilmek suretiyle imha edildiği, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya münceratında, davalı taraf eski hisse senetlerinin getirtilerek «yenileri» ile değiştirilmesi için «ilan» yapıldığını, tüm eski hisse senetlerinin noter huzurunda imha edildiğini ve bu nedenle davacının iddiasının dinlenemeyeceğini savunmuş ve delil olarak da 16.01.1993 tarihli noter imha tutanağını sunmuştur.
Davalının «ibraz» ettiği noter imha tutanağına göre davacının hak iddiasına dayanak aldığı hisse senetlerinin imha edildiği anlaşılmakta ise de davacı tarafından hisse senetlerinin asıllarını ibraz edilmiş ve «yetkisiz» mahkemece kasaya alınarak daha sonra davacıya iade edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11969 E. 2013/10323 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza sahteliği · imza inkarı · ek mehil · sahtelik · tasdik kararı · hisse devri · limited şirket
İncelediğiniz karardaAncak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir.
Benzer bu karardaNoterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle, davacı tarafından açılan dava aynı zamanda 1086 Sayılı HUMK'nın 314. maddesi anlamında (davayı asliye) şeklinde açılmış bir «sahtelik» davasıdır. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:II, 1980, sh: 1448,1449, 1504; Necmettin Berkin, Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, Sh: 811; Necip Bilge-Ergun Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 1978, Sh:579).
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise davada kendisine «husumet» yöneltilen taraflara olduğu kadar vekaletnamedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan vekaletnamede yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte, bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı · kesin hüküm · husumet
Benzer bu kararda… , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan tüm işlemlerin sahte belge ile yapıldığı ve bu devirlerden davacının sorumlu tutulamayacağı, «hisse devrine» yönelik tüm devir sözleşmelerinin TTK’nın 520 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediğinden yasal şartlarını taşımadığı, tüm devirlerin sahte vekaletname ile «geçersiz» olarak yapıldığı ve yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin kuruluşunda ve sonrasında davacının bu şirkete hiçbir şekilde ortak olmadığının tespiti ile hisse devri ile ortak olduğuna dair «kaydın» başından itibaren geçersizliğine ve bu geçersiz devir sonucu yapılan müdür atamasının ve buna yönelik tüm işlemlerin yok hükmünde olduğundan iptallerine karar veri …
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise davada kendisine «husumet» yöneltilen taraflara olduğu kadar vekaletnamedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
… ı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceği, asıl davaya bakan hâkimin, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık «kesin» bir süre vereceği hüküm altına alınmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1751 E. 2019/1651 K.
Ortak:sahtelik · hisse devir sözleşmesi · limited şirket
İncelediğiniz kararda1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «hisse devir sözleşmenin» davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da «temsilcinin» imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi «geçersiz» hale getirmeyeceği, noterin imza «tasdiki» yaparken davacının «kimlik tespitlerini» yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520. maddesinde öngörülen «şekil şartının» gerçekleştiği, «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan «ortaklar kurulu» kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve «pay devrinin» tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, dav …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1083 E. , 2017/34 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/09/2015 tarih ve 2010/966-2015/751 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.11.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Gıda Dağıtım ve Pazarlama Ticaret Limited Şirketi'nde bulunan %15 hissesini diğer davalıya hakim ortak ...'nin baskıları sonucu müvekkilinin oğlu ve aynı zamanda şirket müdürü ... tarafından geçersiz olan hisse devir sözleşmesi ile devredildiğini, hisse devir sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın müvekkilinin oğlu ...'a ait olup, bu imzanın ... şehir dışındayken imza atılan belgeye ilişkin olduğunu, vekaleten imza atıldığına ilişkin bir açıklama bulunmadığını, bu nedenle hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğunu, hisse devrine muvafakat edilmesine ilişkin 10.07.2009 tarihli ortaklar kurulu kararının altındaki imzanın da müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle ortaklar kurulu kararının da geçersiz olduğunu, bir an için hisse devrinin geçerli olduğu kabul edilse bile davacının BK 21.
maddesi uyarınca gabine maruz kalması nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını, çünkü devre konu hisselerin gerçek değerinin çok altında satış gösterildiğini, hakim ortağın müvekkiline ve oğluna yönelik baskı ve tehditlerde bulunduğunu, usulsüz hisse devri nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararlardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, hisse devir sözleşmesinin ve ortaklar kurulu kararının sahteliği nedeniyle geçersizliğinin tespitine, devir konusu payların pay defterine yeniden davacı adına tesciline karar verilmesini, bu talep kabul edilmediği takdirde bedele ilişkin hükmün gabin nedeniyle geçersizliğinin tespiti ile gerçek piyasa değerine göre aradaki fark için şimdilik 100.000 TL'nin devir tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 08.07.2010 tarihli ıslah dilekçesinde, talep sonucunu 9.831.500 TL'ye çıkarmıştır.
Davalılar vekili, tahkim itirazında bulunarak, perde arkasındaki gerçek hissedarın ... olduğunu, davacının oğlu ...'ı şirketlere katılmak, hisse almak ve satıp devretmek dahil en geniş yetkilerle vekil tayin ettiğini, dava konusu ortaklar kurulu kararını ve hisse devir sözleşmesini ...'ın imzaladığını, davacının ...
3. İcra Müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde hisse devrini açıkça benimsediğini, davacı iddialarının MK 2. maddesine aykırı olduğunu, müzayaka iddiasının gerçek olmadığını, gabinin objektif ve subjektif unsurlarının oluşmadığını, edimler arasında dengesizlik bulunmadığını, terditli taleplerin çelişkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu hisse devir sözleşmenin davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da temsilcinin imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceği, noterin imza tasdiki yaparken davacının kimlik tespitlerini yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520.
maddesinde öngörülen şekil şartının gerçekleştiği, hisse devrinin pay defterine işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan ortaklar kurulu kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve pay devrinin tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, davacının ekonomik olarak zor durumda olup sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığına dair subjektif unsurları kanıtlayamadığı, dava konusu olayda gabinin varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesi ile bu devre onay veren ortaklar kurulu kararının sahteliği sebebiyle hisse devrinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe tasdik olunan limited şirket hisse devir sözleşmesinde yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan imzanın sahteliğini iddia etmektedir. Dairemizce daha önce verilen 2012/12282 E. - 2013/10936 K. sayılı ve 20.05.2013 tarihli ilamda da ifade olunduğu üzere hisse devrinin dayanağı olan noter sözleşmesinde yer alan imzanın inkarı nedeniyle açılan dava aynı zamanda 6100 s.
HMK 208/4 (HUMK'nın 314) maddesi anlamında açılmış bir sahtelik davasıdır. Öte yandan, 6100 s. HMK 204 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82/f. III maddeleri uyarınca noterlikçe onaylanan imza sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir. Böyle bir imzanın sahteliği iddiası ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir. Şu halde onaylı imzanın sahteliği iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
6100 s. HMK'nın 208/4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya mehil verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter sözleşmesinin sahteliği hakkında karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte yer alan gerekçelerle hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı tarafın sair temyiz itirazları hakkında şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödemiş olduğu temyiz peşin harcının iadesine, 03.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/294182900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz