İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7335 E. 2017/5170 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız şart↗ ön inceleme aşaması↗ ticari kredi↗ ticari dava niteliği↗ dava şartı yokluğu↗ genel kredi sözleşmesi↗ komisyon↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ kredi sözleşmesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olduğu, davacının, davalı bankadan 12/09/2013 tarihinde 88.000,00 TL, 11/08/2011 tarihinde 80.000,00 TL, 25/06/2008 tarihinde 60.000,00 TL, 22/06/2007 tarihinde 60.000,00 TL, 19/07/2006 tarihinde 53.400,00 TL zirai kredi kullandığını ve bu kullanımlar sırasında 4.174,00 TL kredi tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında kesintiler yapıldığı, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 21, 25 ve 26. maddeleri uyarınca, sözleşmede tarafların yapılacak kesintilere ilişkin kararlaştırılacak miktar ve oranlarını, asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlemesi gerektiği, yapılan bu sözleşmelerde davacı ile davalı arasında bu hususların açıkça belirtilmediği, bu durumun davacı aleyhine haksız şart niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yapılan kesintilerin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı bankadan genel kredi sözleşmesi kapsamında ticari kredi kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davada kredi kullanımı sırasında yapılan kesintilerin iadesi talep edilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ticaret mahkemeleri görevlidir. Dava, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 06/08/2014 tarihinde açılmıştır. Dava tarihinde ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince ticari nitelikteki uyuşmazlığa davanın açıldığı yer asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakmakla görevlidir. Ancak, yargılama sırasında HSYK'nın 23/07/2015 tarih 1157 sayılı kararı ile ... Adliyesi'nde 03/08/2015 tarihi itibariyle asliye ticaret mahkemesi faaliyete geçmiş olup, uyuşmazlıkta artık asliye ticaret mahkemesi görevli bulunduğundan, asliye hukuk mahkemesince dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen devredilmesine (aktarılmasına) karar verilmesi gereklidir. Bu halde bir görevsizlik kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine yer olmadığı gibi, iki hafta içinde görevli mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20. maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir. Bu durumda, mahkemece özel mahkemenin yargı çevresinde sonradan faaliyete geçmiş olmasından kaynaklanan, bir devir (aktarma) niteliğinde ve kesin olmak üzere bir karar verilmesi ve dosyanın resen özel mahkemeye gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9217 E. 2016/7676 K.
Ortak:ticari dava niteliği · görevsizlik kararı · kesin hüküm · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava tarihinde ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince «ticari nitelikteki» uyuşmazlığa davanın açıldığı yer asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakmakla «görevlidir».
Bu halde bir «görevsizlik» kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar «verilmesine yer olmadığı» gibi, iki hafta içinde «görevli» mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20. maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ticaret mahkemeleri «görevlidir».
Benzer bu karardaDava tarihinde, ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince «ticari nitelikteki» uyuşmazlığa bakmaya davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesi «görevlidir».
Bu halde bir «görevsizlik» kararı söz konusu olmadığı için iki hafta içinde «görevli» mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK 20 maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir.
Bu durumda yerel mahkemece 12/11/2015 günlü «kesin» nitelikteki devir kararı üzerine dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen gönderilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu 12/11/2015 günlü kararın «görevsizlik» kararı olarak nitelendirilmesi suretiyle yasal iki haftalık süre içerisinde gönderme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde 18/04/2016 günlü ek kararla «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın gönderilmesi · mutlak ticari dava · tahrifat · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · keşideci · çek
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın sahte veya «tahrif» edilmiş «çek» nedeniyle uğranılan zararının tazmini davası olduğu, dava konusunun TTK'da düzenlendiğinden «mutlak ticari» dava olduğu ve Yasa'nın 4 ve 5. maddeleri gereği asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği, ...'nın 23.07.2015 tarih 1157 sayılı kararı ile ...
Adliyesi'nde 03.08.2015 tarihi itibariyle asliye ticaret mahkemesi kurulduğu, bu nedenle mahkemenin «görevsiz» hale geldiğine dair hüküm kurulduğu, kararın taraflarca temyiz edilmeksizin 18/12/2015 tarihinde kesinleşmesine rağmen, kesinleşme tarihinden itibaren iki haftalık yasal sürede «dosyanın gönderilmesinin» talep olunmadığı gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, sahte olduğu iddia edilen «çek» nedeniyle, «keşideci» ve banka aleyhinde 18/08/2014 tarihinde ...
Bu durumda yerel mahkemece 12/11/2015 günlü «kesin» nitelikteki devir kararı üzerine dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen gönderilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu 12/11/2015 günlü kararın «görevsizlik» kararı olarak nitelendirilmesi suretiyle yasal iki haftalık süre içerisinde gönderme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde 18/04/2016 günlü ek kararla «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9527 E. 2016/7952 K.
Ortak:ticari dava niteliği · dava şartı yokluğu · usulden reddi · görevsizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu halde bir «görevsizlik» kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar «verilmesine yer olmadığı» gibi, iki hafta içinde «görevli» mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20. maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir.
Dava tarihinde ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince «ticari nitelikteki» uyuşmazlığa davanın açıldığı yer asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakmakla «görevlidir».
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ticaret mahkemeleri «görevlidir».
Benzer bu karardaBu halde bir «görevsizlik» kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar «verilmesine yer olmadığı» gibi, iki hafta içinde «görevli» mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20 maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir.
Bu durumda yerel mahkemece 16/10/2015 günlü «kesin» nitelikteki devir kararı üzerine dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen gönderilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu kararın «görevsizlik» kararı olarak nitelendirilmesi suretiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddi» ve «görevli» mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20 maddesi hükümlerinin uygulanması kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevine ilişkin dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap alacağı · cari hesap · bayilik sözleşmesi · iflas
Benzer bu karardaDava, «bayilik sözleşmesine» dayalı «cari hesap alacağına» ilişkin «iflas» istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 154. maddesine göre «iflas» davalarında görevin borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine ait olduğu, ...'nın 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile ... yargı çevresinde müstakil asliye ticaret mahkemesi kurulduğu ve 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olmakla, davaya bakmak görevi ...
İİK'nın 154/III. maddesi uyarınca «iflas» davası, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılır.
Bu bakımdan İİK, «iflas» davalarında ticaret mahkemesini «görevli» mahkeme olarak göstermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3764 E. 2018/7773 K.
Ortak:ticari dava niteliği · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDava tarihinde ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince «ticari nitelikteki» uyuşmazlığa davanın açıldığı yer asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakmakla «görevlidir».
Bu halde bir «görevsizlik» kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar «verilmesine yer olmadığı» gibi, iki hafta içinde «görevli» mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20. maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ticaret mahkemeleri «görevlidir».
Benzer bu kararda6102 sayılı ...’nın 4/1-a. maddesiyle, ...'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğu hüküm altına alınmış, aynı Yasa'nın 5/1. maddesinde ise asliye ticaret mahkemelerinin tüm ticari davalara bakmakla «görevli» olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı ...'nın 5/4 maddesi gereğince de, asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması «görevsizlik» kararı verilmesini gerektirmemekte, asliye hukuk mahkemesince davaya devam edilmesi icap etmektedir.
Adliyesi'nde 07/09/2015 tarihi itibariyle asliye ticaret mahkemesi faaliyete geçmiş olup, uyuşmazlıkta artık asliye ticaret mahkemesi «görevli» bulunduğundan, mahkemece dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen devredilmesine (aktarılmasına) karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · mutlak ticari dava · güveni kötüye kullanma · hukuki yarar · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda… e ait emtianın davalı şirketçe temin edilen, davalı ...'ın ruhsat sahibi olduğu araç ile nakliyesi sırasında alıcıya ulaştırılmaması nedeniyle açılan ceza davasında «güveni kötüye kullanma» suçundan yargılanıp ceza aldığı, davacının, davalı ... ....'ın söz konusu eylemi nedeniyle sigortalıya 15/06/2005 tarihinde 20.297,52 TL ödediği, bu anlamda «hukuki yararının» bulunduğu, davalıların iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.297,52 TL'nin 15.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle daval …
1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu uyuşmazlık niteliği itibariyle «mutlak ticari» davadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7335 E. , 2017/5170 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/12/2015 tarih ve 2014/878-2015/652 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ... şubesinden 19/07/2006, 22/06/2007, 25/06/2008, 11/08/2011, 12/09/2013 tarihlerinde ticari krediler kullandığını, bu kullanımlar sırasında müvekkilinden haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankadan kullanmış olduğu kredilerin ticari kredi olması nedeniyle davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, davacının sözleşme imzalama hususunda zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkili banka tarafından tahsil edilen kredi masraf ve komisyonlarının bankacılık faaliyetinin sürdürülebilmesi için yasal ve zorunlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olduğu, davacının, davalı bankadan 12/09/2013 tarihinde 88.000,00 TL, 11/08/2011 tarihinde 80.000,00 TL, 25/06/2008 tarihinde 60.000,00 TL, 22/06/2007 tarihinde 60.000,00 TL, 19/07/2006 tarihinde 53.400,00 TL zirai kredi kullandığını ve bu kullanımlar sırasında 4.174,00 TL kredi tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında kesintiler yapıldığı, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 21, 25 ve 26. maddeleri uyarınca, sözleşmede tarafların yapılacak kesintilere ilişkin kararlaştırılacak miktar ve oranlarını, asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlemesi gerektiği, yapılan bu sözleşmelerde davacı ile davalı arasında bu hususların açıkça belirtilmediği, bu durumun davacı aleyhine haksız şart niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yapılan kesintilerin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı bankadan genel kredi sözleşmesi kapsamında ticari kredi kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davada kredi kullanımı sırasında yapılan kesintilerin iadesi talep edilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ve 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ticaret mahkemeleri görevlidir. Dava, ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 06/08/2014 tarihinde açılmıştır. Dava tarihinde ...'da müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince ticari nitelikteki uyuşmazlığa davanın açıldığı yer asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakmakla görevlidir. Ancak, yargılama sırasında HSYK'nın 23/07/2015 tarih 1157 sayılı kararı ile ... Adliyesi'nde 03/08/2015 tarihi itibariyle asliye ticaret mahkemesi faaliyete geçmiş olup, uyuşmazlıkta artık asliye ticaret mahkemesi görevli bulunduğundan, asliye hukuk mahkemesince dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen devredilmesine (aktarılmasına) karar verilmesi gereklidir. Bu halde bir görevsizlik kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine yer olmadığı gibi, iki hafta içinde görevli mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20.
maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir. Bu durumda, mahkemece özel mahkemenin yargı çevresinde sonradan faaliyete geçmiş olmasından kaynaklanan, bir devir (aktarma) niteliğinde ve kesin olmak üzere bir karar verilmesi ve dosyanın resen özel mahkemeye gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/376763200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz