İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9447 E. 2010/719 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesihname↗ likit alacak↗ ipotek akit tablosu↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ mutabakat↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ ipotek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, koşulları oluşmadığından dolayı davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, takibe konu alacak, taraflar arasında varlığı çekişmesiz acentelik sözleşmesine, ipotek akit tablosuna,ipotek belgesine, fesihnameye ve mutabakatnameye dayalı olup, taraflar için alacağın muayyen olduğu, belirlenebilir özellikte bulunduğu bu bağlamda, alacağın önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit bir alacak niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, mahkemece, İİK'nun 67. maddesi hükmündeki koşulların oluştuğu nazara alınıp, davacı tarafın icra-inkar tazminat isteminin ilke olarak kabulü yerine denetlenebilir gerekçesi dahi gösterilmeden reddi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4222 E. 2014/15438 K.
Ortak:fesihname
İncelediğiniz karardaOysa, takibe konu alacak, taraflar arasında varlığı çekişmesiz «acentelik sözleşmesine», «ipotek akit tablosuna»,ipotek belgesine, «fesihnameye» ve «mutabakatnameye» dayalı olup, taraflar için alacağın muayyen olduğu, belirlenebilir özellikte bulunduğu bu bağlamda, alacağın önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit bir alacak niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · ihtarname · dava sebebi · zamanaşımı
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu itibari ile zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, hisse devir tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı «sebebi» ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4621 E. 2022/6396 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipotek
İncelediğiniz karardaOysa, takibe konu alacak, taraflar arasında varlığı çekişmesiz «acentelik sözleşmesine», «ipotek akit tablosuna»,ipotek belgesine, «fesihnameye» ve «mutabakatnameye» dayalı olup, taraflar için alacağın muayyen olduğu, belirlenebilir özellikte bulunduğu bu bağlamda, alacağın önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit bir alacak niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; karz ipoteğinde alınan borç miktarı başka deyişle alacak miktarı «ipotek akit tablosunda» yazılı olup, bu «yazılı delilin» aksinin yine «yazılı delille ispatının» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeni, diğer davalı yönünden ispat edilemediğinden reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delille ispat · yazılı delil · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; karz ipoteğinde alınan borç miktarı başka deyişle alacak miktarı «ipotek akit tablosunda» yazılı olup, bu «yazılı delilin» aksinin yine «yazılı delille ispatının» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeni, diğer davalı yönünden ispat edilemediğinden reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9447 E. , 2010/719 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2008 tarih ve 2003/705 - 2008/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin acentesi olan davalı şirketin acentelik sözleşmesinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi, tahsil etmiş olduğu prim bedellerini şirkete ödememesi ve uyumsuz çalışması nedeniyle 26.03.2003 tarihli fesihname ile fesh edildiğini, diğer davalının ipotek borçlusu olduğunu, davacı ile davalı şirket arasındaki mutabakat ile 31.03.2003 tarihi itibari ile cari hesap borç bakiyesinin 20.114.125.000.-TL olduğunun belirlendiğini, tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılar aleyhine acentelik sözleşmesi, ipotek akit tablosu ve ipotek belgesi, fesihname, mutabakatnameye dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlanıldığını, ödeme emrine ve borca itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra İnkar tazminatının tahiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, koşulları oluşmadığından dolayı davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, takibe konu alacak, taraflar arasında varlığı çekişmesiz acentelik sözleşmesine, ipotek akit tablosuna,ipotek belgesine, fesihnameye ve mutabakatnameye dayalı olup, taraflar için alacağın muayyen olduğu, belirlenebilir özellikte bulunduğu bu bağlamda, alacağın önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit bir alacak niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, mahkemece, İİK'nun 67. maddesi hükmündeki koşulların oluştuğu nazara alınıp, davacı tarafın icra-inkar tazminat isteminin ilke olarak kabulü yerine denetlenebilir gerekçesi dahi gösterilmeden reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.1.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008174200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz