İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10075 E. 2017/4478 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esas sermaye payının devri↗ ttk 595↗ esas sermaye payı↗ ceza koşulu↗ adi yazılı sözleşme↗ borçlunun temerrüdü↗ cezai şart↗ muacceliyet↗ hisse devir sözleşmesi↗ tbk 99↗ limited şirket↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı limited şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, davalının sözleşmenin geçerli olmadığı ve davacının edimlerini yerine getirmediği yönündeki savunmalarının yerinde bulunmadığı, davalının bakiye 1.000,000,00 TL tutarındaki hisse devir bedelini ödemediği ve bu nedenle takibe yaptığı itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, limited şirket hisse devir bedeli ve hisse devir sözleşmesinde öngörülen cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının dava dışı limited şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Limited şirket hisse devir sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır.
6098 sayılı TBK’nın 13. maddesinde sözleşmelerde yasal şekil “Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan 13.06.2013 tarihli noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesiyle davacının hisselerini davalıya devrettiği, yine aynı tarihli adi yazılı sözleşmeyle hisse devir bedeli ve cezai şart kararlaştırıldığı, davalı tarafın sözleşmedeki davaya konu devir bedelini ödemediği, bunun üzerine davacının icra takibinde hisse devir bedeli ile birlikte cezai şartın tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmede yapılan değişiklik tamamlayıcı koşullarda olsa dahi bu koşullar sözleşmeyle yükümlenilen borçları ağırlaştıracak doğrultuda ve nitelikte ise geçerliliği sözleşmenin bağlı olduğu biçimde yapılmasına bağlıdır. Taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun olarak yapılan ve noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesinde öngörülmeyen cezai koşul, bu biçime uygun olmayan adi yazılı belgeyle kararlaştırılmış olup bu nedenle geçersizdir.
Bu durumda mahkemece adi yazılı sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın geçersiz olduğu gözetilerek cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davacı icra takibinde 22.04.2013 tarihinden itibaren işlemiş 21.452,05 TL faiz talep etmiş ve mahkemece faiz yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki 13.06.2013 tarihli adi yazılı sözleşmede dava konusu bakiye 1.000.000 TL hisse satış bedelinin 25.07.2013 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmış olup, bu tarihte borcun muaccel hale geldiği ve davalı borçlunun temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede hisse devir bedelinin ödeme günü belli olduğundan bu tarihten itibaren faiz hesabı yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1925 E. 2019/47 K.
Ortak:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · kâr payı
İncelediğiniz karardaBuna göre, «esas sermaye payının devri» ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, 6102 sayılı TTK'nın 595/1. maddesi uyarınca «esas sermaye payının devri» borcunu doğuran işlemlerde de tarafların imzalarının noterce onaylanmasının gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15047 E. 2017/1697 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · geçersizlik
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun olarak yapılan ve noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesinde» öngörülmeyen «cezai koşul», bu biçime uygun olmayan adi yazılı belgeyle kararlaştırılmış olup bu nedenle «geçersizdir».
2- Dava, «limited şirket» hisse devir bedeli ve «hisse devir sözleşmesinde» öngörülen «cezai şartın» tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Limited şirket «hisse devir sözleşmeleri» 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda595/1. maddesi uyarınca «yazılı şekil şartı» yanında «hisse devrine» ilişkin işlemlerde imzaların noterce onaylanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartının tamamlanmamış olduğu, bu nedenle «geçersiz» olduğu, geçersiz «hisse devir sözleşmesi» uyarınca verildiği iddia edilen paranın iadesinde TBK'nin «sebepsiz zenginleşme» hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenlerle davanın ticaret mahkemelerinin «görev alanının» dışında olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava «hisse devir sözleşmesinin feshi» nedeniyle sözleşme kapsamında verilen «bedelin iadesi» istemine ilişkin olup mahkemece «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Davaya konu «hisse devir sözleşmesinin» geçerli olup olmadığını, ödenen bedelin istenip istenemeyeceğini değerlendirecek mahkeme ticaret mahkemesidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı şekil şartı · şekil şartı · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · hisse devri · sebepsiz zenginleşme · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı
Benzer bu kararda595/1. maddesi uyarınca «yazılı şekil şartı» yanında «hisse devrine» ilişkin işlemlerde imzaların noterce onaylanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartının tamamlanmamış olduğu, bu nedenle «geçersiz» olduğu, geçersiz «hisse devir sözleşmesi» uyarınca verildiği iddia edilen paranın iadesinde TBK'nin «sebepsiz zenginleşme» hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenlerle davanın ticaret mahkemelerinin «görev alanının» dışında olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava «hisse devir sözleşmesinin feshi» nedeniyle sözleşme kapsamında verilen «bedelin iadesi» istemine ilişkin olup mahkemece «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Bu durum karşısında, işbu davada mahkemenin «görevli» olması nedeniyle işin esasına girilmesi ve taraf kanıtlarının toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Hisse aidiyetinin tespiti | Sicil tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11867 E. 2014/19102 K.
Ortak:limited şirket
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı «limited şirketteki» hisselerini davalıya devrettiği, davalının sözleşmenin geçerli olmadığı ve davacının edimlerini yerine getirmediği yönündeki savunmalarının yerinde bulunmadığı, davalının bakiye 1.000,000,00 TL tutarındaki hisse devir bedelini ödemediği ve bu nedenle takibe yaptığı itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmiştir.
2- Dava, «limited şirket» hisse devir bedeli ve «hisse devir sözleşmesinde» öngörülen «cezai şartın» tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının dava dışı «limited şirketteki» hisselerini davalıya devrettiği, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve «hisse devrinin» sicile tescili istemine ilişkin olup, mahkemece 6102 Sayılı TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca devir için «ortaklar kurulu» onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı · hisse devri · dava şartı yokluğu · usulden reddi · ihtarname
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve «hisse devrinin» sicile tescili istemine ilişkin olup, mahkemece 6102 Sayılı TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca devir için «ortaklar kurulu» onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında 06.08.2010 tarihinde noter «hisse devri» yapılmış, davacı taraf 24.09.2012 tarihinde hisse devrinin «ortaklar kurulu» tarafından onaylanması için davalılara «ihtarname» tebliğ etmiş, işbu dava ise 05.09.2013 tarihinde açılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 6102 Sayılı TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca devir için ortaklar kurulunun onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12116 E. 2016/8775 K.
Ortak:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · cezai şart · hisse devir sözleşmesi · limited şirket · kâr payı · geçersizlik · icra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda2- Dava, «limited şirket» hisse devir bedeli ve «hisse devir sözleşmesinde» öngörülen «cezai şartın» tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Buna göre, «esas sermaye payının devri» ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı «limited şirketteki» hisselerini davalıya devrettiği, davalının sözleşmenin geçerli olmadığı ve davacının edimlerini yerine getirmediği yönündeki savunmalarının yerinde bulunmadığı, davalının bakiye 1.000,000,00 TL tutarındaki hisse devir bedelini ödemediği ve bu nedenle takibe yaptığı itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesine aykırılık» nedeniyle «cezai şart» talebine ilişkin «icra takibine itirazın iptali davası» olup, mahkemece, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği ve sözleşmedeki imzasını da inkar etmediği gerekçesiyle sözleşmede öngörülen cezai şartı davacının hak kazandığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Buna göre, «esas sermaye payının devri» ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır.
O halde, TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun düzenlenmeyen «hisse devir sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu ve buna bağlı olarak da sözleşmede kararlaştırılan «cezai şartın» da geçersiz olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cayma akçesi · itirazın iptali davası · sözleşmeye aykırılık · icra takibine itiraz · iptal davası · protokol
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesine aykırılık» nedeniyle «cezai şart» talebine ilişkin «icra takibine itirazın iptali davası» olup, mahkemece, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği ve sözleşmedeki imzasını da inkar etmediği gerekçesiyle sözleşmede öngörülen cezai şartı davacının hak kazandığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmede açıkça anlaşmaya uymayan tarafın 100.000TL «cayma akçesi» ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, «icra takibine itirazında» davalının söz konusu «protokoldeki» imzasını inkar etmemiş olduğu ve cayma tazminatından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına ve asıl alacağın %...'si oranında ....000 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10075 E. , 2017/4478 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/05/2016 tarih ve 2014/72-2016/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/09/2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekilleri Av. ... ile Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Yarımada Özel Sağlık Ambulans Hiz. Ltd. Şti.'deki hissesini davalı borçluya devrettiğini, hisse devir bedelinin 1.000.000 TL'sinin ödendiğini, bakiye 1.000.000 TL'nin 25/07/2013 tarihinde müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkilinin aradaki anlaşma gereği iki adet ambulans ile iki adet ticari aracı şirkete devrettiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının bakiye hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının hisse devri sırasında gerçekleri gizleyerek müvekkilini aldattığını, noter huzurunda resmi sözleşme niteliğine dönüştürülen sözleşmede cezai şart yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı limited şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, davalının sözleşmenin geçerli olmadığı ve davacının edimlerini yerine getirmediği yönündeki savunmalarının yerinde bulunmadığı, davalının bakiye 1.000,000,00 TL tutarındaki hisse devir bedelini ödemediği ve bu nedenle takibe yaptığı itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, limited şirket hisse devir bedeli ve hisse devir sözleşmesinde öngörülen cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının dava dışı limited şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Limited şirket hisse devir sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır.
6098 sayılı TBK’nın 13. maddesinde sözleşmelerde yasal şekil “Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan 13.06.2013 tarihli noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesiyle davacının hisselerini davalıya devrettiği, yine aynı tarihli adi yazılı sözleşmeyle hisse devir bedeli ve cezai şart kararlaştırıldığı, davalı tarafın sözleşmedeki davaya konu devir bedelini ödemediği, bunun üzerine davacının icra takibinde hisse devir bedeli ile birlikte cezai şartın tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmede yapılan değişiklik tamamlayıcı koşullarda olsa dahi bu koşullar sözleşmeyle yükümlenilen borçları ağırlaştıracak doğrultuda ve nitelikte ise geçerliliği sözleşmenin bağlı olduğu biçimde yapılmasına bağlıdır. Taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun olarak yapılan ve noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesinde öngörülmeyen cezai koşul, bu biçime uygun olmayan adi yazılı belgeyle kararlaştırılmış olup bu nedenle geçersizdir.
Bu durumda mahkemece adi yazılı sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın geçersiz olduğu gözetilerek cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davacı icra takibinde 22.04.2013 tarihinden itibaren işlemiş 21.452,05 TL faiz talep etmiş ve mahkemece faiz yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki 13.06.2013 tarihli adi yazılı sözleşmede dava konusu bakiye 1.000.000 TL hisse satış bedelinin 25.07.2013 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmış olup, bu tarihte borcun muaccel hale geldiği ve davalı borçlunun temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede hisse devir bedelinin ödeme günü belli olduğundan bu tarihten itibaren faiz hesabı yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/372618800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz