Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4222 E. 2014/15438 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesihname↗ zamanaşımı başlangıcı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ ticaret sicili↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu itibari ile zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, hisse devir tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesinin feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün fesihnameye dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının ihtarname tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi zamanaşımının başlangıcına esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı hisse devir sözleşmesinin düzenlendiği tarihte değil bu hisse devrinin feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece zamanaşımının başlangıcı fesihnamenin düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5481 E. 2017/5111 K.
Ortak:fesihname · hisse devri · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz karardaAncak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Davacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Bahsi geçen belgede «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» görülen lüzum üzerine rızaen anlaşılarak feshedildiğinin, taraflar arasındaki akdin bir hükmünün kalmadığının, bu konuyla ilgili tarafların birbirlerini «ibra» ettiklerinin kabul ve beyan edildiği, belgenin feshedenler olarak taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · ortaklık sözleşmesi · pay devri · ibra · cy/cy şerhi · icra takibine itiraz · işlemiş faiz · limited şirket
Benzer bu karardaAncak davalı vekilince, «limited şirket ortaklık sözleşmesine» istinaden «hisse devri» için davalıya 100.000,00 TL bedel ödendiği, daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesiyle» «pay devrinin» sağlandığı, 24/02/2010 tarihinde ise tarafların anlaşarak noterde düzenledikleri «fesihname» ile birbirlerini «ibra» ederek hukuki ilişkiye «son» verdikleri savunulmuş, 24/02/2010 tarihli “Fesihname” başlıklı belge «ibraz» edilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; dosyada “ortaklık için ödenmiştir” «şerhini» içerir 6 adet banka dekontu ile davalı vekilinin 02/04/2012 tarihli dilekçesinde yer alan 100.000,00 TL bedelin davalıya ödendiğine dair beyanı ve «pay devrinin» 6762 sayılı TTK'nin 520. maddesine göre geçerli şekilde yapılmadığı dikkate alındığında «ortaklık sözleşmesinde» yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasındaki itirazının iptali ile «asıl alacak» 100.000,00 TL, «işlemiş faiz» 2150,00 TL olmak üzere 102.150,00 TL üzerinden takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, asıl alacağın % 40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket ortaklık sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, ortaklık sözleşmesinde yer alan 100.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bahsi geçen belgede «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» görülen lüzum üzerine rızaen anlaşılarak feshedildiğinin, taraflar arasındaki akdin bir hükmünün kalmadığının, bu konuyla ilgili tarafların birbirlerini «ibra» ettiklerinin kabul ve beyan edildiği, belgenin feshedenler olarak taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9447 E. 2010/719 K.
Ortak:fesihname
İncelediğiniz karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Benzer bu karardaOysa, takibe konu alacak, taraflar arasında varlığı çekişmesiz «acentelik sözleşmesine», «ipotek akit tablosuna»,ipotek belgesine, «fesihnameye» ve «mutabakatnameye» dayalı olup, taraflar için alacağın muayyen olduğu, belirlenebilir özellikte bulunduğu bu bağlamda, alacağın önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit bir alacak niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · acentelik sözleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · mutabakat · sözleşmenin feshi · acentelik · ipotek · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshine» dayalı «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, koşulları oluşmadığından dolayı davacı tarafın «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, takibe konu alacak, taraflar arasında varlığı çekişmesiz «acentelik sözleşmesine», «ipotek akit tablosuna»,ipotek belgesine, «fesihnameye» ve «mutabakatnameye» dayalı olup, taraflar için alacağın muayyen olduğu, belirlenebilir özellikte bulunduğu bu bağlamda, alacağın önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit bir alacak niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, koşulları oluşmadığından «icra inkar tazminatı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece, İİK'nun 67. maddesi hükmündeki koşulların oluştuğu nazara alınıp, davacı tarafın «icra-inkar tazminat» isteminin ilke olarak kabulü yerine denetlenebilir gerekçesi dahi gösterilmeden reddi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12593 E. 2012/3714 K.
