Fesihname
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5481 E. 2017/5111 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesihname↗ limited şirket ortaklığı↗ kabul beyanı↗ ortaklık sözleşmesi↗ pay devri↗ ibra↗ hisse devri↗ cy/cy şerhi↗ hisse devir sözleşmesi↗ icra takibine itiraz↗ işlemiş faiz↗ limited şirket↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ ibraz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” şerhini içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve pay devrinin 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında ortaklık sözleşmesinde yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile asıl alacak 100.000,00 TL, işlemiş faiz 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, ortaklık sözleşmesinde yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davalı vekilince, limited şirket ortaklık sözleşmesine istinaden hisse devri için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan hisse devir sözleşmesiyle pay devrinin sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri fesihname ile birbirlerini ibra ederek hukuki ilişkiye son verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge ibraz edilmiştir. Bahsi geçen belgede limited şirket hisse devir sözleşmesinin görülen lüzum üzerine rızaen anlaşılarak feshedildiğinin, taraflar arasındaki akdin bir hükmünün kalmadığının, bu konuyla ilgili tarafların birbirlerini ibra ettiklerinin kabul ve beyan edildiği, belgenin feshedenler olarak taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu suretle, mahkemece, dosyaya ibraz edilen “Fesihname” başlıklı belge değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususta bir gerekçeye yer verilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4222 E. 2014/15438 K.
Ortak:fesihname · hisse devri · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz karardaAncak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Bahsi geçen belgede «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» görülen lüzum üzerine rızaen anlaşılarak feshedildiğinin, taraflar arasındaki akdin bir hükmünün kalmadığının, bu konuyla ilgili tarafların birbirlerini «ibra» ettiklerinin kabul ve beyan edildiği, belgenin feshedenler olarak taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaAncak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Davacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · ihtarname · dava sebebi · zamanaşımı
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu itibari ile zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, hisse devir tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı «sebebi» ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/247 E. 2019/4931 K.
Ortak:fesihname · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” «şerhini» içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve «pay devrinin» 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında «ortaklık sözleşmesinde» yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde 24.02.2010 tarihli «fesihnamenin» içeriğinin değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/911 E. 2023/3611 K.
Ortak:fesihname · limited şirket ortaklığı · pay devri · ortaklık sözleşmesi · ibra · cy/cy şerhi · icra takibine itiraz · işlemiş faiz
İncelediğiniz karardaAncak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” «şerhini» içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve «pay devrinin» 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında «ortaklık sözleşmesinde» yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket ortaklık sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, ortaklık sözleşmesinde yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 19.02.2016 tarih, 2015/17 E. ve 2016/45 K. sayılı kararı ile dosyada “ortaklık için ödenmiştir” «şerhini» içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02.04.2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve «pay devrinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında «ortaklık sözleşmesinde» yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2.150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirket ortaklık sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen 24.02.2010 tarih ve 03311 yevmiye numaralı «fesihnamede» tarafların birbirini «ibra» ettiklerinin beyan edildiği, ibranın taraflar arasındaki borcu sona erdireceği, davacının haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bedel iadesi · kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «fesihname» adlı belgenin yargılamanın en başından beri dosya içerisinde bulunduğunu, bozma ilamında usuli bir eksiklikten söz edildiğini, aksinin kazanılmış haklarının ihlal edildiği anlamına geleceğini, davacının davalıya ödeme yaptığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, davalı tarafından «bedeli iade» edilmediğinin açık olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, kararın hukuka aykırı olduğunu, «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen 24.02.2010 tarih ve 03311 yevmiye numaralı «fesihnamede» tarafların birbirini «ibra» ettiklerinin beyan edildiği, ibranın taraflar arasındaki borcu sona erdireceği, davacının haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9447 E. 2010/719 K.
Ortak:fesihname · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” «şerhini» içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve «pay devrinin» 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında «ortaklık sözleşmesinde» yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, koşulları oluşmadığından «icra inkar tazminatı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, koşulları oluşmadığından dolayı davacı tarafın «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece, İİK'nun 67. maddesi hükmündeki koşulların oluştuğu nazara alınıp, davacı tarafın «icra-inkar tazminat» isteminin ilke olarak kabulü yerine denetlenebilir gerekçesi dahi gösterilmeden reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · acentelik sözleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · mutabakat · sözleşmenin feshi · acentelik · ipotek
Benzer bu karardaOysa, takibe konu alacak, taraflar arasında varlığı çekişmesiz «acentelik sözleşmesine», «ipotek akit tablosuna»,ipotek belgesine, «fesihnameye» ve «mutabakatnameye» dayalı olup, taraflar için alacağın muayyen olduğu, belirlenebilir özellikte bulunduğu bu bağlamda, alacağın önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit bir alacak niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, koşulları oluşmadığından dolayı davacı tarafın «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5481 E. , 2017/5111 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/02/2016 tarih ve 2015/17-2016/45 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.10.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı asil ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının hekim olduklarını ve 01/09/2009 tarihinde aralarında ortaklık sözleşmesi imzalayarak ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti'ni kurduklarını, şirketin %50’şer payla kurulduğunu, müvekkilinin davalıya sözleşme uyarınca 100.000,00 TL ödeme yaptığını, taraflar arasında yapılan bu sözleşmenin ...
18. Noterliğinin 24/02/2010 tarih ve 03311 yevmiye sayılı ihtarı ile feshedildiğini, ayrıca kurulan ortaklık hissesinin Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ettirilmediğini, işlemlerin resmileştirilmediğini, müvekkili tarafından davalıya ödenen hisse bedelinin geri ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibine başlanıldığını, ancak davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının % 40'tan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” şerhini içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve pay devrinin 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında ortaklık sözleşmesinde yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile asıl alacak 100.000,00 TL, işlemiş faiz 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, ortaklık sözleşmesinde yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davalı vekilince, limited şirket ortaklık sözleşmesine istinaden hisse devri için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan hisse devir sözleşmesiyle pay devrinin sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri fesihname ile birbirlerini ibra ederek hukuki ilişkiye son verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge ibraz edilmiştir. Bahsi geçen belgede limited şirket hisse devir sözleşmesinin görülen lüzum üzerine rızaen anlaşılarak feshedildiğinin, taraflar arasındaki akdin bir hükmünün kalmadığının, bu konuyla ilgili tarafların birbirlerini ibra ettiklerinin kabul ve beyan edildiği, belgenin feshedenler olarak taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır.
Bu suretle, mahkemece, dosyaya ibraz edilen “Fesihname” başlıklı belge değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususta bir gerekçeye yer verilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/376569700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz