6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İstirdat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7335 E. 2017/5170 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız şart ön inceleme aşaması ticari kredi ticari dava niteliği dava şartı yokluğu genel kredi sözleşmesi komisyon usulden reddi görevsizlik kararı kredi sözleşmesi karar verilmesine yer olmadığına kesin hüküm görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 26 · TTK — TTK 4 · HMK — HMK 20

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olduğu, davacının, davalı bankadan 12/09/2013 tarihinde 88.000,00 TL, 11/08/2011 tarihinde 80.000,00 TL, 25/06/2008 tarihinde 60.000,00 TL, 22/06/2007 tarihinde 60.000,00 TL, 19/07/2006 tarihinde 53.400,00 TL zirai kredi kullandığını ve bu kullanımlar sırasında 4.174,00 TL kredi tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında kesintiler yapıldığı, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 21, 25 ve 26. maddeleri uyarınca, sözleşmede tarafların yapılacak kesintilere ilişkin kararlaştırılacak miktar ve oranlarını, asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlemesi gerektiği, yapılan bu sözleşmelerde davacı ile davalı arasında bu hususların açıkça belirtilmediği, bu durumun davacı aleyhine haksız şart niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yapılan kesintilerin davacıya iadesine karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davalı bankadan genel kredi sözleşmesi kapsamında ticari kredi kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davada kredi kullanımı sırasında yapılan kesintilerin iadesi talep edilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ticaret mahkemeleri görevlidir. Dava, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 06/08/2014 tarihinde açılmıştır. Dava tarihinde ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince ticari nitelikteki uyuşmazlığa davanın açıldığı yer asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakmakla görevlidir. Ancak, yargılama sırasında HSYK'nın 23/07/2015 tarih 1157 sayılı kararı ile ... Adliyesi'nde 03/08/2015 tarihi itibariyle asliye ticaret mahkemesi faaliyete geçmiş olup, uyuşmazlıkta artık asliye ticaret mahkemesi görevli bulunduğundan, asliye hukuk mahkemesince dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen devredilmesine (aktarılmasına) karar verilmesi gereklidir. Bu halde bir görevsizlik kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine yer olmadığı gibi, iki hafta içinde görevli mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20. maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir. Bu durumda, mahkemece özel mahkemenin yargı çevresinde sonradan faaliyete geçmiş olmasından kaynaklanan, bir devir (aktarma) niteliğinde ve kesin olmak üzere bir karar verilmesi ve dosyanın resen özel mahkemeye gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Dosyanın gönderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9217 E. 2016/7676 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtrazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9527 E. 2016/7952 K.

    Ortak: · dava şartı · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3764 E. 2018/7773 K.

    Ortak: · dava şartı · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/7335 E.  ,  2017/5170 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/12/2015 tarih ve 2014/878-2015/652 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ... şubesinden 19/07/2006, 22/06/2007, 25/06/2008, 11/08/2011, 12/09/2013 tarihlerinde ticari krediler kullandığını, bu kullanımlar sırasında müvekkilinden haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkili bankadan kullanmış olduğu kredilerin ticari kredi olması nedeniyle davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, davacının sözleşme imzalama hususunda zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkili banka tarafından tahsil edilen kredi masraf ve komisyonlarının bankacılık faaliyetinin sürdürülebilmesi için yasal ve zorunlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olduğu, davacının, davalı bankadan 12/09/2013 tarihinde 88.000,00 TL, 11/08/2011 tarihinde 80.000,00 TL, 25/06/2008 tarihinde 60.000,00 TL, 22/06/2007 tarihinde 60.000,00 TL, 19/07/2006 tarihinde 53.400,00 TL zirai kredi kullandığını ve bu kullanımlar sırasında 4.174,00 TL kredi tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında kesintiler yapıldığı, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 21, 25 ve 26. maddeleri uyarınca, sözleşmede tarafların yapılacak kesintilere ilişkin kararlaştırılacak miktar ve oranlarını, asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlemesi gerektiği, yapılan bu sözleşmelerde davacı ile davalı arasında bu hususların açıkça belirtilmediği, bu durumun davacı aleyhine haksız şart niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yapılan kesintilerin davacıya iadesine karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davalı bankadan genel kredi sözleşmesi kapsamında ticari kredi kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davada kredi kullanımı sırasında yapılan kesintilerin iadesi talep edilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ticaret mahkemeleri görevlidir. Dava, ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 06/08/2014 tarihinde açılmıştır. Dava tarihinde ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince ticari nitelikteki uyuşmazlığa davanın açıldığı yer asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakmakla görevlidir. Ancak, yargılama sırasında HSYK'nın 23/07/2015 tarih 1157 sayılı kararı ile ... Adliyesi'nde 03/08/2015 tarihi itibariyle asliye ticaret mahkemesi faaliyete geçmiş olup, uyuşmazlıkta artık asliye ticaret mahkemesi görevli bulunduğundan, asliye hukuk mahkemesince dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen devredilmesine (aktarılmasına) karar verilmesi gereklidir. Bu halde bir görevsizlik kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine yer olmadığı gibi, iki hafta içinde görevli mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20.

maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir. Bu durumda, mahkemece özel mahkemenin yargı çevresinde sonradan faaliyete geçmiş olmasından kaynaklanan, bir devir (aktarma) niteliğinde ve kesin olmak üzere bir karar verilmesi ve dosyanın resen özel mahkemeye gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/376763200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.