Ortak:fesihname
İncelediğiniz karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile dava dışı «acente» arasında yapılan «sözleşmenin feshine» kadar «prim» alacaklarının «temlikname» gereği davacı bankaya ödendiği, «fesihnameden» sonra davalıdan bir «prim alacağı» doğmadığı gibi bu yönde bir tahsilat da yapılmadığı, muhtelif bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · acente · sözleşmenin feshi · ek prim · temlik · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile dava dışı «acente» arasında yapılan «sözleşmenin feshine» kadar «prim» alacaklarının «temlikname» gereği davacı bankaya ödendiği, «fesihnameden» sonra davalıdan bir «prim alacağı» doğmadığı gibi bu yönde bir tahsilat da yapılmadığı, muhtelif bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece hükme dayanak yapılan «son» bilirkişi raporunda dava dışı «temlik» eden acentanın 432,82 TL alacağı bulunduğu saptandığına göre, belirtilen miktara hükmetmek gerekirken, gerekçesi açıklanmadan davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4222 E. , 2014/15438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY(KAPATILAN) 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/12/2013
NUMARASI 2013/233-2013/136
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2013/233-2013/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan 24.10.2002 tarihli hisse devir sözleşmesi ile müvekkilinin Ç. M. Konfeksiyon San. Tic. Ltd. Şti.'ndeki %4 hissesinin davalıya satıldığını, böylece davalının %2 olan hissesinin %6'ya çıktığını, aynı sözleşmenin 15.04.2003 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, hisse satış bedeli olan 100.000 TL'nin davalıya iade edildiğini, ortaklar kurulunca davalının hissesinin %2'ye inip müvekkilinin %4 hisse sahibi olduğunun karar altına alındığını, pay defterine de bu şekilde kaydedildiğini, Ticaret Sicil Memurluğu'nun ise fesihnamenin yetersiz olduğunu, hisse devir sözleşmesine dönüştürülmesi gerektiğini belirterek tescil işlemini gerçekleştirmediğini, %4 hissenin müvekkiline devri hususunda açılan davanın reddolunduğunu, bu kez davalıya hisse devrinin sağlanması için ihtar gönderilmesine rağmen kötüniyetle gereğinin yapılmadığını, davalının bu şekilde hem feshedilen sözleşme uyarınca şirketin %4 hissesini, hem de hisse devir bedellerini uhdesinde tutarak sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin engellenen %4'lük ortaklık payı nedeniyle zarar gördüğünü, davalının ise sebepsiz zenginleşmeye devam ettiğini ileri sürerek şirket bilançosunun aktif-pasif rayiç değerlerinin belirlenerek rayiç değer üzerinden %4 paya isabet eden maddi zararlarının tespitini, şirketin karlılık performansına göre ileriye dönük 10 yıllık karlılık miktarının gözetilip belirlenen karşılık tutarından %4 maddi zararın ilavesiyle şimdilik 10.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, hisse devir sözleşmesinin geçerli olduğunu, davacının 2003 yılı Mart ayında silah ruhsatını yenilemek istediğinde şirketteki hisselerini devredip ayrılış yaptığından ruhsatını yenilemeyeceği için sadece bu silah ruhsat işlemlerinin gerçekleşebilmesi için taraflar arasında fesihnamenin düzenlendiğini, feshin bunun dışındaki hiç bir işlemde kullanılmadığını, fesihnameye rağmen davacının hiç bir ortaklar kurulu kararında imzasının bulunmadığını, şirket işlemlerinde şirket ortakları listesinde görünmediğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ve bu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda da feshin geçerli bir pay devri sözleşmesi olarak kabul edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu itibari ile zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, hisse devir tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesinin feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün fesihnameye dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının ihtarname tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi zamanaşımının başlangıcına esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı hisse devir sözleşmesinin düzenlendiği tarihte değil bu hisse devrinin feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece zamanaşımının başlangıcı fesihnamenin düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101969300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz