İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/247 E. 2019/4931 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesihname↗ işlemiş faiz↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile asıl alacak 100.000,00 TL, işlemiş faiz 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde 24.02.2010 tarihli fesihnamenin içeriğinin değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin HUMK.nun 442. maddesi uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 27,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 27/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5481 E. 2017/5111 K.
Ortak:fesihname · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde 24.02.2010 tarihli «fesihnamenin» içeriğinin değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” «şerhini» içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve «pay devrinin» 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında «ortaklık sözleşmesinde» yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · ortaklık sözleşmesi · pay devri · ibra · hisse devri · cy/cy şerhi · hisse devir sözleşmesi · icra takibine itiraz
Benzer bu karardaAncak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” «şerhini» içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve «pay devrinin» 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında «ortaklık sözleşmesinde» yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket ortaklık sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, ortaklık sözleşmesinde yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bahsi geçen belgede «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» görülen lüzum üzerine rızaen anlaşılarak feshedildiğinin, taraflar arasındaki akdin bir hükmünün kalmadığının, bu konuyla ilgili tarafların birbirlerini «ibra» ettiklerinin kabul ve beyan edildiği, belgenin feshedenler olarak taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4222 E. 2014/15438 K.
Ortak:fesihname
İncelediğiniz karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde 24.02.2010 tarihli «fesihnamenin» içeriğinin değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · ihtarname · dava sebebi · zamanaşımı
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu itibari ile zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, hisse devir tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı «sebebi» ile reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/247 E. , 2019/4931 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19/02/2016 gün ve 2015/17-2016/45 sayılı kararı bozan Daire'nin 05/10/2017 gün ve 2016/5481 - 2017/5111 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının hekim olduklarını ve 01/09/2009 tarihinde aralarında ortaklık sözleşmesi imzalayarak Karadoğanlar Sağlık Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti'ni kurduklarını, şirketin %50’şer payla kurulduğunu, müvekkilinin davalıya sözleşme uyarınca 100.000,00 TL ödeme yaptığını, taraflar arasında yapılan bu sözleşmenin Bakırköy 18. Noterliğinin 24/02/2010 tarih ve 03311 yevmiye sayılı ihtarı ile feshedildiğini, ayrıca kurulan ortaklık hissesinin Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ettirilmediğini, işlemlerin resmileştirilmediğini, müvekkili tarafından davalıya ödenen hisse bedelinin geri ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibine başlanıldığını, ancak davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının % 40'tan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile asıl alacak 100.000,00 TL, işlemiş faiz 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde 24.02.2010 tarihli fesihnamenin içeriğinin değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin HUMK.nun 442. maddesi uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 27,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 27/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517387200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz