Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/178 E. 2018/6061 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ imza inkarı↗ ek mehil↗ sahtelik↗ hisse senedi↗ yenileme↗ hamil↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 16/01/1993 tarihli noter düzenleme tespit tutanağında belirtildiği ve taraflarca kabul edildiği üzere dava konusu hisse senetlerinin değiştirilmesi nedeni ile noter huzurunda iptal edildiği, hisse senetlerinin tamamının yenileri ile değiştirilerek tedavülden kaldırıldığı, şirketin borsada işlem görmesi nedeni ile bu işlemin yapıldığı, senetlerin hak doğurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bulunduğu, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği, noter huzurunda iptal edilen hisse senedi kuponlarına dayanılarak talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temiz etmiştir.
Dava, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu ve elinde davalı şirkete ait hamiline hisse senetlerinin olduğu iddiası ile açılan hisse senet bedellerinin tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu hisse senetlerinin noter huzurunda yenileri ile değiştirilmek suretiyle imha edildiği, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya münceratında, davalı taraf eski hisse senetlerinin getirtilerek yenileri ile değiştirilmesi için ilan yapıldığını, tüm eski hisse senetlerinin noter huzurunda imha edildiğini ve bu nedenle davacının iddiasının dinlenemeyeceğini savunmuş ve delil olarak da 16.01.1993 tarihli noter imha tutanağını sunmuştur. Davalının ibraz ettiği noter imha tutanağına göre davacının hak iddiasına dayanak aldığı hisse senetlerinin imha edildiği anlaşılmakta ise de davacı tarafından hisse senetlerinin asıllarını ibraz edilmiş ve yetkisiz mahkemece kasaya alınarak daha sonra davacıya iade edilmiştir. Davacı taraf noter imha tutanağının aksine elinde bulunan hisse senetlerinin gerçek hisse senedi olduğunu, noter imha tutanağının gerçeği yansıtmadığını iddia ettiğine göre, işbu davada aynı zamanda 6100 sayılı HMK’nın 208/4. (HUMK 314) maddesi anlamında bir sahtelik iddiasına dayanılmaktadır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 204. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddesine göre noterlikçe belgelendirilen işlemlerin resmi işlem sayılacağı ve sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olacağı düzenlenmiştir. Böyle bir belge içeriğinin sahteliği iddiası belgenin diğer tarafına olduğu kadar belgeyi düzenleyen notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir. Şu halde, belgenin sahteliği iddiasının bu belgeyi düzenleyen noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir. 6100 sayılı HMK'nın 208/4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili hisse senet asıllarının getirtilmesi ve ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya mehil verilmesi ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek ilgili hisse senetlerinin sahih olup olmadığı dosya içeriğindeki tüm deliller ile beraber incelenerek ve mülkiyet hakkının da yitirilemeyeceği gözönüne alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1083 E. 2017/34 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza inkarı · ek mehil · sahtelik
İncelediğiniz karardaBöyle bir belge içeriğinin «sahteliği iddiası» belgenin diğer tarafına olduğu kadar belgeyi düzenleyen notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Davacı taraf noter imha tutanağının aksine elinde bulunan hisse senetlerinin gerçek «hisse senedi» olduğunu, noter imha tutanağının gerçeği yansıtmadığını iddia ettiğine göre, işbu davada aynı zamanda 6100 sayılı HMK’nın 208/4. (HUMK 314) maddesi anlamında bir «sahtelik» iddiasına dayanılmaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 204. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddesine göre noterlikçe belgelendirilen işlemlerin resmi işlem sayılacağı ve «sahteliği» sabit oluncaya kadar geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBöyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkiliyebilir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter sözleşmesinin «sahteliği» hakkında karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kimlik tespiti · imza sahteliği · hisse devrinin iptali · şekil şartı · pay devri · tasdik kararı · ortaklar kurulu kararı · hisse devri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «hisse devir sözleşmenin» davacının oğlu olan vekili ... tarafından imzalanmış olduğu, ancak noter senedinde devreden olarak ...'ın yer aldığı, hisse devir senedinde imzanın vekaleten atıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, davacı adına hisse devir sözleşmesini imzalayan ...'ın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, vekilin ya da «temsilcinin» imza atarken vekaleten ya da temsilci olarak hareket ettiğini yazmamasının tek başına o sözleşmeyi «geçersiz» hale getirmeyeceği, noterin imza «tasdiki» yaparken davacının «kimlik tespitlerini» yapmış olması ve vekilin ayrıca kimlik tespiti yapılmamış olması da tek başına geçersizlik sonucunu doğurmayacağı, noter tarafından imza tasdiki yapılmış olmakla TTK 520. maddesinde öngörülen «şekil şartının» gerçekleştiği, «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesine dair şirket ortaklar kurulunun kararını davacı adına yine vekili olan ...'ın imzaladığı, bu karara ... adına vekilinin katılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere vekaleten hareket edildiğine dair açıklama yazılmaması imzayı geçersiz hale getirmeyeceği, hisse devrinin usulüne uygun olarak alınan «ortaklar kurulu» kararıyla şirket pay defterine işlendiği ve «pay devrinin» tamamlandığı, devir tarihinde gerçek hisse değerleri ile hisse devir senedinde gösterilen değerler arasında davacı aleyhinde açık bir nispetsizlik bulunmadığı, dav …
1-Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının «sahteliği» sebebiyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ve müvekkili adına olan «imzanın sahteliğini» iddia etmektedir.
Dairemizce daha önce verilen 2012/12282 E. - 2013/10936 K. sayılı ve 20.05.2013 tarihli ilamda da ifade olunduğu üzere «hisse devrinin» dayanağı olan noter sözleşmesinde yer alan «imzanın inkarı» nedeniyle açılan dava aynı zamanda 6100 s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12282 E. 2013/10396 K.
Ortak:sahtelik iddiası · imza inkarı · ek mehil · sahtelik
İncelediğiniz karardaBöyle bir belge içeriğinin «sahteliği iddiası» belgenin diğer tarafına olduğu kadar belgeyi düzenleyen notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Davacı taraf noter imha tutanağının aksine elinde bulunan hisse senetlerinin gerçek «hisse senedi» olduğunu, noter imha tutanağının gerçeği yansıtmadığını iddia ettiğine göre, işbu davada aynı zamanda 6100 sayılı HMK’nın 208/4. (HUMK 314) maddesi anlamında bir «sahtelik» iddiasına dayanılmaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 204. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddesine göre noterlikçe belgelendirilen işlemlerin resmi işlem sayılacağı ve «sahteliği» sabit oluncaya kadar geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaZira noterden «tasdikli» «imzanın inkarı» nedeniyle açılan dava aynı zamanda HUMK'nın 314. maddesi anlamında açılmış bir «sahtelik» davasıdır.
Böyle bir «imzanın sahteliği iddiası» ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekle bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · imza sahteliği · ortaklar kurulu kararının iptali · sözleşmenin iptali · tasdik kararı · ortaklar kurulu kararı · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaNoterliği'nin 10/12/2007 tarih ve 23815 Yev. nolu «hisse devir sözleşmesinin iptaline» ve dava konusu 60 payın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
1- Dava, noterde düzenlenen Limited Şirket «hisse devir sözleşmesi» ile bu devre onay veren «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece hisseyi devralan ile hisseleri devredilen şirketin hasım olarak gösterildiği davada kabul kararı verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakında da ayrı bir dava açmak üzere davacıya «mehil» verilmek ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmek gerekirken noterin yokluğunda noter «sözleşmesinin iptaline» karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hisseyi devralanın/«mirasçılarının» davayı kabul beyanları da bulunmadığı gözetildiğinde devre onay veren «ortaklar kurulu» kararının da hiçbir inceleme yapılmaksızın iptaline karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dışı noterlikçe «tasdik» olunan «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinde» yer alıp müvekkiline izafe edilen imzaların gerçekte müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekle bu imzaların «sahteliğini» iddia etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13071 E. 2011/5608 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra hukuk mahkemesi · olumsuz oy · hukuki yarar · zamanaşımı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesinin görevi kapsamında kalan ve «kesin» hükme bağlanan bir hususun genel mahkemeler huzurunda yeniden görülmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davanın esasına girilerek davacının talebi hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken, davacının dava açmakta «hukuki yararının» olmadığı ve alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin bulunmadığı gerekçesiyle red hükmü kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından geri bırakılmasına karar verilen icra takibinin «zamanaşımına» uğramadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup İİK’nun 71. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 33/a maddesi uyarınca bu tür davaların genel mahkemelerce incelenmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/178 E. , 2018/6061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2016 tarih ve s2014/1144-2016/513 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının sahip olduğu davalı şirkete ait 94 adet A tipi kurucu ve hamiline yazılı hisse senedi bedellerinin tespiti ve ödenmesi konusunda davalı şirkete bildirim yapıldığını, davalı şirketin talebi red ettiğini iddia ederek hisse senetlerinin tüm fer'ileri ile birlikte tespiti ile bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, mahkemenin yetkili olmadığını, dava konusu hisse senetlerinin mevzuata uygun bir biçimde iptal edildiğini, davacının pay sahibi olduğunu kanıtlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 16/01/1993 tarihli noter düzenleme tespit tutanağında belirtildiği ve taraflarca kabul edildiği üzere dava konusu hisse senetlerinin değiştirilmesi nedeni ile noter huzurunda iptal edildiği, hisse senetlerinin tamamının yenileri ile değiştirilerek tedavülden kaldırıldığı, şirketin borsada işlem görmesi nedeni ile bu işlemin yapıldığı, senetlerin hak doğurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bulunduğu, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği, noter huzurunda iptal edilen hisse senedi kuponlarına dayanılarak talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temiz etmiştir.
Dava, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu ve elinde davalı şirkete ait hamiline hisse senetlerinin olduğu iddiası ile açılan hisse senet bedellerinin tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu hisse senetlerinin noter huzurunda yenileri ile değiştirilmek suretiyle imha edildiği, hisse senetlerinin elde bulundurulmasının hak sahipliğine delil teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya münceratında, davalı taraf eski hisse senetlerinin getirtilerek yenileri ile değiştirilmesi için ilan yapıldığını, tüm eski hisse senetlerinin noter huzurunda imha edildiğini ve bu nedenle davacının iddiasının dinlenemeyeceğini savunmuş ve delil olarak da 16.01.1993 tarihli noter imha tutanağını sunmuştur. Davalının ibraz ettiği noter imha tutanağına göre davacının hak iddiasına dayanak aldığı hisse senetlerinin imha edildiği anlaşılmakta ise de davacı tarafından hisse senetlerinin asıllarını ibraz edilmiş ve yetkisiz mahkemece kasaya alınarak daha sonra davacıya iade edilmiştir. Davacı taraf noter imha tutanağının aksine elinde bulunan hisse senetlerinin gerçek hisse senedi olduğunu, noter imha tutanağının gerçeği yansıtmadığını iddia ettiğine göre, işbu davada aynı zamanda 6100 sayılı HMK’nın 208/4.
(HUMK 314) maddesi anlamında bir sahtelik iddiasına dayanılmaktadır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 204. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddesine göre noterlikçe belgelendirilen işlemlerin resmi işlem sayılacağı ve sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olacağı düzenlenmiştir. Böyle bir belge içeriğinin sahteliği iddiası belgenin diğer tarafına olduğu kadar belgeyi düzenleyen notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir. Şu halde, belgenin sahteliği iddiasının bu belgeyi düzenleyen noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.
6100 sayılı HMK'nın 208/4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili hisse senet asıllarının getirtilmesi ve ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya mehil verilmesi ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek ilgili hisse senetlerinin sahih olup olmadığı dosya içeriğindeki tüm deliller ile beraber incelenerek ve mülkiyet hakkının da yitirilemeyeceği gözönüne alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/444346900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz